Hissettiğimi yaşasaydım keşke ya da yaşadıklarım bir histen öteye geçebilseydi. Mavi uçurtmamın kurdelesine kocaman bir ben bağlıyorum gökyüzünün enginlerinde sürüklüyorum kendimi. Gidesim var çok uzak şehirlere, çok uzak ülkelere kimsenin beni bilmediği; kimseyi benim bilmediğim, bilinmeyen yerlere. Neden engelliyorum kendimi neden çıkıp uzatamıyorum ayaklarımı özgürlüğe. Yarım yamalak hayatların sıkıcılığında hep bir söylenme olarak kalıyor kelimeler. Ne yapsam olmayacakmış gibi geliyor. Kızıyorum bütün öfkem hayata oluyor ve bir de bakıyorum ki hayattan da öte bütün öfkem kendime. Aşabilirliği nedir insanın kendisini. Kolay mı zor mu ördüğümüz tuğlaların yıkılması bileğimizin gücüyle. Bilmeden ne kararlar aldırmışım kendime. Bilmeden ne yaralar açmışım uçurtmamın renklerine. Bana lazım olan ne varsa vurulmuş sanki. Vurulup düşmüş az öteme. Konuşmaların hepsini tüketmiş gibiyim. Dilimin ucuna kadar gelip de yuttuğum onca kelimeyi birileri yapıştırsa içimde. Yapıştırsa ve görse ne anlamsız kaldığımı hayatın ortasında.ve tükürsem yüzüme.
Siyah bir tuvalin mavi bir tuvale çevrilişi ne zormuş. Bütün boyalarını tüketmişim içimdeki ressamın. Fırça darbelerinin her biri koyu bir siyahlığa bulanıyor ben maviye daldırdıkça. Sanki hep siyaha mı gider renkler? Sorularımın ucunu kaçırdım artık. Ne düşündüğümün, ne olduğumun, ne yaptığımın farkında olmadan yastığımın üzerine başımı koyuyorum. Eskiden sık sık tekrarladığım isteklerimin hiç birisini hatırlatmıyorum kendime. İnsan kabullenince mi bitiyor hayat? Duaların sonunu getirmişim gibi hissediyorum. Mırıltının içinde gezinen hiçbir ümit cümlesini işitmiyor kulaklarım. Hayır, çoktan unutmuşum ben, böyle gelip geçmiş bütün hayatımın üzerini siyah bir kalemle çizdiğimden beri çoktan unutmuşum ben duaları. Sere serpe bir uzanış benim ki gecenin koynuna. Sere serpe ve beklentisiz. Nereye vardığını bilmediğim yastık kavgaları uykusuzlukla. Hayır, çoktan unutmuşum ben kendimi, sende aldırma.
Boğazımda kalmış hayatları çıkarıyorum ciğerlerimden. Varsa yoksa bencillik serpiştiriyorum üç boyutlu yalnızlığıma. Varsa yoksa sensizlik serpiştiriyorum. Ve her dile aşina bir kelimeyi seslice telaffuz ediyorum içimdeki çocuğa “hayırlısı”
Bir damla içimin bütün kederlerini sürükleyip sıyırıyor gözlerimden aşağı. Bir damla ele veriyor pişmanlıklarımı. Ve gün yastığıma uğurlarken bedenimi, uçurtmamın şeritleri düşüyor gökyüzünden.
Hayırlısı.. 13 ağustos


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla