Milli Eğitim Bakanı bir kadın ama kitaplar kadınları aşağılayıcı ifadelerle dolu. Bürokratların büyük bölümü de hâlâ erkek.
Hükümetin son yaptığı kabine değişikliği ile Milli Eğitim bakanlığına Nimet Çubukçu getirildi. Ancak Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanan ders kitapları, bakanlığın en üst kademesinde bir kadının yer almasının, ders kitaplarındaki cinsiyetçi yaklaşımları engelleyemediğini ortaya koydu. İlköğretimde okutulan ders kitaplarında kadınlar yine anne ve eş rolünden sıyrılamadı. Kitaplarda yer alan cinsiyetçi ifadeler, hükümetin kadınları evde 3 çocuk doğurmaya çağıran anlayışının eğitime de yansıdığını gösteriyor.
‘3 ÇOCUK DOĞURUN’ DEMİŞTİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz yıl 8 Mart’ta Uşak’ta kadınlara 3 çocuk doğurma çağrısı yapmıştı. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek de işsizlik oranlarının artmasını kadınların iş aramaya başlamasına bağlamıştı. Hükümetin kadını evde çocuk bakmaya çağıran bu yaklaşımı, Milli Eğitim Bakanlığı bir kadın bakana devredilmiş olsa da ders kitaplarındaki varlığını koruyor.
Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanan İlköğretim Hayat Bilgisi ve Türkçe kitaplarında yer alan örneklerde, kadınlar ev işleriyle uğraşıyor, erkekler ise çalışıyor, alışveriş yapıyor.
TABİKİ YİNE REİS ERKEKLER
Kitaplarda, çalışan kadınlar ise toplumsal olarak “kadına yakıştırılan” hemşire, öğretmenlik, doktorluk gibi mesleklerle uğraşıyorlar. Erkekler ise okul müdürü, aile reisi, şirket yöneticisi olarak resmediliyor.
‘SORUN YARATAN KİŞİLER!
’Yine kitaplarda evde son sözü “babalar” söylüyor. Bilimsel araştırmalarla ilgilenen çocuklar erkek olarak resmedilirken, kız çocuklar ise evde bebeklerle oynamaya mahkum ediliyor. Kitaplardaki bazı metinlerde kadınlar, “sorun yaratan kişiler” olarak tarif edilirken, erkekler ise sorunları çözüyor.
EĞİTİMCİLERDEN ELEŞTİRİ
İlköğretim ders kitaplarındaki cinsiyet eşitsizliklerini değerlendiren Eğitim Sen Ankara 2 No’lu Şube, Türkiye’de okulların cinsiyete dayalı geleneksel rollerin yeniden üretilen ortamlar olduğuna dikkat çekti. Okul ortamının bir parçası olan ders kitaplarında cinsiyet eşitsizliklerinin pekiştirildiği vurgulanan değerlendirmede, ders kitaplarında hâlâ erkeklere aktif, kadınlara ise pasif görevler verildiği, kadınlara uygun görülen rolün de evin ve çocukların asli sorumluğunu almak olduğu ifade edildi.
TÜRKİYE YİNE İMZASINI UNUTTU
Türkiye’nin de imzaladığı “Kadınlara Karşı Her türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi”nin (CEDAW) 5. maddesi, imzalayan ülkeleri “kadın veya erkeği diğerine göre aşağılayan, kadın veya erkeğin diğerine göre daha üstün olduğunu savunan kalıplaşmış cinsiyet rolleri temel alan öngören tüm adet, uygulama, geleneksel davranış ve önyargıların ortadan kaldırılmasını sağlamakla” yükümlü kılıyor. Yine bu belgenin eğitimle ilgili olan 10. maddesinin c bendi ise “eğitimin bütünleştirilerek güçlendirilmesi, farklı eğitim türlerinin de geliştirilmesi, okul öğretim programlarının ve özellikle okul kitaplarının gözden geçirilmesi ve öğretim yöntem ve tekniklerinin yeniden oluşturulması” gibi bu amacın gerçekleştirilebilmesinin gerekliliklerini ortaya koyuyor.
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=58456
Şu "reislik"(Sanki kızılderili kabile reisi)"en son söz söyleme hakkı" v.b kavramları daha küçük yaşta çocuklara normal bir olaymış gibi ögretip sonra da "niye böyle olduk" diye feryad edilir.Bir ağacın tohumu ne ise ona göre meyve verir
Üstelik CEDAW'a göre de sorumluluk taşıyor ve sorumluluğunu yerine getirmedigi için suç işlemiş sayılıyor.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla