• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    Bertold adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-09-2008
    Mesajlar
    2,882
    Karizma Gücü
    4

    "Aşk Şarkıları"nın Unutulmaz Solcusu/Ayça Şen

    Sevgili okur yazarlarım, bu hafta konuğum Ahmet Kaya. Görüşmeye giderken ondan nefret ediyordum. Fakat yaşlanıyor muyum ne, onu görünce bir garip oldum. Herşeyden bıkmış gibi bir hali vardı. Tek tesellisi, son kaseti "Dosta Düşmana Karşı" gibiydi. İçimi bir garip hüzün kapladı...

    Şu anda dışarıda öyle bir hava var ki, insanın canı kurbanlık inek gibi koşturmak istiyor. Fakat itfaiye üzerimize su sıkabilir ve ateş açabilir; bu yüzden dergide oturup yazı yazmak çok daha güvenli.
    Fotoğraflardan da anlayabileceğiniz gibi bu haftaki konuğumuz Ahmet Kaya. Ne yalan söyleyeyim, görüşmeye gitmeden önce ondan nefret ediyor, televizyonda gördüğümde kanal değiştiriyordum.

    Röportaj için sabah 10.30'da arayıp da uyuyan sesiyle karşılaştığımdaysa iyice terbiyesizleşmiş, onun hâlâ kış uykusundan uyanmadığını düşünüp şeytan gibi içimden gülmüştüm. Uykulu sesini duyar duymaz sakalları aklıma geldi ve onu birkaç saat sonra yeniden arayacağımı söyleyip kapattım.

    Seksenbeş yılında ilk albümü çıktığında ben lise 1'e gidiyordum. O yaşlarda anlasanız da anlamasanız da biraz solcu olmaya özenirsiniz. Nazım Hikmet'in, Attilâ İlhan'ın şiirlerini anlamadığım ve arabesk dinlemeyi de kendime yediremediğim için şarkıları hoşuma gitmişti. Hatta durum öyle bir hal aldı ki, bu dava şarkıları bir süre sonra aşk acısı çeken gençler tarafından daha çok dinlenir oldu. Yani şarkıların ideolojik oluşu değil, İbrahim Tatlıses'in deyimiyle "ciğer sökücü" olmasıydı önemli olan.
    Hatta annemin bir entel arkadaşı bize geldiğinde ona yaranmak için Ahmet Kaya'nın kasetini dinletip, bir bakıma "Yani sen entelsin ama biz de boş değiliz" demeye getirmiştim. O günü hatırladıkça tüylerim diken diken oluyor. Çünkü annemin arkadaşı "Ayça, bu müziği dinlediğine inanamıyorum" demişti.

    İşte böyle derin bir intikam hissiyle Ahmet Kaya'yı birkaç saat sonra tekrar aradım. Bana adresi verdikten sonra "Kapıda bir de gri jeep var" dedi. O zaman önyargılarım önüme serildi ve yazının çatısını aşağı yukarı belirlediğimi düşündüm. Baksanıza; dava şiirleri, yürek sökücü melodileri ve kapıdaki gri jeep. Ama durum bu kadar basit değildi...

    Geçenlerde kafamda iki tel beyaz saç gördüğümden beri derin düşünceler içindeyim sevgili okur yazarlar. İlk işim gidip kendime topuklu bir ayakkabı almak oldu. Ne bileyim, olgunluk çağımın tadını çıkarmak istiyorum sanırım.

    Ayağımı burka burka, sakar kokoşlar gibi Ahmet Kaya'nın ev ve işyeri olarak kullandığı Levent'teki üç katlı evine gittim. Kapıda gerçekten bir gri jeep ve iki tane de dev gibi Sivas Kangal... "Kapıdaki köpek" fıkrasını size anlatmış mıydım? Hani bir postacı evin önünde "Çok tehlikeli köpek" yazısını görüyor ve köpeğin dişlerinin olmadığını görünce şaşırıyor. Postaları evsahibine teslim ettikten sonra adama dönüyor ve "Bu köpeğin dişleri yok. Neden çok tehlikeli yazdınız" diye soruyor. Evsahibi şöyle diyor: "Isıramaz ama fena emer."

    Bu fıkrayı hatırlayıp gülerek evden içeri giriyorum. O ne! Bu kez de küçük bir süs köpeği bana havlamaya başlıyor. Ve röportaj boyunca hiç durmadan havlıyor.

    Kayıt stüdyosu olarak kullandığı evin alt katındaki bekleme odasına iniyorum ve bizim foto Muzaffer ve Ahmet Kaya'yla karşılaşıyorum. Ahmet Bey, köyağaları gibi koltuğun üzerinde bağdaş kurmuş. Ben içeri girince toparlanıyor ve el sıkışıyoruz. Elimi sıkarken "Hoşgeldin gözüm" diyor.
    Bir yandan topuklu ayakkabılar ayağımı terbiye etmeye çalışıyor, bir yandan ben kayıt cihazını ayarlamaya çalışıyorum. Bu süre içindeyse hiç konuşmuyorum. Ortamın sessizliğinden rahatsız olduğunu tahmin ettiğim Ahmet Kaya "Kayıt ediyor mu" diyor. Ben de "Ediyor" diyorum. Yani sohbetimiz çok güzel...

    Röportajların en fena yanı başlangıcıdır. Bir de tabii eskiden kalma bir garezim var adama. Fakat onun halinde hiç de öyle kin yapılacak bir durum yok. Sanki sonunu beklemek için manastıra kapanmış bir adam gibi öylece duruyor. Canı ne gülmek istiyor ne de konuşmak. O zaman işin içinde bir şeyler olduğunu sezip başlıyorum konuşmaya. İtiraf yasasından yararlanmak için ona ilk albümünü seksenlerde beğenerek dinlediğimi söylüyorum.

    Ama bunu o kadar zor söylüyorum ki, vücudum patlayıp evin her tarafına yapışacak diye korkuyorum. Derken ayakkabı sıkmasından dolayı topuğumun patladığını hissediyorum ve ucuz atlattığımı düşünerek ona entelektüel zümrenin kendisinden neden kıl kaptığını soruyorum. O zaman bana biraz karışık bir şeyler söylüyor. Tam olarak anlamıyorum, kelimeleri açmaktansa hareketleri açmak çok daha verimli sonuç verir. Bu yüzden soruyu es geçip sürekli havlayan küçük süs köpeği "Pako"ya "Sus bakiym, hııı" diyorum. Fakat köpek benden fena halde kıllanmış, sürekli yüzüme baka baka havlıyor. Muzaffer de sağolsun beni rahatlatıyor ve "Allah Allah, bana hiç böyle yapmadı" diyor. Hemen ona 13. bakışımı fırlatıp Ahmet Kaya'ya da sahte bir tebessüm atıyorum. Ahmet Kaya'ysa pek gülmüyor. Ama öyle kendini beğenmiş de değil, bir garip. Herşeyden bıkmış gibi bir hali var. O zaman üzülüyorum...

    Akşam olmak üzere. Ortamdan ve Ahmet Kaya'nın tavırlarından, içimi bir akşam hüznü kaplıyor. Suçluluk duygusuyla karışık pis bir duygu. Dizinin dibinde uyuyan Pako bile üzüyor beni. Sanki Ahmet Kaya'ya bir şey olsa köpek de yaşayamazmış gibi dip dibeler. Ahmet Kaya da ona "Oğlum benim" diyor fakat pek yüz vermiyor.

    1957 Malatya doğumlu olduğunu, ilk sazını babasının aldığını söylüyor ve Tekel 2000'inden bir fırt çekip ekliyor: "16 yaşından beri bu işlerin içindeyim."

    Ona bir zamanlar politik hareketlere katılıp katılmadığını sorunca biraz düşünüyor, biraz da içinden gülüyor ve "Katıldım tabii, katılmaz olur muyum! Zor dönemler geçirdim. Albümlerim kırk defa toplatıldı. Ama geçti o günler" diyor.

    Fotoğraf çekimi için evine çıkarken duvarda halılar, sazlar ve fluorasan ışık bekliyordum ama içeri girer girmez İnternet'e bağlı bilgisayar, piyano, Kenwood müzik seti, dev ekran televizyon ve büyükçe bir de kütüphaneyle karşılaşıyorum. Güzel ve sade bir evi var. Her tarafta saksı saksı çiçekler. Dışarıdaki köpekler hemen camın önüne koşuyor, Ahmet Kaya da demirlerden içeriye burnunu sokan hayvanları seviyor. Tekinin ismi Ayı, tekinin de Kız.

    Bu arada ben kitaplara bakıyorum. Birçoğunun kapağını tanıyorum. Piyasada bulunmazlar ama bizimkilerin kütüphanesinde küçüklüğümden beri görürdüm. Onları görünce "Bu kitapların hepsini okudunuz mu" diye sordum. "Hepsini ikişer kere okumuşumdur" dedi. "Bırakın şimdi" diye gülünce "Gerçekten öyle" diye üsteledi. Ama sanırım bunu benim Aktüel'in derin entelektüel yazarlarından olmadığımı anlayınca rahatlayıp söyleyebildi. Eğer oraya keçi sakalımla gitmiş olsaydım ne ben böyle bir soru soracaktım, ne de o iki kere okuduğunu söyleyecekti.

    Piyanonun üzerinde küçük bir çocuk resmi var. Ona baktığımı görünce "Kızım Melis" diyor. Annesinin nerede olduğunu soruyorum, "Evliyiz ama herkes her yerde" diyor. Fazla üstelemiyorum.

    İnternet'e çok takılıyormuş. Müthiş bir şeymiş. Bir keresinde 48 saat aralıksız sörf yapmış (Elektrikli sörf).

    Ona neden hep aynı şeyleri yaptığını soruyorum, "Benim bir dinleyici kitlem var. 1.5 milyondan az satınca uykularım kaçıyor. Yenilik yaparsam insanlar almayabilir albümü" diyor. O zaman ona "Almasınlar, siz kendinizi tüketmiyor musunuz aynı şeyleri yaptıkça" diye çıkışınca, o zaman bana bir cevap veriyor ama şimdi hatırlamıyorum. Sadece "Zaten ben tükenmişim anlasana. Umurumda değil" gibi bir cevap hissediyorum.

    Şarkılarının "insana çekip gitme isteği verdiğini" söylüyor Ahmet Kaya. Ona "Evet, herkes çekip gitmek istiyor ama giderken müziği kesince nereye gittiğini şaşırıyor insan" deyince ilk kez seslice gülüyor...

    Ev çok karanlıktı. Neden bu kadar karanlıkta oturduğunu merak ettim. "Ben karanlığı seviyorum" dedi ve çok yakın bir doktor arkadaşının ona yaptığı elektrikli kandili gösterdi. Ateş görüntüsü veren ampul, gazlıymış gibi duran kandilin altında da açma kapama düğmesi. Bu elektrikli kandil, onunla ilgili düğümleri çözmüştü.

    Doğal ve açıksözlü biri. Rakısını aldı, yeşil eriğini getirdi, büyük koltuğuna oturdu. Ve ısrarlarımıza dayanamayarak son albümü "Dosta Düşmana Karşı"yı koydu teybe. Satışlarının çok iyi gittiğini ve yine 1.5 milyon sınırını aşacağını söylediği bu albümü anlatırken ara sıra tişörtü göbeğinin üzerine düşüyor, o da aşağı çekiyordu.

    Onunla entelektüellerden, Ruhi Su'dan, Ruhi Su'nun şarkılarını yeniden söylemesi durumunda kimbilir ne biçim eleştiri alacağından, hayattan filan konuştuk. Sohbeti hoş, sakin ve samimi. Açıkçası, tanışmadan önceki düşüncelerimden ötürü oldukça mahcubum.
    Bu arada o içten ve güzel bir dille konuşurken, biz Muzaffer'le yeşil eriklere saldırmış, çaktırmadan ona en güzel mesajı vermiştik: Dünyada herkes yeşil erik peşinde. Gerisinin ne önemi var?

    Tanıştığımızdan ötürü memnun olduğumuzu söyleyip oradan ayrılırken, onun şu sözleri kulağımda çınlıyordu: "Hayata yeniden gelip daha iyi şeyler yapmak isterdim."

    Ayça Şen
    Aktüel/23 Nisan 1998

    http://www.ahmetkaya.com/yazi/ask-sa...tulmaz-solcusu
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ

    tam yüzyıl..
    tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
    gözlerin içimde durmayalı.
    NAZIM HİKMET RAN

  2. #2
    Uye ostrakismos adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2007
    Mesajlar
    4,973
    Karizma Gücü
    5
    Ahmet KAYA nın bir şarkısında..

    Konuşurken Solcu ,YAŞARKEN karambolcusun
    Oportunizme bulaşmış Tipik bir orta yolsusun
    şeklinde Bir anlatım vardı..
    Aslında Kendini anlatıyordu... Ahmet KAYA..
    hedonizme yenik düşmüş Bir DEVRİMCİ ESKİSİ, yaşam tarzı ile Söylediği şarkılarda ki tam tersi bir hayat sürüyordu.. zATEN BİR SÜRE Sonra şarkılarınıda yaşamına uydurdu.. SAZA NİYE GELMEDİN... VS.VS, DANSÖZ OYNATMAYA BAŞLADI...

    en sonda Kendi kendini SALDIRGAN TAVIRLARI ve YAPTIĞI teror ÖRGÜTÜNÜN PROPAGANDASI ile bitirdi.. Teror örgütünün Bir piyonu haline geldi..

    kendini dinleyen Bir çok Kişiyede İHANET ETTİ...
    [CENTER][B]
    [QUOTE]'' Her ağacın kurdu nasıl özünden gelirse, köpek de kurdun çürük yanlarından doğup gelişir. Köpek haindir ve karın tokluğuna satın alınmıştır. Zayıf olandır k[COLOR="Red"]öpek, dönek olandır. Ama kendi soyuna karşı öyle bir yetiştirilir ki, kurdu gördüğünde ağzı cehennemleşir[/COLOR]. Kolaylıkla devşirilebildiği için de insanda en ağır aşağılama ve hakaret sözü yerine geçer.'' [/B][/QUOTE][/CENTER]

  3. #3
    Bertold adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-09-2008
    Mesajlar
    2,882
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı ostrakismos tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ahmet KAYA nın bir şarkısında..

    Konuşurken Solcu ,YAŞARKEN karambolcusun
    Oportunizme bulaşmış Tipik bir orta yolsusun
    şeklinde Bir anlatım vardı..
    Aslında Kendini anlatıyordu... Ahmet KAYA..
    hedonizme yenik düşmüş Bir DEVRİMCİ ESKİSİ, yaşam tarzı ile Söylediği şarkılarda ki tam tersi bir hayat sürüyordu.. zATEN BİR SÜRE Sonra şarkılarınıda yaşamına uydurdu.. SAZA NİYE GELMEDİN... VS.VS, DANSÖZ OYNATMAYA BAŞLADI...

    en sonda Kendi kendini SALDIRGAN TAVIRLARI ve YAPTIĞI teror ÖRGÜTÜNÜN PROPAGANDASI ile bitirdi.. Teror örgütünün Bir piyonu haline geldi..

    kendini dinleyen Bir çok Kişiyede İHANET ETTİ...
    Bu başlığı klasik bir Ahmet Kaya tartışması yaratmak için açmadım. Sadece ilgimi çeken güzel bir yazı olduğu için ve insanlar da okusunlar diye paylaştım. Öncelikle bunu belirtmekte fayda görüyorum. Yanlış anlamayın sizi itham etmiyorum siz zaten klasiklerin dışında bir eleştiri getirmişiniz. Ben de eleştirilerinize cevap vereyim.

    Ahmet Kaya herşeyden önce çok büyük bir devrimci değildi. Bir kere Ahmet Kaya'nın kafası net değildi. Birçok konuda ikilemlerde olduğunu düşünüyorum. Samimi bir insan ve iyi niyetle konuştuğunu düşünüyorum.

    Yaşam tarzı için ise eleştirilebilir. Parayı bulduktan sonra değiştiği de söylenebilir. Ahmet Kaya sizin bu eleştirilenize yaşarken cevap vermiş bir insandır. Bir dönem çok lüx bir hayat yaşadığı gazete manşetlerini süslüyordu. Bir gazeteci de ''Ahmet Bey sizce de çok fazla yemek yemiyor musunuz?'' diye sormuştu. O da ''Size ne kardeşim ben 30 sene aç yaşadım. O zaman gelip sordunuz mu?'' diye cevap vermişti.

    Aşağıdaki videoda ise lüx hayat eleştirilerine kendince bir cevabı var. İzlemenizi tavsiye ederim.



    Terör örgütü meselesine gelince. Ahmet Kaya o malum gece öncesine kadar hiçbir şekilde terör örgütü propagandası yapmamış ve ısrarla örgütsüz olduğunu ve kendi özgün fikirlerini savunduğunu belirtmiş. Kürtçe şarkı yüzünden linç girişimine maruz kaldığı geceden sonra kendisine bırakın sıradan vatandaşları dava arkadaşlarım diye bildiği kişiler bile sahip çıkmamış. Yapayalnız kalmıştır. Bir gecede kime ait olduğu bile belli olmayan bir uçakla yurtdışına çıkarılmıştır.

    Başına tüm bunlar gelmiş bir insanın çıkıp vatan millet sakarya demesini beklemek ne derece mantıklıdır? Yurtdışında kendisine sahip çıkan malasef sadece PKK olmuştur. Ahmet Kaya bu durumdan memnun muydu sanıyorsunuz? Eğer memnun olsaydı daha 43 yaşında kalp krizinden ölmezdi diye düşünüyorum.

    Ve Ahmet Kaya Saza niye gelmedin şarkısını söylememek istememiştir. Ancak müzik şirketinin sahibini ısrarları neticesinde istemeyerek söylemiştir.
    Bu mesaj en son " 17.09.09 " tarihinde saat 14:33 itibariyle Bertold tarafından düzenlenmiştir...
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ

    tam yüzyıl..
    tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
    gözlerin içimde durmayalı.
    NAZIM HİKMET RAN

  4. #4
    Uye ostrakismos adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2007
    Mesajlar
    4,973
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Bertold tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu başlığı klasik bir Ahmet Kaya tartışması yaratmak için açmadım. Sadece ilgimi çeken güzel bir yazı olduğu için ve insanlar da okusunlar diye paylaştım. Öncelikle bunu belirtmekte fayda görüyorum. Yanlış anlamayın sizi itham etmiyorum siz zaten klasiklerin dışında bir eleştiri getirmişiniz. Ben de eleştirilerinize cevap vereyim.

    Ahmet Kaya herşeyden önce çok büyük bir devrimci değildi. Bir kere Ahmet Kaya'nın kafası net değildi. Birçok konuda ikilemlerde olduğunu düşünüyorum. Samimi bir insan ve iyi niyetle konuştuğunu düşünüyorum.

    Yaşam tarzı için ise eleştirilebilir. Parayı bulduktan sonra değiştiği de söylenebilir. Ahmet Kaya sizin bu eleştirilenize yaşarken cevap vermiş bir insandır. Bir dönem çok lüx bir hayat yaşadığı gazete manşetlerini süslüyordu. Bir gazeteci de ''Ahmet Bey sizce de çok fazla yemek yemiyor musunuz?'' diye sormuştu. O da ''Size ne kardeşim ben 30 sene aç yaşadım. O zaman gelip sordunuz mu?'' diye cevap vermişti.

    Aşağıdaki videoda ise lüx hayat eleştirilerine kendince bir cevabı var. İzlemenizi tavsiye ederim.



    Terör örgütü meselesine gelince. Ahmet Kaya o malum gece öncesine kadar hiçbir şekilde terör örgütü propagandası yapmamış ve ısrarla örgütsüz olduğunu ve kendi özgün fikirlerini savunduğunu belirtmiş. Kürtçe şarkı yüzünden linç girişimine maruz kaldığı geceden sonra kendisine bırakın sıradan vatandaşları dava arkadaşlarım diye bildiği kişiler bile sahip çıkmamış. Yapayalnız kalmıştır. Bir gecede kime ait olduğu bile belli olmayan bir uçakla yurtdışına çıkarılmıştır.

    Başına tüm bunlar gelmiş bir insanın çıkıp vatan millet sakarya demesini beklemek ne derece mantıklıdır? Yurtdışında kendisine sahip çıkan malasef sadece PKK olmuştur. Ahmet Kaya bu durumdan memnun muydu sanıyorsunuz? Eğer memnun olsaydı daha 43 yaşında kalp krizinden ölmezdi diye düşünüyorum.

    Ve Ahmet Kaya Saza niye gelmedin şarkısını söylememek istememiştir. Ancak müzik şirketinin sahibini ısrarları neticesinde istemeyerek söylemiştir.
    O gece yaptığı saldırgan hareketler ile Kendisini severek dinleyen Büyük bir kitleye ihanet etti..
    Marjinal bir azınlığa seslenmeyi tercih etti.. Çok seveni çok dinleyeni vardı. Forumda ahmet kayaya düpedümdüz söven bir çok insan bile 1980lerde yada 90ların başında eğer genç olmuşsa Mutlaka onu dinlemiştir. Bir çok insanın duygularının da tercümanı olmuştur

    1990ların ikinci yarısına doğru ne yazıkki ZIVANADAN çıktı Şöhreti kaldıramadı. Mütevaziliğini kaybedip. Çok geniş bir kitleye tercüman olacakken GİTTİ TEROR ÖRGÜTÜNE MEZE oldu...
    Bir daha asla saygın bir adam olarak anılamayacak....

    bertold sen kendi açından bakıyorsun olaya ama Birde diğer insanları düşün.. Dedim ya saygınlığını kaybetti kendi kendini yedi bitirdi.
    devrimci Kimliğini kaybetti, IRKÇI bir Teror örgütünün MİLİTANI oldu...

    Bertold düşünsene severek dinlediğin bir SANATÇI bir gün çıkıyor ortada fol yok yumurta yokken SALDIRGAN bir tavırla , bağıra çağıra ŞÖYLE kaset yapacağım böyle yapacağım vs diye tehditvari bir şekilde konuşma yapıyor. ARDINDAN BEBEK KATİLİNİ özledim diyor....
    Bitti orda bitti..........
    [CENTER][B]
    [QUOTE]'' Her ağacın kurdu nasıl özünden gelirse, köpek de kurdun çürük yanlarından doğup gelişir. Köpek haindir ve karın tokluğuna satın alınmıştır. Zayıf olandır k[COLOR="Red"]öpek, dönek olandır. Ama kendi soyuna karşı öyle bir yetiştirilir ki, kurdu gördüğünde ağzı cehennemleşir[/COLOR]. Kolaylıkla devşirilebildiği için de insanda en ağır aşağılama ve hakaret sözü yerine geçer.'' [/B][/QUOTE][/CENTER]

  5. #5
    Bertold adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-09-2008
    Mesajlar
    2,882
    Karizma Gücü
    4
    O gece Ahmet Kaya'nın saldırgan bir tavrı yoktu. Söylediği tek şey ''Kürt asıllı olduğum için yeni albümünde Kürtçe bir şakı yapıyorum. Bu şarkıyı yayınlayacak yürekli insanlar olduğunu da biliyorum. Yayınlamazlarsa Türkiye halkı ile nasıl hesaplaşacaklarını da biliyorum.'' Ondan sonra Kürt kimlikleriyle ön plana çıkan İbrahim Tatlıses ve Mahsun Kırmızıgül ve solcu kimliğiyle öne çıkan Kadir İnanır ve bugün Kürtçe şarkılar söyleyen Ajda Pekkan alkışladı Ahmet Kaya'yı. Sonra bir uğultu koptu salonda Şenay Düdek,Serdar Ortaç,Ebru Gündeş,Reha Muhtar gibi beş para etmez insanlar provakasyonlarını yaptılar bilindiği üzere.

    Kimse onların bu tepkilerinin milliyetçilik adına,ülkeye sahip çıkmak adına veya küstahlaşmış bir adama haddini bildirmek amacıyla olduğunu söyleyemez. Böyle abuk subuk bir tepkiden ve üstelik yılllarca Türkçe şarkı yapmış ve şarkılarıda Türkçe'yi adam gibi kullanmış bir insana hiçkimse sahip çıkmadı. Haklarını savunduğu Kürtler bile sustu.

    Ahmet Kaya da herkese küstü aslında. Küsmeseydi eğer ve barışık kalabildiği bir kurum,bir örgüt veya barışık kalabildiği bir halk kesimi olsaydı ya da en azından birilerinin desteğini arkasında hissedebilseydi kederden gebermezdi sürgünde.

    Öyle diyordu evet. ''Ben burada geberiyorum.'' diyordu. Gazeteci ''Estağfurullah.'' dediğinde ise ''Hayır hayır bu ölmek değil benim gibi sanatçıların kaderi böyle sürgün köşelerinde gebermektir.'' diyordu.

    Ahmet Kaya siyasal yönden çok güçlü biri değildi. İdeolojik olarak bazı eksik yanları vardı. Sosyalizmi kendince biraz farklı yorumluyordu ve Kurtuluş Savaşı ruhuna yürekten inan birisiydi. Bunun dışında siyasi olarak abartılacak bir yanı yoktu.

    Söylenecek çok şey de yok aslında. Bu adam hakkında herşey yazıldı çizildi bu ülkede. İyisiyle kötüsüyle sevabıyla günahıyla bir Ahmet Kaya geçti. Bir tane daha geçmez. O kadar güzel şarkılar bir daha yazılmaz bir daha bestelenmez.

    Ahmet Kaya yaşadığı yıllarda en çok dinlenen sanatçıydı. Hatta o olayılı gecede bile aldığı ödülü halk oylaması ile kazanmıştı. Bugün ise en çok dinlenen ve albümleri en çok satan şarkıcılara bakarsak eğer Türkiye'de müzik bitmiştir diyebiliriz.
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ

    tam yüzyıl..
    tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
    gözlerin içimde durmayalı.
    NAZIM HİKMET RAN

  6. #6
    Uye ostrakismos adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2007
    Mesajlar
    4,973
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Bertold tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    Söylenecek çok şey de yok aslında. Bu adam hakkında herşey yazıldı çizildi bu ülkede. İyisiyle kötüsüyle sevabıyla günahıyla bir Ahmet Kaya geçti. Bir tane daha geçmez. O kadar güzel şarkılar bir daha yazılmaz bir daha bestelenmez.

    Ahmet Kaya yaşadığı yıllarda en çok dinlenen sanatçıydı. Hatta o olayılı gecede bile aldığı ödülü halk oylaması ile kazanmıştı. Bugün ise en çok dinlenen ve albümleri en çok satan şarkıcılara bakarsak eğer Türkiye'de müzik bitmiştir diyebiliriz.
    bunun suçlusu Kendisinden başka kimse değil.. Oportunizme bulaşmış tipik ortayolculuğu bile kanıksanmıştı.... Hala DEVRİMCİ Diye bilinirdi.. GİTTİ BİR SANATÇIYA YAKIŞMAYACAK bir şekilde IRKÇI FAŞİST bir teror örgütüne Meze oldu..

    Bu gün AHMET KAYA algılanışında tek suçlu kendisidir. DEMEK ADAM değilmiş... emin ol ADAM değilmiş... ADAM olan dinleyicilerine Böyle bir kazık atmaz..

    yaptığı olumsuzluklarla kendi oluşturduğu geleneğe de bir darbe vurdu....

    Dedim ya herkesin değil sadece bir kesimin sözcüsü olmayı seçti.
    [CENTER][B]
    [QUOTE]'' Her ağacın kurdu nasıl özünden gelirse, köpek de kurdun çürük yanlarından doğup gelişir. Köpek haindir ve karın tokluğuna satın alınmıştır. Zayıf olandır k[COLOR="Red"]öpek, dönek olandır. Ama kendi soyuna karşı öyle bir yetiştirilir ki, kurdu gördüğünde ağzı cehennemleşir[/COLOR]. Kolaylıkla devşirilebildiği için de insanda en ağır aşağılama ve hakaret sözü yerine geçer.'' [/B][/QUOTE][/CENTER]

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. "Twin Peaks" Lynch'in unutulmaz dizisi..
    2005 Konuları bölümünde ferraone tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 03.03.06, 14:26

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •