KONUMUZ sel bu defa. Çünkü yaşananlar sadece beyaz yakalıları değil, yakalı yakasız herkesi ilgilendirmekte. Yağmur yağdı, sel geldi, 30’dan fazla insan öldü. Bu doğa olayının afete dönüşmesinde, olayın kısa zamandaki ani ve büyük etkisi kadar, organize olmaktan ve bilimsellikten uzak toplumsal yaşayış düzenimizin etkisi kocaman! RTE’nin hamleleri sonucu, TÜBİTAK’tan uzaklaş(tırıl)an Cemal Hoca 3 Eylül’deki yazışma grubunda yazdıklarıyla, 8 Eylül’de olacakları uyardı. Bilimsellik der ki, Cemal Hoca bunu tahmin ediyorsa, Meteroloji olacakları haydi haydi bilir!
Gelelim dünyanın başka bir yerine; Küba’ya!
2005 Katrina Kasırgası adayı vurmadan önce 1.5 milyon insan (toplam nüfusun yaklaşık yüzde 14’ü) riskli bölgeden tahliye edildi. Binlerce konut yok oldu ama can kaybı olmadı. Tahliye olanların temel ihtiyaçları karşılandı ve kayıpları da devlet güvencesindeydi. ABD hükümeti de bizimkilere benzer bir önlem almıştı, New Orleans’ın, ABD’nin göreceli daha fakir ve siyah renklilerinin yaşadığı bu şehire, “kasırga geliyor, kaçın” demekten başka bir şey yapmadı.
2010 Dünya Başkenti’nde olanlar ABD’de olanlardan farklı değildi; işine giderken yağmura yolda yakalanıp ölenler veya ekmek teknesi TIR’ında uyurken sele yakalananlar… Hayatta kalanlar da, kayıplarının telafisi için sigorta şirketlerinin insafına bırakıldı.
Peki mikrofon tutulan bazı afetzedelerin dediklerine ne demeli?
- Sizce bu olanların sebebi nedir ?
- Allah’ın takdiri!
Bilimin, akılcılığın, toplumculuğun ve insan yararının değil, yağmanın, kaderciliğin, akıl tutulmasının tam da düzeni budur.