Az önce gittin, içimden kendini söküp alarak

Hüzne boğulmamı izleyerek, ve ellerimi sebep göstererek

Git..!

İçimin acısıyla bir başıma değilim şu an,

Kendim bile değilim.

...

gittin...kurutarak gözlerinin nemini


Bu kadar da eksilebilir miydim?

Üzüntünü taşıyamadım, çöktüm kağıda

Kara kalemi batırmışım gözlerime,

Görmüyorum seni ,

görüyor musun?

Şahdamarımdasın

Şakaklarımdan akmaktasın...

Yaşayamadıklarımla özlemekteyim

Boynumdaki ıslaklık aşkına,

Dilendiğim varlığın aşkına sus!

Zincirden kopmuş bir elin ,

Konuşmaktan yorulmuş bu dilin

Tutsaklığı adına sus!



Yıkılmışlığın adresindeyim , ellerim göz çukurumda

Kırılmış kalemini çıkarıyorum, hayıflanarak

Gökgürültünü duyuyor, şimşeklerini göremiyorum

Bu sevdaysa eğer, kendini sana emanet eder,

Sevda değilse, bu eller niye titrer

Yarından vurmak kolay... ya dün...

Kaç “dün”üm var ellerimde, say



Aldığım soluklarda sana tıkanıyorum...

Hüznüne boğulmaya hazırım

Ey masal yüzlü, büyü gözlü

Soluksuz bir cümle ile

Duymasanda uzak olan yarınlarda

Yaşıyorsun yine içimde

ve ölmedikçe ...



şimdi git

içimdeki labirentlerde kaybol

gözlerine uyku kaçarken

Sana adanmışlıklar utansın



Kaç dün`üm var ellerimde, say

Say ki , hapsolduğun duvarlara

vurdukça yıkılsın

Kırılsın ellerim