'Şimdi Kürt açılım konusunda niye CHP'ye geliyorsun?'
Baykal, CNN Türk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı
AA
--------------------------------------------------------------------------------
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümetin,
bundan önce en önemli konularda CHP'den destek istemediğini ifade ederek, "En
önemli konularda ihtiyaç hissetmedin de şimdi Kürt açılım konusunda niye CHP'ye
geliyorsun? Onlara tavsiyem kimsenin elini öpmesinler. El öpmeye çok alıştıkları
anlaşılıyor. Yeterince el öptükleri için zaten Türkiye'ye bu hale getirdiler"
dedi.
İstanbul'da yaşanan sel felaketine değinen Baykal, selin 17 Ağustos 1999
depreminden sonra yaşanan en büyük felaket olduğunu söyledi.
Yaşanan can ve mal kaybına işaret eden Baykal, maddi kaybın boyutlarının
büyüklüğünü de vurguladı. Selin ardından İstanbul'a gittiğini ve tır parkında
incelemelerde bulunduğunu hatırlatan Baykal, AK Parti iktidarı döneminde Ayamama
Deresi'ne yer yer müdahale edildiğini, ıslah çalışmaları yapıldığını ancak
yapılanların olayı kontrol etmeye yetmediğini iddia etti.
"Bu güzergah boyunca muazzam bir imar faaliyeti gerçekleştirildiğini"
söyleyen Baykal, "Bunlardan bir tanesi de bizzat Başbakan'ın belediye başkanlığı
zamanında gerçekleştirdiği Başakşehir" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın, "tır parkı izninin
CHP zamanında verildiğine" yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine Baykal,
Topbaş'ın "6 tane park ruhsatı verildi. Bunların bir kısmı onların zamanında
verildi" dediğini belirterek, "Sen 6'yı, 5'i bırak. Ben bir tanesini söylüyorum
o da 13 vatandaşımızın ölmesine ve yüzlerce tırın tahrip olmasına yol açan tır
parkını konuşuyorum. Somut bir tır parkı. Bana onun 20-30 kilometre ötesindeki
CHP'li belediyelerin yaptıkları tır parkı ruhsatlarından bahsediyorlar.
Karıştırmaya, vatandaşın zihnini bulandırmaya çalışıyorlar" diye konuştu.
-"KAMER OTOPARKI..."-
Baykal, "O parkın ruhsatı kimin zamanında, ne zaman, kime verilmiş?"
sorusunu, şöyle yanıtladı:
"Hiç şüphe yoktur ki, onun ruhsatı AKP yönetimi zamanında verilmiştir ve
tır parkı olmaya hiç müsait olmayan bir yerdir. Olmadığı da bu yaşanan olayla
ortaya çıkmıştır. Bu olay bunun çok somut kanıtıdır. AKP'nin bu otoparkta, 'Kamer
Otoparkı', adında da 'Kamer' geçiyor zaten, ruhsatın sahibi İstanbul
Belediyesi'dir. Buranın sahibi de Başbakan'ın yakın arkadaşı, dostu, çocuklarıyla
birlikte o meşhur kuyumcu dükkanını açan, ona yardımcı olan kişidir. Cihan Kamer
oranın sahibidir. Yani kendi ailesinden biri o tır parkını işletmektedir."
İstanbul'da boş arsalara tır parkı ruhsatı verildiğini, bu arsalarda
hiçbir yatırım yapılmasına gerek olmadan sadece gelen tırlara bedel kesildiğini
anlatan Baykal, "bir arsa sahibine kıyak yapılmak isteniyorsa ya arsanın
hafriyat alanı olarak gösterildiğini ya da tır parkı ruhsatı verildiğini"
savundu. "Sel basacak yere niye veriyorsunuz onu?" diye soran Baykal, "(Bu
bizim özel dostumuz, arkadaşımız). Bunu derseniz bu çok ağır bir sorumluluktur"
dedi.
Diğer derelerde yaşanan taşkınlara da değinen Baykal, "İstanbul Belediye
Başkanı 'Biz 16 yıl kaldık, onlar 44 yıl kaldı' diyor. Biz 44 yıl kalmışız da
bizim zamanımızda böyle bir şey olmuş mu? Biz devrettiğimiz zaman böyle bir şey
olmuş mu? Sen almışsın, yaptığın uygulamalarla şimdi 16 yıl sonra iş gelmiş
buraya dayanmış. Bu 16 yıllık uygulamanın sonucudur. Daha önce orada yapılmış ve
sel felaketine yol açan hangi inşaatlar var? Orası bomboş araziydi CHP devrettiği
zaman. Kuş uçmuyordu, hiçbir şey yoktu. Bunlar orayı yoğun inşaat alanı haline
getirdiler" diye konuştu.
-"İSTANBUL İMAR PLANINDA 4 BİNE YAKIN TADİLAT YAPILDI"-
AK Parti döneminde İstanbul imar planında 4 bine yakın imar planı
tadilatı yapıldığını bildiren Baykal, bu plan tadillerinin tek amacının "rant"
olduğunu iddia etti. Baykal, şunları kaydetti:
"Cumhuriyet tarihinin en büyük imar tadilatı yapılan dönemi bunların
dönemdir. Bu kadar çok imar planı tadilatı yaparsan, bunlarla yoğunluğu artırır,
yeşil alanları konutlara dönüştürürsen, iş merkezlerini yığarsan, bunun sonucunda
oranın kendi düzeni elbette bozulur. Ona da tedbir almazsan, çözüm düşünmezsen,
karşılığını aldığın tekliflere imar planı değişikliği izni vermekle yetinirsen
gelecek tablo bu.
Bu bahsettiğim imar planı değişikliklerinin 67 tanesine İSKİ Genel
Müdürlüğü 'Olmaz böyle plan tadilatı, bunu kabul edemem. Bu benim İSKİ olarak
sorumluluklarımı yerine getirmeme imkan vermiyor' diye iptali için müracaatta
bulunmuştur. Yani yapılan plan tadillerine İSKİ'yi dahi inandıramamıştır İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı."
CHP'nin suçlanmasının "suçluluk kompleksi"nden kaynaklandığını ileri
süren Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanı Topbaş'ın bölgeye gitmediğini ileri sürerek, "Çünkü suçlu olduklarını
biliyorlar da ondan. Buradaki onların gidememiş olmasını sıradan bir eleştiri
diye söylemiyorum, onların gidememiş olması suçluluklarını bildiklerinin
ifadesidir" dedi.
Tepki gösterileceği için bölgede incelemelerde bulunulamadığını savunan
Baykal, "Başbakan helikopterde zaman ayırdı. Havadan baktı. Ona itiraz etmiyorum
ama bir de git o tır parkına, malını, mülkünü, sevdiklerinin canını kaybetmiş
olanlara geçmiş olsun de" ifadelerini kullandı.
-"İSKİ İLE CHP AYNI GÖRÜŞTE"-
"Yarın Belediye Meclisi'nde biz bugüne kadar AKP'nin dere sahalarında
yaptıkları imar tadilatlarının iptali için bir girişimde bulunacağız" diyen
Baykal, şöyle devam etti:
"Eğer gerçekten oraları denetim altına almak istiyorlarsa, bundan sonra
benzer facialar yaşanmasın istiyorlarsa ilk yapmaları gereken iş o dere
sahalarındaki imar plan tadilatlarını iptal etmektedir. Böyle bir yola girerlerse
biz CHP olarak onlarla işbirliği yaparız. Bu konuda İSKİ bizimle beraber, İSKİ
ile aynı görüşteyiz biz. Yani Büyükşehir Belediyesi İSKİ Genel Müdürlüğü ile CHP
o alanlarda yapılan plan tadilatlarının yanlış olduğu konusunda görüş birliği
içindedir. 'Birlikte iptal edelim' diyoruz. O hala sağlanmadı. İnşallah bu
olaydan sonra bir yeni hava içine girerler, bunu birlikte gerçekleştiririz."
Topbaş'ın, "doğa suçludur, ozon tabakası delinmiş" şeklinde
açıklamalarda bulunduğunu, bunun da ciddiyetten uzak olduğunu ifade eden Baykal,
"40 yılda bir olay yaşanmış mı? 40 yılın faturasını 16 yıl sonra mı soracaksın
bize? 40 yıl önce ne oldu da neyin faturasını soruyorsun bize? Sen şimdi sebep
olduğun bu cinayetlerin hesabını ver" dedi.
-"MAKYAJ BELEDİYECİLİĞİNİN İÇ YÜZÜ GÖRÜLSÜN"-
Baykal, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, dere ıslah
çalışmalarının, CHP'nin açtığı davalar nedeniyle yapılmadığını söylüyor" sözleri
üzerine, bu açıklamaların toplumu yanıltmaya yönelik olduğunu söyledi.
CHP'nin açtığı davaların, imar planı tadilatlarının iptaline yönelik
olduğunu ifade eden Baykal, "Rant paylaşımına, sele yol açan planlara yönelik
girişimlere karşı davalar açtık" dedi.
Dere ıslah çalışmalarının iptali istemiyle açtıkları herhangi bir dava
bulunmadığını kaydeden Baykal, "Milleti aldatacaklar. Olay tam bir tersine, bu
bir çarpıtmadır. Biz, dere ıslahını zorunlu kılan ve sel baskınlarına sebep
olacak imar planına karşı çıkıyoruz" diye konuştu.
İmar çarpıklıklarından dolayı insanların ölümüne yol açıldığını savunan
Baykal, dünyada böyle bir durumla karşılaşılması halinde yetkililerin istifa
edeceğini söyledi.
"Topbaş istifa etmeli mi?" sorusuna Baykal, "Bir dakika bile durmaz,
elbette" yanıtını verdi. Ancak ortada böyle bir niyet olmadığını ifade eden
Baykal, "Vatandaşımız artık şunu görsün; İstanbul'daki makyaj belediyeciliğinin
iç yüzünün ne olduğunu, rant peşinde koşarak insan hayatının nasıl tehlikeye
atıldığının 16 yıllık belediyecilik sonunda nasıl ortaya çıktığını görelim artık
ve buna karşı tepki koyalım" şeklinde konuştu.
-DAVUTOĞLU İLE GÖRÜŞMESİ-
Sorular üzerine Baykal, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile 15 Eylül
Salı günü yapacağı görüşmenin, bundan önce yaptığı görüşmenin devamı niteliğinde
olduğunu söyledi.
Davutoğlu ile görüşmesinde, genel dış politika konularıyla ilgili
kapsamlı değerlendirme yaptıklarını ve daha sonraki temaslarla ilgili de
değerlendirme yapmayı konuştuklarını ifade eden Baykal, "Bana daha önce
konuştuğumuz konularla ilgili gelişmeler hakkında bilgi verecek. Bu sadece
Kafkaslarla ilgili değil, gündemimiz Ermeni açılımı falan da değildir" dedi.
"Kürt açılımı konusunu açarsa konuşmayacak mısınız?" sorusuna Baykal,
"Hayır. Kesinlikle söz konusu değil. Zaten buna saygı gösterir. O konuya
girmeyecektir" yanıtını verdi.
Ermenistan ile başlatılan görüşmelerin bundan sonra Türkiye'yi nereye
götüreceğini kaygıyla izlediklerini dile getiren Baykal, ortada imzalanmış bir
protokol bulunduğunu, nisan ayında imzalanan bu protokolün ağustos ayında
kamuoyuna duyurulduğunu belirtti.
Başbakan Erdoğan'ın, "Azerbaycan topraklarındaki işgale son verilmeden
sınırı açmayız" tavrında olduğunun bilindiğini söyleyen Baykal, "Başbakan'ın
tavrı belli ama acaba Sayın Gül, Obama'ya, 'böyle bir şart olmadan bu protokolü
uygulayacakları' konusunda bir değerlendirme yaptı mı, yapmadı mı? Bunun
anlaşılması lazım" dedi.
Bu soruyu daha önce de sorduğunu, ancak bir yanıt gelmediği için
tekrarladığını ifade eden Baykal, "Eğer işgalle ilgili bizim kararlılığımızda
böyle bir tereddüt varsa imzalanan protokole bakıyorum, yapılan açıklamalara
bakıyorum, bizim bunu uygulamamız olağanüstü güçtür. Protokol'de işgalle ilgili
hiçbir taahhüt yok" diye konuştu.
-"DEMOKRATİK AÇILIM" ÇALIŞMALARI-
"Demokratik açılım" çalışmalarıyla ilgili Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek'in "Bu sürece kim katkı verirse elini de öpmeye, ayağına
da gitmeye hazırım" şeklindeki sözleri hatırlatılarak, "Sizin tavrınızda
değişiklik oldu mu?" sorusu üzerine Baykal, hükümetin daha önce Anayasa
değişikliği veya Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda CHP'nin görüşünü alma ihtiyacı
duymadığını, uzlaşma veya destek arayışına girmediğini söyledi.
Baykal, "Sen bu en önemli konularda ihtiyaç hissetmedin de şimdi Kürt
açılımı konusunda niye CHP'ye geliyorsun? Burada suçluluk telaşı var. Bu iş
yanlış bir iş, yanlışa ortak istiyorlar. Yaptıkları yanlış işin sorumluluğunu
paylaşmak istiyorlar, taşıyamıyorlar. Öbürlerini göze aldılar ve uyguladılar.
Şimdi bunu CHP olmadan olmaz. CHP'nin önemini yeni kavradılar" diye konuştu.
Bu konuda kullanılan üslubu, "laubali ve üzüntü verici" bulduğunu
söyleyen Baykal, şunları kaydetti:
"Yok 'elini öperiz' falan lafları. İki Başbakan Yardımcısı arka arkaya
bunu söylediler. Ben bundan üzülüyorum, rahatsız oluyorum. Bizim devletimiz
kimsenin elini öpmez. Onlara da tavsiyem kimsenin elini öpmesinler. El öpmeye çok
alıştıkları anlaşılıyor. Yeterince el öptükleri için zaten Türkiye'ye bu hale
getirdiler. Kimsenin elini öpmesinler. Benim elimi de öpmeye kalkmasınlar,
işlerini yapsınlar. Onun bunun elini öpe öpe buraya getirdiler. 'Atmayın
kullanın, sifonu çekmeyin kullanın' diye diye buraya getirdiler. Şimdi bu
sıkıntılı olduğu görülen tablo içinde 'CHP de gelsin birlikte yapalım'. Hayır
kardeşim. Senin ne yapacağına daha karar vermediğin ortada.
Yaptığı işlerin yanlışları şimdiden ortaya çıktı. Daha 1.5 ay olmadan bu
iş iflas etti. Sen benimle bir süreç götüreceksin, daha kamuoyuna ne yapacağını
söyleyememişsin. İmralı'dan bir öneri taslağı beklediniz. Ondan önce, sonra
yapalım diye telaşa girdiniz. Teklif geldi ilan edemiyorsunuz, saklıyorsunuz.
Meclis'te gizli oturumla bunları konuşalım diyorsunuz. Sen kimden gizleyeceksin?
İmralı mı, PKK mı duymayacak, dağdaki teröristler mi duymayacak. Hayır millet,
halk duymayacak. Halka karşı bir yaklaşımın içinde olduğunu itiraf ediyorsun.
Terör iki taraf silahları bıraksın yaklaşımıyla çözülmez. Devlet silah
bırakır mı. Uzlaşma, barış istiyorsa teröristler mutlaka silah bırakacak ondan
sonra her türlü konu çözülür hale gelecek."
VATAN