• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    Lnx
    <span style='color: #FFA500'><span class='glow_FF0000'>Lnx</span></span> çevrimdışı
    (-∞,∞) <span style='color: #FFA500'><span class='glow_FF0000'>Lnx</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-07-2006
    Mesajlar
    9,093
    Karizma Gücü
    7

    Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda

    12 Eylül 1980 darbesinin ardından 50 kişi idam edildi. İdam edilenlerden biri de henüz 17 yaşında olan Erdal Eren’di. 'Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda...'

    Erdal Eren, 13 Aralık 1980 günü idam edildiğinde henüz 17 yaşındaydı... İdam edilmeden on altı saat önce ziyaret eden Savaş Ay, Eren'in 'Son Bakış'ını fotoğrafladı.


    Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 tarihinde Milliyetçi Hareket Parti'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürüldü. Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi Erdal Eren, Suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980 günü düzenlenen gösteride çıkan çatışmadan sonra gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı.
    Eren, çıkan çatışmada er Zekeriya Önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. Gözaltına alınmasından kısa bir süre sonra 19 Mart 1980 günü hakkında idam kararı verildi.



    13 Aralık 1980’de Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildiğinde henüz 17 yaşındaydı...



    18 YAŞINDAN KÜÇÜK OLDUĞU ARAŞTIRILMADI
    Eren'in avukatlarından İsmail Sami Çakmak, geçen sene Cumhuriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda idam kararıyla ilgili olarak şunları söyledi: "Yargıtay Üçüncü Dairesi, kararı son derece yasal ve hukuka uygun gerekçelerle bozdu. Bunlar otopsinin usul ve yasaya aykırı yapıldığı, ölenin vücudundan çıkan kurşunun Erdal’ın tabancasından çıkıp çıkmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, olay yerinde keşif yapılmadığı, tanıkların dinlenilmediği Erdal’ın 18'inden küçük olup olmadığının araştırılmadığı, takdir hakkının kötüye kullanıldığı gibi gerekçelerdi. Gerçek de buydu. Ama başsavcılık hemen harekete geçti, bozma kararına itiraz etti. Dosya gitti geldi, sonunda Askeri Yargıtay Daireler Kurulu idam kararını onayladı."



    BİR FOTOĞRAFTAN 12 EYLÜL ŞARKISI
    Eren’i idamından on altı saat önce ziyaret eden Gazeteci Savaş Ay, Eren'in son fotoğraflarını çekti. Ve o fotoğraflar bir Sezen Aksu şarkısına, 'Son Bakış'a ilham oldu.
    Savaş Ay, 'Son Bakış'ın hikayesini şöyle anlatıyor:
    "Erdal Eren'i son anlarında çektiğim o fotoğrafları, milyonlarca kişi gibi Sezen Aksu da görmüş ve çok etkilenmiş. Anlatırken, "Öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki... Hikayesini de okudum. Ama beni esas vuran o 'son bakış' fotoğrafıydı Savaş.

    'AĞIT GİBİ'
    Aysel Gürel'e gösterdim o fotoğrafı. Birlikte bir şeyler yazdık. Onno'ya verdik besteledi (Tunç). Şarkıdan çok ağıta benzedi. Yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici..." dedi. Ve işte o ağıtın sözleri. "Bir an duruşu gibi
    Ömrün gidişi gibi
    Veda ederken
    Aşk ateşi gibi söner iç çekişler
    Amman amman yandım aman
    Acı yüzler"
    'O Ağıt' daha sonra bir Sezen Aksu şarkısı 'Son Bakış' olarak karşımıza çıktı.


    SON BAKIŞ
    Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
    Bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler
    Bir an duruşu gibi ömrün gidişi gibi
    Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
    Aman aman yandım aman
    Kurşun gibi izler
    Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
    Aman aman acı yüzler
    Kurşun gibi izler
    Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
    Aman aman…
    Erdal Eren, veda mektubunu hücresinde yazmış ve iç çamaşırında taşıyarak avukatına ulaşmasını sağlamıştı.


    VİDEO - O'nun son bakışlarına yazıldı

    ERDAL EREN'DEN SON MEKTUP
    Sevgili annem, babam ve kardeşlerim;
    Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemizde olmadı. Zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (Bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. Ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) Bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var.
    Ancak olanak yok. Düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. Böyle düşünmem, böyle davranmam,halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. Ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. Elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. Ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. Biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. Asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. Bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.
    Cezaevinde yapılan (Neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda Ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi içten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar,başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.
    Mesele benim açımdan kısaca böyle. Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
    Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.
    Sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. Zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.
    Hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.
    Devrimci selamlar
    Oğlunuz Erdal



    Kaynak

    "el sallamıştı annesine
    bayram izni dönüşünde hissetmiş miydi
    oğlunu kurşun kalbi deldiğinde
    kan revan içinde yanyana
    aynı köprüde annelerinin rüyalarında öldükleri yaşlarıyla
    ateşi harlı delikanlılar,
    ne şehit ne kahramanlar
    düşmansız bir savaşta
    düştüler kalkmayacaklar
    emin değildi kendi bile dokunmuş muydu tetiğine
    kesin olan tek şeyse en yakın mahkumdu ipe.
    'kalpte kurşun ilmek boyunda
    iki çocuk ölüm karşısında
    hep çocuk kalacaklar büyümeden birer tabutta ama yaşıyorlar,
    gülüyorlar annelerinin rüyalarında"
    103
    ~
    cordy~


    ƒ(φ)=∞

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    04-09-2009
    Mesajlar
    99
    Karizma Gücü
    0
    Gözlerim dolarak okudum
    Cezaevinde yapılan (Neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım)
    Öğrendik öğrendik ama...
    Elli kişinin asılmasının , yüz yetmiş bir kişinin de işkencede ölmesinin sorumlularını emekli ettik onlarda şimdi resim yapıp geviş getirerek birde "halkın duasıyla iyileştim " diyerek basın açıklaması yapıyorlar.(yüzleri kızarmadan)

    İçimizde acınız ve suçluların cezalandırılmamış olması yara kaldı ...
    Bu mesaj en son " 12.09.09 " tarihinde saat 13:58 itibariyle tenceretava tarafından düzenlenmiştir...

  3. #3
    morfin adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-02-2008
    Mesajlar
    4,733
    Karizma Gücü
    5
    evreni gördüm
    sıkı olaydı
    binlerce insan
    ölürken "netekim"
    bir şey yapmazdı
    sadece bakardı
    bu kadar kaos
    bize fazlaydı ki

    bir darbe
    geldi başıma
    bir darbe

    erdal'ı gördüm
    darağacında
    onaltı yaşında
    ölürken "netekim"
    bir şey yapmazdı
    sadece bakardı
    sonrası serbest
    sonrası pazar

    bir darbe
    geldi başıma
    bir darbe
    ben gitmeden
    divan-ı harbe
    sen gitmeden
    bir darbe

    sakla kendini
    sağlam bir rövanş için

    asmayalım da besleyelim mi?
    Ormandık kül olduk
    İnsandık kul olduk
    Kaybettik savrulduk
    Ayrıldık haykırmadık biz
    Farklıydı seslerimiz
    Aynıydı gerçeğimiz insanlığa ne oldu
    Berraktı umutlarımız
    Çekingendi hırslarımız insanlığa ne oldu

  4. #4
    imgelem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-10-2006
    Mesajlar
    1,349
    Karizma Gücü
    6
    onlar daha küçük, daha çocuk..
    onlar eğilmedi, diz çökmedi,
    affetmediler kendilerini öldürenleri
    affetmediler bizleri,

    çünkü unuttuk biz,

    'son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda...'

    cadılar için ilan:
    1965 model, 120 beygir gücündeki süpürge satılıktır.
    Başvuru: Ormandaki çikolatadan kulube.


    ''Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil, sayıları daha çok olduğu halde, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir."

    Albert Einstein




  5. #5
    3UygaR5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    7,167
    Karizma Gücü
    8
    "avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18'den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını"

    geçmişin siyasi yöneticileri çok gerizekalı insanlarmış gerçekten...
    ibret olsun diye adam mı asılır mı?
    denizleri de astınız bitti mi mücadele?
    17 yaşında bir çocuk asılıyor...

    Erdal Ayrıca Teomanın Akrabasıdır Birde Erdal İçin Yazdığı Şarkı Vardır...
    İki Çocuk...

    Hırçın Denizde Bir Dalgayım Sadece

  6. #6
    Mértcan~ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-06-2009
    Mesajlar
    2,010
    Karizma Gücü
    3
    17 yaşında bir çocuğu asanlara biz bugün bile merhamet gösteriyoruz ..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Gözler öğrenimi etkiliyor
    2006 Konuları bölümünde kaiserx tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 02.04.06, 21:00

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •