Ermenistan açılımına ABD, “daha ileri daha ileri” diyerek… AB, Kürt ve Ermeni açılımının “içinin bir an önce doldurulmasını” isteyerek tam destek veriyorlar.
Fakat “dostlar”; Karabağ sorununda Azerbaycan’ı satarak Ermenistan’a kapıların açılmasını istiyor. Kürt so
rununda toplumun duygularını, öngörülerini dikkate almıyor, Türkiye’deki tepkileri hatta hiçe sayıyorlar.
Karşılığını almadan Erivan için yaşamsal bir konu olan sınır kapılarını iki ayda açmaya söz veren, Kürt açılımının ne mene bir şey olduğunu açıklayamayan hükümet ise… yalakaların, yandaşların… şu sıralar iktidara şirin görünmeye çalışan kimi holding basınının desteğiyle Türkiye’yi ve dünyayı fethettiğini sanıyor.
Ulusal sorunlarda muhalefeti hamasi konuşmalar yapmakla suçlayan Başbakan:
Açılım dediniz mi mangalda kül bırakmıyor. Anaların gözyaşlarını dindirmekten başlıyor. Son konuşmasında; “Ben şehidimin bir damla kanını 550 milletvekilime değişmem” diyecek kadar hamaset sömürüsü yapıyor.
Bu söylemleri duyunca insanın aklına “nereden nereye geldi RTE” diye sorası geliyor. Yanıt hazır:
Şehitlere “kelle” dediği için şehit analarının açtığı dava sonunda bir kuruşluk tazminata hüküm giyen ve tazminatı ancak icra yoluyla ödeyen bir başbakan bu.
***
Aynı konuşmada nereye varacağı anlaşılmayan bir başka incisi daha var RTE’nin: “Bu işin (Kürt açılımının) bedeli ne olursa olsun biz bu yola çıktık ve bu yola böyle devam edeceğiz” diyor.
“Bedeli ne olursa olsun” sözü hangi anlama geliyor?
Acaba açılımın bedeli ayrışmaya da, bölünmeye de varacağını bile bile “açılıma devam edeceğiz” mi demek istiyor?
Başka bilgilerle RTE’nin “nereden nereye geldiğini” kanıtlamak olanaklı.
Yakın tarihte RTE şöyle diyor:
“Türkiye’de Kürt sorunu yok. Sorun var diye inanacaksan sorun olur, yok dersen sorun ortadan kalkar.
Böyle öngörü ile yaklaşırsan sorunun içindesin demek.
Kürt sorunu var dersek, bu, sanal sorunlar olarak ortaya çıkarılmıştır. Bizim için böyle bir sorun yok.” (24 Aralık 2002-Rusya gezisi).
…Ve şimdi insanın; açılımı savunan RTE’ye “Kürt sorunu sanal bir sorun olarak mı ortaya atıldı” diye sorası geliyor.
***
Bu ülke değişim, gelişim diyerek dünden bugüne değiştiğini kanıtlamaya çalışan sadece bir RTE yaratmadı.
1983’ten beri kan döken, bebek katili diye ünlenen, ne ki şimdi mitinglerde güvercin taşıyan fotoğraflarıyla İmralı’daki de barış önderi diye satılıyor.
Nasıl bir mantıksa, Demokratik Toplum (Kürt) Partisi’nin başkanı Ahmet (Kürt) Türk; 70 milyonluk Türkiye’de açılımın 40 milyon Kürt’ü ilgilendirdiğini söylemekte beis görmüyor.
Nedense 40 milyonluk Kürt’ü temsil ettiğini iddia eden DTP, genel seçimlerde bir türlü yüzde 10 barajını aşamıyor. Ancak seçim yasasının boşluklarından yararlanarak şu bu ilden bağımsız seçilerek parlamentoya girenlerle zar zor grup kurabiliyor.
***
Açılım aşamasında aman PKK ile siyasal uzantısı DTP gücenmesin, alınmasın diye hükümet; elindeki yadsınamaz bilgileri kamuoyu ile paylaşarak o cephede sürekli işlenen ateşkes haberlerini boşa çıkarmıyor.
Fakat asker adına Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Aslan Güner’in, ateşkes balonunu söndüren – gazetelerin arka sayfalarındaki- açıklamaları, DTP’nin PKK hesabına kamuoyuna yutturmaya çalıştığı gerçekdışı ateşkes haberlerini yalanlıyor.
Orgeneral Güner, “örgütün eylemsizlik (ateşkes) ile ilgili açıklamalarına itibar edilemeyeceğini” şöyle anlatıyor:
“…Hangi eylemsizlikten bahsediyorlar? Telsizlerinden, örgüt içi haberleşmeden her şey net ortada. ‘Asker karakolda ise saldırmayın. Çıkarsa izleyin, gerekeni yapın. Ya da ana yola, kırsala saparsa saldırın’ diye teröristlerine talimat veriyorlar.
Bu mu TSK’ye eylemsizlik (ateşkes) diye pompalanan?.. Eylem hazırlığında olan, vatan toprağında silahlı terörist olarak yuvalananlara karşı ne yapmamızı bekliyorlar?”
Durmadan ateşkesten, İmralı ile doğrudan, PKK ile dolaylı yollardan diyalog kurulmasından, örgüt elemanlarına gerilla diyen, Kandil’deki arkadan vuran Kürtlerden övgüyle söz eden DTP önde gidenleri… başlarında Ahmet (Kürt) Türk… Ayna Emine… Tuğluk Aysel, Sakık Sırrı vs… Orgeneral Güner’in açıklamalarını gördükten sonra…
…Kimi olaylar karşısında insanların yüzlerinin kızardığını anımsıyorlar mı acaba?
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla