AKP iktidarının sözde Kürt sorunu açılımının şifreleri...
AKP seçimlerin ardından Öcalan’ı muhatap alabilir
PKK, bir süre sonra, Öcalan’ın muhatap alınmasını talep edecektir. AKP’nin de bunun bilincinde olduğu ortadadır. Ancak önümüzdeki ilk genel seçimden önce AKP’nin böyle bir girişimde bulunmayacağı ortadadır.
AKP’nin sözde Kürt sorunu açılımını ele aldığımız yazımınızın bugün son bölümünü sizlerle paylaşıyoruz. Yazımızın ilk iki bölümünde çözüm arayışlarının sebeplerini, açılım ile uluslar arası dengeler arasındaki bağlantıları ortaya koymaya çalıştık. Bu bölümümüzde ise AKP’nin çözüm adına atabileceği adımları irdeleyeceğiz...
AKP Hükümeti uygulanacak çözüm paketi konusunda detaylar ve zamanlama konusunda olmasa dahi genel çizgiler itibarı ile genel bir anlayışa sahip görünmektedir. Bu aşamada AKP Hükümeti için mesele, çözüm paketini TSK’nın ağır tepkisini almadan ve seçimlerde oy kaybına uğramadan yaşama geçirmektir. İlk aşamada uygulanacak olan kısa vadeli önlemler, ilk genel seçimlerden önce tamamlanacaktır.
AKP Hükümetinin gelecek genel seçimlerden önce kısa vade de atacağı adımlar,
a) Değişik üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinin açılması,
b) İsimleri değiştirilen köylere tekrar eski isimlerinin verilmesi,
c) Özel Kürtçe televizyon ve radyo yayınlarının başlaması
d) Kürtçenin lise ve dengi okullarda seçmeli ders olması,
e) Pişmanlık yasasının kapsamının genişletilmesi ve etkinleştirilmesi,
f) Bazı devlet dairelerinde Kırmaçça ve Zazaca tercüman uygulamasının başlatılması,
g) Güneydoğu Anadolu’da bazı illerde, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ı kapsayan ve 14 Temmuz 2009’da kurulan “Trakya Bölge Kalkınma Ajansı” benzeri bölge kalkınma ajansının kurulması gibi önlemlerle sınırlı olacaktır.
Kısa vadeli çözümler çerçevesinde AKP Hükümeti, DTP’yi muhatap almasına rağmen, PKK’yı muhatap almadığı için sorunun gerçek özünü de muhatap almamış olacaktır. Çünkü, 1984 sonrasında Kürt sorunu demek, PKK sorunu demektir. PKK sorununu muhatap almadan, Kürt sorununu çözmek mümkün değildir. DTP ile yapılan görüşme PKK’nın muhatap alınması sorununu çözmeye yetmeyecektir.
PKK, bir süre sonra, A. Öcalan ve kendisinin doğrudan muhatap alınmasını talep edecektir. AKP’nin de bunun bilincinde olduğu ortadadır ancak önümüzdeki ilk genel seçimden önce AKP’nin böyle bir girişimi seçmen tepkisini uyandırmamak için temsil etmeyeceği ortadadır. Üstelik AKP, 29 Mart 2009 seçimlerinin Güneydoğu Anadolu’da verdiği sonuçlardan anlamıştır ki, aldığı önlemler, bu bölgede PKK/DTP’yi “yenmesini” sağlamayacaktır.
Düşük Yoğunluklu Çatışma uzmanlarının en önemlilerinden birisi olan David Galula, 1960’ların başında yazdığı “Ayaklanmaları Bastırma Hareketleri-Teori ve Pratik” adlı kitabında şöyle demektedir: “Ne kadar istenirse istensin, politik, toplumsal, ekonomik ve diğer reformlar halkın hala isyancının denetimi altında olduğu dönemde yapıldığı takdirde sonuç vermeyecektir” demektedir. Bu tespitin doğruluğunu 29 Mart seçimleri de göstermiştir. Bugün Güneydoğu’da PKK’nın siyasal yaşamı DTP eli ile denetlediği bir zemin söz konusudur. AKP iktidarının önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği kısa vadeli reform girişimleri de Güneydoğu Anadolu’da seçmen zeminine DTP/PKK’nın mücadelesinin sonucu olarak yansıtılacak ve oylar DTP’ye akmaya devam edecektir. DTP, bundan sonra yapılacak ilk genel seçimde sürecin böyle devam etmesi durumunda şimdiye değin aldığı en yüksek oyu alacaktır.
Kısa vadeli önlemlerin ABD’nin istediği sonucu ortaya çıkarması ve PKK’nın Kuzey Irak’tan uzaklaşması, teröre tamamen son vermesi mümkün görünmemektedir. Muhtemel olan AKP’nin DTP ile başlattığı diyalogda PKK, DTP’nin elini güçlendirmek için 2009 sonbahar ve 2009/2010 kışında zaten dönemsel olarak duran terörü, “ateşkes dönemi” diye nitelendirebilir. Her şeye rağmen, Kuzey Irak’taki PKK varlığı Türkiye ile Kuzey Irak arasında gerilim yaratmaya, reform paketi üzerinde baskı uygulamaya devam edecektir. A. Öcalan/PKK üst düzey yönetimi gerçek gücünün/güçlerinin DTP değil, PKK olduğunun bilinci içinde terör örgütünü mümkün olduğunca güçlü ve etkin konumda tutmaya çalışacaklardır.
TSK direnişi muhtemeldir
Kısa Vadeli Önlemler ve TSK’nın Konumu: AKP’nin alacağı kısa vadeli önlemler konusunda AKP Hükümeti, Genelkurmay Başkanlığı ve MİT arasında uzlaşma olduğu düşünülebilir. Org. İlker Başbuğ’un 14 Nisan 2009 tarihinde yaptığı konuşma göz önüne alındığında, yukarıda saydığımız yaklaşımların Genelkurmay Başkanlığı tarafından da bir ölçüde kabul gördüğü anlaşılmaktadır. Bu konuşmasında Org. Başbuğ, “Modern ulus-devlet anlayışı ve liberal demokrasi, bireysel özgürlüklerin önünü kapatmaz. Aksine modern ulus-devlet, bireysel kültürel özgürlükleri genişletir, kalitesini artırır. Kültürel alanda bireysel özgürlüklerin önünün açılması, etnik kimliği güçlendirecek değil, aksine vatandaşların bireysel özgürlük alanını, yaşam kalitesini ve ülkelerine olan sadakatlerini güçlendirici bir unsur olarak görmelidirler” diyerek, bireysel kültürel haklara TSK’nın sert bir muhalefetinin olmadığını açıklamıştır. TSK’nın direnişinin milli ve üniter devleti hedef alan orta ve uzun vadeli önlemlere sıra geldiğinde başlaması muhtemeldir.
Çözüm için atılan adımlar ‘Türk sorunu’ doğurabilir
Sonuç: Yaşanılan süreç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu tarihten buyana yaşamakta olduğu en büyük dönüşümü ifade etmektedir. Tabii ki, dönüşümün ana dinamiği milli değil, dış dinamik olduğu için dönüşümün iç ve dış tasarımcılarının hiç beklemediği sonuçların ortaya çıkması büyük bir ihtimaldir. 2003’den 2009’a kadar Amerikan işgali altında yaşayan, topraklarının bir bölümü 1991’den buyana fiili bağımsızlığı tadan, sunni-şii iç savaşını henüz geride bırakan Irak’ın bile federal devlet modelini içine sindiremediği ve bölünme sürecine karşı her geçen gün biraz daha sert bir tepkinin geliştiği düşünülür ise milli-üniter devlet karşıtı bir modelin Türkiye’de uygulanması çok zor olacaktır. Türkiye’yi etnik fay hatları boyunca bölecek politik girişimler, ülkemizde sosyolojik olarak var olmayan etnik sorunun politik olarak kurgulanmasına yol açabilir. “Kürt Sorununu” çözme adına yapılacak girişimlerin ortaya bir “Türk Sorunu” çıkarması vahim sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Siyasal Türk kimliğinin dışında siyasal bir Kürt kimliğinin inşa edilmesi durumunda, herhangi bir Türk için örneğin ayrı bir siyasal kimliğe sahip olan Suriyeli, Iraklı, İranlı ile Kürt arasında nasıl bir fark olacaktır? PKK’nın temsil ettiği sorunun aşılması için alınması gereken önlemler, milli-üniter devlet modeli içinde ve yurttaşlık temelli bir demokrasi anlayışı ile olmak zorundadır. Aksi yaklaşım, Anadolu coğrafyasında etnik cehennemin kapısını aralayan bir sonuç ortaya çıkarabilir.
İktidar PKK ile görüşmek için zemin hazırlıyor
Orta ve Uzun Vadeli Önlemler: AKP’nin PKK’yı muhatap alması büyük bir ihtimal ile orta ve uzun vadede alınacak önlemler çerçevesinde gerçekleştirilecektir. AKP esasen almayı düşündüğü ve PKK ile doğrudan muhatap olmayı gerektirecek, yani futbol sahasında futbol oynanacak, orta ve uzun vadeli önlemler konusunda çalışmalara başlamış görünmektedir. 21 Temmuz 2009’da Polis Akademisi’nde yapılan bir toplantıda İngiltere ile IRA arasındaki görüşmelerin mimarı Lord John Alderdice’in de bulunduğu bir heyet ile yapılan toplantı, “devlet-terör örgütü teması” konusundaki deneyimler konusunda AKP iktidarının bilgi topladığını göstermektedir.
İdeolojik ve politik duruş açısından orta ve uzun vadede PKK/DTP’nin yukarıdaki taleplerini karşılamaya ciddi anlamda yatkın olan AKP Hükümetinin bu aşamada artık siyasal ortamın bu talepleri karşılamak için yeterince olgunlaştığını düşüneceğini de söyleyebiliriz. Halk, PKK terörünün durması karşılığında devlet yapısının üniter-milli devletten adem-i merkeziyetçi/etnik yapıya doğru parça parça değiştirilmesine alışacaktır.
TSK, bu aşamada orta ve uzun vadede alınacak üniter-milli devleti tasfiye edici önlemlere daha etkili muhalefet edecektir. Bu muhalefetin ne derece belirleyici olacağını görmek için beklemek gerekmektedir. Önümüzdeki genel seçimlerde Anayasayı değiştirecek ölçüde büyük bir destek aldığı takdirde yeni kurulacak AKP hükümetinin orta vade ve uzun vadede alacağı önlemleri şu şekilde özetleyebiliriz:
a) Anayasanın değiştirilmesi ve Kürt kimliğinin siyasal bir kimlik haline dönüştürülmesi, böylece milli-devlet ilkesinin tasfiye edilmesi,
b) Yeni Anayasa’da milli devlet ilkesinin tasfiye edilirken, üniter-devlet ilkesinin görünürde korunması ancak, özerk bölge yapılanmasının adı konulmadan dahi olsa gerçekleştirilmesi,
c) Öcalan’ın İmralı’dan F-tipi bir cezaevine nakledilmesi ve PKK kadrolarına genel değil, kapsamlı af uygulaması şeklinde özetlenebilir.
AKP’nin gelecek iktidar dönemi içinde uzun vadede gündeme taşımayı hedeflediği önlemler ise,
a) G.Anadolu için federal çözümün gündeme getirilmesi,
b) Kürtçenin ikinci resmi dil olması,
c) A. Öcalan’ın serbest bırakılması,
d) PKK’nın liderlerine siyaset izni verilmesi şeklinde öngörülebilir.
Bu önlemlerin çift boyutlu etkisi olacaktır. Birinci etki, sınırın hemen öte yanındaki Kuzey Irak’ta pankürdizm hayallerini daha da güçlendirecek ve güneydoğu Anadolu’da bu hayallerin etkileri belirginleşecektir. İkinci etki ise beklenilenin aksine ayrılıkçı siyasallaşmış Kürt kimliği Türkiye’ye daha fazla bağlanmayı değil, Türkiye’den ne kadar toprak kopararak ayrılabilirim duygusuna kapılacaktır. Bir DTP milletvekilinin, DTP’nin yerel seçimlerde oyların ancak % 33’ünü aldığı Iğdır’ı “Kürdistan’ın” sınırları içinde ilan etmesi, muhatapların bilinçaltını ortaya koymaktadır.
Ancak, AKP’nin orta ve uzun vadede önlemleri gerçekleştirebilmek için gelecek seçimleri kazanacağının hiçbir ciddi güvencesi yoktur. Aksine, AKP’nin önümüzdeki dönemde alacağı kısa vadeli önlemler dahi Türk toplumunda bir başka ifade ile DTP’ye oy veren % 6’nın dışında kalan % 94’de ortaya AKP’yi iktidardan süpürecek büyük bir tepki çıkarabilir.
http://yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=21618
+
Daha önce bu bebek katili için; "SAYIN!! Öcalan aldığı KELLElerin!! hesabını veriyor" diyen tayyip ve AKP zihniyeti varken ve yine AKP için "AKP Benim Projelerimi Uyguluyor" diyen bir bebek katili varken ilerde olursa şaşmamak lazım.
Zaten bu bölücü AKP zamanında devlet bakanı gibi demeç vermeye başladı.
DTP ile el sıkışan zaten bu adamlada el sıkışmış demektir.!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
uğruna yapamayacağı işbirliği yok yani akp nin. 

