Ortalama 3 yıldır görmediğim sevgili arkadaşım ile son zamanlarda cebelleşen hasretimizi gidermek üzere görüşmeye karar verdik. Her gününü birlikte geçirdiğin arkadaşınla birgün geliyor hiç görüşemez oluyorsun! Nasıl geçiyor onsuz günler, yıllar anlamadan hasretle tüketiyoruz zamanı... Fakat daha fazla dayanamadık bu hasrete ve mutlaka görüşmeliydik, sonraki görüşemeyeceğimiz günler, aylar, yıllar için bu görüşme gerçekleşmeliydi. Çünkü biliyorduk hayatın üstümüze yüklediği sorumluluklar görüşmeyi çok sık gerçekleştirmemizi mümkün kılmıyordu. Nerede görüşelim diye konuşurken, sosyalliği çok yüksek olan arkadaşımın güzel bir yer bulacağından emin ona bıraktım buluşma yerini ve o yine tüm ayrıntıları düşünerek hızlıca “Haliç Sosyal Tesisleri...” dedi. “Hem senin çalıştığın yere yakın, otopark yeri var (benim engelli otomobilimi düşünerek), hem de engelli için uygun bir mekan ve ayrıcada çok güzel bir yer...” diyerek içimi rahatlatmaya çalıştı.

“Olur”dedim demesine de hiç gitmediğim ve bilmediğim bir mekandı.

Arkadaşımın buluşmak için önerdiği bu mekanda her ne kadar bir engelin olmayacağından emin de olsam; hep ilk gittiğim yerlere ön yargı ile bakarım. İlk gittiğim yerlerde ilk yaptığım; otomobilimi park edecek yer nasıl, mimari engel var mı?diye araştırmak olur, bundan dolayı da hemen internette ön araştırma yaptım. Ulaşım ile ilgili olarakta iş yerinden orayı bilen arkadaşlardan bir tarif aldım ve hatta telefonunu internetten bulup arayarak görevliden oraya nasıl geleceğim ile ilgili bir tarif daha aldım. Yani işimi şansa bırakmayı sevmiyorum. İnternet ne güzel bir teknoloji hayatımıza girdiğinden beri her yere gitmek, herşey hakkında bilgi sahibi olmak kolaylaştı. İyi ki var dediğim teknolojilerden biridir ve vazgeçilmezimdir aynı zamanda. İlk kez gideceğim bu mekan hakkında bir hayli bilgilenmiş olarak akşam iş çıkışı yola çıktım.

Balat’ta, Kadir Has Üniversitesinin karşısında olan bu mekanı bulmam hiç zor olmadı. Engelliler için ayrılan özel park yeri, Güvenlik personelinin bulunduğu kulübenin hemen yanındaydı. Güler yüzlü ve yardımsever güvenlik görevlilerinin yardımı ile otomobilimden inip tekerlekli sandalyeme geçip oturdum ve yine güvenlik görevlisi çay bahçesinin bulunduğu yere kadar bana eşlik etti. Çay bahçesi ile otopark birbirine çok yakındı hatta oturduğum yerden otomobilimi görebiliyordum. Telefonum çalıyordu arayan arkadaşımdı “Yolda olduğunu ve 5dk kadar geleceğini” söyledi. Beklemeler yazmaya başladığımdan beri hiç sıkmıyor beni hemen kağıdımı ve kalemimi çantamdan çıkartıp burası ile ilgili izlenimlerimi paylaşmaya başladım. Ağaçların gölgesinde yazımı yazarken bir yandan çalan fasıl müziğini dinleyerek ve muhteşem manzara eşliğinde vakit nasıl geçti anlamadan arkadaşımı gördüm güler yüzü ile koşar adımlarla bana yaklaşırken. Elindeki koca buket çiçekleri bana uzattı önce, sonra sarıldık birbirimize hasret ile... Ona getirdiğim manolya çiçeğini verdim, çalıştığım yerde bahçemizde yetişen ve benim yeni keşfettiğim bir çiçek bu; kocaman beyaz bir laleye benzeyen bu çiçek göreni kendine hayran bırakıyor, mis kokusu ile bulunduğu ortama güzel kokular yayıyor ve bende bu özel arkadaşımla özel bir çiçeği paylaşmak istedim.

Ne çok zaman geçmiş, ikimizde de ufak tefek değişiklikler vardı örneğin birkaç kilo fazlalığı gibi ama onun harici arkadaşımda başka bir değişiklik göremedim aynen dün görüşmüşçesine ve birikmiş birçok konuyu hızlıca konuşmaya başladık. Biliyorduk zaman yine hızla akıp gidecek ve biz birçok şeyi daha konuşmaya fırsat bulamadan yine ayrı yollara gideceğiz.

Böylesine güzel bir yeri bu kadar geç fark ettiğime şaştım. Bende çok güzel herkesin gezmeye geldiği nezih bir yerde çalışıyorum ama iş dışında da keyif alınacak ortamlar aramadan duramıyorum. İşte yaşanan yorgunluğu atmak için en uygun yerlerden biri burası olmalı. Çok nezih bir mekan, bahçedeki çiçeklerin kokusu ve deniz iştahımızı iyice açıyor.

Arkadaşım ile açıkhava ve kapalı olarak hizmet veren restorant kısmına geçtik. Biz açık kısmını tercih ettik. Arkadaşım buraya çok sık geldiğini söylediği için yemek tercihimi onun zevkini göz önüne alarak belirledim. Daha önce yemediğim yeni lezzetleri tadmayı severim. Gelen garsona siparişlerimizi verdik ikimizde bugün aynı şeyleri yemeye karar verdik; Balık çorbası, ortaya büyük bir salata ve yaprak sarması, piliç şiş, içecek olarak soda ve tatlı olarak buranın meşhur tatlısı volkan’ı istedik. Önce çorbamız geldi ve çorbayı çok beğendim bir kere hiç balık kokusu gelmiyor, yemeklerin hepsinin lezzeti çok güzeldi ve siparişlerimizi getiren garsonda güler yüzlü ve hızlı olarak yiyeceklerimizi getirdiğinden dolayı arkadaşımın 8.30 da ki randevusuna da gecikmemesinin rahatlığı içindeydik. Arkadaşım klinik psikolog olduğundan dolayı sohbetimiz sık sık onun hastaları tarafından kesintiye uğradı. Hiçbirşey keyfimizi kaçırmadı, güzel bir akşam üstü saatini birlikte geçirmenin mutluğunda zaman nasıl geçti anlamadık ama kalkma vaktimizde gelmişti. Otomobilim ile onu Kız Taşı’ndaki muaynanesinin önünde bıraktım. Hasretle kucaklaştık ve hayatın karmaşasına tekrar karıştık.

Bir dahaki görüşmemiz kim bilir ne zaman olur diye düşünüyordum ama şu anda ben bunları yazarken arkadaşımdan telefon geldi, telepati bu olsa gerek, çok yoğun olarak birini düşündüğünde seni araması veya ona rastlamak. Elli kişilik bir grup ile iki güne kadar Miniaturk’e geleceğini söyledi, geldiğinde de mutlaka beni görmek istediğini belirtti; yani hiç ummadığımız anlarda beklenmeyen görüşmelere hazırlıklı olmak lazım. Bir daha kim bilir ne zaman diye düşünmemeli, çünkü kim bilir ne zaman?