Herkes haddini bilecek” diyor.
Sen haddini biliyor musun?
Olur olmaz her konuda ahkâm kesen sen değil misin?
Mahkemelerin bağımsızlığından söz eden anayasanın 138. maddesini ana muhalefet liderinin devamlı çiğnediğini söylüyor.
“Hiçbir organın, makamın, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceğini” içeren bu maddeye acaba Başbakan uyuyor mu, uyguluyor mu?
Ergenekon davasını istediği kıvamda yürütecek “bir savcı aradığını” ne çabuk unuttu.
Yargının bağımsızlığına gölge düşürecek açıklamaları, demeçleri herhalde RTE değil, bir başkası söyledi.
Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu’ndan yaz kararnamesinin uzun süre çıkmamasındaki neden sadece kurul üyeleri arasındaki tartışma mıdır acaba?
Ya da tarafsızlığını yitirdiği için Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün bu görevden uzaklaştırılmasını isteyenlere karşı hükümetin (tabii RTE talimatıyla Adalet Bakanı’nın) gösterdiği direnme midir?
Anayasa Mahkemesi’ne, Yargıtay’a, Danıştay’a saldırgan bir üslupla yüklenen, AİHM’nin din ulemasına danışmasını isteyen bu Başbakan değil de sanki Ahmet’in, Mehmet’in babası.
Oysa, yargıçlar, savcılar üzerinden elini çekmesi gereken ilk kişi Başbakan’dır. Başbakan’ın emrindeki bakanlardır.
***
Öyle açıklamalar yapıyor ki; bu sözü söyleyenle aksi davranışlar gösteren aynı kişi mi diye insan bir an için duraksıyor.
Son pazar nutkunda diyor ki:
“…27 Nisan bildirisinden sonra Sayın Baykal neredeydin?”
Asıl RTE’ye sormak lazım: 27 Nisan’da ve daha sonraki günlerde icranın başı olarak sen neredeydin ve ne yaptın?
Yok yanıt vermez böyle sorulara.
27 Nisan’da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yazdığı; Türkiye’de laiklik karşıtı hareketlerin giderek çoğalmasına dikkat çeken, medya tarafından demokratik rejime askeri müdahale diye yorumlanıp gece yarısı muhtırası diye adlandırılan ayrıntılı bildiri internetlere düştüğü zaman… muhtıralara karşı çook duyarlı olmakla övünen RTE Başbakan’dı.
Cemil Çiçek’in açıklaması dışında RTE ne yaptı?
Olayın gereğini yerine getirmedi, getiremedi.
Genelkurmay Başkanı’nın muhtırasını bir güzel sindirdi.
Üç-beş gün geçtikten sonra Orgeneral Büyükanıt’ı Dolmabahçe’deki çalışma bürosuna çağırdı.
Rejimsel konularda ne alınıp ne verildiği hâlâ bilinmeyen, kimi yorumlara göre asker-sivil arasında pazarlık içerikli, tarafların gizledikleri iki saat süren bir görüşme yaptı.
***
Ama yapması gerekeni yapmadı, yapamadı.
Askerin rejimsel velayeti üzerinde çoook duyarlı bir başbakandır ya RTE, siyasal doğasına uyarak muhtıranın yazarı Genelkurmay Başkanı’nı derhal göre-vinden alacağı yerde… emekli olurken Yaşar Büyükanıt’a özel mi özel bir otomobil armağan etti. Tabii devlet kesesinden!
Baykal’ın RTE’ye “sen ne yaptın o bildiriden, e-mail muhtırasından sonra” diye sormasını bekleyeceği yerde, şimdi çıkmış sahneye:
CHP liderine “…27 Nisan bildirisinden sonra neredeydin?” diye soruyor.
Hesap vereceğine hesap soruyor. Pes!
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

