• Reklam
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    tuzun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-05-2009
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    0

    Batı Şeria son günlerini yaşıyor

    Slavoj ZIzek*

    İsrail polisi 2 Ağustos 2009’da, Doğu Kudüs’teki Arap mahallesi Şeyh Cerrah’ın bir bölümünü kordona aldıktan sonra iki Filistinli aileyi (50’den fazla insan) evlerinden zorla çıkardı; boş binalara hemen Yahudi yerleşimciler taşındı. İsrail polisi yüksek mahkemenin verdiği bir karardan dem vursa da, tahliye edilen Arap aileler 50 yılı aşkın süredir orada yaşıyordu. Bu defa her ne hikmetse dünya medyasının dikkatine mazhar olan olay, çok daha büyük ve genelde görmez-den gelinen berdevam bir sürecin parçası.
    Beş ay önce 1 Mart’ta İsrail hüküme-tinin işgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimcileri için 70 binden fazla yeni ev inşa etme planları hazırladığı bildirilmişti; bu planlar uygulanırsa, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimcilerin sayısını 300 bin daha artırabilir. Böyle bir adım yaşayabilir bir Filistin devleti ihtimalini ciddi biçimde baltalamakla kalmaz, Filistinlilerin gündelik hayatlarını da çekilmez hale getirir.

    Asıl işgal ‘bürokratik’

    Bir hükümet sözcüsü bu haberi yalanladı ve planlarda pek az doğruluk payı olduğunu savundu - yerleşimlerdeki evlerin inşası için savunma bakanlığının ve başbakanın onayı gerekiyordu. Ne var ki 15 bin ev çoktan kesin olarak onaylandı durumda ve önerilen evlerden 20 bini İsrail’in müstakbel bir barışta elinde tutma beklentisine girmesinin mümkün olmadığı yerleşimlerde bulunuyor.

    Sonuç belli: İsrail iki devletli çözümü yarım ağızla kabul ederken, sahada bu çözümü imkânsızlaştıracak bir değiştirilemez durum yaratmakla meşgul. İsrail’in planlarının ardındaki hayalin özetini, bir yerleşimci kasabasını yakınlardaki bir Batı Şeria tepesinde yer alan Filistin kasabasından ayıran duvardan okumak mümkün. Duvarın İsrail tarafında, duvarın ötesindeki kırların görüntüsü resmedilmiş, fakat o resimde Filistin kasabası yok, sadece tabiat, ot ve ağaçlar görülüyor. Duvarın öte tarafını boş, bakir ve yerleşilmeyi bekleyen şekilde tahayyül etmek, en saf haliyle etnik temizlik değil de nedir?

    Tam da hükümetin 70 bin ev planının ortaya çıktığı gün ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Gazze’den yapılan bir roket saldırısını ‘zarar verici’ diyerek eleştirdi ve şunu öne sürdü: “İsrail dahil hiçbir ülkenin, toprakları ve insanları roket sadırılarına maruz kalırken öylece durup seyredemeyeceğine kuşku yoktur.” Peki Filistinliler Batı Şeria günbegün ellerinden alınırken öylece durup seyretmeli mi?

    Barışsever İsrailli liberaller Filistinlilerle ihtilaflarını (her iki tarafta barışı reddeden aşırılıkçılar olduğunu kabul ederek) nötr, simetrik terimlerle ifade ederken, şu basit bir soruyu sormak lazım: Doğrudan siyasi-askeri düzeyde ortalık süt limanken (yani gerilimler, saldırılar veya müzakereler yokken) Ortadoğu’da neler olup bitiyor? Olup biten şey şu: Batı Şeria’daki topraklar Filistinlilerden yavaş yavaş alınıyor. Filistin ekonomisi gitgide boğularak, toprakları parsellenerek, yeni yerleşimler inşa edilerek, Filistinli çiftçilere tarlalarını terk etmeleri için (ekinlerin yakılması ve kutsal değerlere hakaret edilmesinden hedefli cinayetlere kadar uzanan yöntemlerle) baskı yapılarak yürütülüyor bu mesai. Ve bütün bunlar, Kafkaesk bir yasal düzenlemeler ağıyla destekleniyor.

    Sari Makdisi ‘Filistin Tersyüz: Günbegün İşgal’ adlı kitabında, İsrail’in Batı Şeria işgali nihayetinde silahlı kuvvetlerce yürütülüyor olsa da, bunun nasıl bir ‘bürokrasinin yürüttüğü işgal’ olduğunu anlatıyor: Bu işgal esasen başvuru formları, tapu senetleri, ikâmet izinleri ve diğer izinlerle işliyor. Günlük hayatın, İsrail’in genişlemesini yavaş, fakat düzenli olarak garantiye alma mesaisini yerine getirecek şekilde mikro-idaresi söz konusu: İnsanlar ailesinin yanından ayrılmak, tarlasını sürmek, bir kuyu açmak veya hastaneye, işe, okula gitmek için izin almak zorunda. Böylece Kudüs’te doğan Filistinliler tek tek orada yaşama haklarından mahrum bırakılıyor, ekmek parası kazanmaları engelleniyor, ikâmet izinleri verilmiyor vs.

    Parçalı bir yarımada gibi

    Filistinliler Gazze’yle ilgili o sorunlu klişeyi sık sık kullanıyor: “Gazze dünyadaki en büyük toplama kampıdır.” Ne var ki, geçen yıl bu niteleme tehlikeli biçimde gerçeğe yaklaştı. Bütün soyut ‘barış dualarını’ müstehcen ve ikiyüzlü kılan temel gerçeklik işte bu. İsrail’in, medyanın görmezden geldiği yavaş, görünmez bir süreç yürüttüğü besbelli; dünya bir sabah uyanıp artık ortada Filistinlilere ait bir Batı Şeria olmadığını, bu toprakların Filistinlilerden arındırıldığını görecek ve gerçeği kabul etmek zorunda kalacak. Filistinli Batı Şeria’nın haritası çoktandır çok parçalı bir yarımadaya benziyor.

    2008’in son aylarında, yasadışı Yahudi yerleşimcilerin Filistinli çiftçilere yönelik silahlı saldırıları gündelik
    birer vaka haline geldiğinde, İsrail devleti bu aşırılıkları dizginlemeye çalıştı (yüksek mahkeme bazı yerleşimlerin boşaltılmasına hükmetti), fakat birçok gözlemcinin de işaret ettiği gibi, gönülsüz alınan önlemlerdi bunlar ve zaten İsrail’in imzaladığı uluslararası sözleşmeleri ihlal eden uzun vadeli politikalarının karşısında hiçbir ehemmiyeti kalmıyordu. Yasadışı yerleşimcilerin İsrailli yetkililere karşılığı, “Sizinle aynı şeyi, sadece daha aleni yapıyoruz, öyleyse bizi suçlamaya ne hakkınız var?” oldu. Ve devletin buna cevabı da esasen şuydu: “Sabırlı olun ve çok aşırıya kaçmayın. Biz sizin istediğiniz şeyi, sadece daha ılımlı ve kabul edilebilir bir usulle yapıyoruz.”

    Aynı hikâye 1949’dan beri tekrarlanıyor: İsrail uluslararası toplumun önerdiği barış koşullarını, barış planının işlemeyeceği olgusuna güvenerek kabul ediyor. Yasadışı yerleşimciler bazen Wagner’in Walkirie’sinin son perdesindeki Bründhilde’ı hatırlatıyor - Wotan Bründhilde’a hışımla yaklaşır ve bariz emirlerine karşı gelip Siegmund’u korumakla sadece bizzat Wotan’ın gerçek arzusunu yerine getirdiğini söyler; Wotan dış baskı altında gerçek arzusunun aksi yönde davranmaya mecbur kalmıştır. Aynı şekilde yerleşimciler de, kendi devletlerinin gerçek arzusunu hayata geçirdiklerini biliyorlar.

    Teröre sempatiyle ilgisi yok

    İsrail devleti ‘yasadışı’ yerleşimcilerin şiddet içeren aşırılıklarını kınasa da, Batı Şeria üzerinde yeni ‘yasal’ inşaatları teşvik ediyor ve Filistin ekonomisini nefessiz bırakmayı sürdürüyor. Filistinli-lerin adım adım kuşatıldığı ve yaşama alanlarının dilim dilim edildiği Kudüs haritasına bir göz atmak her şeyi anlatı-yor. Filistinlilere yönelik devlet eliyle uygulanmayan şiddeti kınamak, gerçek devlet şiddeti sorununu bulandırıyor; yasadışı yerleşimleri kınamak, yasal olanların yasadışılığını bulandırıyor.

    Tüm bunların orta yerindeyse, İsrail yüksek mahkemesinin o çok övülen tarafsız ‘dürüstlüğü’nün ikiyüzlülüğü duruyor: Mahkeme, sık sık zorla yerlerinden edilen Filistinliler lehine kararlar almakla ve tahliye edilmelerinin yasadışı olduğuna hükmetmekle, kalan meselelerin büyük çoğunluğunun yasallığını garantiye alıyor.

    Bütün bunları göz önüne almak, mazur görülemez terör eylemlerine sempati duyulmasını asla gerektirmez. Tam tersine, insanın terör eylemlerini ikiyüzlülük göstermeden kınayabilmesini imkân verecek yegâne zemini sağlar.


    Dünya bir gün uyanıp Filistinlilere ait bir Batı Şeria olmadığını, bölgenin Filistinlilerden arındırıldığını görecek ve gerçeği kabul etmek zorunda kalacak.

    http://www.timeturk.com/Bat%C4%B1-%C...63-haberi.html

    Dünya uyandığı zaman filistinli halk kalmayacak duruma gelecek...

  2. #2
    T.M.W.S.T.W. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2009
    Mesajlar
    969
    Karizma Gücü
    3
    hadi artık olsun da şu filistin zırvalığından kurtulalım.

  3. #3
    TF Bölüm Sorumlusu <span style='color: #006400'><span class='glow_FFA500'>_WOLF_</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2007
    Mesajlar
    22,258
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    kimse gıkını çıkaramıyo israile olacağı bu zaten filistin diye bir ülkenin yok olması.




    Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili..?..Biz, yaradanı görmeden sevmedik mi..?((MEVLANA))

  4. #4
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    sen bunu açılımcılara anlat...
    ırakta kurulan yeni kürt devleti ile Türkiye'de açılımla doğurulucak olan yapay kürt devletleri aynen filistin gibi israile hammm olacak. Yoksa bu kadar israr kürdonun kara kaşı kara gözü için değil herhalde..
    anı nato nato kafa sadece araplarda yok, kürtlerde de aynısı..

    bunları 93de Uğur Mumcu yazdı, akabinde mossad tarafından öldürüldü.

    Uğur Mumcu’nun, öldürülmeden on yedi gün önce yazdığı yazısı:

    MOSSAD ve Barzani

    Ortadoğu'nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor.
    Kanıtlanan son ilişki MOSSAD-Barzani ilişkisidir.
    MOSSAD, İsrail'in gizli istihbarat örgütüdür.
    Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı?
    Barzani'nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi.
    Kimse bu ilişkiye, "Hayır olmadı" diyemiyor.
    CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu.
    MOSSAD'ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney'de yayınlanan "Israel's Secret Wars-A History of Israel's Intelligence Services" adlı kitapta sergileniyor.
    Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington'daki Brooking Enstitüsü'nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmış.
    Kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor.
    Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği yazılıyor.
    Kitapta 1967 Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra, MOSSAD'ın Kürtlerle ilişki kurduğu (sh.327), Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel'in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak'tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor.

    1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanıyor. 1972 yılında imzalanan Sovyet-Irak Dostluk Antlaşması'ndan sonra İran Şahı ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yapıyor; bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından "Kürdistan Demokratik Partisi"ne üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderiliyor.

    Barzani'nin Irak rejimine karşı ayaklandığı yıllarda, ABD-İsrail-İran üçlüsü bu ayaklanmayı destekliyor. Barzani-ABD ilişkileri, ABD Dışişleri eski bakanı Henry Kissinger eliyle yürütülüyor.

    MOSSAD-Barzani ilişkileri de İsrail'in Tahran'daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD Ajanı) aracılığı ile gerçekleşiyor.

    Nimrodi'nin üstlendiği görev ilginç:
    Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani'nin eline geçmesinde rol oynuyor. (sh. 328-329)
    Kitapta, MOSSAD'dan Kürtler'e 50 milyon dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanarak açıklanıyor. (sh.328)

    70'li yıllardaki bu ilişkiler bugün sürüyor mu?
    Kitaba göre sürüyor.
    "Körfez Savaşı" sırasında Irak'ın attığı Scud füzelerinin Tel-Aviv'e düşmesi üzerine bu ilişkiler yeniden başladı. (sh.521)
    Baba Molla Mustafa Barzani ile kurulan ilişkiler, şimdi de oğul Mesud Barzani ile sürüyor.
    MOSSAD, Barzani'ye Avrupa kahvelerinde çekler vererek bu desteği sürdürüyor.
    Kitapta, Mesud Barzani'nin İsrail'e gizlice giderek yardım istediği yazılıyor.
    Bu ilişkiler sürüyor ve anlaşılıyor ki daha da sürecek...
    Gizli yollarla sürecek, açık yollarla sürecek...
    İlgi belli...
    İlişki de belli...
    Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?
    Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?

    Uğur MUMCU, (Cumhuriyet, 7 Ocak 1993)
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA
    GİDİCİ

  5. #5
    tuzun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-05-2009
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    0
    sen bunu açılımcılara anlat...
    ırakta kurulan yeni kürt devleti ile Türkiye'de açılımla doğurulucak olan yapay kürt devletleri aynen filistin gibi israile hammm olacak. Yoksa bu kadar israr kürdonun kara kaşı kara gözü için değil herhalde
    ..

    her konu dönüp dolaşıp açılıma ve akp ye geliyor.
    emin olun erin türkiyede tayyip hükümetide dahil gelmiş geçmiş hiç bir hükümet mısak ı milli sınırlarında değişim yaratacak karar alamaz.

    israile gıkını çıkarmak karşında amerikayı bulmak demek çıkarınız yoksa neden taraf olacaksınız.

  6. #6
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Her konu gelir mi gelmez mi onunla fazla ilgilenmiyorum tuzun, ama bu konu çok ilgili açılımla...
    Burada magazin haberi değil ortadoğudan bahsediyoruz, aşırı bir çaba göstermek gerekmiyor filistin ile başlayan işgalin ülkemizde devamı olan açılımın ilgisini fark etmek..
    İkisi aynı filmin başı ve sonu gibi..
    Bilmem anlatabildim mi.

    Batıda planlanmış bir teşkilat- hükümet olan AKP hükümeti burada üstüne düşen görevleri yerine getirmektedir, bunun için kurulmuş, iktidara getirilmiş ve desteklenmiştir..
    Bunun aksini zaten yapamaz, başından beri bu sonuca en kısa zamanda ulaşabilmek için var gücü ile koşturulmaktadır.

    İsraile ortadoğuda gıkını çıkarmazsan gelir seni yutar. Ucundan ham yapmaya başladı Türkiye coğrafyasının görldüğü üzere.
    Kısacası korkunun ecele faydası yok, ya bu deveyi güdecekdin ya da bu deveyi güdeceksin..

    Bunun için bağımsız, Türkiye'ye hizmet eden bir iktidar gerekli. O da maalesef Atatürk öldüğünden beri mevcut değil. Öldüğü gün çalışmalar başladı..
    Bu mesaj en son " 25.08.09 " tarihinde saat 02:05 itibariyle erin 16 tarafından düzenlenmiştir...
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA
    GİDİCİ

  7. #7
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Hmmph.
    Kimse bir şey diyemez bunlara. Ne oldu, bunların dışişleri bakanı gidip orada birleşmiş milletler kararını cart diye yırtmadı mı?
    Adamların arkası sağlam. Kimse sesini çıkaramaz. Gerçi kimse umursamıyor zaten.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. yeşil yaşıyor
    2006 Konuları bölümünde Pontevedra tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 17.02.06, 20:31
  2. Böyleleri de yaşıyor bu toplumda...
    2005 Konuları bölümünde hakdin tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 30.07.05, 18:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •