• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
23 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor

Konu: Evrenin Nuru

  1. #1
    hakan3140 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-08-2007
    Mesajlar
    363
    Karizma Gücü
    5

    Evrenin Nuru

    EVRENİN NURU

    Biliyoruz ki, koskocaman bir kâinat içinde yaşıyoruz. Ucu bucağı belirsiz, sonsuz ufuklara kadar yayılan bu kozmosa, bilimciler "makrokozmos" adını verirler. Yani büyük evren! İslam düşünürlerinin, "Âlemi Ekber" olarak niteledikleri bu evrende, her nesne bir öncekinin denetimi altında kararlı, ahenkli ve hesaplı bir düzenlemenin göz kamaştırıcı çarpıcı gerçekleri ile doludur!

    Makrokozmostan sonra bir de "mikrokozmos" vardır. Yani küçük evren! İslam düşünürleri de bu âleme "zerreler âlemi" adını vererek, yerinde bir tesbit yapmışlar ve bu evrenin yapı taşlarını dile getirmek istemişlerdir. İşte madde-enerji topluluğu olarak nitelendirdiğimiz bu kozmosun içinde nelerin olduğuna bir bakmak, ilâhi saltanatın azamet ve heybetini anlamak için yeter!

    Uzaya çıkmak kolaydır. Roketinize biner, yıldızlar arası uzayda zaman boyutunun egemenliği altında dolaşır durursunuz. Ama maddenin içine nasıl gireceğiz? Oradaki küçücük âlemlerin bir dantel misali örülmüş ilişkilerini nasıl
    öğreneceğiz?

    İsterseniz bu kez, bir roket yerine önce elimize bir mikroskop alıp, küçük bir yaprak içinde nelerin mevcut olduğuna bir göz atalım:

    Minicik bir yaprak üzerinde çok kısa tüyler, pürüzlü yüzeyler hemen anlaşılır. Burası santimetre boyutunda olduğundan bir zorlukla karşılaşmayız. Santimetrenin onda biri uzunluğa milimetre dendiğini biliyoruz. Bu uzunluk artık çıplak gözle pek farkedilmez. Bir kol saati içindeki minicik vidalar, elektronik bir devrede küçücük dirençler milimetrik boyuttadır.

    Bir milimetrenin binde biri büyüklüğüne inersek, bu bölgede canlı türlerin de mevcut olduğunu öğreniriz. Bunlar bakterilerdir. Kara ölüm dedikleri veba, difteri vb.hastalıklara sebep olurlar. Biraz daha derinlere insek acaba neler göreceğiz derken, kendimizi milimetrenin yüzbinde biri kadar minnacık bir mekânda buluyoruz. Burada da canlılar yaşar. Onlara "virüs" diyoruz. Virüsler, canlı olmanın şartları ile cansız olmanın durgunluğu arasında bir köprü gibidirler. Virüsler korkunç derecede bilgi ve bilince sahipler. Ustalıkla girdiği bir yaprak hücresinde, casus gibi kimliğini gizleyerek hücrenin yapısını kendisine benzetip hızla çoğalıyorlar. Bu akıl, bu beceri, bu kurmazlık dehâsı, bu minicik moleküllerde nasıl bir araya gelmiş, kimsecikler bilmiyor!




    Okullarda okutulmakta olan atom modeli yukardaki şekil gibidir. Merkezde bir çekirdek ve bu çekirdek etrafında dolanıp duran elektronlar, yani negatif elektrik yüklü parçacıklar. Oysa modern fizikte veya yeni fizikte bu model artık ‘eskimiş’ görünüyor. Zira Belirsizlik Prensibine göre elektronun yeri ve hızı hakkında kesin bir bilgimiz yok! Teorik hesaplamalar gösteriyor ki elektron, yörüngenin her an, her yerinde bulunabilir. Sanki dünyanın güneş etrafındaki yörüngesinin her an, her yerinde bulunabileceği gibi. Gel de şaşırma! Hayret etme! Ünlü fizikçilerden Bohr, “Kuantum fiziğinden şok olmamış fizikçi, fiziği anlamamıştır” derken, belki de bu harikalar harikası sistemin insanı iliklerine kadar titreten dengesine işaret ediyordu.


    Milimetrenin yüzbinde biri uzunlukların kapısına ulaştığımızda yaprak hücrelerinin bulunduğu mekâna erişiriz. Son derecede karmaşık işlemlerin yürütüldüğü bin çeşit kimyasal, ışık ve elektrik enerjilerinin birbirine dönüştüğü, iç içe girmiş girdapların derinliklerinde insanı şaşkına çeviren olayların hüküm sürdüğü tam anlamıyla esrarengiz bir âleme ayak bastık. Bu hücrelerden 10.000 tanesi bir araya gelirse, bir toplu iğnenin başı kadar yer kaplıyor. Yaprağın bu hücresi hayat dolu. Cıvıl cıvıl, fıkır fıkır besleniyor, ürüyor ve bir süre sonra da ölüyor. Hücreyi dış tesirlerden koruyan bir zar var. Bir de hücre içinde protoplazma denilen sıvı. Tabiî hücre çekirdeğini de unutmamak gerek. Çekirdeğin rolü, askerlikteki komuta katına benzer. Denetim ve koordinasyonun yapıldığı kararların alındığı yer burası. Çekirdeği daha iyi tanımak için bir kat daha aşağı, milimetrenin milyonda biri uzunluk boyutuna iniyoruz. Bu bölgeyi elektron mikroskopla bile görebilmek çok güç! Sanki dünyalar küçüldükçe sistemler daha da karmaşık fakat o denkli de kararlı görünüyor. Hücre içinde ismini pek sık duyduğumuz DNA (deoxyriboze nucleic acid) denilen bir molekül topluluğu var. İşin en ilginç tarafı bu molekül canlı!

    Yabancı bir literatürden alınan bu şekil, bize yeryüzündeki hayat dengesinin ne kadar hassas yapıda olduğunu gösteriyor. Çekim sabiti (Gravitation constant) elektronun yükü (charge on an electron) Planck sabiti (Planck constant) ve ışık hızı sabiti (speed of light) evrenin değişmez sabitleridir. Siz isterseniz bu sabitlere Kur’an ifadesiyle ‘Sünnetullah’ ta diyebilirsiniz. Bu sabitlerin milyonda- milyarda bir bile değişikliği, bütün evrenin ve dolayısıyla canlı yaşamın temel molekülü olan DNA’yı (şekildeki sağ bölüm) oluşturuyor.

    DNA'lar 23 çifttir ve (X) şeklinde sarmal bir görünüme sahiptirler. DNA içinde kromozomlar var. Bunlar korkunç büyüklükte bilgi dosyası gibidir. Yaprağın şekli, rengi, biçimi ve daha sayılamayacak kadar bir çok karakteri burada saklıdır ve hücre çoğalmasında insanı şok eden bir sistemle aynen birbirini kopyalar.

    Geçtiğimiz 20. Asrın ilk çeyreğinde "Kuantum Fiziği" denilen ve akıllara durgunluk veren, insan zihnini alt üst eden bir bilim kolu geliştirildi. Bu ileri fiziğin kurucularından Niels Bohr, "Kuantum fiziğinden şok olmamış bir fizikçi, fiziği anlamamış" derken bu gerçeğe işaret ediyordu. Çünkü Kuantum Fiziği, atom altı parçacıkların sırlar dolu perdesini biraz aralayınca anlaşıldı ki, atomların içinde de ahenkli ve heybetli bir kozmos vardır.

    Okulda iken öğretmenlerimiz bize çevremizdeki her maddenin atomlardan kurulu olduğunu, atomun içinde merkezde bir çekirdek ve çekirdeğin etrafında da eksi yüklü elektronların bulunduğunu, çekirdekte ise artı yüklü protonlarla yüksüz nötronların yer aldığını anlatmışlardı. Atomun boyutları milyarda bir santimetreyi gösteriyordu.

    İşte Kuantum Mekaniği, bu tanımlamayı çok eksik bulur. Çünkü atom çekirdeği etrafındaki yörüngelerde hareket eden elektronların bir bilardo topu gibi davranmadığını; aksine bunlara "dalgaların" eşlik ettiğini söyler. Bu dalgalar da sanki bizimle "dalga geçer" gibi yerini bir türlü belli etmezler. Yani "elektron nerede?" sorusunun cevabını bulmak için sadece ihtimallere dayalı bir hesaplama içine girmeniz gerekecektir. Böylece "Belirsizlik Prensibi" olarak ta adlandırılan ve üzerine hâlâ çeşitli araştırmaların yapıldığı, laboratuarlarda yüzlerce çeşit atom altı maddelerin özelliklerini anlamak için bilimcilerin kafalarını ovuştura ovuştura yorgun düştüğü bir fizik ortaya çıktı. Biz yine yaprağımızın hücre çekirdeği içine dönelim. Çekirdekte proton var demiştik. Peki protonun içinde ne var?

    Bu sorunun cevabını bulmak için bilim dünyası, 1960'lı yıllara kadar beklemek zorunda kaldı. Sonunda anlaşıldı ki, protonun da içinde "kuark" adı verilen ve milimetrenin trilyonda biri kadar küçük bir mekâna sığışmış dünyalar varmış.

    Kuarkları da birbirine bağlayan kuvvetin ne olduğu yakın bir geçmişte açıklandı ve "gluon" denilen "kütlesiz" parçacıklarla ilişkileri olduğu kesinlik kazandı.

    Kuark ve gluonların bulunduğu dünya, bir milimetrenin trilyonda biri kadar küçücük bir âlem. Bu âlem içinde daha da derinlere gitmek için ne kadar çaba sarfetsek te olmuyor! Ama çok iyi biliyoruz ki, âlem içinde âlemler; zerreler içinde daha nice nice zerreler var! Bunlar birbirleriyle öylesine mükemmel bir tarzda birleşmiş ve kaynaşmışlar ki, tıplı şaheser bir dantel misali gibi, nadide renkli ipliklerin düğümleri ile örülmüş, şekillenmiş ve tamamen matematiksel denklemlerin izah ve ispatı ile kendini belli etmiş boyutlar, uzunluklar, kütleler, enerjiler ve alanlar!

    Bir milimetrenin trilyonda biri, kısaca 10-12 milimetreyi temsil eder. Son derecede hassas ve titizlikle yürütülen laboratuar deneylerinden elde edilen sonuç bu!

    Ancak, fizikçiler acaba diyorlar bu yaprakta, göremediğimiz, laboratuarlarda da görülmesine ve izlenmesine imkân olmayan daha küçük, daha da küçücük bir mekân var mıdır ki, artık bu mekândan, bu boyuttan daha küçük bir mekân, daha ufak bir boyut olmasın! Artık ikiye bile bölünemeyen bir boyut, yalnız bir ağaç yaprağında değil; tüm evrende de var mıdır?

    Bu sorunun da cevabı bulundu!

    Bilimciler kolları sıvadılar ve kağıt üstünde kuramsal olarak, teorik denklemlerden yola çıkarak artık ikiye bile bölünemeyen en ufak bir boyutun varlığını yakaladılar!

    Bu boyut tam 10-32 milimetreyi gösterdi.

    Bu sayıyı yazıyorum, eğer dikkatle sayarsanız, sıfırdan sonra gelen 31 tane sıfırın yanına 1 sayısının geldiğini göreceksiniz:

    0.00000000000000000000000000000001 mm.

    Bu sayı, sayılar cümlesinde okunamayacak kadar küçük olduğundan bu değere uzmanlar isim koyamadılar. Ancak sadece bir fikir verebilmek için, şöyle bir yaklaşım yapabiliriz: Bu sayı, bir milimetrenin milyonda birinin milyonda birinin milyonda birinin milyonda birinin milyonda birinin yüzde biridir!

    Bu değerden daha küçük bir boyut, daha ufak bir mekân tüm evrende yoktur!

    Artık noktanın da anlamını yitirdiği; mekân, boyut, uzunluk, madde ve enerji kavramlarının alt üst olduğu bir gerçeğin tam ortasına düştük!

    Bu satırları yazarken uzun süre düşündüm. Peki dedim kendi kendime, acaba bu minnacık "şeyin" "içinde" ne var? Bunun içinde "birşeyler" olmalı ki, bir anlam ve bir değer kazansın. Doğada hiç bir yerde boşluk olmadığına göre, bu noktanın içinde de hiçbir şeyin olmadığı düşünülemezdi!

    Peki ama ne?

    Tüm kâinatta ister enerji, ister madde olsun, her yere ve her nesneye sinmiş; havada suda toprakta; tüm mahlûklarda, hücrede, atomun içinde; güneş ve yıldızlarda en ufak, en küçük, bölünemez bu mekânın içinde NUR olmalıydı!

    “Allah yerlerin ve göklerin Nurudur” (Nur/35), işte bu gerçeği açıklıyordu!


    TAŞKIN TUNA
    YÜKSEK FİZİK MÜHENDİSİ
    KAYNAK LİNK: http://taskintuna.org/?q=node/53


    bilimsel verilerle kuran ayetlerine işaret etmek yeni değil. yukarıda paylaştığım veriler tamamiyle fizik biliminin ışığında yazar sayın taşkın tuna'nın vardığı sonuçtur. burdan nereye gelmek gerektiğini arkadaşlar yorumlarıyla ortaya koyacak. ancak yapılan yorumlar efendim bundan bu mu çıkar tarzı bir üslubu beklemiyorum herkes kendine göre yorum yaptığına göre bu forumda yazarda kendine göre bir sonuca varmış ancak yazıda dikkati çeken verilen bilgilerin bilimsel temele oturmuş olması ve yazarın bilimsel bir kimlik taşıması . saygılar
    hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen
    merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
    ŞEYH GALİP

    ey dil hele âlemde bir âdem yoğ imiş
    var ise de ehl-i dile mahrem yoğ imiş
    gam çekme hakikatte eğer ârif isen
    farz eyle ki el'an yine âlem yoğ imiş.
    NEF'İ

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    KENDİ PAYIMA SÖYLÜYORUM


    İşte bu sizin söylediğiniz şeyleri çok iyi taktir ettiğim gibi,bunların yanında tarih,sosyoloji ,psikoleji,insan hayatlarını,aşkları,sevgileri,ızdırapları,toplu kırımları,doğal afetleri ve bir çok "izm" gibi felsefeleri koyuyorum,düşünüyorum ve diyorumki benim tahayyül ettiğim Allah (yüce Tasarımcı diye nitelendirdiğim varlık) asla islamın tarif ettiği kadar basit ve yanlış olamaz.

  3. #3
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Adam fizik mühendisi, kendi alanındaki bilinen bilgileri sıraladıktan sonra, tutup bu bilgileri bir Kuran ayeti olan Nur/35'e bağlaması tam komedi olmuş. Hazır Nur Suresi'ne bakmışken, bari Nur/4'e hangi bilimsel bilgiler işaret ediyor, ona da bir el atsaydı.

    Nur/4. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.

    Bir olayı belirlemek için fiziki açıdan ille de 4 çift göz mü lazım? Neden 1,2 veya 3 çift göz değil? Acaba zinayı belirlemek için bu dört insan, olayın olduğu yerde hangi noktalarda konumlanmaları gerekir fiziksel olarak tam bir görüş açısı sağlamak için? Hatta olay 3 boyutlu grafiksel olarakta tasvir edilirse, sahneyi zihnimizde daha iyi canlandırabiliriz.

    Nur Suresi ayetlerinin bir kısmı (11-16 sanırım) Ayşe'nin İFK olayından sonra "inmiştir". Nur/4 ayeti bu olaydan önce mi, yoksa sonra mı "indi" bilmiyorum, çünkü Kuran'ı derleyenler surelerin sırasını tam bir çorbaya çevirmişlerdir.

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Inan searcher benden cok yasayacaksin,dun gece bu yaziyi okudum ve senin yorumuna benzer bir yorum yapacaktim.Sonra bir baktim altinda ALPI nin ,kisisel yorum yok yazisi ve konunun ortadan kaybolmasi... Dedim herhalde ilahi bir NUR geldi ve yaziyi yok etti ama simdi goruyorum ki konu tekrardan acilmis..hayirlara vesile olur insallah..
    Yanliz sunu da soylemeden edemiyecegim,biz kisisel yorumu olmayan bir konu gondersek,birak uyarinin yayindan sonra yapilamasini,hala yukarida arkadasim el-turuk MUTA konusunu yayinlatabilmek icin ne diller dokuyor,ona sahitlik ediyoruz.
    Yonetimden adalet ve el-insaf bekliyoruz.

    Aynen dediklerine katiliyorum ,yaziyi bastan sona 2 kez okudum ve bu YUKSEK FIZIK MUHENDISININ konuyu nasil NUR 35 e bagladigini anlayamadim.

    Sonradan ekledigi kisisel yorumunda sunu soyleyen HAKAN kardesim

    yazıda dikkati çeken verilen bilgilerin bilimsel temele oturmuş olması ve yazarın bilimsel bir kimlik taşıması .
    Bunu yazarken hic mi dusunmediniz ki ,TURAN DURSUN,ARIF TEKIN gibi ilahiyatci,muftu,medrese mezunu ve ISLAMI kimligi olan insanlarin soyledikleri neden kaale alinmaz?
    Her yazi ve yorumlarinda ISLAMI kaynaklari kullanan insanlar dunyanin hakaretini gorurken,icinde bir tek NUR suresi 35 ci ayetle bagdasacak bir bilgi olmayan bu yorumu yazan arkadaslara ne demek lazim bilemiyorum..bende SEARCHER1 arkadasa uyuyor ve sadece guluyorum..Fiziksel gelisimini tamamlayamamis fizikciler


    .

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı barristor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Inan searcher benden cok yasayacaksin,dun gece bu yaziyi okudum ve senin yorumuna benzer bir yorum yapacaktim.Sonra bir baktim altinda ALPI nin ,kisisel yorum yok yazisi ve konunun ortadan kaybolmasi... Dedim herhalde ilahi bir NUR geldi ve yaziyi yok etti ama simdi goruyorum ki konu tekrardan acilmis..hayirlara vesile olur insallah..
    Yanliz sunu da soylemeden edemiyecegim,biz kisisel yorumu olmayan bir konu gondersek,birak uyarinin yayindan sonra yapilamasini,hala yukarida arkadasim el-turuk MUTA konusunu yayinlatabilmek icin ne diller dokuyor,ona sahitlik ediyoruz.
    Yonetimden adalet ve el-insaf bekliyoruz.

    Aynen dediklerine katiliyorum ,yaziyi bastan sona 2 kez okudum ve bu YUKSEK FIZIK MUHENDISININ konuyu nasil NUR 35 e bagladigini anlayamadim.

    Sonradan ekledigi kisisel yorumunda sunu soyleyen HAKAN kardesim



    Bunu yazarken hic mi dusunmediniz ki ,TURAN DURSUN,ARIF TEKIN gibi ilahiyatci,muftu,medrese mezunu ve ISLAMI kimligi olan insanlarin soyledikleri neden kaale alinmaz?
    Her yazi ve yorumlarinda ISLAMI kaynaklari kullanan insanlar dunyanin hakaretini gorurken,icinde bir tek NUR suresi 35 ci ayetle bagdasacak bir bilgi olmayan bu yorumu yazan arkadaslara ne demek lazim bilemiyorum..bende SEARCHER1 arkadasa uyuyor ve sadece guluyorum..Fiziksel gelisimini tamamlayamamis fizikciler


    .


    Doğru çok haklısın benden sonra yazmış altdaki görüşünü.Önce yazısını alıntılamıştım sonradan görüntü kirliliği olmasın diye sildim.Alıntıyı yayınlasaydım bu fark edilecekti.

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Adam fizik mühendisi, kendi alanındaki bilinen bilgileri sıraladıktan sonra, tutup bu bilgileri bir Kuran ayeti olan Nur/35'e bağlaması tam komedi olmuş. Hazır Nur Suresi'ne bakmışken, bari Nur/4'e hangi bilimsel bilgiler işaret ediyor, ona da bir el atsaydı.

    Nur/4. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.

    Bir olayı belirlemek için fiziki açıdan ille de 4 çift göz mü lazım? Neden 1,2 veya 3 çift göz değil? Acaba zinayı belirlemek için bu dört insan, olayın olduğu yerde hangi noktalarda konumlanmaları gerekir fiziksel olarak tam bir görüş açısı sağlamak için? Hatta olay 3 boyutlu grafiksel olarakta tasvir edilirse, sahneyi zihnimizde daha iyi canlandırabiliriz.

    Nur Suresi ayetlerinin bir kısmı (11-16 sanırım) Ayşe'nin İFK olayından sonra "inmiştir". Nur/4 ayeti bu olaydan önce mi, yoksa sonra mı "indi" bilmiyorum, çünkü Kuran'ı derleyenler surelerin sırasını tam bir çorbaya çevirmişlerdir.
    Ben bu 4 şahit konusunu 3 boyutlu grafiksel olarak kafamda canlandırmış ve İslam ön sevişmeye izin veriyor sonucunu çıkartmıştım vakti zamanında.Çünkü sadece bu 4 şahitin sevişmeyi görmesi yetmiyor,birleşme anınada şahitlik etmesi gerekiyor.E şimdi(bir tehlike anında) birleşmeyi sonlandırmak ve geri(afedersiniz) çıkmak bir saniye bile sürmez.Dolayısıyla suç isnat edilemez.Bu işi yorgan altında yapmak iyi bir önlemdir ve sanırım ''Ayıp yorgan altında olur''
    deyişi buradan türemiştir.

    Neler yapmamız isteniyor görüyormusunuz?Rahmet dininin bizlerden istediği ve yapmazsak değnekle dövdürdüğü,derimizi soydurduğu hukukuna bir bakın.Hepsini geçtim,hangi ******** ve midesiz adam gidip ''Koşun da görün karım nasıl da ......'' diye 4 adam bulup getirtir.Adult film seyretmek için bile bu kadar adam çağrılmaz.

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Eger sen 60 ina merdiven dayamis bir insansan ve bu yasta nefis bir citirla evlilik yapis isen,birde elinde herseye hukmetme ve kanun cikarma yetkin varsa,o secde ettigin esinde seni collerde aldattiysa ve bu aldatmayida 3 kisi gordu ise ne yaparsin?

    Hemen bir dorduncu sahit arama emri cikarirsin!!!! Dort olsa ,bes dersin ,bes olsa alti..bu bir tabur askere kadar gider

    .

  8. #8
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Eminim konuyu açan arkadaşta şaşıracaktır bu mesajları görünce. Konunun amacı atomlar, protonlar, nötronlar, elektron, quark, hücre, DNA vs hakkında birtakım bilgiler verdikten sonra bunları Nur/35 ayetine bağlayıp, kuran'ın ne muhteşem ve eşşiz bir kitap olduğunu gösterme denemesiydi ama konu birden zinanın ıspatına, Ayşe'nin olayına geliverdi. Eee, İslamın yumuşak karnı da bu işte, yani peygamberin aile hayatı, ganimet meselesi, kölelik ve cariyelik kurumu, Kuran'daki çelişki ve yanlışlar, hadislerdeki insanları isyan ettiren olaylar vs. İnananlar istedikleri kadar evrenin muhteşem sonsuzluk ve düzeninden, tabiattaki büyüleyici dengeden bahsederek konuyu İslam'ın ve dinlerin doğru ve gerekli olduğuna getirmeye çalışsınlar, önlerine bu şok edici gerçekler sürülecek. İslamın ve dinlerin kökeninde bu gerçekler olduğu sürece söylediklerinin hiçbir değeri olmayacak, çünkü temel çürük, çürük bir temelin üzerine diktiğin bina ne kadar görkemli olursa olsun, en ufak bir sarsıntıda yerlebir olmaya mahkumdur.

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Yazida DNA ve 23 kromozomdan bahsedilmis, husu icinde bilimadamlarinin ozverili calismalarini Islam'a yamamak kolay tabi... AKliniza su soru gelmiyor mu? Tum bu saydiginiz buluslar Kuran'dan haberi olmayan zeki ve caliskan bilim adamlarinin eseri.. Alman Embriyolog Fleming kromozom lari kesfetti fakat Muslumanlar insanlarin meniden yaratildigini savunurlar... Kadin a da tarla muamelesi...
    Konu yine sasti....
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ


    Bir insanı zorla susturmak ona bahşedebileceğiniz en büyük onurdur. Onun size karşı olan mükemmelliğini kabul ettiğiniz anlamına gelir. - Joseph Sobran

    Bir kimsenin dusuncesini aciklayamamasi koleliktir. -Euripides

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Sacred Women tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yazida DNA ve 23 kromozomdan bahsedilmis, husu icinde bilimadamlarinin ozverili calismalarini Islam'a yamamak kolay tabi... AKliniza su soru gelmiyor mu? Tum bu saydiginiz buluslar Kuran'dan haberi olmayan zeki ve caliskan bilim adamlarinin eseri.. Alman Embriyolog Fleming kromozom lari kesfetti fakat Muslumanlar insanlarin meniden yaratildigini savunurlar... Kadin a da tarla muamelesi...
    Konu yine sasti....
    İşte o menide kaburgayla bel arasında çıkıyormuş.Hayır birşey bulununca ona uygun ayet sündürülerek,çekiştirilerek bulunuyor da,şu an bulunmamış bir buluş için ''Ahanda bu ayet ileride bulunulacak olan filanca icada,keşife işaret ediyor'' deyip,küffar bilimadamlarından önce bu icadı dünyaya hediye etmezler?Neden Kuranda ki bu mucizeleri herkesten önce hayata geçirmezler?

    Tısssssssssssssssss.(bi ses mi duydum ne?)

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Evrenin % 90´ı nerede?
    2005 Konuları bölümünde Harbiyeli tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 28.07.05, 12:05
  2. Evrenin Gizlerini Ortaya Çıkartacak Makine
    2003 - 2004 Konuları bölümünde detays tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 07.01.05, 02:13

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •