Memlekette yaşanan her türlü ‘’musibet’i Ergenekon denilen ne idüğü belirsiz örgüte mal eden Taraf, böylece bugün savunduğu zihniyetin, geçmişte işlediği günahları da temize çekiyor. Halbuki; bugün arkasına sığındığı AKP’nin yönetici kadroları, ABD destekli ANAP’tan beri, bu ülkedeki her türlü kirli ilişkinin tam göbeğinde duruyor. Taraf ise bunları görmezden gelip aklınca ‘demokrasi’ mücadelesi veriyor.
Halbuki; Ahmet Altan gibi bir cahilin, önce ‘’demokrasi’’ olgusunu içselleştirmesi gerekiyor. Yönettiği gazetede herkese bağırıp çağıran, haklarını isteyenlere ‘’Siz ne çok şey biliyorsunuz öyle, para bulur bulmaz hepinizi işten kovacağım’’ diyen biri ‘’demokrat’’ olabilir mi? Bırakın bunu, böyle birine ‘’insani değerlerden nasiplenmiş’’ denebilir mi?
Taraf Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, Babası Çetin Altan ve kardeşi Mehmet Altan, 28 Şubat sürecinde ‘’Biz cami ile kışla arasına sıkışmayız’’ diyor, yaşananlara seyirci kalmayı tercih ediyorlardı. Bugün canhıraş bir biçimde savundukları kesimler, o dönem askerin yanlış uygulamalarının sözde ‘mağdur’u oluyordu. Altanlar o gün ‘’susuyordu. Bugünse ‘’konuşmayı’’ tercih ediyorlar. Ahmet Altan’ın yönettiği Taraf Gazetesi, AKP – AB – ABD ve Cemaat’in arkasına sığınarak, sözde ‘’demokrat’’lık misyonunu üstleniyor.
Cumhurbaşkanı Gül’ü ‘’demokrat’’, Fethullah Gülen’i ‘’mazlum’’ AKP’yi ‘’ilerici’’ ilan eden bu anlayış, arada sırada Kürtlerin ağzına da bir parmak bal çalarak kötü gazeteciliğini örtmeye çalışıyor.
Ama ne yazık ki; deniyor. TSK’nın yaptığı yanlışlar üzerinden anti-propaganda faaliyetine girişen ve her iki sözünden birinde ‘’ABD gelecek, ananızı öpecek’’ diyen Taraf zihniyeti, bu ülkede kendini ‘’demokrat’’ ilan ediyor. Çok değil, daha geçen ay, Taraf’ın Ankara Bürosu çalışanları, Ahmet Altan’ın hakaretlerine daha fazla dayanamayıp istifa ettiler.
İstifa gerekçeleri ve Altan’ın verdiği cevaplar, Gerçek Gündem.com’da da yayımlandı. Taraf’ın Ankara Bürosu’ndaki arkadaşlar, Altan ve Yasemin Çongar’ın kötü gazeteciliğine alet olduklarını ne yazık ki çok geç anlamışlar. Belli ki onlar da Altan’ın ‘’demokrasi’’ yalanlarına bir süre kandılar. Ama birileri tarafından kullanıldıklarını anladıklarında, gazeteyle ipleri kopardılar. Bu geç de olsa, olumlu bir gelişmeydi.
Aslında Taraf çalışanlarıyla Altan arasındaki o mektubu herkese okutmak gerekiyor. Altan’ın çalışanlardan iğrendiğinin belgesi olan o satırlar, her şeyi anlatıyor. Ama ne yazık ki; okur, ‘’değer sistemi’’ni yitirdiği için, Taraf hala satılabiliyor. Çalışanlarına ‘’Haklarınızı iyi biliyorsunuz’’ diyerek tepki gösteren bir yönetmenin yayımladığı gazete, normal koşullarda ertesi gün çıkmamalıdır.
Ama ne yazık ki; başını DTP’lilerin çektiği okur kitlesi, Taraf’ı hergün para vererek alıyor. Ve aynı Taraf, hemen hemen hergün DTP’ye de küfrediyor. PKK’lı Cemil Bayık’ı, General Levent Ersöz’le işbirliği halinde gösteren yayın, KCK tarafından kınanıyor. Taraf, DTP’yi de dolaylı olarak Ergenekon’un yönettiğini söylüyor. DTP Milletvekili Aysel Tuğluk ise hiçbir şey olmamış gibi, Taraf’ta yazmaya devam ediyor. DTP kitlesi, Fethullahçılarla aynı gazeteyi okuyor ve beğeniyor.
Oysa ki; DTP’liler eğer barış istiyorsa ve bunda samimiyse, Taraf’ı sorgulamaları gerekir. Taraf bu ülkede savaş çığırtkanlığı yapan gazetelerin başında geliyor. Ahmet Altan, ‘’orduyu eleştiriyormuş gibi’’ yaptığı her yazısında, aslında ‘’Güçlü Ordu’’ya vurgu yapıyor. Altan, zihnindeki faşist eğilimleri yazılarında ortaya koyuyor.
Bunun son örneği Altan’ın dünkü yazısıydı. Ahmet Altan, ‘’İşine bak general’’ diye başlık attığı dünkü manşetin altında, ‘’uzaylı’’ haline getirdiği fotoğrafıyla şöyle sesleniyor:
‘’Kürt sorununun nasıl çözüleceği, eğitimin hangi dilde yapılacağı Genelkurmay Başkanı’nın üstüne vazife değil. / O savaşmaktan sorumlu. / Savaş derler, savaşır. / Barış derler, barışır. / Savaşa ve barışa generaller karar veremez. / Savaşa girmeden önce “ordunun hazır olup olmadığını, askerî şartları” hükümete anlatır. / O kadar. / Bizim genelkurmay başkanları maşallah her konuda konuşuyor. / Kendi işleriyle uğraşacaklarına siyasetle uğraşıyorlar. ‘’
Bu satırları yazan birinin ‘’demokrat’’ olduğunu kim söyleyebilir? Ne diyor Altan Genelkurmay Başkanı için: ‘’O savaşmaktan sorumlu.’’
Altan neden ‘’orduların ve savaşların olmadığı, silahların sustuğu, kan ve gözyaşının akmadığı’’ bir dünya istemiyor. Ahmet Altan neden faşizmin sığındığı argümanlarla konuşmayı tercih ediyor?
Çünkü; Ahmet Altan, sırtını dayadığı AKP – AB – ABD ve Cemaatlerin çıkarlarını ancak ‘’ordu’’nun, yani ‘’silahlı bir gücün’’ koruyabileceğini biliyor. Bu yüzden de; ağababalarının çıkarlarının korunabilmesi için ‘’elinin altında hep silahlı bir güç’’ istiyor. Ordunun, bugün sırtını yasladığı güçlere hizmet etmesini istiyor. Ordunun, ‘’demokrasi’’isteyenleri ‘’silahla bastırması’’için aportta beklemesi gerektiğini söylüyor.
Ahmet Altan ve Taraf bu yüzden ‘’savaş çığırtkanlığı’’ yapıyor. Eline bomba verilen o teğmenin ve yaşamını yitiren dört askerin dramını yazarken, ‘’savaşı sorgulamıyor.’’ Altan ve arkadaşları, ‘’Onlar neden (zorunlu askerlik) yapıyor, neden bombayla dolaşmak zorunda kalıyorlar?’’ diye sormuyor, soramıyor. Bunun yerine, savaşın dilini kullanarak, ‘’Ordu hata yapmasın’’ diyorlar. Altan ve Taraf demokratsa, ‘’Ordunun hatası yerine’’ şunu sorgular: ‘’Neden orduların olmadığı bir dünyada yaşamıyoruz?’’
Bunu sorabilmek için, insanın ‘’demokrat’’ olması ve sırtını çıkar gruplarına yaslamaması gerekiyor. Açın bakın; Taraf'ta ''savaş'' sözcüğü, ''barış''tan daha çok yer alıyor.
http://www.gercekgundem.com/?c=59824
+
Kadın memesi için vatanımı satarım diyen Altan kimki ahkam kesiyor.
Dağlarda PKK'lılar ile uyuyup, röportaj yapan sonra bunu unutamadım diyen zavallı birinin TSK'ya kin kusması doğaldır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla