• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4

    "En Büyük Ağalar Korucubaşları"

    Dr. İsmail Beşikçi, Genelkurmay Başkanı'nın Başbuğ'un "Temel sorunlardan biri halkımızın siyaset, terör ağalarından kurtarılması" sözleri üzerine, "Ağalar, beyler, şeyhler, aşiret reislerini destekleyen her zaman devlet olmuştur. Koruculukla bu kurumları ayakta tutan yine devlet, ordudur" dedi.





    Dr. İsmail Beşikçi*, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un "ağalık" üzerine sözlerini yorumladı ve bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki en büyük ağaların korucubaşları olduğunu vurguladı.
    bianet'in sorularını yanıtlayan Beşikçi'nin saptamaları şöyle.
    Devlet ağaları hep destekledi: Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ağalarla, beylerle, şeyhlerle, aşiret reisleriyle ilişki kuran, bu kurumları destekleyen her zaman devlet olmuştur. Çünkü bu kişiler ve kurumlar aracılığıyla, Kürtlerdeki milli hareketi kolaylıkla frenleyebilmekte, halk desteğini engelleyebilmektedir.
    Koruculuk: 1985'te koruculuğun organize edilmesiyle, bu kurumlara can veren, bu kurumları ayakta tutan yine devlet olmuştur, ordu olmuştur. Bugün en büyük ağalar korucubaşlarıdır. Devlet ve ordu onları, onlar da devleti ve orduyu desteklemektedir.
    Korucular ve aşiretlerle devletin bütün makamlarıyla görüşebildi: 1990'ların sonlarını düşünelim. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, belediyelerinin sorunlarını konuşmak isteyen Halkın Demokrasi Partisi'nden (HADEP) belediye başkanlarına randevu vermiyordu. Ama korucubaşları, aşiret reisleri Genelkurmay, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık dahil devlerin bütün makamlarıyla görüşebiliyorlardı.
    Ağalar savaşta devletin yanında: Son Kürt savaşının bu kadar uzun sürmesinin önemli bir nedeni, savaşı yoksul Kürt halk kesimlerinin sürdürüyor olmasıdır. Savaşta ağaların, beylerin, aşiret reislerinin, şeyhlerin yer almıyor olmasıdır. Onlar koruculuk kurumu vasıtasıyla, devletin ve ordunun yanında yer almaktadır.

    Başbuğ ne demişti?

    Başbuğ, Şeker (Ramazan) Bayramı dolayısıyla 21 Eylül'de gittiği Mardin'deki Sınırtepe Karakolu'nda şu sözleri söylemişti:
    "Özellikle bu bölgedeki insanlarımız, vatandaşlarımız, Doğu Anadolu dahil olmak üzere ağalardan çekti. Bugün bu noktalardaysak, altında yatan temel nedenlerin bir tanesi bu. Bu zamanın ağalarından çeken insanlarımız, siyaset ağalarından terör ağalarından mustarip. Esas temel sorunlardan bir tanesi de, bu halkımızın siyasetin ağalarından, terör ağalarından kurtarılması."


    Kaynak

    Yavru yılanı besleyip büyüttükten sonra şikayetçi olmak amma da komik oluyor.Ağalar(Özelinde korucular) sürekli devlet tarafından korunup kollanmıştır.Çünkü feodal yapı devletin yüce aklına tam da oturuyordu.Yıllar sonra koflaşmış sistemden şikayet edilmesi doğaldır.Yıllardır bu söyleyenlerin günahı neydi ?
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Konu ile alakalı olduğunu düşündüğüm bir yazı eklemek istiyorum.

    KORUYUCULARA YÖNELİK PROPAGANDALAR

    MARDİN'in Mazıdağı İlçesi'ne bağlı Bilge Köyü'nde meydana 44 kişinin acımazsızca katledildiği saldırının ardından koruculuk sisteminin yeniden gündeme gelmesi ve ‘kaldırılması' tartışmaları Türkiye'nin öne çıkan yeni gündemi olmuştur.

    44 kişinin hayatını kaybettiği saldırı elbette tüm Türkiye'nin yüreğinde derin bir acı oluşturmuştur. Katliama devletin PKK'ya karşı mücadelede görevlendirdiği ‘koruyucu' adının ve silahlarının karışması ise acının durumunu daha farklı bir boyuta getirmiştir.

    Koruyuculuk sistemini tartışmaya açabilmek amacıyla pusuda bekleyenler için 44 kişinin hayatını kaybettiği katliam bir fırsat olmuştur.

    Türkiye'deki ‘Koruyuculuk sistemine' en çok karşı çıkan PKK terör örgütü ve yandaşlarıdır. Çünkü devletinin yanında, milletinin bölünmez bütünlüğü için mücadelelerini sürdüren koruyucular, bölgenin doğal refleksi durumundadır.

    Çoğu Kürt kökenli vatandaşlarımızdan oluşan bu koruyuculuk sistemi, PKK'nın askerimizden, polisimizden daha çok alerji duyduğu sistemdir. Çünkü Kürtçülük adına terör yaratan örgüte karşı, askerimizin yanında Kürt kökenli vatandaşlarımızın büyük bir desteği söz konusudur.

    Kürt kökenli binlerce koruyucunun ve bu koruyuculara bulaşan aşiretlerin PKK'ya karşı mücadele etmesi ve PKK'ya geçit vermemesi, terör örgütünün birçok sinsi tezgâhını ve propagandasını zafiyete uğrattığından hedeflerine koruyuculuk sistemini almaları gayet doğal görülmektedir.

    PKK'nın siyasi kanadı olmayı misyon edinmiş DTP'nin sıfır oy aldığı MARDİN'in Mazıdağı İlçesi'ne bağlı Bilge Köyü'ne ziyaret gerçekleştirerek, koruyuculuk sistemini eleştirmesi ve katliamın acısını bile PKK'nın taleplerine yönelik bir propagandaya çevirmeye çalışması niyetlerini gözler önüne sermektedir.

    DTP Genel Başkanı Ahmet Türk "Devletin silahını alanlar kendini devletin yerine koyarsa böyle vahim sonuçlar doğar. Koruculuk sistemi devlet güvenlik güçlerinin yerini asla tutamaz" sözleri ile tartışmaya açılan koruyuculuk sistemine göndermelerde bulunurken, savunduğu terör örgütünün çoluk- çocuk, genç-ihtiyar demeden on binlerce masum bölge insanını, askerimizi, polisimizi, koruyucuları öldürmesini de gayet doğal gören bir duruşun sahibidir.

    Koruyuculuk sistemi içinde hata yapan koruyucuların hatasını genelleme bir hale getirerek koruyucuların etkinliğini kırmaya çalışan bölücü zihniyet, bölgede kendilerine alan açmaya çalışmaktadır.

    Türk askerinin yanında yiğitçe mücadele eden koruyucular, PKK için bu manada rahatsızlık vermektedir.

    PKK'nın siyasi alandaki savunucusu DTP'den hiç kimsenin katliama kurban giden 44 kişiye üzüldüğünü sanmıyorum.

    Çünkü savundukları terör örgütü PKK'nın başındaki ALÇAK, Güneydoğu Bölgesi'nde kendisine destek vermeyenler için "HEP'e destek vermeyen Kürdün tavuğuna kadar öldürün" ve "Otoritemizi kabul etmeyenlerin evdeki faresine kadar başını ezin, göçertin. O topraklarda tarafsız kimse olmaz, ya bizdendir yada düşman" şeklinde talimatlar vererek, PKK'ya katliamlar yaptırmıştır.

    Bu mantıkla baktığımızda, DTP'nin kendisine bir oy vermemiş bu köydeki katliama üzüntü duyması mümkün değildir. Bilge köyünü ziyaret eden heyet içinde bulunan DTP'li Sırrı Sakık'ın gözyaşları dökmesi de timsah gözyaşlarından başka bir şey değildir.

    Bölgedeki Kürt kökenli vatandaşlarımıza şirin gözükmeye çalışmanın en sahte pozudur o...

    DTP'li heyetin Bilge köyü ziyareti tartışmaya açılan koruyuculuk sistemine katkıda bulunmaktan başka bir şey değildir. Yoksa kim ölmüş, kim yetim, kim öksüz kalmış umurlarında değildir.

    Şimdilerde Milliyet Gazetesi'nden Hasan Cemal'in yaptığı söyleşilerle ‘demokrasi ve özgürlük kahramanı' gibi takdim ettiği, PKK'nın önde gelen alçaklarından Murat Karayılan, geçtiğimiz yıllarda koruyuculuk sistemine "Koruculuk, Kürdistan tarihinde kara bir lekedir" şeklinde tepki gösteriyor ve devamında "Bu kritik ve hassas süreçte Kürt özgürlük hareketine karşı yine saldırıda bulunanlar artık affedilmeyecek ve ailesi üzerinde kara bir leke oluşturacaktır. Biz affetsek bile önümüzdeki nesiller onları affetmeyecektir. Bunun için kimse alnına kara leke sürmesin." Sözleri ile devletinin yanında yeralan koruyucuları açıkça tehdit ediyordu.

    Koruyuculuk sistemini kaldırmak için tartışma yaratanlara bu sözler referans oluyor herhalde...

    Koruyuculuk sistemi içinde hata yapanlar varsa, onlar kanun çerçevesi içinde cezalandırılmalıdır. Hata yapanlar var diye, koruyuculuk sistemini kökten kaldırmaya çalışmak PKK'nın düşüncesine destek vermektir.

    Koruyuculuk sistemi üzerinde tartışmaları alevlendirenlere baktığımızda da hep bu çevreler olmaktadır.

    Koruyuculuk sistemi tamamen kaldırılsın ya da pasifize edilsin, PKK için o gün bayram olacaktır. Özel Harekât konusunda da koruyuculara yapılanlar gibi kampanya başlatılmış ve Özel Harekât bölgede genel manada pasifize edilmişti.

    PKK ile mücadele edilirken, PKK'nın rahatsız olduğu unsurları pasifize eden anlayış Türkiye'de çok ilginç bir şekilde itibar görmektedir.

    Koruyucuların PKK'ya karşı yiğitçe mücadele verip, askerin yanında şehit ve gazi olması bu ülke için fedakârlıktır. Devlet bu fedakârlığı görüp, koruyuculara her manada sahip çıkıp, onları PKK'nın propagandasını yapanlara karşı yem etmemelidir.

    Yıldıray Çiçek / Ortadoğu

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. neyi merak ediyoruz"""forum üyeleri hakkında"""" (arak konu :M)
    TF Üyeleri-TF Olayları-TF Ekseni bölümünde SlamDunk tarafından açılmış
    Yanıt: 26
    Son Mesaj: 18.07.05, 13:50

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •