gelmeyeni beklermiş kalp
beklemeyene gidermiş
uyku gibi...




bir fotoğraf
belki bir isim
ya da sakladığın her şey
biriktirdiğin yanlışlar üzerinde soluklanıyor

kaç doğrunun cevabını biliyor kalp
yüzler söyler kitabının ilk sayfasında yazıyor
düşman gözlerinde tuzakların yeri
ve vakit dönüyor alacasında o an
direniyor aynaya
diretiyor aslında

umurumda değil ama
geçmiş
beni hayalinde seviyor

küskün ve inatçı bir ses gibi dağılıyorsun
zaman ötesi bilinmez gerçeklerin dünyasında
terk edilmiş yalnızlığınla
maviye bulanmış bir kare içinde

bütünden sonra parçalanan seni
bulmaktan çok daha önemli meselem var
bu gece uyumak gibi

ölüm ve uyku
görünen ama işitilmeyen dünyanın yanı başında
yan yana uzanmış iki kardeşin sessizliği
hangisi önce doğmuş acaba
ikilem değil bu
derin bir sanrı düğümü
içimde bilmediğim bir tutsaklığın
hükümsüz cezası

kudurgan dalga gibi gözlerimden
bir travma şüphesinde boğulurcasına geçen gecelerin
yıldızlarını öldürdüm
dilememek için seni dilenmemek için kendimden
tırnaklarıma sığmayan sabrımın sökülme zamanı
sağımda solumda kırıklar
haritada yeri bulunmayan uzaklıklara dağılacak birazdan

acıyı tutkuyla kucaklayan bedenim
geceyle gözlerime akacak
kapanmamış göğsümde seni uyutup
vardiyanı doldurana kadar…




Alıntı