• Login:

  • Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    Radikal Genç , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4

    Tarihçi Fetişizmi ve Ermeni Meselesi

    Türkiye toplumu Ermeni sorununu henüz algılayabilmiş görünüyor ama Ermeni sorunundan daha da büyük sorun öncelikli olarak bu tahayyül eksikliği sorunu gibi durmaktadır. Zira benzer bir tahayyül eksikliğini Türkiye insanı Kürt meselesinde de gösterdi ve bu “eksiklik” nerdeyse onulmaz yaraların açılmasına neden oldu. Bir zamanlar bırakınız sorunun varlığının kabul edilmesini, resmî ağızlarda Ermeni kelimesinin anılması bile tedirginlik yaratıyordu. Gelgelelim gelinen noktada uluslararası bazı arenalarda devletin resmî ağızları “Söyleyin o Koçaryana...” ile başlayan cümleler sarf etmeye başlayarak sorunun diğer tarafını bir muhattap olarak gördüklerini gizli bir “ağızla” beyan etmeye başladılar. Tahayyül eksikliği yaşayan/yaşatılan “halkımızın”, sorunun yalnızca “Ermeni terörü sorunu” değil uluslararası hukuku da içerisine alan bir sorunlar yumağı haline geldiğini geç ve hâlâ rasyonallikten uzak bir tavırla algıladığını da eklemek gerekiyor.

    Gelinen nokta iki ulusun da yalnızca milliyetçi aşırılarının seslerinin olabildiğince yükseldiği tarihsel bir duraktır. Konu hakkında söz söyleyen vatandaşını yerden yere vuran ama yine bu vatandaşlarının özgürce hareketinin teminatı olması gereken devletini her türlü eleştiriden muaf tutan aşırılara NTV’deki “Neden?” programında Mehmet Altan’ın söylediği şu vurucu sözleri hatırlattıktan sonra eklemeye devam edelim: “Vatandaşını sevmeyen vatanını sevemez”. Ayrıca yaklaşık dört kuşaktır kendi diaspora geleneğini oluşturan, lobilerini kuran, propagandasını yapan ve kendi tarihi mit’lerini kurgulayan bir ulus devletin söylemlerinin karşısına hangi sistematik program ve propagandayla çıkılmıştır? Kars yolu üzerinde Ermenilerin yaptıkları katliamları hatırlatmak için dikilmiş olan ancak her gözün göremeyeceği “ufaklıktaki” anıt “kendin pişir kendin ye” türünden bir şey değil de nedir? Avrupa’ya işçi göndererek bir fetih serüvenine girdiğini sanan ülke yöneticilerinin çözümsüzlüğe aday bu meselenin olgunlaşmasında pasif destekleri yok mudur? Bu toprakların dışına gönderdiği beş milyon Türkiye yurttaşının çokluğuyla övünen ama bu çokluğun çoğunluğunu “resmî geleneğin” bile içerisinde tutmayı becerememiş bir yöneticiler silsilesinin kendileri dışındakilerin ne yaptıkları konusunda en ufak fikirleri var mıydı bilmiyorum ama bugün sayılarının çokluğuyla övündüğümüz Türkiyeli yuttaşların Avrupa’daki “kof şişmanlığı da” Ermeni meselesiyle bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Yanlış anlaşılmasını istemem, ne katliam ya da soykırım anıtlarının güçlendirilmesini öneriyorum ne de milliyetçi politikaların güçlendirilmesini. Söylemek istediğim milliyetçi aşırıların bir türlü dinmek bilmeyen tartışmaya kapalı söylemleriyle yaptıkları/eserleri arasında dahi uçurumun giderek arttığı ve söylemlerinin çözüm üretmeden, ortamı meşgul etmekten gayri bir işe yaramadığı. Türkiye’nin milliyetçi aşırılarının ellerinden gelse Türkiye’den kovacakları Türkiye Ermenilerindeki diaspora çekincesini görmemeleri bile onların ne kadar soyut çalıştıklarının bir başka sonucu.

    Ama meselenin çözümü vicdanlara gelip dayandığında herkesin söyleyeceği birşeyler mutlaka oluyor. Erivan’daki “soykırım” anıtı önünde yapılan anmalara katılan yüzbinlerce insanın bu kurgulanmış mit’e olan inançlarının hiçbir tarihi belge ya da bilgiyle değiştirilemeyeceği o kadar açık ki. Elbette aynı şey evlerini kaybetmiş, öldürülmüş ve kendilerine sistematik bir katliam uygulandığını söyleyen Türkler için de geçerlidir. Artık anlatılan hiçbir katliam vakası ötekini ikna edebilecek güçte değil. Bu konuda Türkiye, moda deyimle, treni kaçırmıştır. Erzurumlu yaşlı bir kadın ölmeden aylar önce Ermenilerin köylerinde yaptıkları zulmü anlatmıştı. Ümmiydi ve ona göre Ermeniden ve Osmanlıdan korkulurdu. Köylerinin yakınlarındaki “İsrail Düzü’ne” kadar kovalamıştı Rus askerleri onları. Arkasından Ermeniler gelmiş ve zulmetmişti. Ama her şey o olaylarla silinip gitmişti aklından ta ki ben hatırlatıncaya dek. Hiç kimseye kini yoktu ve en yakın komşuları köydeki Malakan bir aileydi. Onun hikayesi gibi binlerce hikaye var acı, hüzün ve sevinçle yoğrulmuş olan. Bana öyle geliyor ki, ancak ortak kaygılar ve acılar bir toprağı değerli kılıyorsa bu topraklar yeterince değerlenmiştir çekilen ortak acılarla. Artık söz sırası kardeşliğin nasıl sağlanacağına ve kardeşlik anıtlarının nerelere inşa edileceğine ilişkin olmalıdır.

    Şimdilerde bir başka moda söylem ise gelinen noktada sorunu yalnızca tarihçilerin çözebileceği üzerine yoğunlaşıyor. Son birkaç yıldır konuyla ilgili olarak neredeyse önü alınamaz bir tarihçi fetişizmi yaşanmaktadır. Tarihin objektif anlatılar alanı olduğu zannından kaynaklanıyor bu görüş ama tarihçilerin ve tarihin kendisinin ideolojik bakıştan hiçbir şekilde bağımsızlaşamayacağı gözönüne alındığında eksikleşiyor. Ulus-devlet modellerinin kurulması ve pekiştirilmesi için tarihin ne kadar maniple edildiği ve tarihsel bloğu kim inşa ettiyse tarihin onun ideolojisi tarafından şekillendiği o kadar açık ki. İdeoloji ve baskın söylemden kaçabilen tarih yazımı var mıdır? Dolayısıyla çözüm, öncelikle bu salt tarihçi fetişizmden biran önce kurtulmaktan ve sözü olan herkesin ufakta olsa bir kardeşlik mesajıyla bitecek olan sözünü söylemesi için gerekli ortamın sağlanmasından geçiyor.

    Bu topraklarda Ermeniler de, Yezidiler de, Süryaniler de, Türkler de, Lazlar da, Kürtler de öldü, öldürüldü. Tıpkı dünyanın geri kalan coğrafyalarında olduğu gibi. Kah birbirlerine karşı şiddet uygulayarak kah aynı cephede ortak düşmana karşı durarak. Ölme, öldürme ve soykırım kelimeleri biraraya gelince söylenmesi gereken son sözler elbette soykırımın kendisiyle ilgili olmalı. Modern bir durumdur soykırım. “Soyu kırılanın” belirli ve tanımlanmış bir soydan gelmiş olması gereklidir. Sistematiktir. Bir bütünü olduğu gibi hedef alır. Bir kişiyi bile istisna olarak dışarıda bırakmaz. Tasnif kriterleri bellidir ve “bilimseldir”. Bilimsel bilgiyi yanıbaşında en önemli meşrulaştırıcı araç olarak kullanmasını bilir. Bu nedenlerden oldukça moderndir. Bütün bunlar Ermenilerin ya da Türklerin yaşadıklarıyla örtüşür mü bilemem. İşte buna oturup “herkesin” önce vicdanlarında karar vermesi gerekir. Bu meselenin ikincil müdahillerinin ise (her kimseler) Kızılderililerin, Cezayirlilerin, Kızılbaşların, Tutsilerin ve diğerlerinin kendileriyle ilişkili olanlarını bulup tarihlerini bir daha okumaları iyi olur.
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  2. #2
    kıymetlim
    Kayıt Tarihi
    02-06-2005
    Mesajlar
    1,662
    Karizma Gücü
    0
    Devletlerin halkı bir arada tutmak üzere kullandıkları en büyük ve temel strateji ortak düşman presibidir.bu konuda yazılmış pek çok makale de bulabilirsiniz.

    Bir düşman belirlenir olduğundan fazla abartılır ve insanların buna karşı birleşmeleri sağlanır.

    Ermenistan tampon ve suni bir devlet olarak kuruldu.Amaç Türkiyenin orta asyaya geçişini engellemekti. Sonradan iş Türkiyeyi doğuda sıkıştırmaya ve gereksiz sorunlarla uğraştırarak kontrol etmeye döndü.Önce asala yı çıkardılar beslediler o bitince pkkyı.

    Şuna kesinlikle inanıyorum kendisine soykırım yapılmış zulm edilmiş bir millet bunun aynısını bir başkasına yapmaz.Ne ermenistan ne israil tarihlerinde bahsedildiği gibi bir soykırıma uğramamışlardır.

    Bahsettiğiniz gibi Türkiye Ermenistan konusunda hiç bir zaman çalışma yapmadı karşı tezler ortaya koymadı.çözüme yönelik bir çalışma içinde olmadı.sadece görmezden gelindi ermenistan küçük görüldü ve olay buralara kadar geldi. Adamlar lobicilik yaptı.Bizim de pek çok ülkede yoğun nüfusumuz var ama lobiciliği değil yüksek faiz veren tefecilere para yatırmayı bilirler.

    Avrupada bir sürü insanımız var diyoruz ama hiç bir işe yaradıkları yok.orada olmaları ile olmamaları arasında bir fark yok.ama daha az sayıdaki ermeni ülkelerin parlamentolarından istedikleri yasayı geçirtiyorlar.

    lobi şirketleri var.geçen bir belgesel formatında bir programda izledim belçikada tam 5 bin tane lobi şirketi varmış. ne yapıyor bunlar.ab kurumlarında çalışanları yönlendiriyorlar.veriyorsun ücretini istediğin işi takip ediyorlar.senin böyle bir çalışman var mı . YOK.. yabancı ülkedekiler senin düşünceni ve tezini bilmiyorlar bile.Sadece içeride konuşuor sayasetçiler iç siyasete dönük.kendimiz çalıp kendimiz dinliyoruz.

    ermenilerin fikriyatını değiştirmek imkansız artık.çünkü adamlar bununla ayakta duruyor.nüfusun yüzde 60 65i kadın.erkekler iş bulmak için kaçıyorlar.halleri perişan içlerindeki nefret onları bir arada tutuyor.

    Şunu iyi anlamak lazım.Türk halkı kendisine karşı bir düşmanlık beslenmedikçe kimseye düşman olmaz.Her zaman hoşgörüden yanadır.2. Beyazıt döneminde yahudilerin getirilmesinden tutunda körfez zafaşından sonra 200 bin peşmergenin Türkiyeye alınmasına kadar yüz yıllar içinde yüzlerce örnek vardır.

    Sorun kandırılmış Ermeni halkında da değil.sorun bazılarının Anadolunun sahibinin Türkler olduğunu kabul edememiş hazmedememiş olması ve emellerine kavuşmak için içeride dışarıda herkesi kullanmak için çalışması.Ermeniler bu planları yapanın umrunda mı ? ermenistanda insanlar sefalet çekiyor adamların umrunda mı? umurlarında olan ermenilerin işlerine yarayacak şekilde davranıp davranmamaları...

    Ermeniler tezlerinden vazgeçerse ermenistan diye bir ülke kalmaz.Çünkü o zaman onları kullananların işine gelmezler.kullanılmış kağıt mendil gibi atıp geçiverirler...


    gerçekliğin kademe kademe kaybolduğu bir düzende yaşıyoruz.ilim kültür tarih sanat para getiriyorsa siyasi kazanç sağlıyorsa değerli. Ve bu çıkarları sağlamak üzere şekillendiriliyor.eğer eskileri buna uymuyorsa onlara yeni manalar yükleniyor değiştiriliyor ve saptırılıyorlar.

    Bir gün bütün gerçekler tükendiğinde bütün kavramlar havada kaldığında insan bütün düşünme ve yaşama arzusunu da kaybedecek....

  3. #3
    Radikal Genç , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4
    Devletlerin halkı bir arada tutmak üzere kullandıkları en büyük ve temel strateji ortak düşman presibidir.bu konuda yazılmış pek çok makale de bulabilirsiniz.
    Halkları barış,sevgi,kardeşlik tutmayayıp düşmanlık tutuyorsa bir süre sonra o halklar birbirine girer.Çünkü halkların yapıştırıcısı olarak öne sürülen düşmanlık hissi bir pimi çekilmiş bombadır.En başta elinizdeki bombayı bir güç hissedersiniz fakat o bomba elde patlayınca inanılmaz bir kaos başlar


    il.sorun bazılarının Anadolunun sahibinin Türkler olduğunu kabul edememiş hazmedememiş olması ve emellerine kavuşmak için içeride dışarıda herkesi kullanmak için çalışması.
    Toprak dedigimiz parçayı bir ırka layık görmek ne kadar dogrudur.Anadolu medeniyetler beşigidir.Sayısız devletler,ırklar,milletler v.b gelmiş geçmiştir.Sadece Türklere mal etmek bence tarihe büyük haksızlık


    Şunu iyi anlamak lazım.Türk halkı kendisine karşı bir düşmanlık beslenmedikçe kimseye düşman olmaz.

    Bundan emin olamayız.Çünkü türkiye cumhuriyetinin geçmişinde(Diger devletlerde de oldugu gibi) birçok düşmanlık besleyen tavırlar,hareketler olmuştur.Gerek ırksal,gerek dinsel bu tür olayların oldugu topraklarda hoşgörü bir ırka indirgenmeyecek kadar degerli bir kavram



    ermenilerin fikriyatını değiştirmek imkansız artık.çünkü adamlar bununla ayakta duruyor.
    Bence her iki tarafın siyasetçisi,gazetecisi,tarihçisi v.b hep bunlardan besleniyor.Alışılagelmiş bir takım kalıplar dogrultusunda kısır tartışmalar gerçekleşiyor
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  4. #4
    kıymetlim
    Kayıt Tarihi
    02-06-2005
    Mesajlar
    1,662
    Karizma Gücü
    0
    Anadolunun sahibi biziz.bu ülkede yaşayanlar. Eğer bir ırka layık görmek yanlış diyorsan o zaman onu bizden almaya gelen herkese verelim.biz neden kurtuluş svaşı yaptık.adamlar istediğinde verseydik o zaman.

    benim kastettiğim bu ülkenin bize ait olduğunu kabullenememesidir batının.ve bizden almak için elinden geleni yaptığıdır.

    ben devleti yönetenlerin şahsi düşünceleri ile yaptıkları düşmanlıkları kasttemiyorum.genel olarak halkın sahip olduğu hoşgörüden bahsediyorum.

    ortak düşman prensibi bugün israilin rusyanın abdnin yunanistanın iranın kuzey korenin pek çok ülkenin uyguladığı bir strateji. sevgi yeterli görülmüyor sanırım çünkü gelip geçici olabiliyor.ama nefret öyle değil.nefretin sevgiye dönmesi imkansız gibi birşeydir.stocholm sendromu dışında

  5. #5
    Radikal Genç , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4
    Anadolunun sahibi anadoluda yaşayan insanlardır bana göre.Bu topraklarda hertürlü insan olduğuna göre hiçbir tarafa mal edemeyiz.

    Batıya karşı yıllarca "bizi bölecekler" paranoyasıyla hareket ettik.Peki hangi konuda onları geçtik ? Hangi konuda meşhur "bölünmeyi" önlemek için adımlar attık.Daha biz kendi insanımıza deger vermiyoruz.Başkalarının bizi bölmesine gerek yok.Sosyal sınıflar olarak zaten bölünmüş durumdayız.Para babalarını tüm partiler tarafından el üstünde tutuluyor(Milliyetçisi,dincisi,laiki).Sadece tek fark para babaları farklı.


    Sevgiyi toplum nezdinde kastettim.Benim anlayışıma göre hiçbir devlet digeriyle düşman veya dost olmamalıdır.Çünkü bölgesel çıkarlar günün birinde çakışabilir."Kardeş ülke" denilenlerin yakın zamanda attığı kazıkları unutmamak gerekir.
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  6. #6
    .ihtiyatname. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş. <span style='color: #800080'><span class='glow_800080'>nikomedia</span></span> , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    16-02-2007
    Mesajlar
    4,395
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Yazdıklarınız detaylı analizler içeriyor. Ancak durumu basitleştirelim.

    Sizce Ermeniler'e olduğu iddia edilen, bizlerin "mukatele", milliyetçi Ermenilerin ise "soykırım" dediği olay var mıdır?

    Yani gerçekten ortada "sistematik" bir katliam olduğunu düşünüyor musunuz?
    ..Müjgan'ı unutmak, Müjgan'ı sevmemek..

  7. #7
    ATATÜRK yazamayangafiller NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş. NİMa , Forumda ilk aşamayı gecmiş.
    Kayıt Tarihi
    27-02-2007
    Mesajlar
    7,981
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı Radikal Genç tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Türkiye toplumu Ermeni sorununu henüz algılayabilmiş görünüyor ama Ermeni sorunundan daha da büyük sorun öncelikli olarak bu tahayyül eksikliği sorunu gibi durmaktadır. .
    Sorun derken kastettiğiniz tam anlamı ile nedir? Neyi sorun olarak görüyorsunuz?

    Alıntı Radikal Genç tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Zira benzer bir tahayyül eksikliğini Türkiye insanı Kürt meselesinde de gösterdi ve bu �eksiklik� nerdeyse onulmaz yaraların açılmasına neden oldu. .
    Tahayyül eksikliği nerede var? Nedir bu eksiklik? Krt meselesinde de var olan?

    Alıntı Radikal Genç tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bir zamanlar bırakınız sorunun varlığının kabul edilmesini, resmî ağızlarda Ermeni kelimesinin anılması bile tedirginlik yaratıyordu. .
    Neden dersiniz? Yani bunun için bir çok neden varken bunu durup dururken var olan bir tedirginlik olarak, nedenlerinden soyutlayarak değerlendirmeniz neye hizmet ediyor?

    Alıntı Radikal Genç tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Gelinen nokta iki ulusun da yalnızca milliyetçi aşırılarının seslerinin olabildiğince yükseldiği tarihsel bir duraktır. .
    Katılmıyorum, Tüekiye’de sıradan vatandaşlar, küreselci olmayan her vatandaş, hatta sırasında kğreselciliğin ekonomik boyutlarını Kabul edip siyasi sonuçlarını kabullenemeyen çoğunluk vatandaş sesini yükseltmektedir.
    Ama emperyalist güçler müdahelelerini benimsemeyen her topluluğu sayıca aza ve aiırı milliyetci pozisyonuna indirgeyerek ve hatta gerçek azınlık milliyetci oluşumlar kurup eylem yaptırarak bahsettiğiniz tabloları yaratmakta.

    Alıntı Radikal Genç tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Artık anlatılan hiçbir katliam vakası ötekini ikna edebilecek güçte değil. .
    İkna edilmeleri zaten istenmiyor, varılmak istenen sonuç zaten barış kardeşlik değil. Bunların hepsi emperyalist güçlerin yalanları…

    Alıntı Radikal Genç tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Artık söz sırası kardeşliğin nasıl sağlanacağına ve kardeşlik anıtlarının nerelere inşa edileceğine ilişkin olmalıdır. .
    Bu ortamda bu zaten imkansızdır, amaç zaten yukarıda söylediğim gibi kardeşlik filan değildir. Böule bir kardeşliğe zaten hiç bir gerek yoktur zaten. İlişkilerin normalleştirilmesi dahi Türkiye’ye bir kazanç sağlamayacaktır…

    Alıntı Radikal Genç tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu topraklarda Ermeniler de, Yezidiler de, Süryaniler de, Türkler de, Lazlar da, Kürtler de öldü, öldürüldü. Tıpkı dünyanın geri kalan coğrafyalarında olduğu gibi. Kah birbirlerine karşı şiddet uygulayarak kah aynı cephede ortak düşmana karşı durarak. Ölme, öldürme ve soykırım kelimeleri biraraya gelince söylenmesi gereken son sözler elbette soykırımın kendisiyle ilgili olmalı. .
    Hangi soykırım bahsettiğiniz? Saydıklarınızdan hangisi, net olarak belitebilecekmisiniz?

    Alıntı Radikal Genç tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Modern bir durumdur soykırım. �Soyu kırılanın� belirli ve tanımlanmış bir soydan gelmiş olması gereklidir. Sistematiktir. Bir bütünü olduğu gibi hedef alır. Bir kişiyi bile istisna olarak dışarıda bırakmaz. Tasnif kriterleri bellidir ve �bilimseldir�. Bilimsel bilgiyi yanıbaşında en önemli meşrulaştırıcı araç olarak kullanmasını bilir. Bu nedenlerden oldukça moderndir. Bütün bunlar Ermenilerin ya da Türklerin yaşadıklarıyla örtüşür mü bilemem. İşte buna oturup �herkesin� önce vicdanlarında karar vermesi gerekir. Bu meselenin ikincil müdahillerinin ise (her kimseler) Kızılderililerin, Cezayirlilerin, Kızılbaşların, Tutsilerin ve diğerlerinin kendileriyle ilişkili olanlarını bulup tarihlerini bir daha okumaları iyi olur.
    Modern derken kastettiğiniz ‘modernizm’ akımı, sözde ‘endüsrti devrimi ve aydınlanma’ ile ortaya çıkan kolonicilik yolu ile emperyal sistemin bu günkü temellerini oturtan sistem ise bahsettiğiniz, bunun tarite daha öncede örnekleri olmuştur.

    Modern değildir, abd projesi de bahsettiğiniz gibi böyle doğmuş ve yürütülmüştür. Tabi burada abd’yi ‘keşfedenleri’ şaşırtıcı ve daha önceden hesaplayamadıkları bir durum, o toprakların gerçek sahibi olan yerlilerin köleleşmektense ölmeyi seçmiş olmalarıdır. Buna şaşırmış olan emperyalist sistem bu o zaman orada da kabile ve kavimleri birbirlerine kırdırtma yönteminide denemişti..Şu an ortadoğuda da aynı uygulamayı yapıyor. Bazı kabile ve kavimler kah İngilterenin hidistanındaki yerliler gibi köleliği kabullenip özellikle baştaki elitleri köleliği halklarına kabul ettiriyor kah bizim gibi Türklerin büyük bir kısmı köle olmaktansa ölmeyi yeğliyor. Biz Türklerin diğer kabile ve kavimlerden farklılığı buradadır. Bundan bir yüz yıl sonar hangi şekil alacağını bilemediğimiz ortadoğuyu, emperyalist güçler eğer istediği sonucu alırlarsa keşfettiklerini ilan edecekler, bir takım kavimleri asimile edecekler, bütün kaynakları ve köleleri kullanıp abd dekine benzer proje -devlet, kölelik sistemi ile ortadoğunun sınırlaını cetvelle yeniden çizecekler. Burada büyük bir ihtimalle bütün Türkler asimile edilmeye razı olmadan sonuna kadar savaşacaklar, kazanamazlarsa ölmeyi tercih edecekler, aynı kızılderililer gibi..

    Kızılderililer köle olmayı kabul etmediklerinden ‘ölüm dansını’ seçmişlerdir. Diğer seçenek kendilerine uygun düşmemiştir. Oradaki soykırım dediğiniz durum tarihteki diğer soykırımdan farklıdır o açıdan. Ben Türkiye topraklarında Türklerinde benzer bu durumda benzer bir harekette bulunacakları kanısındayım…
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA
    GİDİCİ


 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. ermeni meselesi
    Sözde Ermeni Soykırımı - 1915 Olayları bölümünde siyahgandalf tarafından açılmış
    Yanıt: 16
    Son Mesaj: 17.11.06, 21:06
  2. Ermeni Meselesi ve Ermeni Mezalimi
    Sözde Ermeni Soykırımı - 1915 Olayları bölümünde aşiyan© tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 15.11.06, 23:10
  3. Millet-i Sâdıka'nın İhaneti / Ermeni Meselesi
    Türk Kültürü ve Türk Tarihi bölümünde кemalist tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 02.04.06, 14:35
  4. Ermeni Meselesi ve Türkiye'nin Uluslararası Konumu
    Sözde Ermeni Soykırımı - 1915 Olayları bölümünde turkish tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 04.08.05, 14:53

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.