• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Srebrenica <s>hakdin</s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    11,059
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10

    30 Ağustos ve İngiltere-Mehmet Altan

    87. yılını kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramı'na giden yolun en kritik dönemeci... 23 Ağustos-12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Savaşı'dır. Çünkü Türkiye, 1699 Karlofça Antlaşması’ndan beri ilk defa toprak kazanmakla kalmamış, savunma durumundan taarruz durumuna geçmeyi de başarmıştır.

    Zaten bu nedenle, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.

    Ayrıca...

    30 Ağustos, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasından Kurtuluş Savaşı’na, oradan da Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına giden yolun belki de en önemli durağıdır.

    Osmanlı’nın parçalanmasından Cumhuriyet’in kuruluşuna, Paris Barış Konferansı’ndan Lozan Antlaşması’na dünyanın patronu İngiltere’ydi...

    Dün yeniden, özellikle de 30 Ağustos ve sonrasında İngiltere’nin oynadığı role bir kez daha baktım. İdris Küçükömer’in, David Fromkin’in, Ömer Kürkçüoğlu’nun kitaplarından iz sürdüm.

    ***

    Bizim Kurtuluş Savaşı süresince İngiltere liberal-muhafazakâr partilerin oluşturduğu bir koalisyon hükümetiyle yönetildi... Koalisyonun Başbakanı aynı zamanda Liberal Parti Başkanı olan David Lloyd George’du.

    Lloyd George Türkiye’ye karşı son derece sert ve tavizsiz bir politika izledi. Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalama siyasetini destekledi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına neden olan olayların içinde yer aldı.

    Dışişleri bakanı Lord Curzon ve Savaş Bakanı Winston Churchill gibi Muhafazakâr Parti ileri gelenleri ve koalisyon hükümeti üyeleri ise tam ters görüşteydiler.

    Liberal Başbakan Lloyd George Yunanlıları desteklerken, muhafazakâr Lord Curzon ile askeri çevreler Kemalistlerden yanaydı.

    ***

    Nitekim...

    İngiltere, 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’dan çok önce, 14 Nisan 1921’de, Türk-Savaşı’nda kesin tarafsızlığını belirten notasını Yunan hükümetine bildirdi.

    Bunu İngiliz Parlamento tutanaklarında da görüyoruz.

    Örneğin, 13 Nisan 1921’de Kamarası’nda Sir C. , İngiltere’nin Türk Milliyetçi Kuvvetleri’yle savaş halinde olup olmadığını Başbakan’a sormuş...

    Hükümet adına cevap veren Mr. Harmsworth, bir barış antlaşması onaylanıncaya kadar teknik yönden ortada savaş halinin bulunduğunu fakat mevcut Türk-Yunan çatışması karşısında İngiliz tutumunun tarafsızlık olduğunu söylemiştir.

    Keza...

    Lordlar Kamarası’nın 21 Nisan 1921 tarihli oturumunda, Lord Lamington Londra Konferansı’nın hemen ardından Yunanlıların Türklere karşı saldırıya geçmesini, Müslümanların “İngiltere’nin teşvikiyle yapıldığı” biçiminde yorumlamalarına hükümetin ne dediğini sorar...

    Dışişleri Bakanı adına cevap veren Earl of Crawford Müttefiklerin “sıkı tarafsızlık” uyguladıklarını vurgular.

    İngiltere ne Yunanlılara, ne de Türklere silah vermektedir.

    İstanbul’daki Müttefik askeri makamları da, Anadolu’da denetimleri altındaki demiryollarından yararlanılmasını durdurmuştur.

    General Harington, İzmit Yarımadası’ndaki Yunan Tümeni üzerindeki kumanda yetkisini bırakmıştır... Yunan kuvvetleri nezdindeki İngiliz irtibat subaylarına da artık tavsiyelerde bulunmamaları ve hiç bir biçimde müdahale etmemeleri yolunda talimat verilmiştir.

    Kısacası...

    Öncesi ve sonrasıyla, Büyük Taarruz, düvel-i muazzama karşı yapılan bir savaştan ziyade sadece Yunanlılara karşı yapılan bir savaştır.

    ***

    Dönemin en güçlü İmparatorluğu İngiltere’nin bu tarafsızlığına karşı...

    Lozan Barış Konferansı’nda Türkiye de, İngiltere’nin en çok ilgilendiği iki konudan biri olan Boğazlar konusunda, İngiltere’nin tezine çok yakın bir görüşü benimsemiş...

    Musul konusunda da İngiltere’yle bir kopmaya gitmeyerek, 1926 yılında İngiltere’den yana bir çözümü kabul etmiştir.

    Bir bakıma, bugün çok hassasiyetle üzerinde durulan Musul-Kerkük meselesinin kökenleri, 87. yıldönümünü kutladığımız 30 Ağustos’a kadar gitmektedir.

    ***

    Resmi tarihin bize anlatmadığı ya da çarpıtarak aktardığı o kadar çok konu var ki...

    Bugün kutlanan Büyük Taarruzu da, o dönemin dünya patronu İngiltere’nin rolünü incelemeden derinlemesine anlamanın imkânı yok.

    Bu Zafer Bayramı münasebetiyle ben size İngiltere’nin rolünü ciddi ve bilimsel şekilde araştıranların çalışmalarından bir özet aktardım.

    Ne var ki bu araştırma sonuçları bize resmi olarak söylenenlere pek benzemiyor.
    K

    Sizin düşünceniz nedir
    Faşist değilim.Lakin dün Van da PKK cenazelerinde Kürdistan diye nara atanlar.Bugün "İş makinelerini buraya gönderin,doktorları buraya gönderin,polis gelsin,mehmetçik bize yardım etsin.." diyenlere : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ, DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ,POLİSİ TAŞLADINIZ,MEHMETÇİĞİ ŞEHİT ETTİNİZ, EDENLERE YARDIM ETTİNİZ... Demekten kendimi alamıyorum..!

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    Mehmet Altan.
    Yani kadın memesine vatanı satarım diyem Ahmet Altan'ın kardeşi.

    Bu büyük zaferi lekelemek için, karalamak için gelmiş İngiltere rölü var falan diye sıkmış.
    Canım zaten o kadar şehitte süs diye öldü.
    Hatta biz savaşmadık, İngilizler höyt dedi zafer oldu.

    Ne mi düşünüyorum hakdin.
    Bu 30 Ağustos hazımsızlarının yazısını eklerek kendine yakışanı yapıyorsun.

    İstediğiniz kadar kudurun karalayın.
    Ne çapınız ne de gücünüz yeter bu zaferi lekelemeye.

  3. #3
    Lapolm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-02-2008
    Mesajlar
    1,768
    Karizma Gücü
    5
    Yahu kardeşim o kadar hazımsız, o kadar Cumhuriyet düşmanısınız ki, yakında ağzınızdan köpükler çıkarak kuduracaksınız diye korkuyorum.

    Türk ordusunun elinde silah yok, cephane yok, asker yok, erzak yok, yemek yok, su yok ve kendisinden çok daha sayı bakımından güçlü bir orduya karşı müthiş bir savaş kazanıyor, Atatürkün burada ki taktiği, ordumuzun başarısı bazılarına acaip batıyor.

    Vahdettin memleketi satar, taparsınız, Atatürk ve Mehmetçiklerimiz ülkesi için canını kanını ortaya koyar bok atarsınız , sizde hiç Allah korkusu yok mu merak ediyorum .
    Bu ülke bizim
    Biz bilimin aydınlığından gücümüzü alanlarız
    Biz darbelerde ızdırap çeken , 1980 lerde Komünist
    2000 li yıllarda darbeci diye hapiste yatanlarız
    Biz ülkemiz için İzmirde Ankarada İstanbulda milyonları meydanlarda toplayanlarız
    Biz Atatürk gençiyiz
    Bu uğurda ölsek te son sözümüz
    NE ŞERİAT NE DARBE TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE olacaktır
    Yazan : lapolm

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 17 AĞustos 1999...03:02...!!!
    2003 - 2004 Konuları bölümünde maritous tarafından açılmış
    Yanıt: 19
    Son Mesaj: 21.09.04, 17:37

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •