• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
35 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Kandiller dinimizde varmıdır?

    Değerli arkadaşlar ,öncelikle şunu söyliyeyim ,insanın ,Allahı düşünmesi ,onunla irtibat kurması,bütünleşmesi güzel bir şeydir,diye düşünüyorum ama bu günlere kutsaliyet verilmesi,dini empoze edebilmek ,beyin yıkayabilmek için taktik olarak kullanılması acaba dinimize uygunmudur?.

    Bakın Yazar Ali Bulaç bu konuda ne diyor?

    ALİ BULAÇ
    a.bulac@zaman.com.tr
    Kandiller ve tarih




    Cumartesi ve pazartesi günkü yazılarımızda Berat Gecesi'nin Kur'an-ı Kerim ve hadisler açısından bir kritiğini yaptık.
    Benzer bir kritik diğer dört gece (Mevlid, Regaib, Mi'rac ve Kadir Gecesi) için de yapılmalıdır ve esasında dikkatli bir çalışma yapıldığında, özellikle Türkiye'de her sene artık "dinin kesin bir emri, fıkhi bir vecibeymiş" gibi kutladığımız özel gecelerin aslında hem İslam'ın iki ana kaynağı (Kur'an ve sünnet) tarafından "kutsal" ilan edilmedikleri, "Kur'an'ın kendisinde indirildiği, bin aydan daha hayırlı ve meleklerle ruhun onda Rablerinin izniyle her bir iş için indiği" (97/Kadir, 1-4) ve bu özelliğiyle "mübarek/kutlu" olarak nitelendirilen (44/Duhan, 3) Kadir Gecesi'nin "mübarek" oluşunun diğer dinlerdeki "kutsallık telakkisi"nden çok farklı olduğunu görmüş olacağız.

    Açık ki, dinde aşırıya gitmek makbul bir tutum değildir. Her şeyi, kendi tabii sınırları içinde ele almak, ne fazla ne eksik, Kur'an ve onun tebliğcisi Hz. Peygamber (sas) tarafından nasıl tebliğ edilip öğretilmişse, o kadarıyla almak gereklidir. Aksi halde kendimiz kendi ellerimizle dine müdahalede bulunmuş, işimize geldiği veya hoşumuza gittiği gibi dinde bazı ilave veya eksiltmelerde bulunmuş oluruz. Bizden önceki din mensupları da -ya kasıtlı veya iyi niyetle, ama- tam da bu şekilde dinlerini değiştirmişlerdi.

    Bazı bilginlerin muhtemelen iyi niyetle zamanlarına ait bir maslahat gözeterek, ancak yeterince tahkik etmeden adına "kandil geceleri" denen gün ve gecelerle ilgili söyledikleri muhakkik âlimler tarafından eleştirilmiştir. Mesela İmam Gazali'nin "İhyau Ulûmu'd-Dîn" adlı değerli eserine aldığı rivayet ve nakiller bu türdendir. Gazali'nin "Bu gece her rekatta Fatiha'dan sonra 11 İhlas okunmak suretiyle kılınacak yüz rekat veya her rekatinde Fatiha'dan sonra 100 İhlas okunan 10 rekat namazın çok sevap olduğuna dair naklettiği rivayet" (İhya, I, 555 vd.) Zeynuddin el Iraki ve İmam Nevevi gibi âlimler tarafından uydurma olarak nitelendirilmiştir. Mevzu hadisler konusunda çalışması olan Aliyyu'l-Kari de, bu rivayetin uydurma olduğunu belirttikten sonra, Berat Gecesi namazının miladi 1010 (H. 400) yılından sonra Kudüs'te ortaya çıktığını söylemektedir.

    Araştırmalar, kandil gecelerinin sonraki dönemlerde ihdas edildiğini ortaya koyuyor. Miladi IX. (H. III) yüzyılda yaşayan Fakihi, Mekke'de halkın Berat Gecesi'ni Mescid-i Haram'da namaz kılmak, Ka'be'yi tavaf etmek ve Kur'an okumak suretiyle ihya ettiğini söyler. XI. yüzyıldan itibaren Şam'da Emeviler Camii'nde Berat Gecesi'nde kandiller yakılmış, bid'at nitelendirilmesine rağmen bu âdet devam ettirilmiştir. İbn Kesir, "Halka Berat Gecesi'nde ilk tatlı dağıtan kişi Selçuklu veziri Fahrulmülk'tür." der.

    Osmanlılarda II. Selim döneminde (1566-1574), camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakıldığı için bu gecelere (Mevlid, Regaib, Mi'rac, Berat, Kadir) "kandil geceleri" denilmiştir. (Nebi Bozkurt, Kandil md.; Halit Ünal Berat Gecesi md. DYA) Yukarıda değinildiği üzere bu gecelerde namaz kılınması, Kur'an okunması, dua ile Allah'tan af ve bağışlanma istenmesi, İslami bilginin artırılması amacıyla sohbet toplantılarının düzenlenmesi kuşkusuz güzeldir. Şaban'ın 15. gecesiyle ilgili Müslim'de yer alan Hz. Aişe'nin hadisi bu gibi tutum ve davranışları teşvik eder.

    Ancak bu çerçeveyi aşan kutlama ve seremonilerin sakıncaları da yok değildir. Dinin, yılın belli başlı birkaç gecesine hasredilmesi; modern toplumdaki tüketime ve pagan seremonilere hizmet etmek üzere icat edilen günlere veya Yahudilik ve Hıristiyanlıktaki bazı gün ve özel kutlamalara nazire olsun diye İslam'da olmayan âdetlerin ihdas edilmesi; dinin bu gecelerde şekilden ibaret ritüellere dönüştürülmesi sağlıklı bir tutum değildir. Bazı zamanlara, gün ve gecelere Kur'an'ın ve Peygamber'in atfetmediği kutsallıklar atfetmek de dinin tasvip ettiği bir usul ve tutum değildir.

    Bakın bir başkası.

    [QUOTEProf.Dr. Nebi Bozkurt


    Müslümanlarca mübarek sayılıp kutlanan özel geceler Mevlid, Regaib, Mîrac, Berat ve Kadir geceleridir.Osmanlı padişahı II. Selim döneminde (1566-1574) camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakılarak kutlandığı için bu gecelere "kandil geceleri" denilmiştir. Bu gecelerin kutlanma tarihleri Kamerî Takvime göre şu şekilde belirlenmiştir: Mevlid Kandili Rebîülevvel ayının on ikinci, Regaib Receb ayının ilk Cuma gecesi, Mîrac, aynı ayın yirmi yedinci gecesi, Berat Şaban ayının on beşinci gecesi, Kadir ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi. Zikredilen rakamlar daima geceden sonra gelen güne aittir.

    Bir kısmı zayıf veya mevzû (uydurma) olmakla beraber Receb ayının faziletine dair nakledilen rivayetlerden Rasûl-i Ekrem'in bu aya ayrı bir değer verdiği anlaşılmaktadır. Zamanla müslümanlar üç ayların ilk Cuma gecesine rağbet gösterip ihya etmeye başlamışlardır.

    Recep ayında kutlanan diğer bir gece de Mîrac gecesidir. Abdullah b. Mesud'un rivayetine göre bu gece beş vakit namaz farz kılınmış, Hz. Peygambere Allah'a şirk koşmadıkları sürece ümmetinin günahlarının bağışlanacağı müjdesi verilmiştir (Müslim, İman 279).

    Berat gecesi, adını Allah'ın günahkârları affetmesinden alır. Rasûl-i Ekrem'in bu gecede ibadetle meşgul olmayı ve gündüzünde oruç tutmayı teşvik ettiği nakledilir.

    Müslümanlarca kutlanan mübarek gecelerin en önemlisi Kadir gecesidir. Aynı adı taşıyan sûrede (97/23) Kur'an'ın inmeye başladığı bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilmektedir. Kadir gecesinin zamanıyla ilgili farklı rivayetler varsa da Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır.

    Müslüman toplumlar tarafından farklı şekillerde algılanan beş kandil gecesinden Regaib ve Berat'ın kutsallığı kesin olmadığı gibi bu gecelerde ifa edilecek ibadetler hakkında kaynaklarda sahih bilgilere rastlanmamıştır. Hz. Peygamberin doğumu şüphesiz önemli bir olaydır. Mîrac da hem naslarla hem de tarihî kayıtlarla sabittir. Ancak bu olaylarla bağlantılı olarak kaynaklarda gerek Rasûlullah gerekse ashab döneminde kutlama niteliğinde bir etkinliğe rastlanmamıştır. Kadir gecesinin faziletini anlatan ve aynı adla anılan sûrede Kur'an'ın inişine, dolayısıyla İslam'ın doğuşuna vurgu yapılmaktadır. Bu açıdan sözü edilen beş kandil içinde en çok önem verilmesi gereken gece Kadir gecesidir.

    Müslümanların Cuma ve bayramlar dışında bazı gün ve gecelerde dinî-tarihî olayları hatırlayarak heyecanlarını tazelemeleri ve bu münasebetle bazı etkinliklerde bulunmaları tabiidir. Ancak doğruluğu sabit olmayan veya uydurulan rivayetlere dayanan bazı ibadet şekillerini ifa tasvip edilemez. Dinî hayat süreklilik ve kararlılık isteyen zihnî ve kalbî bir yatkınlıktır. Yılın birkaç gün veya gecesinde dinî hayatı yaşayıp belli davranışları tekrarlamak dindar olmanın dünyevî ve uhrevî sonuçlarını doğurmaz. Bu açıdan bakıldığında kandiller münasebetiyle gösterilen faaliyetler doğrudan İslam'ın bir emir veya tavsiyesi değil, çeşitli müslüman toplumların gelenekleri konumundadır
    ][/QUOTE]

  2. #2
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

    bid'at nitelendirilmesine rağmen
    Dine aykırı olmayan şeye bid’at denmez. Dinin haram kılmadığı şeye haram denmez. Din bir şeye haram dememişse o mubahtır. Mübarek gecelerde ibadet etmeyi hangi ayet, hangi hadis yasaklamıştır? O geceler çok ibadet edilse ne olur ki?

    Mubarek geceler Dinimizde elbette vardır Mevlid geceleri ve sair mubarek gecelerde Kur’anın emrine aykırı olarak ne yapılıyor ki? Kur’an okunuyor, Resulullah övülüyor, salevat-ı şerife getiriliyor. Bunlar Kur’anın hangi ayetine aykırıdır?
    Zaten Peygamberimizin özellikle Berat ve Kadir gecelerinde ibadet edilmesi ve bu gecelerin fazileti hakkındaki rivayetleri vardır.


    KADİR GECESİ:

    Kur'anda:

    ”Açık olan ve gerçeği açıklayan bu Kitâb’a yemin olsun ki; biz onu kutlu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz haktan yüz çevirenleri uyarıcılarız. O öyle bir gecedir ki, her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir...” (Duhân, 44/3–6)


    Halk tabiri ile kandillerden olan Kadir gecesi Kur'anın tasdikinden geçer.O halde bu gece bidat değilidr. O geceyi boş geçirmek ziyandır.



    REGÂİB GECESİ

    Sevgili Peygamber Efendimiz (sas)’in Allah’ın bazı çok özel fiilî tecellilerine mazhar olduğu, nuranî lütf u ihsanlara, semavî mevhibelere eriştiği bir gecedir. Recep ayının ilk Cuma gecesine tevafuk etmektedir.4 Kelime olarak regâib, “çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan” mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur.

    Bu gece Allah Rasûlü (sas), söz konusu mazhariyet ve mevhibeler için Cenâb–ı Hakk’a şükür için oniki rek’at namaz kılmışlardır. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur (Bilmen, a.g.e, s.187.)

    Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir.(Suyûtî, Celâlüddin, Câmiu’s–Sagîr, (Feyzü’l–Kadir’le birlikte), 3/454, Beyrut, 1972.)

    O halde bu gece Bidat değildir ve islamiyette vardır bu gecede ibadet etmemek, ve uyku ile geçirmek lakaydlıktır



    MİR'ÂC GECESİ

    “Mi’rac gecesi ikinci bir Kadir gecesi hükmündedir." (Nursi, Şualar, s.499; Tarihçe–i Hayat, s.598.) Madem Kadir gecesi var bu geceyide ihya edip ibadet etmek elbetteki emirdir ve lakayd kalmak ise yanlıştır.

    “Ben mi’racdan daha güzel bir şey görmüş değilim”
    (Buhari, Salât, 1; Hacc, 76, Enbiya, 5, Tevhid, 37) diyen Peygamberler Sultanı, mi’rac yüceliklerinden –âdeta bir vefa duygusuyla– geri dönerken yanında ümmetine çok büyük hediyeler getirmiştir.

    Birincisi: Beş vakit farz namazı getirmiştir. İhsan şuuruyla kılınan namazlar, ümmetin mi’rac asansörleri olacaktır.

    İkincisi: “Âmenerrasûlü” diye bilinen âyetleri getirmiştir. [Bakara, 2/285–286>.

    Üçüncüsü: İsra Suresi’nin 22–39. âyetlerinde21 bahsedilen 12 adet İslâm prensibini getirmiştir.22

    Dördüncüsü: Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimselerin günahlarının affedileceği ve Cennet’e girecekleri müjdesini getirmiştir.

    Beşincisi: İyi amele niyetlenen kişiye –onu yapamasa bile– bir sevap; eğer yaparsa on sevap yazılacağı; fakat kötü amele niyetlenen kişiye –onu yapmadığı müddetçe– hiçbir günahın yazılmayacağı; ancak işlediği zaman da sadece bir günah yazılacağı müjdesini getirdi. Bir diğer hediye de, Mi’rac gecesi Allah ile karşılıklı selâmlaşma ve sohbetlerinden bazı sözleri getirmiştir ki et–Tahiyyâtü diye meşhur olan bu sözler, bütün namazlarda teşehhütte otururken okunmakla Mi’racda Allah ile Habibi (sas) arasındaki o kutsî sohbeti hatırlatmakta ve benzerî bir mükâlemeye namaz kılanı mazhar etmektedir.(Nursi, Şualar, s.77–79. )

    O halde bu gece Bidat değildir ve islamiyette vardır bu gecede ibadet etmemek, ve uyku ile geçirmek lakaydlıktır



    BERÂAT GECESİ

    Bu gece mahlukatın bir sene içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, ihya veya imate edileceklerine, ecellerine ve hacıların adetlerine dair Allah tarafından meleklere malumat verileceği beyan olunmaktadır. (Bilmen, a.g.e., s.188. )

    Beraat, “iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelir. Sahih hadîslerin beyanına göre: Şaban ayının on beşinci gecesi tevbe eden mü’minler, Allah’ın afv ü mağfireti ile günahlarından ve dolayısıyla Cehennem’den berâat edecekler, kurtulacaklardır. Şaban’ın ortasındaki geceye Berâat isminin dışında; mâ'nen verimli, feyizli, bereketli ve kutsi bir gece olduğu için Mübarek Gece; iyi değerlendirildiği takdirde günahlardan arınma ve suçlardan temize çıkma imkânı taraf–ı İlâhî’den verildiği için Sâk (Berâat, Ferman, Kurtuluş Belgesi) Gecesi; Lutf u ihsanı aşkın, afv ü merhameti engin olan Allah’ın ikram ve iltifatlarına erişildiği için de Rahmet Gecesi de denilmiştir (Canan, Kütüb–ü Sitte, 3/288. )

    O halde bu gece elbetteki islamiyette vardır, bidat değildir.



    Mevlid Gecesi:

    "Allahü teâlâ bir kimseye söz ve yazı sanatı ihsan ederse, Resulullahı övsün, düşmanlarını kötülesin" hadis-i şerifine uyularak, asırlardır mevlid kitapları yazılmış ve okunmuştur.

    "Beni ana-baba, evlat ve herkesten daha çok sevmeyen, mümin olamaz."
    Buhari nakletmiş

    "Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar." Deylemi

    Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir."
    Deylemi

    Bu ibadeti, şiir olarak söylemek daha tesirli olur. Resulullah efendimizin şairleri, camide, Resulullahı öven ve kâfirleri kahreden şiirler okurlardı.

    Resulullahı seven de onu çok anar. O halde Mevlid geceside Resulullahı anmak ibadet etmek elbetteki islamiyette vardır ve bidat değildir.

    Mübarek geceler, İslam dininin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibadet yapması, dua ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır. (S. Ebediyye)

    Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim
    (Nesai)

    Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.)
    [Nesai, Beyheki, A, Münziri]

    "Berat gecesini ganimet, fırsat biliniz. Çünkü belli bir gecedir. Kadir gecesi çok büyük ise de, hangi gece olduğu belli değildir. Berat gecesinde çok ibadet ediniz. Yoksa kıyamette pişman olursunuz." [S. Ebediyye]

    "Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi." [İ.Asakir]


    İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:

    Ahiret yolcusunun ibadetle ihya edilmesi kuvvetle müstehab olan mübarek geceleri boş geçirmesi uygun değildir. Çünkü bunlar hayır mevsimleri ve kârı bol olan gecelerdir. Kazançlı mevsimleri ihmal eden tüccar, bir kâr sağlayamadığı gibi, mübarek geceleri gafletle geçiren ahiret yolcusu da maksada ulaşamaz. Bu geceler: Muharremin birinci gecesi, Aşure gecesi, Recebin birinci, beşinci ve 27. gecesi ki buna Mirac gecesi denir. Şabanın 15. gecesi, Arefe gecesi ile iki bayram gecesidir. (İhya)

    El Hasıl:

    Mubarek geceler (kandil) bidat değildir Görüldüğü gibi, bütün mübarek gün ve geceler, hadis-i şeriflerle bildirilmiştir. Bu gün ve gecelere uydurma diyenlerin, bu sözlerinin uydurma olduğu meydandadır.
    . Dinimizde yeri vardır. Bu gecede ibadet etmekde tavsiye edildiği rivayetlerde vardır ve müstehabdr.


    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
    Bu mesaj en son " 11.08.09 " tarihinde saat 23:03 itibariyle NuruLikA tarafından düzenlenmiştir...
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  3. #3
    Kouga_Gennosuke adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-08-2007
    Mesajlar
    1,854
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı NuruLikA tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ



    Dine aykırı olmayan şeye bid’at denmez. Dinin haram kılmadığı şeye haram denmez. Din bir şeye haram dememişse o mubahtır. Mübarek gecelerde ibadet etmeyi hangi ayet, hangi hadis yasaklamıştır? O geceler çok ibadet edilse ne olur ki?

    Mubarek geceler Dinimizde elbette vardır Mevlid geceleri ve sair mubarek gecelerde Kur’anın emrine aykırı olarak ne yapılıyor ki? Kur’an okunuyor, Resulullah övülüyor, salevat-ı şerife getiriliyor. Bunlar Kur’anın hangi ayetine aykırıdır?
    Zaten Peygamberimizin özellikle Berat ve Kadir gecelerinde ibadet edilmesi ve bu gecelerin fazileti hakkındaki rivayetleri vardır.


    KADİR GECESİ:

    Kur'anda:

    ”Açık olan ve gerçeği açıklayan bu Kitâb’a yemin olsun ki; biz onu kutlu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz haktan yüz çevirenleri uyarıcılarız. O öyle bir gecedir ki, her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir...” (Duhân, 44/3–6)


    Halk tabiri ile kandillerden olan Kadir gecesi Kur'anın tasdikinden geçer.O halde bu gece bidat değilidr. O geceyi boş geçirmek ziyandır.



    REGÂİB GECESİ

    Sevgili Peygamber Efendimiz (sas)’in Allah’ın bazı çok özel fiilî tecellilerine mazhar olduğu, nuranî lütf u ihsanlara, semavî mevhibelere eriştiği bir gecedir. Recep ayının ilk Cuma gecesine tevafuk etmektedir.4 Kelime olarak regâib, “çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan” mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur.

    Bu gece Allah Rasûlü (sas), söz konusu mazhariyet ve mevhibeler için Cenâb–ı Hakk’a şükür için oniki rek’at namaz kılmışlardır. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur (Bilmen, a.g.e, s.187.)

    Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir.(Suyûtî, Celâlüddin, Câmiu’s–Sagîr, (Feyzü’l–Kadir’le birlikte), 3/454, Beyrut, 1972.)

    O halde bu gece Bidat değildir ve islamiyette vardır bu gecede ibadet etmemek, ve uyku ile geçirmek lakaydlıktır



    MİR'ÂC GECESİ

    “Mi’rac gecesi ikinci bir Kadir gecesi hükmündedir." (Nursi, Şualar, s.499; Tarihçe–i Hayat, s.598.) Madem Kadir gecesi var bu geceyide ihya edip ibadet etmek elbetteki emirdir ve lakayd kalmak ise yanlıştır.

    “Ben mi’racdan daha güzel bir şey görmüş değilim”
    (Buhari, Salât, 1; Hacc, 76, Enbiya, 5, Tevhid, 37) diyen Peygamberler Sultanı, mi’rac yüceliklerinden –âdeta bir vefa duygusuyla– geri dönerken yanında ümmetine çok büyük hediyeler getirmiştir.

    Birincisi: Beş vakit farz namazı getirmiştir. İhsan şuuruyla kılınan namazlar, ümmetin mi’rac asansörleri olacaktır.

    İkincisi: “Âmenerrasûlü” diye bilinen âyetleri getirmiştir. [Bakara, 2/285–286>.

    Üçüncüsü: İsra Suresi’nin 22–39. âyetlerinde21 bahsedilen 12 adet İslâm prensibini getirmiştir.22

    Dördüncüsü: Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimselerin günahlarının affedileceği ve Cennet’e girecekleri müjdesini getirmiştir.

    Beşincisi: İyi amele niyetlenen kişiye –onu yapamasa bile– bir sevap; eğer yaparsa on sevap yazılacağı; fakat kötü amele niyetlenen kişiye –onu yapmadığı müddetçe– hiçbir günahın yazılmayacağı; ancak işlediği zaman da sadece bir günah yazılacağı müjdesini getirdi. Bir diğer hediye de, Mi’rac gecesi Allah ile karşılıklı selâmlaşma ve sohbetlerinden bazı sözleri getirmiştir ki et–Tahiyyâtü diye meşhur olan bu sözler, bütün namazlarda teşehhütte otururken okunmakla Mi’racda Allah ile Habibi (sas) arasındaki o kutsî sohbeti hatırlatmakta ve benzerî bir mükâlemeye namaz kılanı mazhar etmektedir.(Nursi, Şualar, s.77–79. )

    O halde bu gece Bidat değildir ve islamiyette vardır bu gecede ibadet etmemek, ve uyku ile geçirmek lakaydlıktır



    BERÂAT GECESİ

    Bu gece mahlukatın bir sene içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, ihya veya imate edileceklerine, ecellerine ve hacıların adetlerine dair Allah tarafından meleklere malumat verileceği beyan olunmaktadır. (Bilmen, a.g.e., s.188. )

    Beraat, “iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelir. Sahih hadîslerin beyanına göre: Şaban ayının on beşinci gecesi tevbe eden mü’minler, Allah’ın afv ü mağfireti ile günahlarından ve dolayısıyla Cehennem’den berâat edecekler, kurtulacaklardır. Şaban’ın ortasındaki geceye Berâat isminin dışında; mâ'nen verimli, feyizli, bereketli ve kutsi bir gece olduğu için Mübarek Gece; iyi değerlendirildiği takdirde günahlardan arınma ve suçlardan temize çıkma imkânı taraf–ı İlâhî’den verildiği için Sâk (Berâat, Ferman, Kurtuluş Belgesi) Gecesi; Lutf u ihsanı aşkın, afv ü merhameti engin olan Allah’ın ikram ve iltifatlarına erişildiği için de Rahmet Gecesi de denilmiştir (Canan, Kütüb–ü Sitte, 3/288. )

    O halde bu gece elbetteki islamiyette vardır, bidat değildir.



    Mevlid Gecesi:

    "Allahü teâlâ bir kimseye söz ve yazı sanatı ihsan ederse, Resulullahı övsün, düşmanlarını kötülesin" hadis-i şerifine uyularak, asırlardır mevlid kitapları yazılmış ve okunmuştur.

    "Beni ana-baba, evlat ve herkesten daha çok sevmeyen, mümin olamaz."
    Buhari nakletmiş

    "Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar." Deylemi

    Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir."
    Deylemi

    Bu ibadeti, şiir olarak söylemek daha tesirli olur. Resulullah efendimizin şairleri, camide, Resulullahı öven ve kâfirleri kahreden şiirler okurlardı.

    Resulullahı seven de onu çok anar. O halde Mevlid geceside Resulullahı anmak ibadet etmek elbetteki islamiyette vardır ve bidat değildir.



    İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:

    Ahiret yolcusunun ibadetle ihya edilmesi kuvvetle müstehab olan mübarek geceleri boş geçirmesi uygun değildir. Çünkü bunlar hayır mevsimleri ve kârı bol olan gecelerdir. Kazançlı mevsimleri ihmal eden tüccar, bir kâr sağlayamadığı gibi, mübarek geceleri gafletle geçiren ahiret yolcusu da maksada ulaşamaz. Bu geceler: Muharremin birinci gecesi, Aşure gecesi, Recebin birinci, beşinci ve 27. gecesi ki buna Mirac gecesi denir. Şabanın 15. gecesi, Arefe gecesi ile iki bayram gecesidir. (İhya)

    El Hasıl:

    Mubarek geceler (kandil) bidat değildir Görüldüğü gibi, bütün mübarek gün ve geceler, hadis-i şeriflerle bildirilmiştir. Bu gün ve gecelere uydurma diyenlerin, bu sözlerinin uydurma olduğu meydandadır.
    . Dinimizde yeri vardır. Bu gecede ibadet etmekde tavsiye edildiği rivayetlerde vardır ve müstehabdr.


    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
    geçmişe yolculuk, rainbow project, gravitik sevk, paralel evrenler solucan delikleri kurt delikleri montauk projesi, teleportation, zamanda yolculuk, zaman nedir, madde nedir,warp drive fiziği, izafiyet teorisi, wormhole, black hole,ve kuantumları ;

    araştırsan diyorum bırak kandili mandili geceyi gündüzü onlar zaten yanar döner...

    derinlemesine bodoslama bir dalda zihnini bir aç bakalım evrenin neresindesin..
    Ben yer altı efsanesiyim yavru kuş adım gamlı baykuş
    Gagamla tokuş yaptırırım alayına alaskada buz gibi duş
    Şimdi kur düş seni düşmüşten beter eder kaf kef aklı berduş
    Bakışlar betuş bu dala konma budala kuş da nereye uçuşursan uçuş

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Değerli NuruLikA arkadaşım.Dini bütünlerden bir başkası,bak ne söylüyor..Yalanmı söylüyor??


    Kendine iyi bak









    MÜBAREK GECELER


    Kadir Gecesi:


    Bu isim ilk defa Kur’an ile bildirilmiş ve bu tamlama ilk defa Kur’an ile Arap diline girmiştir. Bu sebeple “Kadir gecesi”ni doğrudan Kur’an’dan öğrenmemiz gerekmektedir:


    Kadir; 1-5: 1- Muhakkak ki biz onu Kadir gecesinde indirdik.

    2- Kadir gecesi nedir sana ne idrak ettirdi (bildirdi/ öğretti)?

    3- Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

    4- Melekler (haberciler), içlerindeki ruh ile Rabblerinin izniyle iner dururlar/ hulûl eder dururlar; her bir işten.

    5- Bir esenliktir o şafak sökene kadar/ aydınlığa kavuşuncaya kadar.



    Kadir suresinin ışığı altında Kadir Gecesi’ne:

    - “Kadir” sözcüğünün “kader, takdir” anlamından yola çıkarak, “Kur’an’ın inişinin takdir edildiği yani, indirilmesinin belirlenip de indirildiği gece” anlamı verilebilir.

    - “Kadir” sözcüğünün “kadir, kıymet, haysiyet ve şeref” anlamları dikkate alınarak da “kıymet, şeref gecesi” anlamı verilebilir.

    Böylece her iki anlamda da Kur’an’ın değeri şerefi belirtilmiş olur.


    Kadir gecesi ne zamandır ?


    Bakara suresinin 185. ayeti Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiğini, Duhan ve Kadir sureleri de Kur’an’ın gece vakti indirildiğini bildirmektedir. Ama Kur’an’da, bu gecenin Ramazan ayının hangi gecesi olduğuna dair bir bilgi yer almamaktadır. Kadir suresinde, Kadir Gecesi’nin değerinin bildirilmiş olmasına karşılık tarihinin, zamanının bildirilmemiş olması, bize göre Kur’an’ın öneminin, o gecenin öneminden daha ön plânda tutulması gerektiğini anlatmaktadır. Çünkü o geceye, kadir suresinde bildirilen değeri kazandıran; Kur’an’dır. Yani önemli olan o gece değil, o geceyi özel bir gece hâline getiren “esas değer”dir; Kur’an’dır.


    Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğu, kesin belirlemelerle ifade edilmiş şekilde, “hadis” damgalı rivayetlerde bile yer almamıştır. Aslında evinin duvarında takvimi, masasında ajandası olmayan peygamberimizin bu gecenin hangi gece olduğunu bilmemesi veya hatırlamaması çok doğaldır. Ama onun da hayatını değiştiren bu olayı biliyor olması ve Allah’ın Kur’an’daki öğretisine sadık kalarak, bu olayda Kur’an’dan başka hiçbir şeyin önemli olmadığı gerekçesiyle gece hakkında bilgi vermemesi, akla daha yakın gelmektedir.


    Böyle olmasına rağmen rivayetler bu konuda da devreye girmiş ve Kadir Gecesi’nin kesin zamanını haber veren hepsi birbiriyle çelişkili yüzlerce ifade, “hadis” adı altında piyasaya sürülmüştür. Bunlar, tutarsız ve çelişkili oluşları bir yana, düşük ifadeli oluşları yönüyle de peygamberimize hiç yakışmayan uydurmalardır. Bir örnek vermek gerekirse, Kadir Gecesi’nin ramazan ayının 27. gecesi olduğunun gerekçesi şöyle açıklanmıştır: Kur’an’da üç kez tekrar edilmiş olan “Leyletü-l Gadr (Kadir gecesi)” ifadesi, Arap harfleriyle yazıldığında dokuz harften oluşmaktadır. Demek ki, Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunun formülü; “3 tekrar X 9 harf = 27. gece”dir. İşte, Kur’an’dan onay almayan bu uydurmalar, Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu böylesine basit, böylesine komik formüllerle ispat (!) etmektedir.


    İşin aslında ise, Kur’an’ın inmeye başladığı gece olan Kadir Gecesi, geçmişte kalmıştır, tekrarı da olmayacaktır. Çünkü Kur’an, kesin olarak bilinmeyen bir tarihte inmeye başlamış ve inişi tamamlanmıştır. İkinci bir Kadir Gecesi’nin yaşanması mümkün değildir. (Kadir Gecesi ile ilgili ayrıntılar “İşte Kur’an!” adlı kitabımızın 1. cildinde “Kadir Suresi” bölümündedir. Ayrıca “istekuran.com” internet sitemizdeki “Kadir suresi” bölümünden de okunabilir.)


    Kadir gecesi ile ilgili olarak Kur’an’da verilen bilgiler bu kadardır. Ama bize göre Kur’an, Kadir Gecesi hakkındaki ayetleri ile insanlara çok önemli bir mesaj vermektedir. Bu mesaj; herkesin, bin aydan daha hayırlı olan, meleklerin kendisine yardıma koştuğu, mutluluklarının hemen başladığı bir kadir gecesinin olması gerektiğidir. Bu kadir gecesi ise;

    BİZİM KUR’AN İLE TANIŞTIĞIMIZ, ONU HAYAT REÇETESİ, REHBERİMİZ, IŞIĞIMIZ, RUHUMUZ, ŞİFAMIZ, İBRET LEVHAMIZ, HAYAT DÜSTURUMUZ, HAYAT YÖNETMELİĞİMİZ YAPTIĞIMIZ GECEDİR, GÜNDÜZDÜR, SAATTİR, DAKİKADİR, SANİYEDİR.


    Gerçekten de insanın Kur’an’a sarıldığı an, onun hayatının dönüm noktasıdır. O an, bin aydan, bir ömürden belki milyonlarca aydan bile daha hayırlıdır. Çünkü kurtuluş, Kur’an’ın tanınmasına, ona inanılmasına, içeriğinin anlaşılıp uygulanmasına, kısaca; Allah’a teslim olunmasına bağlıdır. Dinimizde faziletli zamanlar ve mekânlar asla yoktur ama faziletli ameller vardır. Faziletin dereceleri de, yapılan işin zahmeti ve emeğiyle doğru orantılıdır. Dolayısıyla keramet gecede değil, KUR’AN’DADIR.


    Konu özetlenecek olursa, Kadir Gecesi, Kur’an’ın indirilmeye başlandığı ilk gecedir. Peygamberimize elçilik görevi ilk bu gecede verilmiştir ve bu görev, âlemlere (tüm milletlere ve canlı-cansız tüm varlıklara) rahmet içindir. Öyleyse bu ilk gece âlemler için bir dönüm noktası olmuştur. Âlemlerin kurtuluşu da bu Kur’an’ın insanlığa gelişi ile olacağından, herkesin hayatını etkileyen özel anlar gibi, bu gecenin bin aydan daha yararlı olması tabiîdir. “Bin ay” ifadesi de çokluktan kinaye olup, “Binlerce ay” anlamındadır.


    Ayetlerin bu mesajını alamayan ya da alıp çarpıtan zihniyet, önce kerameti geceye yüklemiş sonra da “Bu gece bütün günahlar affolunur” tarzında bir çok yalan ortaya atmıştır. Bu çarpık zihniyete göre; yıl boyunca her türlü haramı, günahı işlemiş ve Allah’ın emirlerini çiğneyip Müslüman olmanın gereklerinden uzak yaşamış olanlar, bu gecenin yüzü suyu hürmetine affedilecekler ve bütün ömrünü Allah’a saygıyla geçiren ve haramdan, günahtan kaçınan kişilerin seviyesine geleceklerdir. Başka bir bakış açısı ile; Kadir Gecesi’nden bir gün evvel ölenler günahlarıyla ölecekler, Kadir gecesinden sonra ölenler ise affedilmiş olarak öleceklerdir.


    Böyle haksızlıkların Allah’a yakıştırılması öncelikle büyük bir cinayettir. Bu tip hastalıklı görüşler, insanların, Allah’ı sadece böyle ikramiyeli gecelerde hatırlamalarına, İslâm’ı sadece böyle gecelerde yaşamayı yeterli görmelerine ve kulluk görevlerini yapmamalarına yol açar. Diğer taraftan, Kadir Gecesi’nde affa uğrayacağını düşünen kişi için cezaların caydırıcılık özelliği kalmaz ve bu uygulama insanları âdeta suç işlemekten çekinmez yapar. Sonuç olarak bu yalan yanlış rivayetler, senenin her gününde, her saatinde, her saniyesinde mükemmel bir şekilde yaşanması gereken İslâm dinini, sadece belli bir gün ve gecelerde yaşanır hâle getirir, getirmiştir de.


    Beraet gecesi:


    Şaban ayının on beşinci gecesi olup, halk arasında din adına çok değer verilen özel bir gecedir. Beraet sözcüğünün, “aklanma, uzak bulunma” anlamları doğrultusunda, dinî terminolojide sözcük; “suçtan, günahtan uzak bulunma” anlamında kullanılır. Beraet gecesi; peygamberimize “Şefaat-ı Kübra”, yani ümmetinin tümüne şefaat edip onları cehennemden kurtarma yetkisinin verildiği gece olarak bilinir ve bu gecede, geceyi ihya edenlerin cehennemden uzak tutulacağına ve bu kurtuluşlarına dair ellerine berat, vesika verileceğine inanılır. Ayrıca Duhan suresinde sözü edilen “Kur’an’ın indiği ve her işin ayırt edildiği mübarek gecenin” bu gece olduğu kabul edilir. Ancak bu kabul Kadir suresi ile çeliştiği için, bu gecede Kur’an’ın Allah’tan yer yüzüne değil, Allah’tan Levh-ı Mahfuz’a indiği yolunda zorlama bir yoruma başvurulur. Doğum ve ölümle başlayıp meteorolojik olaylara varıncaya kadar her iş ve oluşa bir senelik kader çizilip uygulayıcı meleklere verildiğine inanılan bu geceyle ilgili bir çok hadis uydurulmuştur. Aşırı abartılı ikram ve lütuflardan bahseden ve uyanıkların, açıkgözlerin parsayı kapmaları için teşvik edildiği bu martavalların bir kaç örneği aşağıdadır:


    “Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua ve tevbe reddolmaz. Bunlar, Ramazan ve kurban bayramlarının ilk geceleri, Şaban’ın on beşinci gecesi (beraet gecesi) ve arefe gecesidir.”


    “Cebrail bana geldi. Ve ‘kalk namaz kıl ve dua et! Bu gece Şabanın on beşinci gecesidir.’ dedi.”


    “Bu geceyi ihya edenleri, Allah cc. affeder. Yalnız müşrikleri, büyücüleri, falcıları, cimrileri, sürekli içki içenleri, faiz yiyenleri ve zina edenleri affetmez.”


    “Beraet Gecesini ganimet ve fırsat biliniz! Çünkü belli bir gecedir ve Şabanın on beşinci gecesidir. Kadir gecesi, çok büyüktür ama hangi gece olduğu belli değildir. Bu gece çok İbâdet yapınız. Yoksa kıyamet günü pişman olursunuz.”


    Örneklerini verdiğimiz bu hikâyelerin tümü yalandır, hiçbirisinin aslı ve astarı yoktur. Çıkarcı insanları bu zaafları dolayısıyla iğfal etmek için uydurulmuş ve Kur’an’a aykırı olan bu kötü hikâyelerin, peygamberimizin hayatında da vuku bulduğuna dair de bir tek delil bile yoktur.


    Mevlüt gecesi:


    “Doğum gecesi” anlamına gelen bu tamlama ile peygamberimizin doğduğu gece kastedilmekte ve bu gece de kutlanmaktadır. Aslında bu gece, Hıristiyanların İsa peygamberin doğumu (Milât) olarak kabul ettikleri günde yaptıkları kutlamaya nispet olarak uydurulmuştur. Peygamberimizin değil doğduğu gece veya gündüz, doğduğu sene bile kesin olarak bilinmemektedir. Bu konuda daha fazla açıklama MEVLÜT adlı kısımda yeterince verilmiştir.


    Regaip gecesi:


    “Regaip” sözcüğü; “bolluk, bereket” demek olup, “regaip gecesi” de tamlama olarak; “bolluk, bereket gecesi” anlamına gelir. Bu gece Recep ayının ilk cuma gecesi olarak kabul edildiğinden, sabit bir günün gecesi değildir, her yıl değişmektedir. Çünkü Recep ayının ilk cuması meselâ geçen yıl Recep ayının 2. gününe rastlıyorsa, bu yıl 4. gününe, gelecek yol da 5. gününe rastlayabilir.

    Bu gece, uzun yıllar saf Müslümanlara “Peygamberimizin ana rahmine düştüğü gece” olarak yutturulmuştur. Müslümanlar biraz uyanıp bu tarihin nasıl tespit edilmiş olduğunu sorgulamaya başlayınca da bu görüş terk edilmiş ama bu sefer de “regaip” sözcüğünün sözlük anlamıyla uyumlu olarak gecenin adı “bolluk, bereket gecesi”ne çevrilmek suretiyle Müslümanların iğfaline devam edilmiştir, edilmektedir.

    Bu gece hakkında uydurulmuş olan binlerce hadisten bir tanesi şudur:


    “Receb’in ilk Cuma gecesini ihya edene Allah kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, yedi kimseyi affetmez ve onların dualarını kabul etmez. “1-Faiz alan ve veren, 2- Kibirli olan, 3- Anasına babasına eziyet eden, 4- İyi bir Müslüman olmasına rağmen kocasına itaat etmeyen kadın, 5- Şarkıcılığı ve çalgıcılığı meslek edinen, 6- Cinsi sapık ve zina eden, 7- Beş vakit namazı kılmayan.”


    Miraç gecesi:


    Uydurmacılar bu gecenin faziletine ait ve bu gecede yapılacak ekstra ibadet ve taate ait fazla bir gayret göstermemişlerdir. Ama, uydurdukları senaryolarla, Peygamberimizi ümmetini tanımayan, akılsız, aptal, sürekli Musa peygamberden akıl alıp durmadan Allah’la namaz sayısı pazarlığı yapan biri olarak tanıtmışlar ve Allah’ın Kur’an’da bildirdiklerinin zıddına ahkâm kesme cesareti gösteren bir bozguncu durumuna düşürmüşlerdir.


    Miraç diye bir olay dolayısıyla da “miraç gecesi” diye bir gece yoktur. Bu konu “İşte Kur’an!” adlı kitabımızın “Alak” ve “Necm” sureleri bölümünde ve “istekuran.com” internet sitemizde ayrıntılı olarak tahlil edilmiştir.


    Son söz:

    Dinin aslını, özünü ve dinin amacını iyi öğrenmeden yapılan gayretlerin boşa gideceği bilincine erilmeli, her yapılanın dindeki yeri mutlaka aranıp bulunmalıdır. Aksi hâlde sapıklığa düşmek kaçınılmaz olur.

    Hakkı Yılmaz

    http://www.istekuran.com

    hakkiyilmaz@istekuran.com

  5. #5
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı kouga_gennosuke tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    geçmişe yolculuk, rainbow project, gravitik sevk, paralel evrenler solucan delikleri kurt delikleri montauk projesi, teleportation, zamanda yolculuk, zaman nedir, madde nedir,warp drive fiziği, izafiyet teorisi, wormhole, black hole,ve kuantumları ;

    araştırsan diyorum bırak kandili mandili geceyi gündüzü onlar zaten yanar döner...

    Derinlemesine bodoslama bir dalda zihnini bir aç bakalım evrenin neresindesin..
    zihnindeki düşünceler olmasa varlığının bir anlamı olacakmı sende uzayı ve zihninle düşünebildiğin boşluğu bir düşünde, manasız bir maddenin ne kadar küçük ve anlamsız olduğunun farkına var.

    Senin düşüncelerin, amellerin ve dünyadaki iyilik ve kötülüklerin olmasa bir anlamın olurmuydu onu düşün ve bunları degerlendirecek bir yaratıcı olmasaydı bu düşündüklerinin bir anlamı olurmuydu birde bunu düşün,
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  6. #6
    tenere adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-05-2008
    Mesajlar
    3,231
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Dinimiz derken dinin var mı ki senin EL-TURUK? Onun dışında islamda kandiller vardır evet...göğü süslerler
    "güneş herkes içindir, plaj ise sadece hak edenler için.''
    cidade de deus

    ''İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, ölümlü Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal'ler ülküsüdür. Ben onu temsil ediyorum.Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal'ler doğurmayacaklar mı? Mutluluk Milletindir, benim değildir''

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Bana kalirsa bu kandiller mubarek geceler eskiden tapilan tanrilara yapilan ozel gunlerdeki ibadetleri andiriyor. Her Tanrinin ozel gunu ve adanmasi gereken kurbnalar ozel ritueller vs.

    Gunumuzde boyle ozel gunler olmamali ozellikle dinde, musluman iken de ozel gunlere sicak bakmazdim. Yaratici herseyi yarattiysa herhangi bir gunun ozel olmamasi lazim, hergun ozel olmali..

  8. #8
    Kouga_Gennosuke adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-08-2007
    Mesajlar
    1,854
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı ramazan toptaş tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    zihnindeki düşünceler olmasa varlığının bir anlamı olacakmı sende uzayı ve zihninle düşünebildiğin boşluğu bir düşünde, manasız bir maddenin ne kadar küçük ve anlamsız olduğunun farkına var.

    Senin düşüncelerin, amellerin ve dünyadaki iyilik ve kötülüklerin olmasa bir anlamın olurmuydu onu düşün ve bunları degerlendirecek bir yaratıcı olmasaydı bu düşündüklerinin bir anlamı olurmuydu birde bunu düşün,
    madde anlamsızmı sence bak madde olmadan zaman olmaz zaman olmadan geçmiş gelecek olmaz, ve madde bu kadar küçük ve anlamsız diyorsun ama inandığın diğer dünyadaki kaderini maddenin tayin edeceğini unutuyorsun...

    Iyilik yada kötülük nedir neden bir yaratıcı bunları değerlendirsin, bizi yaratmadan önce zaten değerlendirmiş olmalı.. Ve bunu bile bile bizi yaratıp dünyaya yollaması ne kadar mantıklı sence..

    Bana yaratıcı ıspatlarmısın...birisi çıkıp deseki ben tanrıyım herşeyi ben yarattım dese aksini nasıl ıspat edeceksin...

    Ben şu anda güneşi doğudan doğdurup batıdan batırıyorum desem madem tanrı var batıdan doğdursun güneşi desem bana aksini nasıl ıspatlarsın..

    Gördüğün gibi tanrı yoktur hiçbirşeye karışmaz.. öteki dünya yok bunlar safsata

    evreni ben yarattım desem bana inanmazsınız ama birisi çıkıp bi varlık var demiş herşeyi o yarattı demiş ona inanmışsınız, birisi de çıkıp ben yarattım aksini tanrı ıspatlasın derse ne olur...? Birde sen bunları düşün..
    Ben yer altı efsanesiyim yavru kuş adım gamlı baykuş
    Gagamla tokuş yaptırırım alayına alaskada buz gibi duş
    Şimdi kur düş seni düşmüşten beter eder kaf kef aklı berduş
    Bakışlar betuş bu dala konma budala kuş da nereye uçuşursan uçuş

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    O zaman sen seytan olursun denir muslumanlikta. :-)

  10. #10
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

    Alıntı EL-TURUK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Değerli NuruLikA arkadaşım.Dini bütünlerden bir başkası,bak ne söylüyor..Yalanmı söylüyor??


    Kendine iyi bak
    İslamda delil 4 tür . islam alimleirmiz mubarek gecelr hakkında beyanlarda bulunmuşlardır. Bunun (4 delilin) tersi iddiların bir kıymeti yoktur.

    Örneklerini verdiğimiz bu hikâyelerin tümü yalandır, hiçbirisinin aslı ve astarı yoktur. Çıkarcı insanları bu zaafları dolayısıyla iğfal etmek için uydurulmuş ve Kur’an’a aykırı olan bu kötü hikâyelerin, peygamberimizin hayatında da vuku bulduğuna dair de bir tek delil bile yoktur.
    İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:

    Ahiret yolcusunun ibadetle ihya edilmesi kuvvetle müstehab olan mübarek geceleri boş geçirmesi uygun değildir. Çünkü bunlar hayır mevsimleri ve kârı bol olan gecelerdir. Kazançlı mevsimleri ihmal eden tüccar, bir kâr sağlayamadığı gibi, mübarek geceleri gafletle geçiren ahiret yolcusu da maksada ulaşamaz. Bu geceler: Muharremin birinci gecesi, Aşure gecesi, Recebin birinci, beşinci ve 27. gecesi ki buna Mirac gecesi denir. Şabanın 15. gecesi, Arefe gecesi ile iki bayram gecesidir. (İhya)


    Muhammed El Gazzali gibi bir hücceti islam böyle demişse gayri bizi ilgilendirir mi? Gâzzalinin, İmamı Rabbaninin, İmam Nursinin, Şahı Geylânin, Ahmet Fârukinin, Zeynel Abidinin, İbni âbbasın,
    Kadı Ebubekir İbnul Arabinin,İkrime'in,Fahreddin er-Râzînin, Sûfyan bin Uyeynenin vs vs dedikleri bizim için önemlidir. ilmine güvenen cahillerin, mezhebsizilerin ve bazı ifratçıların bu alimlerin ve sayamadığım binlerce alimlerin kabul ettikleri bu geceleri inkar etmesi onların hezeyanıdır. Bizi bağlamaz.İbadet etmek ne zamandan beridir bid'at oluyor? Allahü teâlâ hangi gece daha çok ibadet etmeyi yasaklıyor ki? Cuma, bayram geceleri çok ibadet etmeyin mi diyor da mübarek gecelerde fazla ibadet etmek bid’at olsun? Böyle saçma sapan iddilar her zaman olmuştur maal eseff!

    Sende kendine iyi bak arkadaşım
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Jıtem Varmıdır? Yokmudur?
    2005 Konuları bölümünde alpi1907 tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 16.11.05, 12:57

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •