İstanbul Büyükşehir Belediyesi, üst üste yaptığı açıklamalarla Kadir Topbaş’ı koruma altına almaya çalışırken, gazetemiz ulaştığı yeni belgelerle bu ‘sözde' yıkımın perdesini araladı ve inanılmaz bir tabloyu ortaya çıkardı
'Saray Çiftliği' haberimizle ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı yaptığı ikinci açıklamasında buranın 21 Ocak 2009 tarihinde yıkımının gerçekleştiğini ifade etti. Gazetemiz, ulaştığı yeni belgelerle bu 'sözde' yıkımın perdesini araladı ve inanılmaz bir tabloyla karşılaştı.



AÇIKLA-MA ÜSTÜNE AÇIKLA-MA
Gazetemizin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a ve ailesine ait Saray Muhallebicileri’ne hammadde üreten Saray Çiftliği’nin dere yatağında ve kaçak olduğunu ortaya çıkarmasının ardından önce Kadir Topbaş bir açıklama yaparak haberimizin asılsız olduğunu iddia etti.
Daha sonra, yayınladığımız yeni belgelerle sorduğumuz sorulara YANIT vermek yerine Basın Danışmanı aracılığıyla yeni bir açıklamada bulunarak, bu binaların Akfırat Belediyesi tarafından yıkıldığını ifade etti. Bu açıklamasında 21 Ocak 2009 tarihli Belediye tutanağını kanıt olarak gösterdi.

YIKIM SKANDALI!
Oysa ki, gazetemizin ulaştığı Saray Çiftliği dosyasındaki belgeler ve ‘kanıt’ olarak kullanılan o fotoğraflar yıkımın aslında yapılmadığını, parsel sahipleri tarafından zaten yıkılmış olan eski yığma bir binanın ve hafriyatlarının fotoğraflarının çekilip “yıkım yapılmıştır” dediklerini kanıtlıyor.
Kaçak olan binalar, çok eski yığma bir binanın etrafında temellendirilmişti. İnşaat ilerlediği için, parsel sahipleri zaten ortada kalan bu eski binayı yıkıyorlardı. Hafriyatın boyalı duvar parçalarıyla dolu olduğu fotoğraflarda çok açık. Yeni binaların hasır betonları, kolanları, kirişleri ise sapasağlam duruyor. Hiç bir yıkım izine rastlanmıyor.

NE YIKIMLAR GÖRDÜK, ZATEN YOKTULAR!
İşte bu yıkılmış boyalı duvar hafriyatlarıyla birlikte yapılmakta olan yeni kaçak inşaatın fotoğrafları çekiliyor ve belediye dosyasına konuyor, üzerine bir de hisse sahibi bile olmayan Mehmet Kuzgun hakkında suç duyurusunda bulununca yani yargı da by pas edilince“ işlem tamamlanıyor”

TUZLA BELEDİYESİ VE İSKİ UYUYOR MU?
İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği’ne göre çiftliğin bulunduğu Ömerli Havzasındaki Değirmen Dere de mutlak koruma altına alınan dereler arasındadır.
Bu yönetmeliğin hükümlerine göre mutlak koruma alanlarına -mezarlıklar dahil- hiç bir yapı yapılamaz, işletme kurulamaz. Yani Topbaş’ın kuzenleri sadece imar Kanunu değil, Çevre Kanunu da ayaklar altına alıyorlar, ancak Başkanı bizzat Kadir Topbaş olan İSKİ bu duruma sessiz kalıyor...
Beldelerin kapanmasının ardından Tuzla Belediyesi’nin sorumluluğuna giren bu kaçak binalar hiç yıkıma uğramadan bitirildi.
Tuzla Belediyesi işbaşına geldiği 6 aydan beri durumu seyrediyor. Dere yatağında ve kaçak olduğu aşikâr, hakkında tutanaklar tutulmuş, yıkım kararı olan bu binalara seyirci kalıyor.
HAMİLİ KART SAHİBİ KİMİN YAKINI
Çok açıktır ki, arkasında siyasi gücü olmayan hiç kimse “işleri bu kadar yoluna” koyamaz. Hukuku ayaklar altına alan, yıkım senaryoları düzenleyen kişilerin bu cesareti, cür’eti, bu “bize bir şey olmaz” tavrını nereden aldıkları çok açıktır.
Topbaş’ın herşey bu kadar açıkken hala yaptığı açıklamalar durumu net olarak ortaya koyuyor.


http://www.birgun.net/actuel_index.p...h=09&year=2009

Topbas ne zaman dogru konustuki