Bugün 12 Eylül darbesinin 29’uncu yılı... Darbe öncesi tezgâhlanan kanlı olaylar, siyasi cinayetler, darbe sonrası idamlar, hapisler, işkenceler, fişlemeler on binlerce insanı yıllarca sürecek acılar içinde bıraktı.. Bir nesil harcandı.
12 Eylül darbesi neden yapıldı?
27 Mayıs Anayasası’nın getirdiği hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmak için... İşçi hakları ve sendikacılığın çanına ot tıkamak... Sol siyaseti yok etmek.... IMF programlarının uygulanmasını zorlaştıran siyasal ve toplumsal örgütlenmeyi ortadan kaldırmak için...
Halkın sesini kesen, sermayeye dikensiz gül bahçesi sunan bir “istikrar anayasası” hazırlandı.
Tehditle, şantajla, baskıyla zorla onaylatıldı.
Geldik bugüne...
Dernekler, vakıflar, siyasi gruplar 12 Eylül’ü kınayan bildiriler yayımlıyor, gösteriler hazırlıyor. Hepsi iyi güzel... Ne var ki, 12 Eylül bitmiş değil... Sürüyor...
İşçilerin, öğrencilerin üzerine askeri rejimleri aratmayan hoyratlıkta gidiliyor.
Yargı iktidarın baskısı altına alınmış...
Kimi aydınlar, üniversite hocaları, rektörler, muhalifler, Ergenekon adı altında hukuksuz şekilde aranıp hapse atılıyor.
Telefonlar dinleniyor.
Ülke tam bir korku toplumu halinde...
Hoşa gitmeyen gazeteler 12 Eylül rejiminde çok çok bir - iki hafta kapatılır, sonra açılırdı. Şimdi temelli kapatılması gündemde.
Darbecilerin döneminde demokrasiye geçme umudu vardı. Bugün o umut da yok.
12 Eylül’ün ürünü olan sivil kadrolar darbecilerle hemen hemen aynı programı uyguluyor.
Darbe sürüyor... Sadece adı “askeri” değil...
Ankara Belediye Başkanı Gökçek şiddetli yağmura önlem bulmuş:
‘Vatandaş üst katlara taşınsın.’
Görüyorsunuz, bizim memlekette belediye başkanlığı yapmak ne kolay bir iş.
Haldun Ertem
Ayamama’ya çağrı!
Pek çok köşe yazarının dünkü yazı konusu İstanbul’daki son sel felaketi... Bu bağlamda Ayamama Deresi’nin hâlâ sorun olmasıydı. En dikkatimizi çeken ise Habertürk’te Osman Gencer’in yazısına attığı şu başlık oldu:
“Ayamama! Yeter artık, istifa et!..”
Gerçekten de... Bu Ayamama Deresi’nde birazcık onur, birazcık gurur, birazcık insanlık varsa... Gereğini hemen yapar, istifayı basar!
Erdemli aydın...
Tarhan Erdem 10 Eylül’de Radikal’de çok ilginç bir yazı kaleme aldı.
Bakın ne dedi:
“... Bugün Aydın Bey’in önüne çıkan tatsız işlerde, halkla ilişkilere gerekli önemi vermemesinin büyük payını da söyleyerek, vergi cezası kesilmesinin özüne geleyim:
Halkımızın yüzde 10’una yakını, ‘endişeli modernler’ adını verdiğimiz kesimdendir. Endişeli modernler, laikliğin önüne, hatta aynı hizaya başka bir değeri koymazlar, onlara göre geleceğimiz için laiklik demokrasiden de önemli bir cumhuriyet değeridir.
Bu kesimdekiler, önde tuttukları değerler nedeniyle Ak Parti’ye karşı mesafelidirler; siyasal hayatın bütün olaylarını, o olayın Ak Parti’yle bağıyla değerlendirirler. Bu değerlendirme sonucu, Ak Parti’nin her yaptığına karşı olmak, en azından görmezliğe gelmek, temel anlayış haline dönüşmüştür.
(...) Aydın Bey’in medya kuruluşlarının başındakiler ve çalışanların büyük çoğunluğu özetlemeye çalıştığım bu kesimdendir. Modernler’den olanlar işlerine anlayışlarını taşımaktan geri durabilirler miydi? Tartışılabilir ama sonuçta, bu kesimin anlayışı haber metinlerine olmasa da, manşetlere ve ekranlara yansımıştır.
Bu yansıma, sonuçta Erdoğan’ı ve bakanlığı bugünkü rollerine taşıyan başlıca etken olmuştur.”
Demek ki ne olmuş... Bizim gibi modernler’in laikliğe duyarlılığı Erdoğan’ı ve Maliye Bakanlığı’nı bugünkü rolüne taşımış... Gruptaki gazeteci ve yazarlar AKP’nin her yaptığına karşı olduğu ya da görmezliğe geldiği için 3.7 katrilyon ceza yazılmış... Yazının başından sonuna.. Hiç Tayyip Erdoğan’ın ya da Maliye’nin bir kusurundan söz edilmiyor. 3.7 katrilyon AKP’yi eleştirmenin olağan bir cezası sanki... Ve Tarhan Bey’in adı bizim çevrelerde “demokrat aydın” diye geçiyor...
Suçlu!
Anakent Belediye Başkanı Kadir Topbaş aydınlatıcı bir basın toplantısı düzenledi dün... Öğrendik ki İstanbul’u altüst eden sel felaketinin müsebbipleri CHP’li eski belediyeler ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve yargı organlarıdır. Bu felakette en az suçlu ise Pak Partili belediyelerdir...
Büyükşehir’in eski CHP’li üyelerinden Hüseyin Sağ diyor ki:
“İSKİ’nin olumsuz görüşlerine rağmen Anakent’ten plan tadilleri geçmiştir, geçmektedir.
Su havzalarında en az 5 bin kaçak yapı yapılmıştır.”
İstanbul sadece sel fekatine mi uğradı?
Her gün kentin dört bir yanında trafik felaketi yaşanmıyor mu?
Bir deprem halinde yaşanacakları ise insan düşünmek dahi istemiyor...
Yurtdışından yazan bir okurumuz:
- Türkiye bir ölüm ülkesi görüntüsü aldı, diyor.
Ekliyor:
“Türkiye artık dünya yayın organlarında kendisinden sıkça söz ettiren ‘önemli’ bir ülke konumuna geldi... Bu haberlerde Türkiye’nin adı bilim, kültür, sanat, spor gibi evrensel konularla birlikte pek anılmazken, her türlü felaket ve toplu ölümlerin ‘çeşitliliği’ ve ‘bolluğu’ ile ‘ünlenmek’teyiz.”
Hangi kafalar getirdi ülkeyi bu duruma?
Hayat tramvay gibidir... Tam yer bulmuş, oturacakken bir de bakmışsın son durağa gelmişsin.
Camillo Barbaro


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla