• Reklam
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4

    Adalet Bakanlığı işkenceci polise 35 ay hapsi çok bulmuş

    Adalet Bakanlığı'nın Birtan Altınbaş'ı işkenceyle öldüren polislerin 14 ay az cezaevinde kalması için devreye girdi. Erken tahliyeyi Yargıtay engelledi

    Adalet Bakanlığı’nın, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Birtan Altınbaş’ı işkenceyle öldürdüğü gerekçesiyle mahkûm olan polislerin cezaevinde daha az yatmaları için Yargıtay’a başvuru yaptığı ortaya çıktı. Yargıtay’ın, Bakanlığın başvurusunu reddetmesi nedeniyle, işkenceci polislerin cezaevinde 14 ay daha az yatmalarının önüne geçildi.
    Birtan Altınbaş gözaltında, işkence nedeniyle 1991’de hayatını kaybetmişti. Altınbaş’ı öldüren dört polis yapılan yargılama sonucunda ‘işkenceyle adam öldürme’ suçundan sekiz yıl 10 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Polisler Elmadağ Cezaevine konuldu. Cezaevi savcılığı 1991’de çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu’na (TMK) göre polislerin cezaevinde kalmaları gereken süre konusunda ‘cezalarının üçte bir oranında olduğu’ yönünde müddetname hazırladı. Ancak polislerin avukatları savcının bu kararına itiraz etti. Avukatlar, aynı yasanın geçici 1. maddesine göre, polislerin cezaevinde kalmaları gereken sürenin, aldıkları cezanın beşte biri olduğunu öne sürdü.
    Avukatlar, müddetnamenin yeniden düzenlenmesi için Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Savcılık polislerin 35 ay hapis yatmaları gerektiğini belirtirken, avukatlar polislerin 21 ay hapis yatmaları gerektiğini savundu. Mahkeme, ‘polislerin tabi oldukları düzenlemenin TMK’nın 4. maddesi’ olduğu gerekçesiyle avukatların talebini reddetti. Avukatlar, karara bir üst mahkeme nezdinde itiraz etti.
    İtirazı karara bağlayan Ankara 3. Ağır Ceza verilen kararın yerinde olduğuna hükmetti. Bu kararla polislerin 35 ay cezaevinde kalmaları gerektiği yönündeki müddetname kesinleşmiş oldu. Kararın kesinleşmesinden sonra Adalet Bakanlığı, söz konusu kararın bozulması istemiyle Yargıtay’a kanun yararına bozma başvurusu yaptı. Polislerin cezaevinde kalma süresinin 21 ay olduğunu iddia eden Bakanlık, TMK’nın 4. maddesinin, ‘devlet aleyhine işlenen mali suçlarla ilgili olduğunu’, bu nedenle, kanunun geçici 1. maddesinin esas alınması gerektiğini, bu maddeye göre de verilen cezanın beşte birinin cezaevinde geçirilmesi zorunluluğu bulunduğunu öne sürdü.
    Yargıtay 1. Ceza Dairesi ise memurların işkence ile adam öldürmesi suçunun, TMK’da ‘Devlet İdaresine Karşı İşlenen Suç’ sayıldığını, buna göre, polislerin cezasının infazının söz konusu kanuna göre yapılması gerektiğini ifade etti. Daire, kararında ‘her ne kadar, bu kanunun 4. maddesinde devlete karşı işlenen mali suçlardan söz edilse de bunun ikincil bir sorundur. İşkence suçunun da bu madde altında düzenlenmiştir’ yorumuyla bakanlığın başvurusunu reddetti. Böylece, Yargıtay, bu polislerin 14 ay eksik cezaevinde kalmalarının önüne geçti.
    Sanık polisler, davanın açıldığı 1991 yılında yürürlükte olan terörle mücadele eden Emniyet görevlilerinin yargılanamayacağına ilişkin yasa gereği 1998’e kadar hâkim karşısına çıkartılamamıştı. Anayasa Mahkemesi’nin yasayı iptal etmesinin ardından başlayan yargılama sürecinde sanık polisler faili belli olmayacak şekilde adam öldürmekten dört yıl beş’er ay 10’ar gün ağır hapisle cezalandırıldı. Ancak Yargıtay faillerin belli olduğuna dikkat çekerek cezanın artırılması talebiyle kararı bozmuştu.


    http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=77

    Şundan eminim ki ülkemizde toplu bir "gerileme" dönemi yaşanıyor.İşkenceyle ölüme sebebiyet vermekten yargılanan bir adamın cezasını hafifletmeye çalışmak insanın en başta kendisine bir saygısızlıktır.Adalet bakanlığı adalete sahip çıkmadıgı gibi varolan kararı da bozmak istemesi polisle bir tür al gülüm-ver gülüm ilişkisini de açıkça gözönüne seriyor
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  2. #2
    Uye FLoRa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    11,292
    Karizma Gücü
    7
    Şimdiki Adalet Bakanlığına göre revaçta olanlar işgenceci polisler demekki
    [COLOR="Red"][B][CENTER]CHP ye karşı hazımsızlığı olan Atatürk düşmanı&dinci&bölücü&yolsuz-hırsız&satılmış&kansız kesim ve
    kesimin ,ezberci şakşakçı destekçileri olan ,geri kafalar
    iyi izleyin!
    CHP nin yükselişini[/CENTER][/B][/COLOR]

  3. #3
    akp düsmanI adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2009
    Mesajlar
    1,097
    Karizma Gücü
    3
    Dogru söylemis.SanIrIm bu savcI olacak zihniyet kendi iskenceden hoslanIyor.Hani sado macho falan.... Ne serseriler varya,bari o iskenceci polisi yemege götürseydi..

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0
    AKP ile zaten adalette, hukukta, yargıda ve modernlikte epey geriledik.
    Bu tarz haberlerde bunun kanıtı olsa gerek.

  5. #5
    PlayBoy_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2009
    Mesajlar
    111
    Karizma Gücü
    3
    neye ve kime işkence yaptığı önemli burada
    solcuyum diye geçinip pkk ya yalaklık yapan biri ise haketmiştir hatta hiç ceza bile almamaları gerekir
    öğrenci harçlarını protesto ederken arada birkaçta yasadışı bölücü sılogan attıysa işkence gayet normaldır haketmiştir

    sahi n e için göz altına aldılardı o adamı?

  6. #6
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    adamına durumuna göre kanun işleyış var.
    bu ulkeyı ne zaman dogru bırılerı yönetecek merak edıyorum.ıyıce yerın dıbıne gırdık ulke olarak,rezıl bır yaşam hem halkıyla hem hukumetıyle.
    ............
    imza

  7. #7
    Uye FLoRa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    11,292
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı PlayBoy_* tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    neye ve kime işkence yaptığı önemli burada
    solcuyum diye geçinip pkk ya yalaklık yapan biri ise haketmiştir hatta hiç ceza bile almamaları gerekir
    öğrenci harçlarını protesto ederken arada birkaçta yasadışı bölücü sılogan attıysa işkence gayet normaldır haketmiştir

    sahi n e için göz altına aldılardı o adamı?
    işgenceyi kimse haketmez.Ülkede Kanun Nizam diye birşey var...
    hiç kimseye kaldıki polislere işgence hakkı töleransını tanımıyorum ben
    [COLOR="Red"][B][CENTER]CHP ye karşı hazımsızlığı olan Atatürk düşmanı&dinci&bölücü&yolsuz-hırsız&satılmış&kansız kesim ve
    kesimin ,ezberci şakşakçı destekçileri olan ,geri kafalar
    iyi izleyin!
    CHP nin yükselişini[/CENTER][/B][/COLOR]

  8. #8
    PlayBoy_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2009
    Mesajlar
    111
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı FLoRa tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    işgenceyi kimse haketmez.Ülkede Kanun Nizam diye birşey var...
    hiç kimseye kaldıki polislere işgence hakkı töleransını tanımıyorum ben
    insan olan haketmez haklısın insan olmayanlarda hakeder
    insan olsunlar kimse işkence yapmasın
    bölücüler ve yalaklarına hertürlü muamele cazidir

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    01-01-2008
    Mesajlar
    2,740
    Karizma Gücü
    0
    Yıldırım Türker'in bu konuyla ilgili güzel bir yazısı vardı.

    Bu yargı kader mi?


    Karşısında çaresiz boyun eğdiğimiz güçler her zaman olmuştur. Buna alışarak, zamanla yadırgamayı unutarak, giderek unutmayanları yadırgayarak yaşar gideriz. Hayatımızın dokunulmazlarının değişmesi çok uzun zaman alır. Ama henüz dokunulmazsız kalmadık. Şu aralar, AB karşısında kurnazlıkla mahcubiyet karışımı bir duyguyla kızarmış yüzümüzü hep yargıya dönüyoruz. Başbakanımız bile orta yerde yargıdan yaka silkiyor, ama öte yandan bağımsız yargı karşısında boynumuzun kıldan ince olduğunu hatırlatıyor dünya âleme.
    Yargımızı kader prangası olarak taşıyoruz boynumuzda.
    İşkencecilerin, üniformalı katillerin ebedi dokunulmazlığı karşısında çok isyan etmişliğimiz var. Bu yüzden vatan haini, marjinal, terörist ve benzeri yaftalarla onurlandırıldık.
    Asabi olduk. Örtbas edilmiş onca zulüm üstünde otururken vicdanı uslu kalanları anlamakta zorlanıyoruz. Okur tekrardan bezse de biz yılmıyoruz.
    Uğur Kaymaz'ı hatırlar mısınız? Mardin'in Kızıltepe ilçesinde babası Ahmet'le birlikte evinin kapısı önünde güvenlik güçlerince kurşuna dizilen çocuğu? Onu ve babasını vuran polislerin olay çıkmasın diye Eskişehir'de görülen davasında olanları hatırlıyor musunuz? 20 Temmuz'da görülen ilk duruşma sırasında bir grup, davayı izlemeye gelenlere taşla sopayla saldırmış, çok sayıda kişi de yaralanmıştı. MHP, olayları organize etmekle suçlanmış, Bahçeli çıkıp saldırganların MHP'li olmadığını söylemiş, MHP il teşkilatıysa "Sadece biz değildik, halk da vardı" açıklamasında bulunmuştu. Şimdi, yalnız 'Gündem' de okuyoruz. Davanın görüleceği 24 Ekim'e birkaç gün kala, yerel bir gazeteye röportaj veren MHP İl Başkanı Beytullah Asil, "Ben inanıyorum ki aynı manzaranın bundan sonraki davada da tekrarlanması durumunda, aziz Eskişehir halkı ve çocukları, bölücü örgüt yandaşlarına müsaade etmeyeceklerdir" diyor. Orada yaralanan vatandaşların masum olmadığını iddia edebiliyor. 'Bu milletin çocukları'nın linççi, saldırgan gösterilmelerine tahammül edemediğini söylüyor. Halkı ve yandaşlarını Uğur ve babasının yakınlarına karşı kışkırtıyor. Yargı üstünde baskı kurmaya yönelik bu tavır, bize 24 Ekim'de Eskişehir'de olacaklar üstüne bir fikir veriyor.

    Birtan'ın katilleri
    Pekiyi Birtan Altunbaş'ın 1991 yılında gözaltında ölümüyle ilgili davayı izleyebildiniz mi? Birkaç ay içinde 15 yılını dolduracak olan bu davanın her aşamasından size ibretlik fotograflar sunabilirim. Bu süre içinde sanıklardan dördü beraat etti. Sanıklardan bazılarına, kamu görevlisi olmalarına rağmen bir türlü ulaşılamıyordu. Savcılık, birkaç yıl önce işkenceyi bir kez daha tespit etmiş ancak cezada "Öldürme kastı yoktur. Ölüme yol açan işkenceyi de hangisinin yaptığı belirlenememiştir" muhteşem gerekçesiyle indirim yapmıştı. Ceza indirimiyle başı okşanan kamu görevlisi sanıklar, duruşmalara gelmeyerek, sürekli kaçarak davayı zamanaşımına sokmak için epeyi uğraşmıştı. Avukatlarının özlü sözlerinden birini kaydetmişim: "Maktul de Türkiye Cumhuriyeti'nin evladı. O yüzden elbette hak gaspı söz konusuysa, bunun ortaya çıkarılması gerekir. Diğer tarafta suçlanan polis memurları var. Bu kişiler, kendi nefisleri için değil, ne yapmışlarsa devletin çıkarları için yapmışlardır. Yapılanlar, hukuka aykırı olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı için yapılmıştır." İşkenceci avukatının bu savunması, kimsenin hiçbir şekilde yadırgayacağı bir gerekçelendirme işlemi değil. Bu tür 'iş kazaları' sonrası çıkıp 'Kendim için öldürdüysem namerdim. Her şey vatan için' diye gururla haykıran çok katil gördük.
    Onlar da kimilerine göre bu vatanın şerefli evlatları, biliyorsunuz.
    Geçen gün o şeref zanlılarından birkaçı olayı ayrıntılarıyla takip etmeyenleri şaşırttı. Sanıklardan, daha önceki duruşmalar için 'kendilerine ulaşılamayan' emekli polis memurları Ahmet Baştan ve Süleyman Sinkil, mahkemeye birer ifade metni göndererek Altunbaş'ın öldürülmesini üstlendiler.
    Bu arada, Altunbaş'ın sorgusunda diğer sanıkların bulunmadığını söylediler. Davacı avukatı Oya Aydın, bize şaşıracak bir şey yok, diyor. Vicdan azabına dayanamayarak sonunda cinayetlerini itiraf etmiş 'insan' söz konusu değil. Aydın, sanıkların itiraf ifadelerinin "şu an nüfuzlu durumda olan diğer sanıkları kurtarmaya yönelik olduğunu iddia ediyor: "Birer ifade mektubu göndermişler. 'Vicdan azabı duyuyoruz. Sorguda ikimiz vardık. Altunbaş kendini sağa sola çarpıp küfrettiği için müdahale ettik. İşimizi yaptık. Sanıklardan İbrahim Dedeoğlu bizimle değildi. Buna dönemin emniyet müdürü Hasan Özdemir de tanıktır. Altunbaş, Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne kaldırıldığında, Dedeoğlu savcı Nuh Mete Yüksel'le birlikte geldi. Diğer sanıklar sorguda yoktu' diyorlar. Bu iki ayrı ifadenin avukat tarafından yazdırıldığı çok açık. Dilleri çok benzer; sanki tek kalemden çıkmış gibi." Şimdi başkomiser olan, dönemin Terörle Mücadele Şubesi'nde Dev-Sol sorgu timinin şefi olan Dedeoğlu, daha önceki ifadesinde Altunbaş için 'örgütün kandırdığı bir çocuktu; onu ikna etmeye çalıştık' diyerek zımnen sorguda bulunduğunu ortaya koymuştu. Ahmet Baştan'sa ilk savunmasında 'Ben sorguda yoktum, Altunbaş'ı diğer dört kişi sorguladı' demişti.
    Mafya dizilerinden artık bütün millet aşina: zor geçitlerde küçükleri kurban etmek elzemdir. Amerikan Dışişleri'nin bile adını anarak işaret ettiği Birtan Altunbaş davasının artık çözüme ulaştırılması gerekiyor. Gönül istemez, yargı nazlanır ya, bu çocuğun öldürülmesinin hesabını yalandan çıkarıvermekte yarar var. Büyükleri korumak adına birkaç küçük, bir azap hikâyesiyle yolcu ediliverir. İçerideki rahatları nasılsa sağlanacaktır.

    Neden işlemiyor?
    Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Başkanı Yavuz Önen, Bianet'e verdiği demeçte, Altunbaş davasının "işkencecilerin dokunulmazlığının, koruma altında olduğunun çok önemli bir örneği" olduğunu söylüyor: "Bu yalnız hükümetin politikası değil, yargı mekanizmasının politikasını da gösteriyor."
    İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş'sa, "İHD olarak sadece Altunbaş davası değil, 51 işkence davasını takip ediyoruz. Bunlardan edindiğimiz ortak izlenim şu: sadece Altunbaş davasına özgü değil. Türkiye'de halen işkencecilerle ilgili cezasızlık anlayışı var. Alataş'a göre işkencecilerin dokunulmazlığı şu süreçlerle sağlanıyor:
    1. İlk soruşturma sırasında, savcılar dahil, soruşturmayı yürüten kamu görevlileri tarafından korunuyorlar.
    2. Mahkemeler onlara daha 'anlayışlı' davranıyor.
    3. Kişilerin çalıştığı kamu kurumları, işkence davalarında mahkemelerle işbirliği yapmıyor. Örneğin sanığa davet gönderiliyor. Kamu görevlilerine ulaşamamak mümkün olmadığı halde onlara 'ulaşılamıyor', 'tebligat yapılamıyor'.
    4. Tebligat memurları da dahil olmak üzere, kamu görevlileri, uluslararası hukuka göre insanlık suçu işleyen işkencecileri 'devleti için fedakârlık yapmış kamu görevlisi' olarak görüyor. Aynı sorun Altunbaş davasında da yaşandı. Tebligat yapılamıyor.
    5. İşken-ceden ceza verilmesi gerekirken kötü muameleden ceza veriliyor. Sanık lehine ne kadar zorlama yorum varsa, devreye giriyor. Davalar Yargıtay'da kamuoyunun da baskısıyla farklı şekilde sonuçlansa bile, genellikle ya zamanaşımıyla, ya beraatle ya da işkence dışı bir suçtan, örneğin kötü muameleden ceza verilmesiyle sonuçlanıyor.
    6. İşkence mağdurları yıldırılıyor. İşkenceyle ilgili suç duyurusunda bulunanlara, karşı suçlama getiriliyor. Kamu görevlilerine karşı koymakla, örgüt üyeliğiyle, örgüte yataklıkla suçlanıyorlar.
    En önemlisi, Yavuz Önenin, işkence davalarında artık zamanaşımının olmamasının tek başına bir çözüm olmadığı konusundaki uyarısı. "Zamanaşımı olmasa da, davalar 20-30 yıl sürebilir.
    Önemli olan, işkence davalarının belli bir süre içinde sonuçlandırılmasının yasal olarak zorunlu kılınması. Adalet kısa sürede tecelli ederse, hem emsal olur hem de caydırıcı olur."

  10. #10
    3UygaR5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    7,167
    Karizma Gücü
    8
    Kim Olursa Olsun Ne Yapmış Olursa Olsun İşkence Bir İnsanlık Suçudur.

    Hırçın Denizde Bir Dalgayım Sadece

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 14 yıllık blog hapsi
    2005 Konuları bölümünde obi wan kenobi tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 01.03.05, 13:40
  2. Adalet Bakanlığı savcı ve hakimlere 'chat’i yasakladı
    2005 Konuları bölümünde espriler tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 30.01.05, 18:33

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •