• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    ‘Bu toprak bizim, biz bu toprağın sahibiyiz’

    Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Haluk Oral, sahaflarda bulduğu bir mektubu okuduğunda fena halde etkilendi.

    Çünkü mektup, Çanakkale Savaşı sırasında yaşanan ve bugüne kadar hiç bilinmeyen bir kahramanlığı gün ışığına çıkartıyordu. Erzincanlı Hasan Çavuş, takımıyla birlikte düzenlediği süngü hücumuyla Fransızları durdurmuştu. Hasan Çavuş’un, ‘Bu toprak bizim, biz bu toprağın sahibiyiz’ sözleri ise tarihe kaydedilmişti.

    MERAKLILARI bilir, Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Prof. Haluk Oral, Türkiye’nin en zengin imzalı kitap koleksiyonuna sahiptir. Nâzım Hikmet’le ilgili en geniş koleksiyon da ondadır. ‘Ne zaman matematikle ilgileniyor’ sorusunu sorduracak bir başka ilgi alanı ise Çanakkale Savaşları’dır. Oral, Çanakkale ile ilgili olarak ne bulursa toplar ve her yıl birkaç kez gittiği savaş bölgesini de gayet iyi bilir. Zaten bu konuda yazılmış en iyi kitaplardan birisi de Haluk Oral’ın imzasını taşır zaten.

    İşte, Haluk Oral geçtiğimiz aylarda sahaflarda gezinirken birtakım mektuplar buluyor. Bunlar arasında en çarpıcı olanı, Kazım Karabekir komutasındaki 14. Tümen’de görev yapan yedek subay Kemal Efendi’nin babasına yazdığı mektuptur. Çünkü bu mektupta, 41. Alay’ın 2. Taburu’nun Birinci Bölük Birinci Takım Komutanı Hasan Çavuş’un Kerevizdere muharebelerindeki olağanüstü kahramanlığı anlatılmaktadır.

    ‘Kıyamet mi kopar’

    Haluk Oral’ın, NTV Tarih Dergisi’nde bütün detaylarıyla yazdığı hikâyeye göre, Kerevizdere’de Fransızlarla Türkler arasındaki mesafe zaman zaman on metreye kadar inmekte, iki ordu neredeyse birbirinin nefes alıp verişini duymaktadır. Savaşın seyrini değiştirmek için, Fransızlar’ın ‘köprülü siper’ini ele geçirecek bir kahramana ihtiyaç vardır. Erzincanlı Hasan Çavuş, tıpkı Namık Kemal’in ünlü oyunu Vatan Yahut Silistre’deki Abdullah Çavuş gibi, ‘Ben ölürsem kıyamet mi kopar’ diyerek öne atılır. Hasan Çavuş’un, 30 kişiden müteşekkil takımına yaptığı konuşma ise bugün artık yitirilen o saf ruhu vermesi açısından son derece önemlidir:
    “Allah yoluna tutacağımız bu siper bin kere Kâbe’ye gitmek demektir. Bu toprak bizim, biz de bu toprağın sahibiyiz. Evvela hepiniz birer adım kadar aralıkla siperin arkasına dizilin. Süngülerinizi takın, içinizde gelmek istemeyen aşikâre söylesin.”

    Yedek subay Kemal Efendi, bunca yıl sonra ortaya çıkan mektubunda, bu sahneden sonra olup biteni şöyle anlatacaktır:
    “Bu hitap hepsinin beyninde yıldırım gibi tesir gösterdi. ‘Hasan Çavuş, üç aydır beraberiz, sen takımını bilirsin’ dediler. Bu arada alay kumandanının gözlerinden hafif yaşlar dökülmeye başladı. ‘Var olun evlatlarım’ demekten kendini alamadı. Hasan Çavuş devamla, ‘Ben hücum dediğim zaman hepimiz Allah der ve bu kâfirleri tepeleriz’ dedi.”
    Arkasından Hasan Çavuş ve takımı süngü ile düşmana hücum edecek, Fransızlar böyle bir şey beklemediği için ilk hamlede yüzden fazla kayıp verecektir. Hasan Çavuş’un takımı köprülü siperin önünde tutunmuştur bir kez. Çatışmalar gece boyu devam etse de, Hasan çavuş ve takımını oradan kopartmak mümkün olmayacaktır. Fransızlar ertesi sabah Hisarlık’a yerleştirdiği dağ topuyla bölgeyi cehenneme çevirecek, başta Hasan Çavuş olmak üzere bütün takım son nefeslerini orada verecektir.

    Bütün cephe duydu

    Gerisini Haluk Oral’dan takip ediyoruz: “Erzincanlı Hasan Çavuş’un yaptıkları, tüm Türk cephesinde duyulmuştu. Mustafa Kemal’in kurmay subayı olan İzzettin Çalışlar, Kerevizdere’ye 25-30 km. uzaklıktaki Arıburnu-Anafartalar cephesinden, aynı gün günlüğüne şöyle not düşüyordu: “Hava serin. Seddülbahir’den oldukça şedid (şiddetli) top sesleri geliyor. Orada bir blokhavz muharebesi olmuş. Düşmanın blokhavzını bizimkiler zapdetmiş.” (Blokhavz: Etrafı dikenli tellerle çevrili, gözetleme imkânına sahip, hafif veya ağır piyade silahlarıyla donatılmış kapalı küçük alan.)
    Fransızlar daha ileri gidemeyeceklerdir. Çünkü, Oral’ın ifadesiyle, “Hasan Çavuş, ölerek o yolu kapatmıştı...”


    PROF. HALUK ORAL

    Bu efsane değil gerçek bir olay


    BENİM yaptığım türden çalışma yapanların bitmez tükenmez kaynağı sahaflardır. Bu mektupları da bir sahaf dostumdan, Emin Nedret İşli’den aldım. Mektubun en önemli yönü, savaş sırasında yazılması ve yazıldığı günlerde meydana gelen bir olayı anlatmasıdır. Kemal Efendi, kulağına gelen ve ona gelene kadar efsaneleşen bir olayı değil, bizzat gördüğü bir olayı anlatmıştır.

    Savaş sırasında yazılan mektuplardan günümüze kadar gelenleri bulmak oldukça zordur. Kemal Efendi ise bir anlamda mektuplarını günlük tutar gibi yazmış ve tarihe not düşmüştür. Bir de Fransızlarla yapılan savaşa ilişkin kaynak çok azdır. Savaştan sonra Fransızlar da pek fazla yayın yapmamıştır. Kerevizdere’de Fransızlar on bine yakın kayıp vermiştir ve bizim şehit sayımız da on binin üzerindedir. Oradan “bir insan hikâyesi” anlatarak bir kapı açmak istedim.

    HÜRRİYET

    Kaynak

    Duygulanmamak elde değil. Şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Şimdi o şehit kanı ile sulanmış toprakları yasa ile satan, o zamanlardan bugüne kadar el emeği ve tırnaklar ile kurulan kurumları yabancıya peşkeş çeken, bölücülere taviz veren, o şehitlere kelle diyen ve o şehitlerin şimdiki katili PKK destekçisi DTP için "PKK ile AYNI DEĞİLDİR" diyen bir yönetim var maalesef.

    Artık herşey mazide kaldı AKP hükümeti sayesinde.
    Tek tesellimiz böyle anılara bakıp geride ne kadar ONURLU insanlar varmış diye hayıflanmak galba.

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    17-06-2008
    Mesajlar
    49
    Karizma Gücü
    0
    Esas yiğitler Çanakkale de ölmüş demek ki geriye kömürcüler, makarnacılar ve beyaz eşyacılar kalmış, Türk milletinin %47 si az buz değil. Başa da geçmiş teslimiyetçiler, onlarda kanla alınanı parayla satma uğraşındalar, artık PKK ile de anlaşmışlar değmeyin keyiflerine...

  4. #4
    ÇILGIN AT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2009
    Mesajlar
    6,743
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    ''Fethettiğim yerleri ecnebilere satanlar ''Allah'ın gazabına uğrasınlar''
    Fatih Sultan Medmed Han
    Harran Ovasında Toros Yaylalarında Karadeniz Yaylalarında iki inek yetiştirmeyi beceremeyen adamlar maşallah ekranlarda yüzlerce sığır yetiştirdi.. Nihat GENÇ
    Yasama, yürütme, yargı içiçe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir! (Jean-Jacques Rousseau)

    http://www.facebook.com/video/video....59027504130383

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ÇILGIN AT tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ''Fethettiğim yerleri ecnebilere satanlar ''Allah'ın gazabına uğrasınlar''
    Fatih Sultan Medmed Han
    Amin diyerekran inşallah diyoruz.

  6. #6
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Memleketin gerçek sahipleri Çanakkale'de yatıyor, bugün ülkemiz haramilere kaldı...

    Allah o kullarına şehitliği nasib etti, biz adam olamadığımız için de bize bu haramileri musallat etti herhalde...

    Hayırlısı olsun...
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    08-08-2009
    Mesajlar
    38
    Karizma Gücü
    0
    dağda üç beş koyun sürüsü

    tutturmuş bir kürdistan türküsü

    eline almış bayrak diye bir masa örtüsü

    satsan beş para etmez ne dirisi ne de ölüsü

    soyu soysuz olan sensin toprak senin neyine

    ite itlik yapıp kafa tutma beyine

    anlasa dediğimi sokaktaki köpek ağlar haline

    duy ulan soysuz ''ne mutlu türk'üm diyene''.....

  8. #8
    kaiser adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2003
    Mesajlar
    8,571
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Bu ülkede her zaman belli sayıda İŞBİRLİKÇİ olmuştur. Kurtuluş savaşı sırasında da oldukça fazla işbirlikçi vardı.

    Biraz Vikipediadan çalarak Yaban romanından örnek vermek istiyorum.

    Yaban romanında kitabın karakteri Ahmet Celal, savaştan sonra işgal altındaki bir şehirde yaşamaktansa uğruna savaştığı topraklarda yaşamayı tercih eder. Bugüne kadar görmediği ama hayal ettiği ve onun için savaştığı halkının yanına gidecektir. Fakat karşılaştığı manzara karşısında isyan, çaresizlik, yalnızlık, hayal kırıklığı hisseder. Çünkü bu halkın ulusal bir bilinçle alakası yoktur. Zaten bilinç kavramı bile bu insanlar için yabancıdır. Karşısına çıkan bu toprak ve halk karşısında şöyle bir feryat ve isyanda bulunur: “Beni kim anlar? Kimler derdime deva bulur? Beni bu illetten, beni bu gurbetten kim kurtarabilir? Hangi kardeş? Hangi hemşire? Hangi can yoldaşı? Hey, ana toprak, ne kadar merhametsiz, ne kadar katısın? Benim ıstırabıma ne kadar yabancısın? Ben senin üvey evladın mıyım? Yoksa sen benim üvey anam mısın? Eğer, ben senin üvey evladın isem bu kolu kimin yoluna feda ettim? Niçin şu anda, bu genç yaşımda derenin kenarında insan viranesiyim?”


    Bu ülkede bir diğer %60 var ki, işte umudum onlarda...
    Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

  9. #9
    MiR_GaLiYeV adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-04-2009
    Mesajlar
    943
    Karizma Gücü
    0
    Hesinden Allah razı olsun.
    akiam akiam duygulanmamak elimde değil.
    bye bye blackbird

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. ‘Zırtgel’, ‘sürtünük', ‘çöpçül’…
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde Culinary tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 13.10.11, 11:44
  2. İngilizler Sarp’tan toprak satın aldı !
    2006 Konuları bölümünde YoldanGeçenAdam tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 28.01.06, 13:41

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •