Birleşmiş Milletler UNESCO örgütünün başında bugün bir Türk oturuyor olabilirdi.
Uluslararası saygınlığın nirengi noktalarından biri sayılan bu koltuğu basiret yoksunluğu kaybettirmiştir!
İktidar, Mısır’ın eski Kültür Bakanı Faruk Hüsnü’ye söz verdiği için, seçilmesi Amerika tarafından neredeyse garanti edilen Zülfü Livaneli’yi aday göstermemiştir.
Ama bu fedakârlık da işe yaramamıştır.
Dün yapılan oylamada UNESCO Genel Direktörlüğü’ne Mısırlı Faruk Hüsnü değil Bulgaristan adayı İrina Bokova seçilmiştir.
Demokratik bir ülkede böylesine önemli kayıpların hesabı sorulur ve bedeli ödetilir.
Çünkü bu olayda siyasi iktidar yetkisini aşmıştır.
Türkiye’ye kazandırılması neredeyse garanti olan böylesine önemli bir temsil görevini başka bir ülkenin yararına reddetmek, hangi seviyede alınmış bir karardır?
Hükümet kimin malını kime ikram ediyor?
Ülkeye saygınlık getirecek bir fırsat hangi nedenle feda ediliyor?
Kurtarıcı aday Livaneli
Dışişleri Bakanı hesabını vermek zorundadır.
UNESCO Genel Direktörlüğü’ne bir Türk’ün seçilmesi şansı nasıl doğdu, nasıl kaçırıldı; acı bir hikâyedir.
Dört yılda bir yenilenen seçimin zamanı idi. Bu görevin coğrafi ve kültürel bloklara dönüşümlü olarak verilmesi yönünde bir gelenek vardır ve sıra Müslüman ülkelere gelmişti.
Eski Kültür Bakanı Faruk Hüsnü’yü Mısır aday gösterdi. Fakat bu kişinin sicili talip olduğu görevin sorumluluğunu taşımaya izin veremezdi. Çünkü geçen yıl adayın “Mısır’daki İsrail kitapları yakılmalı” diye konuştuğu ortaya çıkmıştı.
UNESCO gibi evrensel bir kültür zemini kitap yakmaktan söz eden bir adamı örgütün başına geçiremezdi. Nitekim önemli aydınlar bayrağı açtılar.
Amerikan diplomasisi, tıkanıklığı giderecek bir projeyi işler hale soktu:
13 yıldan beri UNESCO’da iyiniyet elçisi olan ve Genel Direktör Danışmanlığı yapan Zülfü Livaneli örgütün başına getirilmeliydi.
Livaneli Müslüman bir ülkeden geldiği için hem nöbet değişimi geleneğine zarar vermeyecek, hem de ününü hak etmiş bir kültür adamı olarak makamı onurlandıracaktı.
Sadece Türkiye kaybetti
Amerikan hariciyesinin Ankara’da müjde gibi karşılanmasını beklediği öneri buz gibi bir duvara çarptı:
T. C. Hükümeti söz verdiği için Mısır adayını desteklemekten vazgeçmeyecekti.
Dün yapılan oylamada Türkiye, İslâm ülkeleri ile beraber ve Arapların yanında Mısırlı’yı seçtirmek için kahramanca (!) mücadele sergiledi. Ama başarılı olamadı.
Zülfü Livaneli üzerinden yaptığı fedakârlığın karşılığını alamadığı gibi UNESCO’nun dönüşümlü seçim geleneğine de zarar verdi.
Çünkü “kitap yakmaya hazır” adayın alternatifi olan Bulgaristan adayı bir anda kurtarıcı kimliğine kavuştu ve yeterli oyu topladı.
Türkiye, kazanacağı bir seçimi Livaneli’yi aday göstermediği için kaybetmekle kalmamıştır.
“Kitap yakarım” diyen bir adayı seçtireceğim diye çırpındığı için uğradığı kayıp ve işlediği ayıp daha ağırdır, daha onur kırıcıdır.
Seçimi kazanan Bulgar adayın adı Bokova.
Kader sanki muzip bir oyun oynadı!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla