Selin vurduğu İstanbul İkitelli'ye ne devlet ne de belediye yardım etti. Evleri yıkılan, çamur içinde kalan halk perişan. Kendi kendine yarasını sarmaya çalışanlar öfkeli...
ENSESİ KALININ İŞİ GÖRÜLÜYOR
»Fırat Ataklı: “Selden bu yana gelen yetkililer isimlerimizi alıp gidiyorlar. Sadece dostlar yardım ediyor. Kimin ensesi kalınsa o kazanır, öyle bir ülkede yaşıyoruz.”
HÜKÜMET KONUŞUR, UNUTUR
»Gülhanım Gönül: “Gülistan sokak burası en mağdur yer ama kimse yok. Bu sokaktan oy almadığı için kimse uğramıyor. Hükümet bugün konuşur sonra unutur.”
YETKİLİLER BURADA YAŞASIN
»Nezaket Özdemir: “Dışarıda yatıyoruz. Çocuklarım hasta. Kimse yardım eli uzatmıyor. Bir gün hükümet yetkilileri gelip benim yerime burada yaşasın da görelim.”
NE EV NE BARK KALDI
»Metin Ölmez: “Üstümde olanlar bile hayırseverlerin verdiği giysiler. Ailem akrabalarımda kalıyor. Mağduruz. Üç tane çocuğum var, kiracıyım ne ev ne bark kaldı...”
Sel felaketine uğrayan İstanbul İkitelli'de doğru düzgün ne devlet ne belediye yardımı var. Kendi imkânlarıyla dükkânını temizleyen esnaf öfkeli, evi çamur içinde kalan halk perişan, kolera tehlikesi
ise kol geziyor
Sel felaketi sonrası hükümet verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmedi. Aradan 11 gün geçmesine rağmen hükümetten ve İstanbul Büyükşehir belediyesinden yardım alamayan İstanbul İkitelli’deki sel mağdurlarına sadece yurttaşlar ve bazı dernekler yardım etti. Çamur içindeki evlerini ve işyerlerini kendi imkânlarıyla temizlemeye çalışan sel mağdurlarıyla BirGün konuştu.
‘KOLERA SALGINI OLABİLİR’
Mehmet Deniz (Esnaf):
İşyerlerimiz selden büyük zarar gördü. Selden sonra muhtarlıktan, kaymakamlıktan dediler ki bir komisyon kuracağız ve gelip hasar tespiti yapacağız. 5 gün bekledik baktık gelen giden yok. Evlerimize, işyerlerimize dolan da sadece yağmur suyu değil, lağımdı. Eşyalarımız çürümeye, kokmaya başladı. Kendi imkânlarımızla işyerlerini çevremizi temizlemeye başladık. Devletin duyarsızlığı insanı çok üzüyor. Burada kolera salgını da olabilir. 9 gün oldu bu insanlık ayıbı bence. Benim 200 bin TL’ye yakın zararım var ama o geri gelir can geri gelmez.
Medyada selin nedeni yanlış yansıtılıyor, sizin dışınızda kimse gelip de ayağını burada ayağını çamura sokmadı.Yukardaki Göletin patlaması sonucu 80 bin ton su gelip işyerlerimize doldu. 5 dakikada yağmur suyunun 3-4 metre yükselmesi mümkün değil. Şimdi birde kriz fırsatçıları türedi, penceremizi, kepenklerimizi yapmak için iki katı para istiyorlar. Hangisiyle uğraşalım bilmiyoruz.
“BİR ALLAH'IN KULU GELMEDİ”
Salih Kar(Esnaf):
500 milyar zararım var, yetkililer gelmedi. Bir Allahın kulunu görmedik. Evlere şunu bunu dağıtıyorlar, esnafa yok. Ama esnaftan vergisini alırlar. Ben daha bir kişi görmedim ne burada ne başka bir yerde.
‘GİDECEĞİM BİR YER YOK’
Metin Ölmez (İnşaatçı) :
Sel sabaha karşı geldi, canımızı zor kurtardık. Bir parça eşyamı bile kurtaramadım. Şuan üstümde olanlar bile hayırseverlerin verdiği giysiler. Ailem akrabalarımda kalıyor.
Mağduruz. Üç tane çocuğum var inşaatçıyım, kiracıyım ne ev ne bark kaldı. Hükümet ve belediye bize 9 gündür hiçbir yardımda bulunmadı. Deniz Feneri ve bir Milliyetçi dernek geldi, nüfus cüzdanımda Bitlis yazdığını görünce bana yardım yapmaktan vazgeçti. Ben buraya 20 yılımı verdim. 20 yıl sonra gideceğim bir yerim yok. Hani nerde kardeşlik… Ben bu ülkeye askerlik, yaptım vergimi ödedim, suçum doğulu mu olmak… Doğuda doğduysam bu benim mi suçum. Bu insanlık değil, ayrımcılık yapmasınlar.
‘SELİN NEDENİ DERE YATAĞINDAKİ 212’
Talip Safer (Oto yıkama sahibi):
Arabalarımı sel aldı, işyerimi ve evimi sel bastı. Duvarım yıkıldı. Evime girilecek gibi değil. Hükümet yetkililerinden bir kaymakam geldi, yalnız 750 TL yardımda bulundu. Benim zararım bunun çok çok üstünde. Bu yardım hiçbir şeyi telafi etmez. Belediyeden ise hiç kimse gelmedi. Kendi başımızın çaresine bakmak zorundayız. Üstelik selin nedeni medyada yanlış anlatıyor. Burada selin nedeni hükümet binalarının dere yatağına yapılması ve orduya ait olan göletin taşmasıdır. Bizim işyerlerimiz ve evlerimiz dere yatağına yüz metre mesafede. Hükümet 212’yi dere yatağının üzerine yapınca derenin yatağı değişti, orduya ait olduğu söylenen ancak ne amaçla kullanıldığını bilmediğimiz göletin de taşması sonucu bizim evlerimizi ve işyerlerimizi sel aldı.
‘BELEDİYE AYAK BAĞI OLUYOR’
Erdem Yener (Tekstil işçisi):
Ailemle yaşadığım gecekonduyu sel aldı. Sular tavanımıza kadar çıktı, duvarımız yıkıldı. Belediyeden hiçbir yardım görmedik. Sadece sokaktan geçip duruyorlar, bize daha çok ayak bağı oluyorlar. Sadece hayırseverler ve dernekler yardımda bulunuyor. Komünistler yardım etmeye geldiler, Ramazan günü gelmişler, tövbe tövbe...
‘ZARARIM 500 MİLYAR’
Bayram Uzun (Esnaf):
Yağmur yağıyordu ama bu kadar yağmıyordu. Sel geldiğinde 3-4 metre su vardı evimde. Sel felaketinden sonra kimse yardıma gelmedi. Bugün bir kaymakamlıktan geldiler. Bin Lira para verdiler. Ama 500 milyar zararım var.
‘YARDIMLAR YETERLİ DEĞİL’
Hasan Şahin(Ev sahibi):
Hayırseverler yardım ediyor ama yeterli değil, buzdolabım evimdeki bütün eşyalar gitti.
‘ÇOCUĞUMU OKULA YAZDIRAMADIM’
Sadık Korkmaz (İşçi):
Sel felaketine uğradık, hiçbir hükümet yetkilisi gelipte bir geçmiş olsun demedi. Belediyeden ise hiçbir yardımda bulunulmadı. Kendi halimize bırakıldık. Hâttâ bizden para istiyorlar. Geçen gün 8. sınıfa giden çocuğumu okula yazdırmaya yolladım. Sel mağduru olduğumuza aldırmadan okuldan para istemişler. Utanmadan bir de indirim yapacaklarını da söylemişler.
‘Ensesi kalının işi görülüyor’
Fırat Ataklı (Şoför):
Selden bu yana gelen yetkililer isimlerimizi alıp gidiyorlar, herhangi bir yardım görmedik. Biz şu an iki ev olarak 9 nufüsuz. Yardımlarda bulunanlar dostlar ya da yardım severler. Kızılay geldi isim aldı gitti, kaymakamlık, Bayındırlık Bakanlığı isim aldı gitti. İsim alıp gitmekle iş çözülüyorsa teşekkür ediyoruz. Selden sonra hükümetin yetkilileri ertesi gün gelip su saatlerini değiştirdi. Biz yaşamayalım mı, ölelim mi? Kimin ensesi kalınsa o kazanır öyle bir ülkede yaşıyoruz.
Artık inanmıyorum
Gülhanım Gönül:
Gülistan sokak burası en mağdur yer burası ama kimse yok. Muhtarı boğmak istiyorum.
Bu sokaktan yardım oy almadığı için kimse uğramıyor. Yardıma ihtiyacı olmayanlara yardım ediliyor. Bize yardım edilmiyor.
Eşyalarımı mantar bağlamış adeta. Kaymakam sadece 750 TL verdi, başka yardım göremedik. Hükümet de bugün yarın konuşur sonra unuturlar. Artık hiç birine inanmıyorum.
***
İkitelli’de selin nedeni hatalar zinciri
Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Tayfun Kahraman:
Selin nedeni zincirleme olarak yapılan yanlışlıklar. TEM otoyolu ve yan bağlantıları yapıldığıroa yeterli alt yapı çalışması yapılmadı. Bağlantı yolları hatalı yapıldı. Dikkat ederseniz İkitelli'deki sel taşkını da TEM'in üst kesimindeki bölümlerde yaşandı. Bunun yanı sıra İSKİ yönetmelikleri değiştirilerek dere taşkınına karşı 300 metreye kadar olan yapılaşma yasağı 100 metreye indirildi.
Çarpık yapılaşmaya izin verildi. Dört yıl önce yaşanan sel taşkınına karşı da ıslah projesi başlatıdı. Ancak gerekli fizibilite çalışması yapılmadığından ıslah edilen dere yataklarının bulunduğu bölgelerde tekrar taşkın oldu. Biz oda olarak İSKİ'nin yönetmeliklerine karşı 5 defa dava açtık.
Taşkın alanına karşı yapılaşma yasağının tekrar 300 metreye çekilmesini istiyoruz. Dünya Bankası'ndan alınan fonla başlatılan ıslah çalışmalarını destekliyoruz.
Zilan’a bakacak hekim yok
Nezaket Özdemir:
Evimde her şey bozuldu. Eşyalarım kullanılmaz halde. Dışarıda yatıyoruz. Çocuklarım hasta. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Kimse yardım eli uzatmıyor. Bir gün hükümet veya belediye yetkililerinin gelip benim yerime burada yaşamalarını istiyorum. Deniz feneri filan geldi diyorlar ben görmedim. Buralara hiç uğramıyor.
Özdemir ailesinin evinde kullanılabilir durumda hiçbir eşya kalmamış. Bir yandan fakirlik bir yandan sel felaketiyle uğraşan aileye belediyede sırtını dönmüş. 5 kişilik aileye akşam için sadece bir kişilik yiyecek veriliyor. Özdemir ailesinin çocukları da kötü durumda.
Özdemir’lerin 2 yaşındaki küçük kızı Zilan, hasta ve sürekli ağlıyor; ancak şuan ailenin yardım alacağı devlet tarafından bölgede görevlendirilmiş bir hekim yok.
Ailenin 4. sınıfa giden küçük ferdi Adem’in ise bütün okul eşyaları sele kurban gitti. Bir hafta sonra okul açılacak olmasına karşın Adem’in hiçbir okul eşyası bulunmuyor.
http://www.birgun.net/worker_index.p...h=09&year=2009
Bir vatandaşın da dedigi gibi "ensesi kalın" kişilerin işi görülüyor.Büyük para babaları yine yırtacak,kabak halkın başına patlayacak.Bu derece para sevgisi ister istemez partilerin birbirinden farkının olmadıgını sadece burjuvalarının farklı oldugunu gösteriyor


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla