ABD Türkiye ile ilişkilerinde istediği yeni adımları atma konusunda belirli sıkıntılar yaşıyordu. Ülkede mevcut partilerin halkın ihtiyaçlarına yanıt vermemesi, devrimci muhalefet ve istikrarsızlık, ABD isteklerinin tam olarak karşılanmasına olanak vermiyordu.
1978-1979 yıllarında Ecevit Hükümeti üsleri yeniden açma konusundaki baskılara direniyordu. ABD üslerinin yeniden açılmasına izin vermedi.
Türkiye'nin haşhaş ve Kıbrıs konularında ABD politikalarına meydan okuması sonrasında, Türkiye'de silahlı eylemler arttı, bireysel cinayetler yaygınlaşmaya başladı. İran'ın ABD'nin kontrolu dışına çıkması ve Türkiye'nin yeniden büyük önem kazanması sonrasında, bireysel öldürme eylemlerinin yerini kitlesel çatışmalar ve katliamlar almaya başladı. Türkiye, önemi ABD açısından çok artmış olan üsleri açmamakta direndikçe, iç anlaşmazlıklar sanki bir yerden yönetiliyormuş gibi iç savaşa doğru tırmandırılmaya başlandı. Mezhep çatışmaları körüklendi. ABD emperyalizminin darbe tezgâhçısı CIA ajanlarının desteğiyle ve Gladio uzantısı gizli örgütlerinin marifetiyle Malatya, Kahramanmaraş, Elazığ, Çorum’da kitlesel katliamlar gerçekleştirildi, beş bine yakın insan öldürüldü. 1 Mayıs 1977 Taksim, 16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi Merkez Binası katliamları gerçekleştirildi. Aynı dönemde gazetelerde TÜSİAD'ın Hükümet aleyhindeki ilanları yayınlandı. TÜSİAD'ı başka örgütler de izledi. Piyasadan temel tüketim maddeleri çekildi. Yağ, ampul, sigara, benzin bulunmaz oldu. Bazı dayanıklı tüketim malları bile piyasadan yok oldu.
Tüm bu gelişmelere bağlı olarak, CHP iktidardan düşürüldü; Süleyman Demirel'in başbakanlığındaki azınlık hükümeti kuruldu. ABD ile Türkiye arasında savunma ve işbirliği anlaması 29 Mart 1980 tarihinde imzalandı. Ancak Başbakan Demirel, bu anlaşmayı Meclis onayından geçirmediği için anlaşma yürürlüğe girmedi ve ABD, elinden alınmış olan üslerine kavuşamadı.
12 Eylül 1980 sonrasında ise tüm bu sorunlar çözüldü. 18 Kasım 1980 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye ile ABD arasında dışişleri bakanları düzeyinde imzalanmış olan bu anlaşma onaylandı ve 1 Şubat 1981 tarihli Resmi Gazete'de de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu anlaşmanın sonuçlarını , 3 Aralık 1981’de Türkiye’ye gelen ABD Savunma Bakanı Casper Qeinberger denetledi. ABD’lilerin “our boys” “bizim oğlanlar” dediği yeni yönetimle
Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönem başlamıştı ve ABD çıkarlarına karşı çıkan dikenler ayıklanmış, “gül bahçesi” uygun hale getirilmişti.