Türkiye'nin en zenginleri arasına girdiği söylenen, hatta dünya hükümet başkanları içinde zengin listesinde ilk sekiz sıradaki adı geçen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın her Ramazan Ayı'nda fakir ailelerin evlerine kameralar eşliğinde iftar yemeği için ziyaretler gerçekleştirmesi bilinen olaydır. Bu Ramazan Ayı'nda da bu geleneğini aynen sürdürdü.

Yüce İslam dini, 'sağ elin verdiğini sol el görmemesi şuuru ile yardımlar yapılmalıdır.' ölçüsünü koyduğu halde, kameralar ordusu ile gariban sofralarında pozlar vermek, tam da AKP'nin siyaset tarzıdır. AKP'yi ayakta tutan, halkın gözünü boyayan bu tür davranışlar olmaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan'ın akıl hocaları kameralar önünde bu tür pozları bilinçli verdirmektedir. İftar sofralarında bu tür görüntülerin hedefi gariban sevindirmekten ziyade siyasi rant oluşturma düşüncesidir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda bir hassasiyeti olsa zaten İslam dininin ortaya koyduğu ölçüler dâhilinde hareket ederdi.

Ama o fakir evlerine kayalıklar tırmanarak çıkıyor ve iftar sofralarında her açıdan pozlar veriyor ve kameralar bunu saniye saniye görüntüleyerek, Türk milletine gösteriyorlar.

Amaç 'halk adamı' rolünü perçinlemek ve vatandaşa 'Helal olsun Başbakan garibanların sofrasına oturuyor, iftar açıyor' dedirtmek. Maalesef halka, uygulamaları ve sözleri ile en uzak Başbakan bu konuda başarılı olmaktadır.

İhanet projelerini görüşebilmek için 'gizli oturumlar' peşinde koşan Recep Tayyip Erdoğan, siyasi rant sağlayacağı konularda da kamera ordusunu yanında gezdirmektedir.

İslam dini ve devlet adamlığı ölçülerinde yapmaması gereken reklamı iftar sofralarında yaparak, siyasi kazanç için tüm ölçüleri yerle bir etme anlayışını sürdürmektedir.

O kameraların iftar sofralarında poz yakalama gayreti Recep Tayyip Erdoğan'ın en büyük ayıbıdır.

İslamcı kimliği ile iktidara gelip yaşantı, sözleri ve küresel ilişkileri ile İslama en aykırı davranışları ortaya koyan Recep Tayyip Erdoğan'dan zaten bu konularda hassas olmasını beklemek zaman kaybıdır.

Bizim burada uyandırmaya çalıştığımız, Türk milletinin algılama gücüdür. O algılama gücü tam manasıyla uyanırsa, Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk milletine pazarlamaya çalışacağı poz kalmayacaktır.

İftar sofralarındaki, Cuma namazı çıkışlarındaki, çocuklara oyuncak dağıtmalarındaki vb. verdiği pozlar hiçbir itibar görmeyecektir.

Recep Tayyip Erdoğan bu pozları alıcısı olduğu için vermeye devam edecektir. Eğer bu pozların alıcısının olmadığını anlasın, ne tırmanarak gariban evine doğru yürür, ne de o garibanların sofralarında pozlar verme zahmetinde bulunur.

"Benim çocuğum işsiz" diye haykıran garibanlara "Otur otur senin çocuğun da işsiz kalsın" diyen bir zihniyetin garibanları anlaması mümkün değildir.

Ama kendisi ailece zengin olma yolunda hızlı adımlarla yürümekte ve lüks hayatın her tadını yaşamaktadır. Gariban sofraları pozu ile bu halinin üstünü örtmeye çalışmaktadır.

"Aç, tokun yüzüne bakmakla doymaz." şeklinde çok güzel bir atasözü vardır. Gariban fakirler de Recep Tayyip Erdoğan'ı iftar sofralarında misafir ederek doymuyor maalesef. Ama Recep Tayyip Erdoğan'ı siyasi kazanç olarak doyuran ise o sofraları görüntüleyen kameralar olmaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan'a bu pozları kim verdiriyorsa, o aileleri siyasi propaganda malzemesi olarak kim kullanıyorsa, biraz dini ve vicdanı varsa bu uygulamadan vazgeçmelidir.

Siyaset bu olmamalıdır. İnsanların fakirliği üzerinden siyasi kazanç sağlama anlayışı büyük bir siyasi ahlaksızlıktır.

İstanbul'da yaşanan sel afeti sonrası, malların yağmalanmasından hiçbir farkı yoktur bu durumun. Burada da garibanların fakirliği yağmalanmakta, siyasi kazanç için kullanılmaktadır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yanında kamera olmaksızın tüm fakirlerin evinde iftar yapabilir, onlara her türlü yardımda bulunabilir. Böylelikle İslam ölçülerine göre hareket etmiş olur ve o insanların duygularını da incitmemiş olur. O insanlar o kadar yoksul ki, Başbakanın bir tebessümünde bile hayatın tadını bulabilirler belki...

Kaynak