İçeriden ve dışarıdan yapılan “açılım” ittirmesiyle birlikte yüksek voltajlı “Barış gelsin, akan kan dursun, analar ağlamasın” arzusu da yükseldi. Faydalı bir arzu, inşallah hayırlı bir sonuca varır.

Akan kan durur.

Barış gelir.

Barışı, PKK bozdu.

Abdullah Öcalan, 25 yıl önce güneydoğulu, doğulu gençlerin yüreğine; “bağımsız Kürdistan kurma, Türkiye Cumhuriyeti’nden ayrılma ve ayrı bayrak, ayrı toprak, ayrı millet, ayrı ordu altında toplanma” ateşi düşürdü. Ateş küllenmişti, sönmek üzereydi. Abdullah Öcalan, ABD ve AB tarafından da her türlü sinsice ve kalleşçe desteklenen hainlik dolu bir nefesle küllere üfledi, ateşi yeniden canlandırdı.

Barış istiyorsak.

(Tüm imanımızla istiyoruz.)

Hainleri temizleyelim.

Hainleri azarlayalım.

Hainleri geriletelim.

Hainleri akıl yoluna çağıralım.

***

Gerçekten “temiz, lekesiz, ABD’den güdümsüz, AB’den bağlantısız, yüzde yüz yerli; katıksız, Kürt’ün hakkı Kürt’e, Türk’ün hakkı Türk’e bir açılım olacaksa” önce PKK’nın silahı bırakmasını isteyelim. Nedense şu sıralarda Güneydoğu’ya gidip oğlunun ve kızının PKK’ya asker olarak gitmesini önleyememiş annelerle konuşan ya da kocası Diyarbakır hapishanesinde işkence görmüş (bu aşağılık işkenceleri savunmamız ve onaylamamız mümkün değil) insanlarla söyleşi yapan çok sayıda hanım ve erkek gazeteci, “PKK silah bıraksın mı, bundan yana mısınız?” sorusunu sormuyorlar. Bu açıdan okuru hiç bilgilendirmiyorlar.

PKK silahı bırakmazsa!

Türk ordusu yıpratılırsa!

Açılım dedikleri nasıl olacak?

Barış nasıl gelecek?

Açılımın bu yanını merak etmiyorlar. İnce ruhlu, asil duygulu, sevgi yüklü şarkıcılar, türkücüler, artistler, romancılar, demokratlar, kayıtsız şartsız AB yandaşları, sorgusuz-sualsiz ABD destekçileri, yüksek insanlık değerlerini savunanlar, AKP yandaşı İslamcı yazarlar, eski cuntacı solcular, eski TKP artıkları, bir kadın memesine vatanı satarım diyebilecek kadar üstün meme sevgisi kalibresine geçmiş gazete başyazarları, Kandil söyleşi yazıcıları, “Kan dursun, analar ağlamasın, barış gelsin” diyorlar fakat “Önce PKK silahı bıraksın, çünkü kanın akmasını ilk başlatan odur...” demiyorlar.

***

PKK’yı koruyorlar diyemem.

Ama gözetiyorlar diyebilirim.


PKK için, onu kuranlar, besleyenler, geliştirenler için sanki bahçeden erik çalmaya yeltenmiş “haylaz çocuk” bağışlayıcılığına giriyorlar fakat Türkiye’nin ordusuna ise “bilgisiz-kötü yönetilen- işkenceci-hukuk tanımaz-darbe planlayan-eğitim sırasında erlerin eline pimi çekilmiş el bombası veren psikopat subayların doldurduğu ve kendi döşediği mayına basan beceriksiz silahlı kuvvetler” olarak göstermek için her fırsatı değerlendiriyorlar.

Her gün taze bir örnek!

Bir densiz ve aklını yitirmiş subay, bağışlanacak bir yanı yok, eğitim sırasında bir Mehmetçik’in eline pimi çekilmiş el bombası vermiş.

Bomba patlamış.

Er ve yanındakiler ölmüş.

Bu olay, hemen orduyu aciz-beceriksiz, subaylarını psikopat göstermeye can atan gazetelere sızdırılıyor, günlerce yazdılar, kanırta kanırta yazıyorlar.

Başka bir örnek:

Öncü birlik mayın döşemiş.

Arkadaki birlik gelip basmış.

5-6 Mehmetçik ölmüş.

Ordu üstlenmemiş ve “Mayını PKK koydu” diye yalan söylemişler. Halkı aldatmışlar. Bu ne zaman olmuş? 3 ay önce... Fakat gazeteye Genelkurmay Başkanı’nın “Açılımı bölünmez bütünlük çerçevesinde düşünmek gerekir” demeci verdiği günün ertesinde, 3 ay sonra sızdırıyorlar. Ve PKK’nın zafer ilan ettiği şu açılım günlerinde TSK’ya “kendi mayınıyla kendi erini öldüren ve suçu PKK’nın üzerine atan sahtekâr ordu” damgası vurmak için bu olayı çevirip çevirip yazıyorlar.

Bu olay 3 ay önce olmuş.

Niçin yeni sızdırılıyor.

Kim sızdırıyor? Genelkurmay’daki köstebekten mi, MİT’ten mi, polisten mi, CIA’dan mı sızıyor ve sızdıranın amacı nedir?

Amaç ne olacak, hainlik.

Haini bol ülkeyiz.

Barış istiyorsanız.

Hainleri temizleyin!

PKK silahı bıraksın.

TSK çok güçlü olsun.

Barış o zaman gelir.

Açılım da o zaman olur.

Kaynak