Pazartesi günü öğleden sonra NTV ekranında izlediklerim gerçekten korkunçtu.
Türkiye’nin başkenti Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek kendisiyle, Bahçelievler 7. Cadde ile ilgili son derece saygılı bir üslupla görüşen genç bir NTV muhabirine “Senin gibi meyhaneciler” ile başlayan bir cümleyle cevap (!!!) verdi ve ürkek genç muhabir maalesef Melih Gökçek’e hakettiği cevabı veremedi.
“Senin gibi meyhaneciler...” ifadesi doğrusu şahsı itibariyle Melih Gökçek’in ağzına yakışmıyor değildi.
Beni üzen, kaygılandıran konu genç bir muhabire ve başkalarına layık görülen bu çok çirkin ifadenin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan birinin ağzından çıkması.
Bugün için Melih Gökçek’in bu çok önemli görevde bulunmasını kötü bir talih olarak değerlendiriyorum.
AK Parti 2002 senesinden günümüze Türkiye’yi yöneten ve bu süreçte, kendisine yöneltilen çoğu mesnetsiz eleştiriye, traji-komik kapatma davası ve aynı ölçüde traji-komik nihai karara rağmen, çok önemli dönüşümlere imza atmış, 2003-2005 arasında ülkenin makus talihini zorlamış bir parti.
Nedenini bir türlü dört dörtlük bir biçimde kafama oturtamadığım bir duraklama devrinden sonra AK Parti yeni bir atılım sürecinin eşiğinde gözüküyor.
AK Parti’nin yaptıklarını çok eksik ve tutarsız bulabilirsiniz ama özellikle AB sürecinde gerçekleşen dönüşümler Türkiye’yi biraz daha bir dünya ülkesi yapmaya yönelik girişimler idi.
Kürt ve Ermeni açılımları, sessiz sedasız yürüyen Kıbrıs müzakereleri, enerji dünyasında yaşanan gelişmeler bugün de yeni bir atılım döneminin eşiğinde olduğumuz izlenimini veriyor.
Kürt ve Ermeni meselelerinde cesur adımlar, Kıbrıs’da çözüme yönelik girişimler öncelikle siyasi kararlılık ve cesaret istiyor ama bir de, belki de en ön planda, nitelikli bir beşeri sermaye istiyor.
Bu önemli işleri çözmeye, en azından bunlarla yüzleşmeye yönelik bir siyasal partinin başkent büyükşehir belediye başkanının Melih Gökçek profilinde bir siyasetçi oluşu, emin olunuz, ciddi bir sorun niteliğinde.
Temel hak ve özgürlükler alanında referandum yapılamayacağını dahi bilmeyen, düşünemeyen bir kişinin 2009 senesinde ülkemizin başkentini yönetiyor oluşu büyük bir talihsizlik.
Ortada bir Melih Gökçek problemi mevcut; Gökçek ya ne yaptığını artık bilemeyecek kadar kifayetsiz bir muhteris ya da arkada bambaşka hesaplar var.
Son referandum tartışması insanın aklına, ister istemez, Gökçek’in bu işe yerel seçimler öncesi Başbakan’ın kendisine çektirdiği ızdırabın intikamını almak için mi girdiği sorusunu getiriyor.
Dünyanın her demokratik ülkesinde büyük kentlerin belediye başkanlıkları siyasetin doktorası gibidirler; Sayın Erdoğan da aynı süreçten geçerek bugüne gelmiş bir siyasetçidir.
Ortaya çıkan referandum krizinin öyle sıradan bir boşboğazlık, çok sıradan bir kifayetsiz muhterisin hezeyanı olmayabileceğini de düşünmek gerekebilir.
Melih Gökçek dahi bu referandum çıkışının pusuda bekleyen birilerine malzeme olabileceğini bilir kanısındayım
http://www.stargazete.com/gazete/yaz...ber-213379.htm


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

