‘Eğitim ortamlarında şiddetin önlenmesi’ gerekçesiyle her okulda sivil polislerin bulunması kararına ateş püsküren
Eğitim Sen Ankara 2 No’lu Şube yönetimi, bütün okulların birer ‘gözaltı hapishanesi’ olmasına izin vermeyeceğini açıkladı






Eğitim Sen Ankara 2 No’lu Şube Başkanı Tuğrul Culfa, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Ankara Emniyet Müdürlüğü arasında ‘Okul Polisi Projesi’ni hayata geçirmek üzere imzalanan protokolü değerlendirerek, ‘Okul bir karakoldur’ anlayışına dayalı bir uygulamaya imza atıldı” dedi.
Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ‘Eğitim ortamlarında şiddetin önlenmesi ve azaltılması’ gerekçesiyle bu protokolü hazırladığını ifade eden Culfa, “Bütün ülkeyi bir büyük gözaltı hapishanesi olarak gören bu zihniyetin, okullarda yapacağı uygulamaların eğitimle, çocuk psikolojisiyle ne kadar uyumlu olabileceği ortada” diye konuştu.
“Okulların karakola çevrilmesine ‘hayır’ diyoruz” diyen Culfa, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bu uygulamadan vazgeçmesini talep ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘HER ÖĞRENCİ SUÇLUDUR PROJESİ’
“Protokolde, ‘Okulda görev alacak polisler, okul bahçesi ve binası içerisindeki olaylar karşısında okul müdürünün koordinesinde, işbirliği içinde hareket edecekler’, ‘Okul Polisi olarak görev alacak personel için, okul idaresinin imkanları ölçüsünde fiziki ortam ve çalışma şartları sağlanacak’, ‘Okul polisi ile okul yöneticileri, öğretmenler ve diğer görevli personel arasında işbirliğinin geliştirilmesi için gerekli önlemler alınacak’ gibi maddeler temel görevi eğitim olan eğitim sorumlularını polisin yetkisi altındaki bir okulda onun emrindeki kuvvetler olarak görüyor. İnzibati tedbirlerle çözüm yaklaşımı yanlış. Çünkü bu yaklaşımla çocuklar suçlu ilan edilmiş olmuyor.”
Kalabalık sınıf mevcutlarının azaltılması ve atanamayan öğretmenlere istihdam sağlanması gerektiğini de belirten Culfa, okullara polis görevlendirmesi yerine şunların yapılmasını istedi:
“Yaşanılan sorunlar eğitim emekçileri, veli, öğrenci temsilcileri ve demokratik katılımcı bir anlayışla çözülebilir. Bu sürece psikologlar, sosyologlar ve eğitim bilimi uzmanları dahil edilmeli. Okullarda rehber öğretmen istihdamı artırılmalı.”

Yaramazlık yaparsan seni polis amcana veririm projesi
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün birlikte yürütecekleri ‘Okul Polisi’ projesinin protokolü geçtiğimiz günlerde imzalandı. Ankara Valisi Kemal Önal, polisin ağabey, baba, arkadaş gibi, dost olarak okullarda güvenliği sağlaması gerektiğini söyledi. Vali Önal, yaptığı konuşmada, ‘Okul Polisi’ uygulamasının 128 okulda pilot uygulama olarak başladığını belirterek, uygulamanın yaygınlaştırılarak bütün okulları kapsayacağını söyledi. “Polisin okulda ne işi var” gibi bazı kişilerin eleştirilerde bulunduğunu vurgulayan Vali Önal, çağdaş ülkelerde polisin her yerde olduğunu kaydetti.
Projeyle birlikte sivil kıyafetli polisler okul içerisinde öğrenciler arasında gezecek, konuşmalarını dinleyecek, özellikle demokrat öğrencileri takibe alabilecek.

Eğitim Sen Genel Başkanı ZÜBEYDE KIlIç:
YÖK, İlahiyat Fakülteleri’ne özendiriyor
Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, YÖK’ün Fen-Edebiyat ve İlahiyat Fakültesi öğrencilerine yüksek lisans yoluyla pedagojik formasyon verilmesi yerine, lisans öğretimi sırasında 2, 3 ve 4. sınıflardan itibaren formasyon derslerinin alınabileceği yönündeki kararını eleştirerek, “YÖK’ün son kararı, eğitim fakültelerini işlevsizleştirmenin yolunu açıyor” dedi.
Bu karara göre 2009-2010 öğretim yılından itibaren İstanbul, Marmara, Atatürk ve Uludağ üniversitelerinin Fen-Edebiyat Fakülteleri ve İlahiyat Fakültelerinde lisans öğretimi sırasında pedagojik formasyon dersleri verileceğini söyleyen Kılıç, şunları kaydetti:
“Bir yandan durmaksızın altyapısız, öğretim üyesiz ve öğrencisiz üniversiteler açıp bu üniversitelerde eğitim fakültelerini ve işsiz öğretmenler kitlesini genişleten zihniyet, diğer yandan da Fen-Edebiyat ve İlahiyat Fakültelerini Eğitim Fakülteleriyle aynı pozisyona getiriyor. Bu düzenleme, öğretmenlik mesleğinin ihtisas gerektiren bir meslek olduğu yönündeki tespitle zıt bir uygulamanın yolunu açıyor.”
Söz konusu fakültelerin mezunlarına tezsiz yüksek lisansla kazandırılan formasyonun, lisans evresine kaydırılmasının sıkıştırılmış eğitim anlayışının uzantısı olarak görüldüğünü ifade eden Kılıç, bu durumun eğitim fakültelerinin geri plana itilmesini gündeme getireceğini belirtti.
Uygulamanın İlahiyat Fakülteleri’ne özendirme amacı taşıdığını ifade eden Kılıç, “Son yıllarda kontenjanları hızla arttırılan fakültelere olan ilgiyi artırmanın yolu olarak, son aldığı bir kararla İlahiyat fakültelerinin kontenjanlarını yüzde 253 oranında arttırmış, 2009 yılında ise tüm diğer fakülteleri yine geride bırakarak yüzde 115’lik bir kontenjan artırımına gitmiştir” diye konuştu.

ÖDP Genel Başkanı ALPER TAŞ:
Okullar şirket, veliler müşteri değildir
Alper Taş, özelleştirmenin eğitimdeki sorunların başında geldiğini belirterek, “Okullar şirket, öğrenciler ve veliler müşteri değil” dedi. Taş şöyle konuştu:
“Eğitim, maddi gücü oranında bireylerin ulaşabildiği bir ayrıcalığa, yüksek kâr getirici işlevi olan bir yatırım alanına dönüştürüldü. Özellikle AKP döneminde doruğa ulaşmış olan piyasacı uygulamalarla devlet eğitimle ilgili kamusal sorumluluğundan yani herkese ayrım gözetmeksizin nitelikli ve parasız eğitimi sunma görevinden iyice sıyrıldı.
Bütçeden eğitime ayrılan pay günden güne düşerken, gelir dağılımındaki adaletsizlik, çalışan kesimlere yönelik vergi yükü devasa boyutlardayken, kayıt dışılığın alıp başını gittiği bir ortamda sermaye kesimine ciddi bir vergi uygulanmıyor, eğitime ayrılacak kaynağın olmadığı tezi öne sürülerek eğitimin faturası halka çıkarılıyor. Eğitimin piyasalaştırılmasına son verilmeli. Eğitim herkes için eşit ve parasız olmalı. Eğitime bütçeden daha çok pay ayrılmalı, kamunun kaynakları sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda değil, tüm toplumun insanca yaşam olanaklarını gerçekleştirmek için kullanılmalı.” Gizem Tılıç

‘Hükümet eğitime yeterince pay ayırmıyor’
Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı, yeni eğitim öğretim yılında da Türkiye’deki eğitim sorunlarının değişmediğini söyleyerek, “önümüzdeki yıllarda da bol ‘sıfır çeken’ öğrenciler konuşulmaya devam edilecek” dedi. Avcı, şöyle konuştu: “Bu eğitim dönemi de tartışmalı YÖK kararları, taşımalı eğitim, meslek liseleri, öğretmen maaşları, sözleşmeli öğretmen atamaları, tayin ve kayıt çilesi, haksız atama ve görevde yükselmeler, düşük zamlar, kırtasiye yardımları ve kadrolaşma tartışmaları gibi yüzlerce çözümlenemeyen sorunlarıyla birlikte başladı.”
2010 için belirlenen yüzde 2,5’luk zamma da değinen Gürkan Avcı, şöyle devam etti:
“Öğretmenleri açlık ve yoksulluk sınırında seyreden ücretlerin reva görüldüğü bir ülkede mesleklerini yapıyor. Ay sonunu nasıl getireceğini hesaplayan öğretmenin kıvranışını görmezlikten gelen hükümetin üyelerini, bu halleriyle Walt Disney’in çizgi kahramanı ‘Varyemez Amca’ya benzetiyor, eğitime yüksek oranlarda bütçe ve eğitim çalışanlarına insan onuruna uygun ücret vermelerini istiyoruz.”


http://www.birgun.net/actuel_index.p...onth=09&day=25

"Korku hakimiyeti" anlayışıyla insanlar kontrol edilmez bilakis büyük tahriklere kapı açılır.Her insanın başına polis dikilecegi günler yakındadır.

Milli egitimin temel egitim sorunları üzerine duracagına "kutsal devlet" kafasıyla "daha çok güvenlik daha çok disiplin" anlayışıyla korku bölgeleri yaratılıyor.