• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4

    Hrant dink ödülü sahibi alper görmüş:‘bir halt etme korkusuyla yaşıyorum

    Ödülü aldığımı öğrendiğim ilk günden itibaren, günün birinde, “Bu adama bir zamanlar Hrant Dink ödülü verilmemiş miydi?” sorusunu haklı çıkaracak bir halt etme korkusuyla yaşıyorum
    Uluslararası Hrant Dink Vakfı, bu yıldan itibaren her yıl, Hrant Dink'in doğum günü olan 15 Eylül'de, Uluslararası Hrant Dink Ödülü verecek. Ödül, ayrımcılıktan, ırkçılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna bireysel risk alan, ezber bozan, barışın dilini kullanan, bunları yaparken, insanlara mücadeleye devam etme yolunda ilham ve umut veren kişilere veriliyor.
    Bu yıl ilki düzenlenen Uluslararası Hrant Dink Ödülü gazeteci - yazar Alper Görmüş ve gazeteci yazar Amira Hass’a verildi. Ödül töreninden sonra Alper Görmüş ile hem ödülü hem de Türkiye’yi konuştuk.



    »Uluslararası Hrant Dink Ödülleri’nden ilki sizin oldu… Duygularınız neler?
    Ödül törenindeki konuşmamda da söylediğim gibi sevinç ve tedirginlik karışımı bir duyguya sahibim. "Sevinç" kısmının izaha muhtaç olmadığı açık, fakat ‘tedirginlik’ kısmı için birkaç şey söylemek isterim... Hrant Dink büyük bir mücadele adamıydı. Dolayısıyla onun hatırasını yaşatmak üzere oluşturulmuş bir ödülü kazanmak, insanın omuzlarına büyük bir ağırlık yüklüyor. Ödülü aldığımı öğrendiğim ilk günden itibaren, günün birinde, “Bu adama bir zamanlar Hrant Dink ödülü verilmemiş miydi?” sorusunu haklı çıkaracak bir halt etme korkusuyla yaşıyorum. Kendimle güvensem de, bu korkudan tümüyle kurtulabileceğimi hiç sanmıyorum.

    »Bu ödülü hak etmediğinizi yazan yazar da oldu. Peki, siz bu ödülü gerçekten hak ettiniz mi?
    Bunu takdir etmek bana düşmez.

    »Hiç böyle bir ödül alacağınız aklınıza gelir miydi?
    Hayır.

    »Peki, bu ödül hayatınızda neleri değiştirecek?
    Hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Kalabalıklardan uzak, basit ve yavaş bir hayat sürüyorum. Öyle de devam edeceğim.

    »Ödülü kazanan diğer bir gazeteci de, İsrail'in Haaretz gazetesi muhabiri Amira Hass... Hass, “Çünkü bizim 301. maddemiz yok. İstediğimiz gibi özgürce yazabiliyoruz, istediğimizle görüşebiliyoruz’’ dedi… Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
    İsrail demokrasisi birçok yönüyle Amerikan demokrasisine benziyor. Ülke içinde ifade özgürlüğü genişçe uygulanıyor, fakat bu, yöneticiler tarafından ülke dışında uygulanan savaşçı siyasetlerin etkisini azaltmak için kullanılabiliyor. Bence günümüzde bir ülkenin demokrasisini değerlendirirken sadece kadim demokratik değerlerin ülke içindeki uygulanma biçimine bakmakla yetinmemeliyiz.

    »Peki, siz bazı yazarların tabiriyle gerçekten medyaya akıl mı veriyorsunuz?
    Hiç böyle bir iddiam yok. Bir dönem üniversitede verdiğim "haber analizi" derslerinin bir devamı olarak başladım bu işe. Ne kadar varsa o bilgiyle ve tecrübeyle hepimiz için daha iyi olacak bir medya ortamının yaratılması için gayret sarf ediyorum.

    »Nokta’dan istifanıza neden olan haberi ve durumu şimdi nasıl “analiz” ediyorsunuz?
    Nokta'nın haberi, eski Ermeni patriği Kalustyan'la eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan'ın anne bir-baba ayrı kardeş oldukları iddiasından ibaretti. Haber esas olarak Almanya Ermeni Cemaati lideri Karekin Bekçiyan'ın sözlerine dayanıyordu.
    Bekçiyan, Aktüel'in teybine iki kez, bunu kendisine ölümünden önce bizzat Kalustyan'ın söylediğini belirtmişti o söyleşilerde. Bunun teyidi için yapılması gereken bir şey daha vardı, fakat biz onu gerçekleştirmeden haberi kullandık. Neticede haber tekzip edildi. Karekin Bekçiyan, yayından sonra bir kez daha haberimizin doğru olduğunu iletti bize. Aynı şeyi Hrant Dink’de söyledi bana; aslına bakarsanız bugün Ermeni cemaatinin neredeyse tamamı bu haberin doğru olduğuna inanıyor. Fakat ben yaptığımız eksik gazetecilikten dolayı işin sorumluluğunu yüklenerek istifa ettim. Hatamı hiçbir zaman gizlemedim, o kadar ki bu haberi bir örnek olay olarak Bilgi Üniversitesi'ndeki öğrencilerime anlattım, hatta sınavda soru olarak sordum.
    İstifamdan sonra Haluk Şahin bana şaka yollu "Böyle durumlarda yayın yönetmeni istifa etmez, haberi yapan muhabir atılır, mesele de kapatılır" demişti. Böyle çok örnek var hakikaten.
    »‘Kürt Açılımı’ hakkında düşünceleriniz neler? Destekliyor musunuz?
    Destekliyorum tabii ki. Türkiye’deki solcuların, demokratların görevlerinin de hükümeti cesaretlendirmek ve yalpaladığı noktalarda eleştirmek olduğuna inanıyorum.

    »Gidişatı nasıl görüyorsunuz?
    Ben, Türkiye’de demokrasinin önündeki en temel engelin “askeri vesayet” olduğuna inanan bir gazeteciyim. Dolayısıyla buralardaki kırılmaları son derece hayırlı buluyorum. Türkiye demokrasisi kendisine has ağırlıklardan kurtulmanın sancılarını yaşıyor. Mevcut iktidar, parlamenter sol muhalefetin giderek otoriter-totaliter bir arzu içine girmesinin de etkisiyle bu işin sahibi olarak göründü bugüne kadar. Fakat yavaş yavaş onun nefesinin yetmeyeceği noktalara geliyoruz. Düzgün bir sol-demokrat alternatifin yaratılması, acil bir gereklilik olarak duruyor karşımızda.

    »Bazı yazarlar tasfiye olacak gazetecileri açıklanıyor... sizin “şu tasfiye olacak” dediğiniz gazeteciler var mı?
    Türkiye demokratlaşma yönünde gelişirse tabii medya da bundan nasibini alır. Tam tersi yönde gelişirse bu kez de süreç tersinden işler. Yani her durumda birileri tasfiye olacak. Burada önemli olan şudur: Bunu toplum tayin etmelidir

    »Bugünkü gazeteciliği nasıl buluyorsunuz?
    ‘Muhalif’ denen basın da sorunlu ‘yandaş’ denen basın da... ‘Muhalif’ basın muhalefeti sık sık demokrasi dışı arayışlara kapı aralayacak noktalara kayıyor. Buna itiraz eden basın kesiminin de iktidarla ilişkilerinde ciddi sorunlar var. Her iki kesim de bağımsız, eleştirel gazetecilikten çok uzakta bugün.

    »Ödüllü bir gazeteci-yazar olarak, gazeteci olmak isteyen gençlere neler önerirsiniz?
    Ödüllü bir gazeteci olarak değil, gazeteci olarak konuşmak isterim: Gazetecilik hakikati arama mesleği. Özü bu. Dolayısıyla mesleği bir "oyalama-eğlendirme" aracı olarak yeniden kurgulamak isteyenlerin propagandalarından uzak dursunlar.

    »Peki, bundan sonraki projeleriniz neler?
    Yazı yazmaya devam edeceğim. Esas alanım da ‘medya eleştirisi’ olmaya devam edecek.

    ***

    Alper Görmüş kimdir?
    Gazetecİ - Yazar 21 Kasım 1952’de Kars’ta doğdu. Haydarpaşa Lisesi’nde parasız yatılı okudu. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun oldu. 1977-80 arasında Aydınlık gazetesinde çalıştı. Gazete 12 Eylül Darbesinde kapatılınca 1986’ya kadar çiçekçilik, halıcılık, muhasebecilik, kitapçılık, elektrik malzemesi satıcılığı gibi işlerle uğraştı. Anabritanica’nın çıktığı dönemlerde redaktörlük yaptı.
    1986’da Nokta’ya girdi. Aktüel dergisine geçti. 1995’te dergideki bir haberde “terör örgütünün propagandasını yapma” suçundan 3 ay cezaevinde yattı. Ahmet Altan döneminde kısa süreli bir Güneş Gazetesi deneyimi oldu. Daha sonra Yeni Şafak’ta Kürşat Bumin’le birlikte “Medyakronik” köşesini hazırladı.
    Temmuz 2006’da Nokta Dergisi’nin genel yayın yönetmeni oldu. Burada yayınladığı “darbe günlükleri” haberi nedeniyle Özden Örnek tarafından açılan hakaret davasından 11 Nisan 2008 yılında beraat etti. Halen Taraf Gazetesinde medya eleştirileri yazmaktadır.


    http://www.birgun.net/report_index.p...onth=09&day=20


    Alper görmüşü cesur gazeteciliginden dolayı kutlamak gerekir.Ülkeyi "babasının malı" zannedenlerin aslında ne denli kirli ilişkiler içinde olduklarını,"vatanseverlik" kisvesini de bu kirli ilişkileri örtmek için kullandıklarını yaptığı haberlerle ortaya çıkarmıştır.

    Sistem kendini koruyan "kapıkulu" askerlerini de oluşturdu.Torpile laf atıp torpille işe giren,rüşveti kınayıp rüşvet alan v.b
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  2. #2
    Sipahi_k adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2008
    Mesajlar
    575
    Karizma Gücü
    5
    1977-80 arasında Aydınlık gazetesinde çalıştı.

    1986’da Nokta’ya girdi. Aktüel dergisine geçti.

    1995’te dergideki bir haberde “terör örgütünün propagandasını yapma” suçundan 3 ay cezaevinde yattı.

    Ahmet Altan döneminde kısa süreli bir Güneş Gazetesi deneyimi oldu.

    Daha sonra Yeni Şafak’ta Kürşat Bumin’le birlikte “Medyakronik” köşesini hazırladı.

    Temmuz 2006’da Nokta Dergisi’nin genel yayın yönetmeni oldu.

    Halen Taraf Gazetesinde medya eleştirileri yazmaktadır.
    Aydinlik.. Nokta.. Aktuel.. Yeni Safak ve Taraf.....

    Cizgiye bak!

    Adama tabii ki verirler odulu.

    Buna gazetecilik degil, Hizmet odulu denir!
    Haci Bektas Veli
    Mecliste arif ol kelamı dinle
    El iki söylerse sen birin söyle
    Elinden geldikçe iyilik eyle
    Hatıra dokunup yıkıcı olma

    Karacaoglan

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Polis, 'rozet kaybetme' korkusuyla tedaviden kaçıyor
    2006 Konuları bölümünde dana22 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 27.02.06, 09:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •