• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    Uye elbistanli46 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-09-2008
    Mesajlar
    6,329
    Karizma Gücü
    5

    Türkiye'yi yerin dibine soktu!

    Yurt dışında karalama’ bir AKP geleneği oldu
    AKP’nin ‘yurt dışında Türkiye’yi karalama’ geleneğine, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da en üst perdeden katıldı. ABD’deki Harvard Üniversitesi John F. Kennedy Yönetim Okulunda konferans veren Bağış, önce uzun uzun Avrupa Birliği’ni (AB) övdü, ardından da kendi ülkesi Türkiye’yi inanılmaz ifadelerle kötüledi.



    Demokratik sorun yaşıyorlarmış!
    İŞTE Bağış’tan inciler: AB, tarihin en önemli siyasi barış projelerinden biri... Avrupa’yı Avrupa yapan çeşitliliktir. Türkiye’de demokratik sorun yaşayan grup ve bireyler var. Çocuklarına istedikleri isimleri koyamadılar, istedikleri dili konuşamadılar, istedikleri kitapları okuyamadılar. ‘Eşit vatandaş’ hissettirecek yasal düzenlemelere gitmek gerekiyor.




    AKP’LİLER BUNU HEP YAPIYOR
    İktidarın etkili isimleri, özellikle yurt dışında Türkiye aleyhinde konuşmadan duramıyor...



    Babacan tarihe geçmişti
    Ülkesini Avrupa’ya şikayet eden ilk Dışişleri Bakanı olarak tarihe geçen Ali Babacan, AP’de ülkesini karalamış, Türkiye’de Müslüman çoğunluğun da ’dini özgürlük sorunu’yaşadığını iddia etmişti.




    Fırat’ın Atatürk alerjisi!
    Dengir Mir Mehmet Fırat, New York Times’a verdiği demeçte Atatürk devrimlerine dil uzatmıştı: Topluma travma yaşatıldı. Bir gecede kıyafetlerini ve dillerini değiştirmeleri söylendi.




    AB’ye övgü yağdırırken Türkiye’yi yerdi
    Devlet Bakanı Egemen Bağış, Türkiye’de bazı grupların dillerini kullanamadığını, istediği kitapları okuyamadığını iddia etti




    AKP’liler yurt dışında Türkiye’yi şikayet etme geleneğini devam ettiyor. Başbakan Yandımcısı Ali Babacan ve AKP eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat‘ın ardından, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da benzer söylemlere imza attı. ABD’deki Harvard Üniversitesi John F. Kennedy Yönetim Okulunda konferans veren Bağış, önce Avrupa birliğini övdü, ardından da Türkiye’yi yerin dibine soktu.
    AB’nin, tarihin en önemli barış projelerinden biri olduğunu iddia eden Bağış “Ancak henüz tamamlanmayan bu sürec Türkiye’nin üyeliğiyle tamamlanacak” dedi. Ankara’nın AB üyeliğinin 1,5 milyarlık Müslüman dünyası tarafından yakından takip edildiğini öne süren Bağış şöyle devam etti: AB başından beri siyasi barış projesi olarak tasarlandı. “Muhafazakar bir birlik” ya da “Hristiyan kulübü” olarak ortaya çıkmadı. Avrupa’yı bugünkü Avrupa yapan çeşitliliktir.




    Vazgeçmeyiz kararlıyız
    Konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Bağış, Fransa’nın başını çektiği bazı ülkelerin Türkiye’nin AB üyeliğine olumsuz bakışına dair bir soru üzerine, müzakerelerin, aralarında Fransa ve Almanya’nın da yer aldığı AB ülkelerinin oy birliğiyle aldığı kararla başladığını anımsatarak şöyle devam etti: “Bu demektir ki katılım müzakerelerine devam etmek Türkiye’nin yasal hakkı. Evet, bazen problemler çıkarıp, bazı fasılları bloke etmeye çalışabilirler ama Türkiye’yi pes ettiremezler. Sizi temin ederim ki Türkiye’yi AB arzusundan vazgeçirmeye yönelik hem iç hem dışta önümüze konulan zorluklara rağmen pes etmeyeceğiz. Kararlıyız, arzuluyuz ve sabırlıyız”




    Memnuniyetle açarız
    Kıbrıs’a dair bir soru üzerine Bağış, “Eğer herhangi bir Avrupa ülkesi ya da ABD, Kıbrıslı Türklerle doğrudan ticarete başlarsa, biz de limanlarımızı ve havaalanlarımızı Rum gemi ve uçaklarına memnuniyetle açarız” dedi.
    Demokratik açılım konusundaki bir soru üzerine de “Türkiye’de biliyoruz ki demokratik haklardan kaynaklanan sorunlar yaşayan bazı grup ya da bireyler var. Türkiye’de geçmişte maalesef çocuklarına istedikleri ismi koyamayan, kendi ailelerinde istedikleri dili konuşamayan, istedikleri kitapları okuyamayan insanlar oldu” diyen Bağış, ülkedeki herkesin, etnisitelerine, dinlerine ya da siyasi görüşlerine bakılmadan, kendilerini Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit birer vatandaşı olarak hissetmeleri ve Türkiye Cumhuriyetini kendi vatanları olarak görmelerini sağlayacak yasal düzenlemelere gitmeleri gerektiğini belirtti.







    Dışarıda şikayet gelenek oldu



    Müslümanların da sorunları var
    Ali Babacan da Dışişleri Bakanlığı görevini yürüttüğü dönemde Türkiye’yi AB’ye şikayet etmişti. Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi üyelerine hitaben yaptığı konuşmada “Türkiye’de Müslüman çoğunluğun sorunlar yaşadığını” iddia etmişti. Babacan şunları kaydetmişti: “Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor. Türkiye’de son dönemde laiklik eksenli bir tartışma yaşanıyor. Bizim laiklik tanımımız çok açık: Din ve devlet işlerinin açık şekilde birbirinden ayrılması. Devletin de bireylerin dininin gereğini yerine getirmesine müdahale etmemesi. Burada farklı inançtakiler de dinsizler de bu özgürlük ortamından faydalanabilmeliler”



    Devrimleri hedef aldı
    AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ise New York Times gazetesinden Sabrine Travernise‘e yaptığı açıklamalarla tartışma yaratmıştı. Büyük Önder Atatürk‘ü ve devrimlerini eleştiren Fırat, devrimleri bir travma olarak nitelendirdi. Fırat özetle şunları kaydetmişti: “Her devrim gibi Atatürk devrimleri de toplumda bir travma yaratmıştır. Çünkü bir gece önce eski Türkçe yazı TBMM’de lağvedilerek Latin alfabesi getirilmiştir. Bu devrimdir. Toplumda okuma-yazma oranı sıfıra düşmüştür. Latin alfabesi, bilmeyenler için öyledir. Bu bir sosyal, tarihsel tespittir. Bunu değerlendirirken devrimin iyi veya kötü oluşu konusunda herhangi bir söylem yoktur orada... Türk toplumuna travma yaşatıldı. Bir gecede kıyafetlerini ve dillerini değiştirmeleri söylendi. Dinsel yolları dağıtıldı”.


    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ha....php?hit=23609

    AKP bunu hep yapiyor. içerde kükrer ama disarida kuzu gibi.
    [COLOR="Purple"][FONT="Arial Narrow"][I]Muhammed miraç'a vardığı gece,
    Kapıda gördüğü Aslandır Ali..Sen Alisin güzel şah...[/I][/FONT][/COLOR]



    [B][COLOR="Red"]Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA GİDİCİ[/COLOR][/B]

  2. #2
    nadogma adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-08-2008
    Mesajlar
    1,770
    Karizma Gücü
    4
    Meydan bos,daha fazlasini da yapacaklar...onlari oralara gonderenler belli,malum medyayi okuyorlar,malum televizyonlari izliyorlar,oralarda da bu ihanetlerin belgeleri verilmiyor,yorumlanmiyor...ikiyuzlulugun daniskasini izliyoruz bunlarin sayesinde,cocuklarimiza parmakla isaret edebilecegimiz kotuluk,yalakalik,yalancilik,ikiyuzluluk ornekleri bunlar,cocuk terbiye eden velilere buyuk bir kolaylik bu akepeliler:
    -Bak oglum , buna ikiyuzluluk denir,ikiyuzlu boyle davranir!
    -Bak oglum , yalan soyleyen boyle ifadeler kullanir,yuzunun sekli bu ifadeyi alir!
    -Bak oglum , hainleri bu hareketleriyle ayirt edersin !
    -Bak oglum , hirsiz kendini boyle savunur !
    -Bak oglum , din tacirligi boyle yapilir !
    -Bak oglum , muslumanlik bu degildir ,musluman bunu yapmaz !
    ...uzar da uzar liste...
    Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
    İşin kolayına kaçmadan ama,
    Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
    Ne de ak örtüde elmaların
    Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
    Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?


    Ampulle kararan tek ülkeyiz, gururluyuz !!!


  3. #3
    PlayBoy_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2009
    Mesajlar
    111
    Karizma Gücü
    3
    it sürülerinin olduğu heryerden pis kokular gelir zaten
    Kürd islam Faşizmine geçiy yok

  4. #4
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  5. #5
    boxlark adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-06-2009
    Mesajlar
    168
    Karizma Gücü
    3
    Bu destekler neden? Bir düşünün, neden? Neden, sadece Kürdün insan olması mı acaba? Yani, bu destekçiler Kürtleri çok sevdikleri için mi bu desteği vermektedirler? İşte bu hak kavramının altında yatan gerçek, bu desteklerin iyi anlaşılmasına, destekçilerin niyetine direk bağlıdır. Destekçilerin isteklerinin hayata geçirilmesi, “Kürt Açılımı” ile gerçekleştirilmek isteniyor. Aslında, bu destek ile amaçlanan, bir ayrıştırma, bölme ve iç savaş çıkarma oyunudur. Bu oyunu da hükümetin eli ile oynuyorlar. Durum bu…
    seni sevmiyorum!?
    "azınlıkçılık faşistliği, kürt ırkçılığı, ermeni ve rum yalakalığı, patrikhane yalamalığı"


    TÜRKforum ki Atatürk adlı bir site yapmış bir forumdur. http://ataturk.turkforum.net/

  6. #6
    adoka adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-04-2006
    Mesajlar
    1,453
    Karizma Gücü
    7
    Adım hıdır elimden gelen budur daha fazla ne beklersiniz bunlardan.
    Herkesin Kâbesi Var Benim Kâbem İnsandır.


    Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
    Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
    Bu memleket bizim!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ukraynalı mağaracılar ‘Yer’in dibine indi
    2005 Konuları bölümünde agamadem tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 28.04.05, 23:45

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •