Yalnızlığı iki ilişki arasındaki zaman süresi diye tanımlayanlar anlamayacaktır yazıyı ama benim tarif edeceğim yalnızlık artık kronik hale gelmiş, sadece kadın-erkek ilişkilerinde değil hayatın her alanını kapsayan bir zemine oturmuş durumda.

Yalnızlığı hayal edin denince süphesiz herkes ıssız bir adada tek başına kalan Robinson'u yalnız olarak niteleyebilir.

Fakat...

İnsanları farklı düşünün. düşünün ki insanlar bedenlerinden çıkan ışıklarla anlaşıyorlar. bir aşk, bir hüzün, bir yaşama sevinci kendini renkli renkli ışıklarla belli ediyor ve dışarıya vuruyorlar. Algılıyor insanlar bu ışıkları ve kendileri de kendi ışıklarını yayıyorlar. Rengarenk bir dünya.

İşte böyle renkli bir dünyada yaşayan bir kişiyi düşünün ki algılıyor ama kendi ışığını yayamıyor. Bir nevi hasta. İnsanların ışıklarının karışmasını, böylece yeni renklerin ortaya çıkmasını izlerken renklerin dünyasında görünmüyor o. İki aşığın el ele tutuşurken çıkardığı renklerin turkuaz karışımını görebiliyor, renkler gökkuşağı gibi birbirini izleyen renk tayflarını yansıtıyor. Birbirlerine her konuda destek olan, beraber bu hayatı götüren dostların ışığını görüyor, bembeyaz.

Işıklardan gözleri kamaşmış bir şekilde dururken kendi ışığının çıktığını sanıyor bu yüzden. Bilmiyor ki kendi içinde olan insanların görebildiği ışık bir zaman sabote olmuş ve bir daha çıkmayacak. Dışavurulmayan iç ışığının önceleri bembeyazken giderek siyahlaşıp karardığını bilmiyor, giderek daha bu dünyaya geldiğinden farklı bir kişiliğe gittiğini farkedemiyor.

İnsanların ışıkların dünyasında onu göremediğini bilmiyor bu kişi. Denizlere açılan limanda gemisini yakalamak için koşmuş koşmuş ama vapuru tıkabasa bulmuş birine benziyor o. Halatı çekip demiri almışlar, bırakıp gitmişler onu farkında değil. Uzanan ellerinin karartısı mı korkutuyor diğerlerini yoksa ışığının görünmemesi mi?

Kimse onun ışığının aslında görülmeyen bir ışık olduğunu düşünmüyor. Görünen ışık aralığında olmayan bir ışık yaydığını da bilmiyor. O ışığı görebilecek insan da gözleriyle değil, gönlüyle görebilir ancak. O, ışığı görebilen insanı bekliyor da farkında değil. Işığı görebilecek insan mı arıyorsunuz? Siz hiç morötesi ışığı algıladınız mı?