• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Atatürk diktatör müydü? - Zülfü Livaneli

    Batı’da Atatürk’e diktatör demek moda haline gelmiştir. Bizde de buna inananlar vardır.

    Oysa ilk gençliğinden beri ordunun siyasete karışmamasını savunmuş bir kişidir o.

    İttihat Terakki’yle arasının ilk kez açılması da bu tavrından sonra olmuştur. İttihatçılar onu öldürmek için bir fedai göndermişlerdir.

    Anadolu’ya geçtikten sonra padişah yaveri kordonlu üniformasını çıkarıp bir sivil olarak siyasete atılması da bunu yeterince kanıtlıyor zaten.

    “Tek adam” olduğu zaman yaptığı bir olayı anlatacağım sizlere bugün.

    Lütfen günümüzün, hiçbir eleştiriye, hiçbir fikir tartışmasına tahammül edemeyen başkanlarıyla karşılaştırmanızı rica ederek.

    ***


    Atatürk’ün sofrasındayız. Genç bir milletvekili olan Reşit Galip, Milli Eğitim Bakanı’nın uygulamalarını ağır bir dille eleştiriyor.

    Atatürk bu üsluptan hoşlanmıyor.

    Diyor ki: “Sözünü ettiğiniz bakan aynı zamanda benim hocamdır. Bakan’ın beni yetiştiren kişi olması bir anlam taşımıyor mu?”

    Reşit Galip “Hayır” diyor. “Taşımıyor!”

    Atatürk “Bu masada hocama ve bir Milli Eğitim Bakanı’na hakaret edilmesine izin veremem” diye söyleniyor.

    Masadakiler buz gibi oluyor..

    Ama genç milletvekili, “Doğruyu söylemek için sizden izin istemiyorum. Hatayı yapan siz de olsanız eleştiririm.

    Sizin yaptığınız her şey doğrudur diye bir kural olamaz ki” diye dikleniyor.

    Ve hızını alamayıp liderin yaptığı bazı işleri eleştiriyor.

    Bunun üzerine masanın tadı tuzu kaçıyor ve Atatürk, öfkeli milletvekilini, “Yoruldunuz. Biraz istirahat etseniz” diye kibarca masadan kalkmaya davet ediyor.

    Herkes bu işin yatıştığını düşünürken Reşit Galip yine konuşuyor:

    “Burası sizin değil milletin sofrasıdır. Milletin işlerini görüşüyoruz. Burada oturmak sizin kadar benim de hakkımdır.”

    Derin sessizlik içinde herkes birbirini kuşkuyla süzüyor ve buna Atatürk’ün ne tepki vereceğini merak ediyorlar.

    İyice sinirlenmiş olan Atatürk müthiş bir iradeyle kendisine hâkim oluyor ve “Öyleyse biz kalkalım” diyerek masayı terk ediyor.

    ***


    Bu olay 1931 yılının Ağustos ayında Çankaya Köşkü’nde yaşanmıştır.

    Birçok tanığın ifadesiyle harfi harfine doğrudur.

    Peki bu tartışmadan sonra Atatürk, Reşit Galip’e ne yapmıştır?

    Onu tasfiye mi etmiştir, milletvekili listesine mi sokmamıştır?

    Hayır, eleştirdiği bakanın yerine Milli Eğitim Bakanı yapmıştır.

    ***


    İşte size iki ibretlik manzara.

    Birisi diktatör dedikleri Atatürk.

    Ötekiler “demokrat” dedikleri parti liderleri.

    Birincisini kıyasıya eleştirebiliyor, yüzüne karşı en ağır eleştirileri yöneltebiliyorsunuz, ötekilerin yanında ağzınızı bile açamıyor “Evet efendimcilik” yapıyorsunuz.

    Parti politikalarını eleştirdiğiniz zaman ise olmadık iftiralarla, hakaretlerle karşılaşıyorsunuz.

    Çünkü “demokrasiye” geçtik.

    Gazete Vatan

    Her ne kadar Zülküf kardeşim ile aram pek iyi olmasa da, açılıma verdiği destek yüzünden tartışsak da bu yazısına katılmadan edemeyeceğim.

  2. #2
    deniz006 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2008
    Mesajlar
    2,271
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Saçılımcı Zühtü aldığı tepkiler üzerine birkaç gündür tornistan yapıyor, aklınca vaziyeti idare ediyor. Bunca yıldır bu işlerin içinde siyaset erbabı birisi olmasa, masum bir şekilde demokratik hakları savunuyor diyeceğim. Ama bunun geniş çaplı bir psikolojik harbin parçası olduğunu anlamamış olması imkansız. Hele o AKP ile ilişkilerim ayağına yazdığı, aslında resmen bir arzuhal olan yazı tam bir rezillikti. Okurken midem bulanmıştı. Fazla rencide edilmeden hizmete hazırım diye bir mesajdı resmen.

    Askerlikte bir laf vardır. Bir adamın ne mal olduğu ateş altında anlaşılır. Tehlike yokken en sağlam görünen adam üzerine ateş yiyince şanzımanı dağıtabilir. En kofti görünen adamdan ise mangal gibi yürek çıkabilir.

    Çember iyice daralmaya başlayınca, bu herifler ya bir daha seçim kazanırsa ne olur sorusunun cevabı netleştikçe insanların tıyneti meydana çıkıyor işte. Üst düzeyde siyasetin içinde olsam Zühtü için şu notu düşerdim: "Sırtını dayamaya gelmez. Ama kullanılmaya müsaittir. Çıkarların öyle gerektirdiği durumlarda geçici ittifaklar yapılabilir."


    Ha unutmadan, saçılımcı Zühtü dilinde yavan duran bu bayat yazılarını ilköğretim okullarının Atatürk köşelerine yollasın.

  3. #3
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  4. #4
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Zühtü Livaneli'yi tebrik ediyorum, güzel bir cevap vermiş...
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  5. #5
    ๖ۣۜ♥(_ㅁㅔㄹㅞ"ㅁ_)๖ۣۜ♥ <span style='color: #808080'><span class='glow_9400D3'>(_KaLPSiZ_)</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-05-2007
    Mesajlar
    8,276
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Dikdatör olsaydı o efendiye daha farklı davranırdı..

    aksi takdirde o masaya bir girişi olurdu,bir de çıkışı..
    Hayatımda BİR' i yok....
    BİR'in de hayatım var...

    "İstanbul "Sen" Kokuyor..."
    Önüm,arkam,sağım,solum " O " be !

  6. #6
    deniz006 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-03-2008
    Mesajlar
    2,271
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    AKP'nin Siyaset Akademisi diye bir zımbırtısı varmış. Toplumun "farklı" kesimlerini bir araya getiriyorlarmış.
    Zühtü de burada ders vermek için davetliymiş.
    (Tombul serçeye de ayrıca dikiz)

    Listede demokratik açılıma şiddetle karşı çıkan MHP'ye yakın isimler de var. Siyaset Akademisi'nin dikkat çekici davetlileri arasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başdanışmanı Vedat Bilgin ve MHP'li eski bakanlardan Sadi Somuncuoğlu ile yine ülkücü camianın 'ağabeylerinden' Nevzat Kösoğlu da bulunuyor. 140 kişilik davetli listesindeki diğer bazı isimler şunlar: Eski Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Nabi Yağcı, eski DEHAP Genel Başkanı Murat Bozlak, Ümit Fırat, Zülfü Livaneli, Joost Lagendijk, Sezen Aksu, Kemal Karpat, Şerif Mardin, Orhan Pamuk, Sezai Karakoç.

    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=892860
    Zühtü > AKP merkez, AKP Merkez. Ben Zühtü.

    AKP merkez > Dinlemedeyim Zühtücüğüm.

    Zühtü > AKP merkez, AKP merkez. Mesaj veriyorum. ...

    AKP merkez > Anlaşıldı Zühtücüğüm, tamam.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Zülfü Livaneli'nin son romanı Paris'te tanıtıldı
    2006 Konuları bölümünde Melissa1986 tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 09.04.06, 07:03
  2. 'Diktatör Atatürk 'herifin tekesi'ydi!'
    2005 Konuları bölümünde emrah5 tarafından açılmış
    Yanıt: 15
    Son Mesaj: 19.08.05, 12:27

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •