NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, ‘Kürt açılımını’ yorumladı: “Sorunun ve çözümün parçası olabilecek birden çok bileşeni olan sancılı bir sürecin başında olduğumuz söylenebilir.”Hükümetin Kürt açılımı için bildik konular dışında henüz net bir planı olmadığı biliniyor. Konuyla ilgili kişi ve taraflarla görüşerek hem kamuoyu oluşturmaya hem de yeni öneriler üretmeye çalışıyor.

Sorunun ve çözümün parçası olabilecek birden çok bileşeni olan sancılı bir sürecin başlangıcında olduğumuz söylenebilir. Sorunun büyük kısmı Türkiye’nin içinde çözülecek olsa bile özellikle sorunun ana aktörlerinden PKK’nın asıl gövdesinin Irak’ın kuzeyindeki dağlarda olduğunu unutmamak gerek. Bu nedenle Irak Kürt yönetimi yetkililerine göre çözüm için atılacak adımlara paralel çalışmaların Irak Kürt yönetimi ile yürütülmesi zorunlu. Çünkü sorunun uluslararası boyutu da var.

Bir süre önce Kürt bölgesinde, Erbil ve Süleymaniye’deki izlenimlerimiz Irak Kürt yönetimini de bu sorundan yorulduğu, Türkiye ile geliştirmek istediği ilişkileri ve bölgenin gelişmesinin önünde engel oluşturduğu yönünde. Yani PKK meselesi halledilmedikçe ne Türkiye ile ilişkiler istenilen düzeye ulaşacak ne de Kürt yönetimi ileriye yönelik projeler üretebilecek.

PKK HALA KOZ OLARAK KULLANILIYOR
Ama, Kürt bölgesi yetkilileri bu sorunun kaynağının kendileri olmadığını sürekli tekrarlıyor. Bu doğru. Ancak 30 yıldır devam eden bir savaşta Kürt Bölgesinin sorunun parçası olduğu da ortada; şimdi de çözümün parçası olmak durumunda. Zaten hükümeti oluşturan KDP-KYB ittifakı olsun, Meclis’e giren Değişim Grubu yetkilileri olsun, çözümün bir parçası olmak konusunda hemfikirler.

Kürtlerin önünde birkaç sorun var: Birincisi, ABD çekildikten sonra Kerkük meselesi, petrol yasası, sınırlar yüzünden Araplar’la yaşanacak olanlar. Bu konu gerçekten ciddi ve bölgede kanlı olaylarla sonuçlanabilir.

Bu nedenle Kürt Yönetimi-Türkiye ilişkileri giderek iyileşmek zorunda. ABD de bunu istiyor; çekilmeyi geciktirmeyi bile düşünüyor. Türkiye-Kürt yönetimi ilişkilerinin önünde geçmiş yıllardan kalan sorunlar da Türkiye’nin lehine çözülüyor. Artık Bağımsız Kürdistan fikri ya da paranoyasına gerek yok. Kerkük meselesi Irak’taki diğer gruplar Türkiye ve ABD’nin istediği biçimde öteleniyor. 140. madde yakın zamanda pek oylanacak gibi görünmüyor. Türkiye açısından ise tek bir sorun kalıyor, o da PKK. Bu nedenle Türkiye, Kürt bölgesini sorunun çözümü konusunda hemen devreye sokmak, en azından bunun hazırlığını yapmak zorunda.

DIŞİŞLERİ, MİT DEVREDE
Bu tür hazırlıkların Dışişleri ve MİT aracılığı ile açık ve gizli biçimlerde yapıldığını da artık söylemek gerekiyor. Ama bu yeterli değil. Çünkü sorunun ana gövdesinin o bölgede olmasıyla ve sayıları 5 bine yakın olunduğu söylenen PKK militanlarının durumu ile doğrudan ilişkili. Yani dağdakiler inmeden, istenildiği kadar açılım yapılsın, sorunun sonu gelecek gibi görünmüyor. Üstelik PKK militanlarının sadece Türkiye kökenli olmadığı düşünülürse, Suriye, İran ve Irak kökenlileri için hem bu ülkelere hem de Irak Kürt yönetimine çözüm önerileri götürmek ve bu ülkelerin fikrini almak da gerekiyor.

İşin asıl zor yanı da Irak’ın kuzeyinde yatıyor. Binlerce silahlı militanın bir anda ikna olması ne kadar mümkün, belirsiz.

Mahmur Kampı’nda bulunan Türkiyeli mülteciler hemen evlerine dönebilecek mi? Bu konuda sınır bölgelerindeki köylerde bir fizibilite çalışması yapılıp, o insanlar için uygun şartlarda dönüş imkanları hazırlanıyor mu? Geri dönüşünü hukuki boyutu ne olacak? Bunlar paralel yürütülmesi gereken konular.

KÜRT YÖNETİMİ OLMADAN OLMAZ
Kürt bölgesi ise Türkiye’nin düğmeye basması ile katkıyı sağlamaya hazır. Mahmur Mülteci Kampı sınır itibariyle Bağdat yönetimine bağlı. Türkiye bu kampın boşaltılma işlemini Bağdat yönetimine ihale etmek istiyor. Bağdat yönetiminin ise bu kampla ilgili bir tasarrufu, kampı boşaltma ve isteği yok. Kürt Yönetimi işin içinde olmadan Mahmur kampının boşaltılması mümkün değil. Ama ne yapılacağı netleşmeden Kürt Yönetimi de bu işe karışmak istemiyor. Kürt yönetimi ancak kamptakilerin ikna olması halinde her türlü katkıyı sunmaya hazır. Yani ya o insanları başka bir bölgeye nakledecekler ya da geri dönüşüne katkıda bulunabilecekler.

Militanların ise dağdan silahsız inmesi ve Kürt bölgesi yasalarına uymaları halinde hem Mahmur hem de bölgede yaşamalarına sıcak bakıyorlar. Zaten Kürt bölgesinde bu şartlara uyarak dağdan inen çok sayıda PKK militanı mevcut. Kürt yönetimi bunu saklamıyor. Belki ileride onlara yerleşim ve vatandaşlık da verebilirler. Yani Kürt bölgesi, Türkiye dönmek istemeyenler için yeni bir hayat anlamına geliyor. Türkiye, sorunun Kuzey Irak’taki ayağını çözüm noktasına getirmek için projeleri hemen hayata geçirmek zorunda. Bunun ilk ayağı ise Kürt yönetimi ile resmi düzeyde kurulan ilişki seviyesini yükseltmek, bölgeye resmi ziyarette bulunmak ve Erbil’e bir konsolosluk açmak.

Bugüne kadar reddedilenlerin hayata geçtiğini bildiğimiz için bunları yapmak da zor değil. Yani çözüm derken diğer ayakları unutmamak gerekiyor. Bu ayakların en önemlisi de Irak Kürt bölgesinde. Türkiye’den somut öneri bekleniyor.
kaynak

Sizide muhatap alırlar yakında