Bugün bayram... Bu sabah ülkemizdeki 80 bin, dün ya daki 1 milyona yakın camide aynı sözler söylenecek ve küskünlerin barışması, dargınların sarılıp kucaklaşması gerektiği hatırlatılacak.
Doğduğumdan bu yana yılda iki bayramdan, toplam 98 bayram yaşadım. Bunların 80’inden fazlasını da hatırlarım...
Ama bugüne kadar, “Bayram geldi, gel barışalım” diyen kimseye rastlamadım.
Eğer bu çok güzel İslâm geleneği uygulansaydı kimse kimseyle küs olur muydu?
***
Öyle imamlar biliyorum ki, aynı camide çalışıp millete “talkın” verdikleri halde, yıllardır küs dolaşıyorlar...
Yine topluma barış, kardeşlik mesajı veren o kadar çok siyasetçi tanıyorum ki, bayramlarda “Barışmak zorunda kalırız” diye birbirlerinin geçebilecekleri yollara bile çıkmıyorlar...
Her parti, sadece kendi üyeleriyle ve şakşakçılarıyla bayramlaşmak için tören düzenliyor da... Aynı binanın iki farklı katındaki partilerin il yöneticileri birbirlerinin kapılarını çalıp, “İyi bayramlar” bile demiyor...
***
Bugün bayram... Bu sabah yine ülkemizdeki 80 bine yakın camide temizlikten söz edilecek ama... Ayaklar kokacak...
Çalışkanlıktan söz edilecek ama... Yüzlerden miskinlik akacak...
Sevgiden, saygıdan söz edilecek, cemaat tek i onlarca kişi tam da o anda birbirinin defterini dürmek için planlar yapıyor olacak...
Dürüstlükten söz edilecek, kimsenin yüzü bile kızarmayacak...
Namustan söz edilecek; ahalinin ihale üç kağıtçısı, vurguncu, tefeci, iş bilir bölümü pişkin pişkin “Amiiin” diyecek.
Yurt sevgisinden söz edilecek ama birilerinin aklı o sırada, biraz sonra katılacağı ülkeyi bölme toplantısında olacak...
Ülkemizi karanlık günlerden kurtaran Mustafa Kemal ve silah arkadaşları için dua edilecek, cumhuriyet düşmanlarının tamamı bu bölümü es geçecek...
***
Bugün bayram... Ama kendimizi kandırmayalım:
Sadece çocuklar için anlamı var bayramın!
Geride kalanların çok büyük bir bölümü için ise “Üç günlük bir tatilin ilk günü...”
O kadar!
Vaazlarda söylenenler kulak arkası ediliyorsa...
Hutbelerde okunan sözler, gerçek yaşamda yer bulamıyorsa...
Kucaklaşmalar göstermelik, öpüşmeler sahte, dualar bile içten değilse...
O anonim türkünün sözlerini hatırlamamak mümkün mü o zaman?
“Bayram gelmiş neyime?
Kan damlar yüreğime...”
***
Hepinize, “bayram gibi bayram” dilerim!
*****
GÜNÜN SORUSU
Geçen bayramımızı, “Ramazan Bayramı, hayır Şeker Bayramı” tartışmasıyla zehir eden siyasetçi beyler, acaba ne oldu da bu çooooookkkkk önemli tartışmayı bu yıl yeniden hortlatmadılar?
‘İsmail Yuvacan haksız, çünkü...’
VATAN; iki takımımızın Avrupa Ligi’ndeki maçlarının sonucunu, “Cimbom’la sevindik, Fener’le üzüldük” başlığıyla vermiş ama Genel Yayın Müdür Yardımcımız İsmail Yuvacan, “Ben Cimbom’la üzüldüm, Fener’le sevindim” demişti.
Çünkü koyu bir Beşiktaşlı olarak, yabancılarla dolu iki takımın Avrupa’daki başarılarının kendisini hiç heyecanlandırmadığını söylüyordu.
Dün bunları yazmış ve “Gelin tartışalım İsmail Yuvacan haksız mı” diye sormuştum...
Bu yazıyı kaleme aldığım saate kadar konuyla ilgili 123 e-posta aldım...
Tek tek saydım; tam 117’si “İsmail Yuvacan haksız” diyor...
Bu görüşü savunanların ortak gerekçeleri ise şöyle:
“Asıl olan futbolcuların değil, kulübün kimliğidir... Futbolcuların milliyetlerine göre bir kulübü desteklemek ya da desteklememek, düpedüz ırkçılık yapmaktır. Eğer İsmail Yuvacan sadece ‘Ben Beşiktaşlıyım, rakiplerimi hiçbir koşulda desteklemem’ deseydi, bu tavır anlayışla karşılanabilirdi.
Ayrıca... İsmail Yuvacan bir Beşiktaşlı olarak Galatasaray’ın ve Fenerbahçe’nin galibiyetlerine sevinmeli... Geçmişteki galibiyetleri için de teşekkür etmeli... Çünkü uluslararası arenada hiçbir önemli başarısı olmayan bu kulübümüz, ön eleme maçları oynamadan Şampiyonlar Ligi’ne katılıyorsa, bunu Türkiye’nin ulusal puanını yükselten Fener’e ve Cimbom’a borçlu.”
***
Sevgili Genel Yayın Müdür Yardımcımıza ve onun gibi düşünen tüm fanatiklere duyurulur.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
