• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    26-05-2009
    Mesajlar
    1,038
    Karizma Gücü
    4

    Atatürk'ün düşünüp kurduğu Diyanet işleri başkanlığı gereklimi gereksizmi?

    Diyanet işleri başkanlığı gereklimi yoksa gereksiz bir kurummu?

    Atatürkün en isabetli kararlarından birisi diyanet işlerini laik devletin kontrolü altına almak olmuştur.Günümüzde cuma hutbeleri 90000 den fazla camide Ankaradan faksla gönderilir ve devletin camide ne anlatıldığından haberi olur.
    Eğer serbest bırakılsa ne olurdu?Orasını düşünmek bile istemiyorum.Bugün pakistanı içsavaşa ve parçalanmaya doğru götüren olaylar bizde 50 yıl önce planlanır ve başarıyla uygulanabilirdi.Şu anda da Türkiye diye bir devlet olmazdı.Osmanlının geri kalmasına ve yıkılmasına sebep olan ingiliz ve rusların imam olarak yetiştirdikleri ve köy köy şehir şehir dolaşan ve istedikleri camide hutbe verebilen casus imamlardır.
    Afyonlu bir kahvecinin yaşamış olduğu bir olayı anlatayım.1877 osmanlı rus harbinde seferberlikte silah altına alınan kahveci memet ruslara esir düşer.Esirliğini yaşadığı telörgülerin içinde rus komutan mehmeti tanır odasına çağırıp hürmette bulunur ve sorar beni tanımadınmı?kahveci hayır der.Nerden bilsinki acıyıp oda verdiği iş aş verdiği garsonunun rus casusu Albay olduğunu.Albay der bana çok yardımcı oldun burada esir değil misafirimsin dilediğin gibi dolaş der.Mehmet birgün dolaşırken önünde iki askerin nöbet
    tuttuğu bir mağara görür ve içeri girmek ister.Komutan önce izin vermez fakat eski patronu çok ısrar edince izin verir.İçeri giren kahveci 30 talebe ve kuran okuyan bir molla görür selamün aleyküm der.Molla Allaha çok şükür 30 yıldır ilk defa bir müslümanın selamını alabildim der.Kahveci bu kuran okuyanlar müslüman değilmi der,Molla hayır evladım bunlar rus casusları bende burada esirim der.


    İMAMLIK YAPAN İNGİLİZ YÜZBAŞI


    Şimdi (2006) 68 yaşında olup, uzun yıllar Heybeliada’da ikamet eden Ali Durmuş anlatıyor:

    1971 yılında küçük kardeşim, Fatih İmam Hatip Lisesinde okurken, velisi olarak okula gitmiş ve öğretmeni ile görüşmek için okul bahçesinde beklemekteydim. Oradan Balat’taki Patrikhaneyi seyrederken ürperdim. “Ne hayalet bir bina! Küfrün merkezi burası olmalı!” diyerek kendi kendime azıcık yüksek sesle vah vah demişim. Az ilerde bir bankta oturan 90 yaşında ak sakallı, gün görmüş ihtiyar bir zat benim sesimi işiterek, bana; “Evlâdım neden vahlanıyorsun?” diye seslendi.

    Patrikhaneyi göstererek, “Bu hayalet binada kim bilir ne kadar casus vardır.” dedim.

    Ak sakallı amca; “Evlâdım bu ne ki?.. Ben bu gözlerimle gördüm, bu kulaklarımla işittim. Ben Süleymaniye Câmisinin cemaatindendim. İngilizlerin İstanbul'u işgal ettiği günlerdi. Bizim 20 yıllık imam efendi, yani Süleymaniye Câmisinin imamı, başında sarığı, cübbesi ve uzun sakalları ile bildiğimiz imam ortadan kayboldu. Kime sorsak hiç kimse bilmiyor. “İmam efendi nereye gider!” diye cemaat merak içinde idi. Bir iki ay sonra öğle namazını kılıp bahçede oturduğumuz bir günde, bir manga İngiliz askeri, önlerinde yüzbaşıları ile birlikte çıkageldi. Ellerinde tüfekleri ile sağa sola dikkatlice bakarak kontrol ediyorlar, herhangi bir saldırı olmasın diye. Önlerindeki yüzbaşı yüksek sesle seslendi: “Ey Cemaat! Beni tanıdınız mı?”

    Kimseden bir ses çıkmayınca, bir müddet sonra tekrar; “Ey Cemaat beni tanımadınız mı?” diye seslendi. Tanıyan çıkmamıştı. Bir müddet sonra başındaki askerî miğferini çıkarıp cemaate karşı; “İşte ben 20 yıllık imamınız!..” deyince, herkesin aklı başına geldi ve onu tanıdık. Dedi ki: “Ben bir İngiliz yüzbaşısıyım. Vazifem bitti, şimdi gidiyorum. Şunu da söyleyeyim, sizin dininizi biliyorum, benim arkamda namaz kılanlar namazlarını iade etsinler.”

    Ve geldiği gibi manga askeri ile çekip gitti. Kim bilir bunun gibi kaç casus daha vardır...
    Atatürkçüyüm deyipte Atatürk'ün düşüncelerine karşı çıkan londra casuslarına ithaf olunur.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı 1959 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Diyanet işleri başkanlığı gereklimi yoksa gereksiz bir kurummu?

    Atatürkün en isabetli kararlarından birisi diyanet işlerini laik devletin kontrolü altına almak olmuştur.Günümüzde cuma hutbeleri 90000 den fazla camide Ankaradan faksla gönderilir ve devletin camide ne anlatıldığından haberi olur.
    Eğer serbest bırakılsa ne olurdu?Orasını düşünmek bile istemiyorum.Bugün pakistanı içsavaşa ve parçalanmaya doğru götüren olaylar bizde 50 yıl önce planlanır ve başarıyla uygulanabilirdi.Şu anda da Türkiye diye bir devlet olmazdı.Osmanlının geri kalmasına ve yıkılmasına sebep olan ingiliz ve rusların imam olarak yetiştirdikleri ve köy köy şehir şehir dolaşan ve istedikleri camide hutbe verebilen casus imamlardır.
    Afyonlu bir kahvecinin yaşamış olduğu bir olayı anlatayım.1877 osmanlı rus harbinde seferberlikte silah altına alınan kahveci memet ruslara esir düşer.Esirliğini yaşadığı telörgülerin içinde rus komutan mehmeti tanır odasına çağırıp hürmette bulunur ve sorar beni tanımadınmı?kahveci hayır der.Nerden bilsinki acıyıp oda verdiği iş aş verdiği garsonunun rus casusu Albay olduğunu.Albay der bana çok yardımcı oldun burada esir değil misafirimsin dilediğin gibi dolaş der.Mehmet birgün dolaşırken önünde iki askerin nöbet
    tuttuğu bir mağara görür ve içeri girmek ister.Komutan önce izin vermez fakat eski patronu çok ısrar edince izin verir.İçeri giren kahveci 30 talebe ve kuran okuyan bir molla görür selamün aleyküm der.Molla Allaha çok şükür 30 yıldır ilk defa bir müslümanın selamını alabildim der.Kahveci bu kuran okuyanlar müslüman değilmi der,Molla hayır evladım bunlar rus casusları bende burada esirim der.


    İMAMLIK YAPAN İNGİLİZ YÜZBAŞI





    Şimdi (2006) 68 yaşında olup, uzun yıllar Heybeliada’da ikamet eden Ali Durmuş anlatıyor:

    1971 yılında küçük kardeşim, Fatih İmam Hatip Lisesinde okurken, velisi olarak okula gitmiş ve öğretmeni ile görüşmek için okul bahçesinde beklemekteydim. Oradan Balat’taki Patrikhaneyi seyrederken ürperdim. “Ne hayalet bir bina! Küfrün merkezi burası olmalı!” diyerek kendi kendime azıcık yüksek sesle vah vah demişim. Az ilerde bir bankta oturan 90 yaşında ak sakallı, gün görmüş ihtiyar bir zat benim sesimi işiterek, bana; “Evlâdım neden vahlanıyorsun?” diye seslendi.

    Patrikhaneyi göstererek, “Bu hayalet binada kim bilir ne kadar casus vardır.” dedim.

    Ak sakallı amca; “Evlâdım bu ne ki?.. Ben bu gözlerimle gördüm, bu kulaklarımla işittim. Ben Süleymaniye Câmisinin cemaatindendim. İngilizlerin İstanbul'u işgal ettiği günlerdi. Bizim 20 yıllık imam efendi, yani Süleymaniye Câmisinin imamı, başında sarığı, cübbesi ve uzun sakalları ile bildiğimiz imam ortadan kayboldu. Kime sorsak hiç kimse bilmiyor. “İmam efendi nereye gider!” diye cemaat merak içinde idi. Bir iki ay sonra öğle namazını kılıp bahçede oturduğumuz bir günde, bir manga İngiliz askeri, önlerinde yüzbaşıları ile birlikte çıkageldi. Ellerinde tüfekleri ile sağa sola dikkatlice bakarak kontrol ediyorlar, herhangi bir saldırı olmasın diye. Önlerindeki yüzbaşı yüksek sesle seslendi: “Ey Cemaat! Beni tanıdınız mı?”

    Kimseden bir ses çıkmayınca, bir müddet sonra tekrar; “Ey Cemaat beni tanımadınız mı?” diye seslendi. Tanıyan çıkmamıştı. Bir müddet sonra başındaki askerî miğferini çıkarıp cemaate karşı; “İşte ben 20 yıllık imamınız!..” deyince, herkesin aklı başına geldi ve onu tanıdık. Dedi ki: “Ben bir İngiliz yüzbaşısıyım. Vazifem bitti, şimdi gidiyorum. Şunu da söyleyeyim, sizin dininizi biliyorum, benim arkamda namaz kılanlar namazlarını iade etsinler.”

    Ve geldiği gibi manga askeri ile çekip gitti. Kim bilir bunun gibi kaç casus daha vardır...
    Atatürkçüyüm deyipte Atatürk'ün düşüncelerine karşı çıkan londra casuslarına ithaf olunur.

    Ben bunlara cevap vereyim 1959..

    Diyanet işleri başkanlığı gereklimidir.Şahsi fikrim olarak söylüyorum,şu anki koşullar için gereklidir.
    Diyanette görevli kişiler ,devletin ilahiyat fakültelerinde yetişmiş kişilerdir.Bu fakülteleri bitiren kişiler çok büyük çoğunlukla aydındırlar ,neyin doğru neyin yanlış olduğunu iyi bilirler.Ama benim onları eleştirdiğim konu,şahsiyetsiz olmalarıdır.Yani yanlışları iyi bildikleri halde ortaya koyamazlar,çözüm üretemezler.Kendi kaosları içinde ömürlerini tamamlarlar.Yinede dinin aydın kişilerce yönetilmesi iyidir.


    Tam demokratik, kültürlü, medeni bir toplumu olan ,gerçek bir laik düzende yönetilen bir devletimiz olsaydı ,dinin kendi haline bırakılmasını,devletin himaye etmemesini isterdim.

    İkinci bir şey daha, neden beynin hep komplo teorileriyle dolu.O senin bahsettiğin olay bence hikaye.Evet ingilizler o imamı bin ayrı nedenden satın alabilirler ve alıyorlarda ama kendileri böyle basit oyunların içine gireceklerini sanmıyorum.

    Bize başka düşman gerekmiyor biz kendimize her konuda zaten yetiyoruz.
    Bu mesaj en son " 02.09.09 " tarihinde saat 00:12 itibariyle EL-TURUK tarafından düzenlenmiştir...

  3. #3
    TORMENTED SOUL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-02-2007
    Mesajlar
    5,967
    Karizma Gücü
    7
    diyanet gereklidir ama
    diyanete de adam gibi çalışan gereklidir
    ayrıca halkımız söylentileri pek sever

    klavye baba türbesine gidip ellerimizi q klavye üzerine koyuyoruz sonra da kafamıza birisi f klavye ile sağlam bi vuruyo hooop bilgisayar mühendisliğini kazanıyoruz tarzında şeyleri de engellemesi lazım -tekke zaviye kanunu yürürlüğe konulmuyor genelde..-
    Tecavüzcü Coşkun - Şahin K - Nuri Alço parti kursun
    güle diken, memleket insanına..
    hatta obama reis-i cumhur olsun zenciden aşağısı bu milleti kesmez

    Eğer bankaya 100 pound borcunuz varsa bir sorununuz var demektir. Ancak borcunuz 1 milyon poundsa bankanın bir sorunu var demektir

    AŞK kişinin kiminle yatacağını gösteren bir pusuladan başka birşey degildir

    biri haddimi bildirsin -postayla yapılan başvurular dikkate alınmayacaktır-


    bir sorunu çözmek istiyorsanız kaynağını yok etmelisiniz...
    içimdeki çocuğu attaya götürdüm, geri gelmek istemedi orada bıraktım

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    26-05-2009
    Mesajlar
    1,038
    Karizma Gücü
    4
    Sayın El Turuk kafam komplo teorileri ile dolu değil,400 yıldır ülkemiz komplocu casuslarla dolu.Kimisi imam,kimisi şeyh,kimsi Atatürkçü,kimisi liberal bizim görevimiz bunları deşifre etmek ,tanımak ,tekrar aynı hatalara düşmemek.

    Elbette senin dediğin gibi medeni bir toplum olabilse idik,her inanç grubu kendi topluluğunu kurar,kendi parası ile ibadethanelerini yaşatır kimsenin haram parası karışmazdı.Devlet yönetimini de üniversite mezunu en az 2 yabancı dil bilen,dünyayı,siyaseti,ekonomiyi iyi bilen ehil kişilere bırakmak şartı ile.
    Maalesef halkımız bilinçli olarak cahil bırakılıyor.Devlet nerdeyse eğitim sisteminden elini çekip özelleştirecek.Üniversiteyi kazanan bir Türk gencinin ailesine maliyeti artık kaldırılmayacak hale geldi.Parasızlıktan üniversite okuyamayantanıdıklarım var.Bu yıl benim oğlumda kimya mühendisliğini kazandı kayıt olması,1200 0000 tl.maloldu.Elimden geleni yapacağım ama emin ol çok zorlanacağım.

    Devlet sanki gençlerin okumamasını istiyor.Atatürk'ün hedeflediği eğitim sistemi bumu?Parası olan okusun olmayan yokolsun.

    Cahil bırakılan toplum her türden dikta rejimlerine kolayca adapte edilebilir.
    Saygılar.

  5. #5
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Gerekli...
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı 1959 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Sayın El Turuk kafam komplo teorileri ile dolu değil,400 yıldır ülkemiz komplocu casuslarla dolu.Kimisi imam,kimisi şeyh,kimsi Atatürkçü,kimisi liberal bizim görevimiz bunları deşifre etmek ,tanımak ,tekrar aynı hatalara düşmemek.

    Elbette senin dediğin gibi medeni bir toplum olabilse idik,her inanç grubu kendi topluluğunu kurar,kendi parası ile ibadethanelerini yaşatır kimsenin haram parası karışmazdı.Devlet yönetimini de üniversite mezunu en az 2 yabancı dil bilen,dünyayı,siyaseti,ekonomiyi iyi bilen ehil kişilere bırakmak şartı ile.
    Maalesef halkımız bilinçli olarak cahil bırakılıyor.Devlet nerdeyse eğitim sisteminden elini çekip özelleştirecek.Üniversiteyi kazanan bir Türk gencinin ailesine maliyeti artık kaldırılmayacak hale geldi.Parasızlıktan üniversite okuyamayantanıdıklarım var.Bu yıl benim oğlumda kimya mühendisliğini kazandı kayıt olması,1200 0000 tl.maloldu.Elimden geleni yapacağım ama emin ol çok zorlanacağım.

    Devlet sanki gençlerin okumamasını istiyor.Atatürk'ün hedeflediği eğitim sistemi bumu?Parası olan okusun olmayan yokolsun.

    Cahil bırakılan toplum her türden dikta rejimlerine kolayca adapte edilebilir.
    Saygılar.
    Değerli 1959
    İnan dertlerini çok iyi anlıyorum.Misal ben.Benim başıma gelen dertleri tarif etmek mümkün değil.Ama ben bir hayat savaşçısıyım.Bu gün ne kadar bozulsam dağılsamda,yarın sabah güçlerimi yeniden tazeleyerek,zırhımı ve silahlarımı kuşanarak,aynı avatarımdaki gibi gülümseyerek ,ne olursa olsun hayat mücadelesini gögüslerim.İnan bendeki dertlerin onda biri bile sende yoktur.Önemli değil, hayatı ve beni yaratanı seviyorum.Allah bana çözebileceğim dertleri versin.

  7. #7
    gencerli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2006
    Mesajlar
    483
    Karizma Gücü
    0
    bence gereksiz.

  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Bu konu daha evvel tartisilmisti ama ONEMLI BIR KONUDUR.,bu konu ile alakali bir abimizin yorumunu tekrardan yayinlamak durumundayim
    .Biraz uzundur ama bir solukta okuyabileceginiz bir yorumdur..

    Şöyle bir analiz yapalım ve kendi kendimize birkaç soru soralım.

    1- Diyanet laikmidir?
    2- Diyanet şeriatçı yetiştirir mi?
    3- Türkiyede diyaneti isteyenler kimler?

    Kendime göre bunlara cevap vereyim.

    Diyanet laikmidir?
    Laikliği şimdiki “laik olmayan laiklik” olarak düşünürsek, evet diyanet laiklikten yanadır.
    Zira diyanetin devlet rejimini ele geçirip, din kurallarına göre ülke yönetme niyeti yoktur.
    Nedeni ise; diyanetin ülke yönetimi içinde zaten kendi hedeflediği yere sahip olmasıdır.
    Yani diyanetin daha fazlasında gözü yoktur.
    Zaten diyanetin başına özellikle fazlasında gözü olmayan tipler getirilir.
    Eğer olaya bu açıdan bakarsak ve şimdiki laik olmayan sisteme laiklik dersek, diyaneti laikliği koruyan bir örgüt olarak bile nitelendirebiliriz.
    Ancak gerçek laiklik dendiğinde, diyanetin varlığı dahi laikliğe aykırıdır.
    Bu yüzden de kendisini ekarte edecek “gerçek laikliğe” diyanet tabiki karşıdır.
    Yani gerçek laiklik bazında düşünürek; diyanet laik bir örgüt değildir.

    Diyanet şeriatçı yetiştirir mi?
    Evet yetiştirir.
    Hatta şeriatçıların çoğunluğunu diyanet yetiştirir.
    Üstelik diyanet, şeriatçı beyinler yetişmesin diye kurulmuş bir örgüt olmasına rağmen, yine de şeriatçıların çoğunluğunu diyanet yetiştirir.
    Bu da nasıl olur, şöyle anlatayım.
    Diyanet kimseye şeriatçı olun ve devleti ele geçirin demez.
    Fakat.
    Fakat, fakat.
    Diyanet laik din adamı ve laik dindar toplum yetiştireyim derken, bu yetiştirdikleri arasından dinin gerçekte ne olduğunu anlayanlar çıkar ve bunlar şeriatçı olur.
    Sistem şu şekilde işler; Diyanet kendi tarafından yumoşla yıkanmış, makyajlanmış ve üzerine en güzel parfümler sıkılmış islamı insanlara zorla empoze eder.
    Daha doğrusu zorla aşılar.
    Daha sonra zorla islama bulaştırılmış bu kişilerden bazıları diyanet haricinde de islam araştırmalarına yönelir.
    Arapçayı da öğrenir, kuranı ve hadisleri ana kaynağından kendisi araştırmaya başlar.
    Araştırdıktan sonra da, diyanetin kendisine anlattıklarının hepsinin yalan olduğunu anlar.
    Yani gerçek islamı bulur. Böylece de şeriatçı olmuş olur.
    Oysaki o insan devlet eliyle zorla dine bulaştırılmasa belki şeriatçı olmayacaktı.
    Belki başka yollardan şeriatçı olacaktı ama en azından piyasada şimdiki kadar çok şeriatçı olmayacaktı.
    Örneğin bugünkü AKP’nin ve FP’nin aktif şeriatçı kadrosu, diyanetin imam-hatip okullarında yetiştirdiği şeriatçılardır.

    Türkiyede diyaneti isteyenler kimler?

    Diğer sayfadaki yazında, diyanetin laik bir devlette yeri olamayacağını sen de söylemiştin.
    Ben de sana şunu söyleyeyim; diyanet Türkiye’nin laik olabilmesinin önündeki en büyük engel, ve hatta belki de tek engeldir.

    Öyleyse laikliği engelleyen bu örgütü isteyen, onun ayakta kalmasını sağlayan kim?
    Eğer bunların kim olduğunu bulabilirsek, Türkiye’de laikliğe kimin engel olduğunu da bulabiliriz.
    Sayalım bakalım Türkiye’de dini bazda kimler varmış?

    1- Aleviler.
    2- Hristiyan, Yahudi, Rum ve diğer gayrımüslümler.
    3- Dinsiz ve Ateistler.
    4- Sunni islam mensupları.

    Evet şüpheliler bunlar. Zaten bunlardan başka kimse yok Türkiyede.
    Tek tek ele alalım, suçluyu yakalayalım:

    1- Aleviler.

    Diyanetten nefret ederler, zira diyanet onların dinlerini hiçe sayar. Onlardan zorla haraç alıp, sunni islam dinini zorla onlara pompalar.

    2- Hristiyan, Yahudi, Rum ve diğer gayrımüslümler.
    Hepsi sindirilmiş, korkutulmuş ve susturulmuştur. Bu yüzden seslerini çıkaramazlar.
    Bak, yeri gelmişken sana bir anımı anlatayım.
    Bir gün adamın biriyle tesadüfen sohbet ediyorduk ve adam bana Taksim’de bir büfeyi satılığa çıkardığını söyledi.
    Belki de beni bir potansiyel müşteri sanarak, fiatını ve şartlarını da anlattı.
    Sözkonusu büfe toplam 35-40 m2 civarında bir dükkan. Adamın dükkana istediği fiat 3,5 milyon dolar.
    Fiatı bana biraz yüksek gibi geldi ama yerini öğrenince fiatın çok da yüksek olmadığını, belki normalin biraz üstünde olduğunu düşündüm.
    Ama tapu veremeyeceğini söyleyince esas o zaman şok oldum.
    Meğer adam zaten kendisi de kiracıymış.
    Üstelik adam kendisi kiracı olmasına rağmen, büfe için devren kiralık demiyor da; satıyorum diyor.
    Adama “Nasıl satıyorsun tapu vermeden?, üstelik tapu veremiyorsan, bu fiat devir ücreti için çok uçuk değil mi?” dedim.
    Bana ne dese beğenirsin?
    “Bu büfe klisenin yeri. Ben burada 40 yıllık kiracıyım. Zaten kendim işletmiyorum bende kiraya verdim.
    Benim kiliseye ödediğim kira aylık 800 milyon TL. Kiracıdan aldığım kira bedeli ise, aylık 22,000 dolar. Bugün kiracıya çık desem 27,000 USD kira teklif eden var.
    Ben klise’den şirket olarak kiraladım, devrederken de şirketi devredeceğim.
    Dolayısıyla satın almak isteyen kişi kliseyle muhattap olmayacak.”
    Peki dedim, “Ya klise satın alan kişiye 1 yıl sonra çık derse. Yada kirasını 25,000 USD yaparsa?”.
    Yapamaz dedi. “Türkiye’de gayrımüslüm dini vakıfların kira arttırma veya kiracı çıkarma hakları yok” dedi.
    “800 milyon liraya bile, çok komik olmasın diye ben kendim yükselttim” dedi, “isteseydim 300 milyona bile oturabilirdim” dedi.
    Sana yeri de söyleyeyim, istersen araştır. İstiklal caddesine girerken, sol köşede Taksim heykeline bakan dükkanlardan biri.
    Orada yaklaşık 25-30 tane yanyana kilise dükkanı var. Çoğu da büfe. Sanırım hepsi aynı durumda.
    Bu anlattığım olay, 5 yıl önceydi. Bu bahsettiği kanun hala varmı bilmiyorum ama büyük bir ihtimalle hala aynıdır.

    Cami dükkanı olsaydı mı ne olurdu?
    Cami dükkanları vakıflara ait. Vakıflar kirası biraz düşük olanın anasını ağlatıyor.
    Zaten vakıflar denen şey de ayrı bir islami mafya. Diyanetin dinci kadrosu aynen orda da icraatda.

    Dolayısıyla, gayrımüslümler diyanet tarafından daima ezilen kesim olduğundan, diyanete onlar da karşı.

    3- Dinsiz ve Ateistler.

    Türkiye’de “diyanet kalsın” diyen tek bir dinsiz yada Ateist bulamazsın.

    4- Sunni islam mensupları.
    Bu grubu ikiye ayırmak lazım. Çünkü aralarında diyaneti isteyen de var istemeyen de var.

    A-) Hacı hoca takımı, şeriatçiler.
    B-) Tatlı su müslümanları.

    A-) Hacı hoca takımı, şeriatçiler.
    Hacı hoca takımı diyanetten nefret eder.
    Zira onlara göre diyanet, islamı çarpıtan ve islamın en büyük düşmanı olan örgütdür.
    Bu konuda çok da haklılar. Zira diyanet tatlı su müslümanlarının müslüman kalabilmelerini sağlayabilmek için, islamı çarpıtıp, yumuşatarak sunan bir örgütdür.
    Tam burada küçük bir örnek vereyim. Diyanetin sitesine gir ve kuran mealini oku.
    Okurken neredeyse her ayette parantez içine alınmış sözler görürsün.
    O parantez içindeki sözler. Diyanetin kendi yorumudur. Gerçekte o parantez içindeki sözler kuranın orijinalinde yoktur.
    Evet bende kabul ediyorum ki; kuran içine ilave kelimeler eklemeden, okunamayacak kadar ilkel bir kitapdır.
    Ancak diyanet bunu yaparken, hem kuranı değiştirmiş olduğu gibi; aynı zamanda ayetlerin manalarını da çarpıtmıştır.
    Üstelik gereksiz yerlerde de parantez içinde yada parantez olmadan, kurana kelimeler ilave etmiş yada eksiltmiştir.
    Diyanet hadisleri de saklar. Sitesine gir, 40 hadis diyerek binlerce hadisin içinden 40 tanesini cımbızlama yapmış onları yayınlıyor.

    Ama şeriatçiler, kuranı, hadisleri ve arapçayı diyanetden bile iyi bildikleri için, diyanetin bu yaptığına çıldırıyorlar.

    Evet, geriye kim kaldı?
    B-) Tatlı su müslümanları. Değilmi?
    Başka birileri kaldı mı ele almadığımız? sanırım yok.

    İşte diyanet denen antilaik, senin de laikliğe aykırı dediğin örgütü isteyen tek kitle bu tatlı su müslümanlarıdır.
    Ben onların diyaneti neden istediklerini de çok iyi biliyorum, zira bir zamanlar ben de bir tatlı su müslümanıydım.
    Diyanet olacak ki; birileri çıksın “islamda kapanma yoktur” desin ve onun içini rahatlatsın.
    Diyanet olacak ki; birileri çıksın “islamda laiklik vardır” desin ve onun içini rahatlatsın.
    Diyanet olacak ki; birileri çıksın o tatlı su müslümanını da müslümandan sayarak onun içini rahatlatsın.
    Diyanet olacak ki; o tatlı su müslümanının çocuğunu okulda hem allah korkusuyla korkutsun hemde fazla da dine bulaştırmasın.

    Ve daha bir sürü şey.

    Şimdi ben sana bir soru sorayım, sevgili Barış, ama cevap vermeyi unutma sakın hee

    Yukarda saydığım gruplar içinde diyaneti isteyen hangi grup?
    Aleviler mi? gayrımüslümler mi? ateistler mi? şeriatçılar mı? Yoksa tatlı su müslümanları mı?

    Eğer tatlı su müslümanları diyecek olursan; laikliğin önünde en büyük engel hatta tek engel olan bu kurumun ayakta kalmasını sağlayan kişilere nasıl laik diyebiliyorsun?
    Hem laikliği engelleyen bir kurumu destekleyecek, hemde ben laikim diyecek bu nasıl olur?

    Diğer sayfanda bana şeriatda hümanizm olmaz demişsin.
    Ben zaten şeriatda hümanizm olur demedim ki:
    Şeriat ile hümanizm birbirine taban tabana zıtdır.

    Ben sadece şeriatçiler tatlı su müslümanlarından daha dürüst dedim.
    Bunu da dinin, islamın ve kuranın ne olduğunu algılama bakımından söyledim.

    Yoksa sen benim şeriat istediğimi filan mı sandın?
    Ben şeriat değil, şeriatın biraz yüzünü göstermesini istiyorum.
    Şeriatçıların cesaret bulup, dinin ne demek olduğunu bu tatlı su müslümanlarına göstermelerini istiyorum.

    Yoksa şeriat gerçekten gelecek olsa, senin de dediğin gibi bende orduyu morduyu beklemem çıkıp kazma kürekle savaşırım.
    Bırak onu, ben şeriatı şimdiden yaşıyor ve onunla savaşıyorum.
    Örnek mi istiyorsun?
    Mesela İran’da bir ateist gidip bir ateist kafe açıp arkadaşlar arası kültürel bağ kuramaz. Kapısına Ateist kafe yazamaz.
    Bunu İrak’da da yapamaz, Suudi Arabistanda da yapamaz.
    Ama Türkiyede de yapamaz. Zira bombalarlar. Üstelik faili bile bulunamaz. Bulunamaz değil, bulunmaz.
    İşte bak!! nasıl da şeriatı yaşıyorum. Bunun daha da çok örneklerini sayabilirim.

    Yine diğer sayfanda bana Turan Dursun Ve İlhan Arsel’den bahsetmişsin.
    Sevgili Barış,
    Turan Dursun’un tek bir kitabını dahi okumadım. İlhan Arsel’in kitabı var mı, yokmu onu bile bilmiyorum.
    Turan Dursun’un sitesine yıllar önce bir kez girmiştim, orda ne okuduğumu bile hatırlamıyorum.
    Ben dinden çıktığımda, ne Turan Dursun’un bir ateist olduğundan haberim vardı, ne İlhan Arsel diye birinin varlığından haberim vardı, nede internet denen birşey vardı.
    Ben dinden kendi kendime çıktım, kendim araştırdım.
    Ateizm sürekli gelişiyor, şu anda iş Turan dursun boyutunda filan değil, çok çok yeni din foyaları ve belgeleri ortaya çıktı.
    Mesela namazın putperest hindulardan araklanma bir ibadet olduğu, kabedeki kara taşın aslında putperestlerden kalma putlardan biri olduğu.
    Daha buna benzer bir sürü örnek, yeni yeni ortaya çıkan gerçeklerdir.
    Bunların bazılarını ortaya çıkaran benim. Bazılarını ise başka kişiler ortaya çıkarmakta.
    İnternette şu anda Turan Dursun’dan çok daha ileri boyutda bilgi sahibi olan, Arapça bilen, islamın en dibine kadar inmiş çok yetişkin insanlar var.
    Bir Turan Dursun vardı diye, ateizm veya dinsizlik o kişiden yayılıyor sanma.
    Sadece benim yazdıklarımı takip ederek şimdiye kadar en az 100 kişi dinden çıktı ve bunların çoğu bana teşekkür ettiler.
    Fakat bu demek değil ki; bazı forumlardaki ateist arkadaşlardan da hiçbir fikir edinmedim.
    Tabi ki zaman zaman nasıl onlar benden faydalandılarsa, bende onlardan faydalandım.
    Ancak yine de; bir yerlerde benim yazılarıma çok benzer yazılar görürsen, bunu bil ki; o yazılarıda ya ben yazmışımdır, yada birisi benim yazılarımdan faydalanarak yazmıştır. (Eğer çok benziyorsa)
    Zira zaman zaman, kendi yazılarıma aynen veya biraz değiştirilmiş olarak ben de rastlıyorum.

    Sen Türkiye’ye şariat gelmez diyorsun değil mi?
    Olabilir belki de gelmez. Ben de zaten kesin gelir değil, gelebilir diyorum.
    Gelmez denilen İran’a geldi, Pakistan’a geldi, Endonezya’ya da geldi.
    Olsun yine de belki bize gelmez diyelim.
    Ama bu herşey değil ki!
    Şeriat gelmese bile islamın iyice yerleşip halkı cahilleştirmesi, seviyesini düşürmeside mi imkansız?
    Buna imkansız demek mümkün değil, zira bu zaten gerçekleşti.
    Devamı ise olsa olsa daha beterine doğru gitmesi olabilir. En azından önümüzdeki 10 yıl içersinde bu böyle gözüküyor.
    Daha önce sana Türkiye’nin nerden ne tarafa doğru geldiğinden biraz bahsettim. Ama sanırım anlatamadım.
    Bu defa bunu sana resimlerle anlatmaya çalışacağım fakat resimlere bakmadan önce orda nelere dikkat edilmesi gerektiğini bir oku lütfen.
    Bu iki resim Türkiyenin nereden nereye geldiğini çok iyi anlatacak.

    Şu aşağıdaki video’da dikkate edilmesi gerekenler.
    1- Görüşme ortamı ve ortamdaki kişilerin kılık ve kıyafetleri.
    2- Ordaki kılıksız bir herifin görüşme ortamında pis ayağını nasıl kaşıdığı.
    3- Türkiyeye lider olacak bir kişinin, 3 kuruşluk bir taliban imamının önünde nasıl DİZ ÇÖKÜP, ırkını ve milletini küçük düşürdüğü.

    http://www.youtube.com/watch?v=Jeo8V5u5f2c

    Şu aşağıdaki resimde dikkate edilmesi gerekenler.
    1- 80 yıl önceki liderimizin kılık ve kıyafetleri.
    2- Liderimizin görüştüğü kişilerin mevkii ve kılık ve kıyafetleri.

    http://www.payidar.net/konusuz-konul...o-ataturk.html


    Bir halkın liderinin seviyesi ne kadar düşmüş ise, o halkın da seviyesi en azından o kadar düşmüş demektir.
    Atamız kadar olmasa da; yokmuydu Türkiye’de talibanın eteklerinde sürünmeyecek seviyede bir lider?
    Bu ülkede hiçmi bilim adamı, hiçmi aklı başında iş adamı, hiçmi değerli ve kariyer sahibi insanlar yoktu da; bu ingilizce bile bilmeyen, futbolcu ve argo kasımpaşa imamı Türkiyeye lider olabildi ve üstelik cumhurbaşkanını bile o tayin ediyor?
    Hiç mi yoktu?
    Var var, hem de çok var:
    Ama bu din hareketi halkı öyle bir seviyeye getirdi ki; halk öyle değerli adamları anlamaz, görmez oldu.
    O adamlar siyasete mi girdiler de halk seçmedi?
    Girmezler tabi. Seçilmeyeceklerini bilirler çünkü.

    Sana son olarak şunu söylemeliyim ki; şu sayacağım 2 etken olmasaydı şeriatın gelme ihtimalini bırak; şeriatın gelmesine garanti derdim.
    1- Darbe veya büyük bir muhtıra. (Umarım olmaz)
    2- Yanlışlıkla AB’ye giriş. (Alırlarsa)

    Eğer bu yukarda saydıklarımın ikisinden biri olmazsa; ve en geç 10-20 yıl içinde bu ülkeye şeriat gelmezse, cümle alem benim yüzüme türkürsün.
    Zira cahilleşmeye doğru hızla giden bu halkı, biraz daha cahilleştirdiğinde, şeriatı zaten kendisi özleyecektir.
    Abdullah Gül geçen sefer aday olduğunda çankayaya türban girecek endişesiyle; hani o “Kahrolsun şeriat, Türkiye laiktir, laik kalacak” diye bağıranlar var ya!
    Onlara da sakın güvenme. Addullah Gül yine aday oldu ve kesinlikle seçilecek. Bak bakalım acaba Çankaya’ya türban girdiğinde çıtları çıkacakmı göreceksin.
    Bak bakalım yine Taksim’e çıkıp bağıracaklar mı?
    Olmaz öyle şey! bu halk alışmış açıklığa saçıklığa kabul etmez şeriatı mı?
    Pakistanın başında bir avuç şeriatçı var. Bize de bir avuç şeriatçı yeter. Şeriatın geliş gidiş metodları vardır, o yılbaşı eğlencesi düzenleyenler problem değil şeriatçılar için, hallederler hepsini.
    Diyorum ya! Ya bir darbe, ya ağır muhtıra (Umarım olmaz) yada yanlışlıkla AB. Başka hiçbir kurtuluş yolu kalmadı.
    Hemen yarın olacak sanma. Ama yol o yol.
    Bak sana bir de tüyo vereyim.
    Bunlar AKP seçildi diye olmayacak. AKP sadece bir sonuç. FP de bir sonuç. Daha doğrusu onların seçilmesi bir gösterge sadece.
    Neyin göstergesi biliyormusun? Bu milletin 80 yıldır yaşadığı bir modernizm’in Atamızın baştattığı bir trend olduğunun ve 80 yıllık bir maceradan sonra bir özedönüşün başladığının göstergesi bu.
    İleriye doğru gitseydik, o kılıktaki heriflerin, partisi bile olabilmesi mümkün olamaması gerekirdi.

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    26-05-2009
    Mesajlar
    1,038
    Karizma Gücü
    4
    Sayın barristor Laikliğin önündeki tek engel dediğin engeli Atatürk koymuştur.
    1.Sen Atatürkçümüsün?
    2.Sen kendini Atatürkten dahamı akıllı sanıyorsun?
    3.Bu toplumu Atatürkten dahamı iyi tahlil ettin?Ondan daha üstün önsezilerinmi var?Bizmi anlamıyoruz seni?

    Cemaatler cuma günleri toplanan kalabalıklara propaganda yapamadıkları halde ne kadar güçlendiklerini görüyorsun.Yaptıkları ev toplantıları,yürüttükleri gizli çalışmalarla bu kadar güşlenebildilerse açıktan camileri ele geçirseler neler olabilir düşüne biliyormusun?Diyanet kalktığında da bu camilere imam gerekecek.Diyanetin (devletin)boşalttığı bu boşluk 24 saat içinde doldurulacaktır merak etme.Ama kimler tarafından iyi düşün.Az önce mega hafıza tarafından bir video geldi.Beynimizi kimler yönetiyor adı izlemeni tavsiye ederim.Bizzat üstdüzey Amerikalılar konuşuyor böl parçala,yönet taktiklerini nasıl uyguladıklarını.Emin ol binlerce Amerikan,ingiliz,rus casusu sakallı imamlar camileri doldurur 6 aya varmadan mezhep savaşları başlatırlar,Aynen ırakta olduğu gibi,ıraktaki mezhep savaşını yerel kıyafetlere bürünen bizzat ingiliz subayları tarafından başlatıldığını herkes biliyor.Türkiyedeki sol sağ çatışmasında olduğu gibi.

    Benim fikrim Diyanetin kaldırılmasını istemek Türkiyenin ırak olması,pakistan olmasına altyapı hazırlamaktır.Devlet zaten türk çocuklarının yüksek öğrenim görmesini engellemek için elinden geleni yapıyor.2 çocuk okutuyorum üniversitede cemaatler her türlü ev iş,burs kolaylığı sağlarken devlet dışlıyor.Şimdiye kadar vermedim kendim mücadele verdim.
    t şefi hakkında bilgiler sınırlı.

    Mavroyani Paşa, Civinis Efendi'nin biyografisini Rusya'dan başlatıyor.

    Civinis Efendi, yıllarca St. Peterburg'da yaşıyor; sarayda Çariçe'nin özel hizmetçilerinden biri olmayı beceriyor. Bu arada önemli görevdeki bir subayın kızıyla da evleniyor.

    Ancak, Civinis Efendi "şeytana uyup bir gün yoldan çıkıyor"; Çariçe'nin mücevherlerini alarak kayıplara karışıyor.

    Civinis Efendi sonra Anadolu'da görülüyor; sıkı durun, üzerinde imam kıyafeti var! Üstelik cami cami dolaşıp vaaz veriyor. Görünen; dünden bugüne değişen bir durum yok; bizim zavallı halkımız üzerinde dini sembolleri olan birini gördüğünde hemen inanıyor!

    Neyse.

    Civinis Efendi daha sonra, Ege Denizi'nde yatıyla gezen zengin bir İtalyan rolünde ortaya çıkıyor; adı da "Comte de Riveroso"!

    Ve yat bir gün İstanbul'a demir atıyor
    Osmanlının geri kalmasında ve yıkılmasında casus imamların rolünü kimse inkar edemez.
    Saygılar

  10. #10
    TF Bölüm Sorumlusu <span style='color: #006400'><span class='glow_FFA500'>_WOLF_</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2007
    Mesajlar
    22,258
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    gerekli tabi




    Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili..?..Biz, yaradanı görmeden sevmedik mi..?((MEVLANA))

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Diyanet İşleri Çanakkale Zaferi İle İlgili Hutbesinde Atatürk'ün Adı Hiç Geçmiyor
    2005 Konuları bölümünde İzmirin_Kartalı tarafından açılmış
    Yanıt: 45
    Son Mesaj: 22.03.05, 13:04

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •