• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4

    Bırakın, Munzur özgür aksın!

    Dersim halkının başından beri karşı çıktığı, ancak devletin yapmakta ısrar ettiği barajların su tutmasıyla beraber Munzur’da doğa katliamı başladı.


    Dersim halkının başından beri karşı çıktığı, ancak devletin yapmakta ısrar ettiği barajların su tutmasıyla beraber Munzur’da doğa katliamı başladı.
    Dersim’de yapımı tamamlanan Uzun Çayır Barajı ve Hidro Elektrik Santrali’nde (HES) su dolumuna başlandı. Bölgede insan yaşamını olumsuz yönde etkileyecek barajlar, büyük tahribatlar yaratacak. Bu barajların yapımı, aynı zamanda çevre, tarih, kültür ve insan katliamı anlamına da geliyor.
    Bursa’da da Munzur’daki katliama sessiz kalmayan siyasi partiler, yöre dernekleri, Alevi dernekleri ve kitle örgütlerinden oluşan platform, yaptığı çalışmalarla bölgedeki gelişmelere dikkat çekiyor. Platform içerisinde yer alan kurumlar, yaptığımız görüşmelerde, düşünceleri ve yapacakları etkinlikler hakkında bilgi verdiler.
    İNSANSIZLAŞTIRMAK İSTİYORLAR
    Kestel Hacı Bektaşi Veli Şubesi Başkan Yardımcısı Erdal Kanburoğlu: 5 Eylül 2009 tarihinde TÜDEF’in aldığı kararla Türkiye genelinde başlayan “Tunceli kutsalımızdır sahip çıkalım” adı altında yürütülen açlık grevi eylemleri, 26 Eylül’de Bursa’da yapılacak mitinge kadar devam edecektir. Daha sonra 10 Ekim’de Tunceli’de bir miting yapılacaktır. Bursa’da bu çalışmaların sağlıklı yürümesi için Bursa Tuncelililer Dernekleri, Bursa İnanç Dernekleri, sivil toplum kuruluşları, çevre platformları ve siyasi derneklerin katılımı ile bir yürütme kurulu oluşturulmuştur. Bu kurulun aldığı kararlar doğrultusunda sırayla Bursa’da bulunan birçok Alevi İnanç Derneklerinde dönüşümlü olarak açlık grevi eylemleri yapılmaktadır ve bu eylemler 26 Eylül’deki Bursa mitingine kadar devam edecektir.
    Bu eylemler Tunceli’de yapılan doğa katliamlarına dur demek amacıyla yapılmaktadır. Sadece Tunceli’de yapılacak olan toplam 18 barajla, ilin birçok alanı sular altında kalacaktır. Özellikle Munzur yöresindeki yaban hayatı ve bitki faunası bu barajlarla yok olacaktır. Munzur’da 1500’ün üzerinde bitki türü yaşamaktadır, bunların onlarcası Munzur’a ait endemik yapı taşımaktadır. Barajların yapılmasıyla iklimdeki değişimle beraber o bölgede kar yağmayacaktır, karın yağmamasıyla beraber bu bölgedeki sular azalacak veya kuruyacaktır. Bu da bölgenin tamamına zarar verecektir, birçok alanda tarım ve hayvancılığı engelleyecektir. Ayrıca dünyada ender bulunan kırmızı benekli alabalığın nesli tükenecektir. Kısacası Munzur’da barajların yapımı tam bir doğa ve canlı kıyımı ile sonuçlanacaktır.
    Bu kıyımlar beraberinde göçü getirecektir. Türkiye’nin en çok göç veren illerinden biri olan Tunceli insansızlaşacaktır. Yaptığımız bu eylemlerle sadece Tunceli’de yaşanan doğa kıyımına karşı değil aynı zamanda Türkiye genelinde İkizdere, Fırtına Vadisi ve Bergama köylüleri gibi çevre sorunları yaşayan tüm doğaseverlere sesimizi duyurmak istiyoruz. Tüm doğaseverleri ve çevreye duyarlı vatandaşları bu mitinglere destek vermeye davet ediyoruz.
    İHTİYACI YÖNELİK DEĞİL
    DOĞADER Yürütme Kurulu Üyesi Ayhan Kazancı: Ülkemizin enerji ihtiyacı olduğu bahanesi ile Fırtına Vadisi’nden, İkizdere ve Fındıklı derelerine, oradan Munzur Vadisi’ne ve Küre Dağları’na yapılmak istenen HES’ler, gerçek anlamda ihtiyacı karşılamaya yönelik değildir. Bizler biliyoruz ki, HES’lere harcanacak paralarla aynı bölgelerde yenilenebilir enerji kaynaklarına harcama yaparlarsa hem doğamız korunmuş olur, hem de daha ucuza enerji elde etmiş oluruz. Biz çevrecilerin öngörüsü, bu santralleri yaparlarken iki şey elde etmek istiyorlar. Birincisi; stratejik bir öneme sahip olan suyu, doğal akışını durdurarak uluslararası su tekellerine pazarlamak ve suyu doğal hak olmaktan çıkarıp metaya dönüştürmek.
    İkinci neden ise Munzur özelinde asıl yapılmak istenen o bölgeyi insansızlaştırmak. Dersim’in tarihini, kültürünü ve coğrafyasını değiştirmek, hatta yok etmek suretiyle Dersimlileri tekrar zorunlu göçe tabi tutmak. Hangi bölgemizde olursa olsun uluslararası tekellerin dayatmaları sonucu hazırlanan nükleer ve Hidro Elektrik Santrallerine DOĞADER olarak karşı durmaya ve temiz, yenilenebilir, insan ve çevre dostu enerjileri desteklemeye devam edeceğiz. Ta ki nükleer ve HES yanlışlarından dönülene dek...
    BİRKAÇ TEKELİN MUTLULUĞU İÇİN
    Bursa Tuncelililer Derneği Şube Başkanı Özkan Aslan: Bugün dünyada sömürü düzenini sürdüren devletler, doğa üzerinde büyük bir tahribat yaratmaktalar. Küçük bir azınlığın mutluluğu için milyonlarca insanın yaşadığı alanlar yaşanmaz hale getiriliyor. Bütün bu uygulamalar, insanların mutluluğu için değil sadece birkaç tekelin mutluluğu için yapılmaktadır. Tunceli’de yapılan barajlarını yapımında gösterilen ısrara bakıldığında, halkın bu barajlara olan tepkisi ortada olduğu halde bu ısrar nedendir? Barajlar o bölgedeki yaşamı ortadan kaldıracak ve biz buna sessiz kalmayacağız.
    MİTİNGE ÇAĞRI
    Alevi örgütleri, Tunceli dernekleri, yerel dernekler, siyasi partiler ve kitle örgütlerinin oluşturduğu Munzuruma Dokunma platformun bugün yapacağı yürüyüş ve mitinge, tüm Bursalılar davet edildi. Saat 16.00’da Setbaşı Mahvel’de başlayacak yürüyüş, Kent Müzesi önünde yapılacak konuşmalarla sonlanacak.

    DERSİM’İN SULAR ALTINDA BIRAKILMASINA KARŞI
    Sinem Şahin: Açlık grevine katılmamın nedeni Dersim’in sular altında bırakılmak istenmesini engellemek ve kültürümüze, tarihimize ve inancımıza sahip çıkmak içindir. Biz ne kadar Dersim’de yaşamasak da içimizde her zaman Dersim sevgisi ve özlemi ile büyüdük. Dersim’de barajlar yaparak insanlarımızı yozlaştırmaya, kişiliksizleştirmeye; insanlarımızı yalnızlaştırıp yeni göçlere sürüklemeye çalışmaktadırlar. Bu nedenle bu oyunlara karşı açlık grevindeyim.
    Erdal Geyik: Osmanlıdan bu yana kendinden farklı gördüğü ve baş eğmezliğini bir türlü hazmedemediği Dersim halkına kaşı sürekli saldırı halinde bulunan egemenler, her dönem farklı saldırılarla karşımıza çıkmaya devam etmekte. Şimdi ise saldırının yeni adı baraj. Bu saldırılara karşı taviz vermeyen, örgütlü hareket etmeyi kendine görev bilen Dersim halkını yok edemeyecekler.
    Hiçbir kanun ve kural tanımayan bu saldırılara karşı mücadelemizde en az onlar kadar cüretkar ve kararlı olmalıyız.
    Zevcan Özdemir: Özgür akan asi ve coşkulu akan Munzurumu beton duvara hapsetmek istiyorlar. Dersim’i kendi suları ile boğmak istiyorlar. Köylerimizi, ovalarımızı, mezarlarımızı sular altında bırakacaklar, bunun içindir ki ben de buradayım; değerli dostlarımla beraber açlık grevindeyim, Munzur için Dersim için. Tarihte adı var gelecekte de devam edecek, tıpkı onurla devam eden mücadelemiz gibi...
    Gemlikte yapılan açlık grevi ve eylemlere Gemlik Belediye Meclisi üyeleri olan Ayfer Ağırbaş ve Binali Derin de katılarak destek verdiler. Meclis üyeleri, Tunceli’de yapılmak istenen barajların önemli bir katkısı olmayacağı gibi yeni bir göç dalgası yaratacağını söylediler.


    http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=58453

    Birkaç para babasına göz kırpılacak diye çevre katliamı yapmak başka kaç tane ülkede vardır ? Dogal güzelliklerimi 40-50 yıllık menfaatlere tekredersek doğanın çok şiddetli tokadını yeriz.Bölge halkı istememesine karşın devletin ısrarcı davranması amacın baraj/santral olmadığını gösteriyor.
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  2. #2
    blackstyx26 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2005
    Mesajlar
    1,582
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı Radikal Genç tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Dersim halkının başından beri karşı çıktığı, ancak devletin yapmakta ısrar ettiği barajların su tutmasıyla beraber Munzur’da doğa katliamı başladı.


    Dersim halkının başından beri karşı çıktığı, ancak devletin yapmakta ısrar ettiği barajların su tutmasıyla beraber Munzur’da doğa katliamı başladı.
    Dersim’de yapımı tamamlanan Uzun Çayır Barajı ve Hidro Elektrik Santrali’nde (HES) su dolumuna başlandı. Bölgede insan yaşamını olumsuz yönde etkileyecek barajlar, büyük tahribatlar yaratacak. Bu barajların yapımı, aynı zamanda çevre, tarih, kültür ve insan katliamı anlamına da geliyor.
    Bursa’da da Munzur’daki katliama sessiz kalmayan siyasi partiler, yöre dernekleri, Alevi dernekleri ve kitle örgütlerinden oluşan platform, yaptığı çalışmalarla bölgedeki gelişmelere dikkat çekiyor. Platform içerisinde yer alan kurumlar, yaptığımız görüşmelerde, düşünceleri ve yapacakları etkinlikler hakkında bilgi verdiler.
    İNSANSIZLAŞTIRMAK İSTİYORLAR
    Kestel Hacı Bektaşi Veli Şubesi Başkan Yardımcısı Erdal Kanburoğlu: 5 Eylül 2009 tarihinde TÜDEF’in aldığı kararla Türkiye genelinde başlayan “Tunceli kutsalımızdır sahip çıkalım” adı altında yürütülen açlık grevi eylemleri, 26 Eylül’de Bursa’da yapılacak mitinge kadar devam edecektir. Daha sonra 10 Ekim’de Tunceli’de bir miting yapılacaktır. Bursa’da bu çalışmaların sağlıklı yürümesi için Bursa Tuncelililer Dernekleri, Bursa İnanç Dernekleri, sivil toplum kuruluşları, çevre platformları ve siyasi derneklerin katılımı ile bir yürütme kurulu oluşturulmuştur. Bu kurulun aldığı kararlar doğrultusunda sırayla Bursa’da bulunan birçok Alevi İnanç Derneklerinde dönüşümlü olarak açlık grevi eylemleri yapılmaktadır ve bu eylemler 26 Eylül’deki Bursa mitingine kadar devam edecektir.
    Bu eylemler Tunceli’de yapılan doğa katliamlarına dur demek amacıyla yapılmaktadır. Sadece Tunceli’de yapılacak olan toplam 18 barajla, ilin birçok alanı sular altında kalacaktır. Özellikle Munzur yöresindeki yaban hayatı ve bitki faunası bu barajlarla yok olacaktır. Munzur’da 1500’ün üzerinde bitki türü yaşamaktadır, bunların onlarcası Munzur’a ait endemik yapı taşımaktadır. Barajların yapılmasıyla iklimdeki değişimle beraber o bölgede kar yağmayacaktır, karın yağmamasıyla beraber bu bölgedeki sular azalacak veya kuruyacaktır. Bu da bölgenin tamamına zarar verecektir, birçok alanda tarım ve hayvancılığı engelleyecektir. Ayrıca dünyada ender bulunan kırmızı benekli alabalığın nesli tükenecektir. Kısacası Munzur’da barajların yapımı tam bir doğa ve canlı kıyımı ile sonuçlanacaktır.
    Bu kıyımlar beraberinde göçü getirecektir. Türkiye’nin en çok göç veren illerinden biri olan Tunceli insansızlaşacaktır. Yaptığımız bu eylemlerle sadece Tunceli’de yaşanan doğa kıyımına karşı değil aynı zamanda Türkiye genelinde İkizdere, Fırtına Vadisi ve Bergama köylüleri gibi çevre sorunları yaşayan tüm doğaseverlere sesimizi duyurmak istiyoruz. Tüm doğaseverleri ve çevreye duyarlı vatandaşları bu mitinglere destek vermeye davet ediyoruz.
    İHTİYACI YÖNELİK DEĞİL
    DOĞADER Yürütme Kurulu Üyesi Ayhan Kazancı: Ülkemizin enerji ihtiyacı olduğu bahanesi ile Fırtına Vadisi’nden, İkizdere ve Fındıklı derelerine, oradan Munzur Vadisi’ne ve Küre Dağları’na yapılmak istenen HES’ler, gerçek anlamda ihtiyacı karşılamaya yönelik değildir. Bizler biliyoruz ki, HES’lere harcanacak paralarla aynı bölgelerde yenilenebilir enerji kaynaklarına harcama yaparlarsa hem doğamız korunmuş olur, hem de daha ucuza enerji elde etmiş oluruz. Biz çevrecilerin öngörüsü, bu santralleri yaparlarken iki şey elde etmek istiyorlar. Birincisi; stratejik bir öneme sahip olan suyu, doğal akışını durdurarak uluslararası su tekellerine pazarlamak ve suyu doğal hak olmaktan çıkarıp metaya dönüştürmek.
    İkinci neden ise Munzur özelinde asıl yapılmak istenen o bölgeyi insansızlaştırmak. Dersim’in tarihini, kültürünü ve coğrafyasını değiştirmek, hatta yok etmek suretiyle Dersimlileri tekrar zorunlu göçe tabi tutmak. Hangi bölgemizde olursa olsun uluslararası tekellerin dayatmaları sonucu hazırlanan nükleer ve Hidro Elektrik Santrallerine DOĞADER olarak karşı durmaya ve temiz, yenilenebilir, insan ve çevre dostu enerjileri desteklemeye devam edeceğiz. Ta ki nükleer ve HES yanlışlarından dönülene dek...
    BİRKAÇ TEKELİN MUTLULUĞU İÇİN
    Bursa Tuncelililer Derneği Şube Başkanı Özkan Aslan: Bugün dünyada sömürü düzenini sürdüren devletler, doğa üzerinde büyük bir tahribat yaratmaktalar. Küçük bir azınlığın mutluluğu için milyonlarca insanın yaşadığı alanlar yaşanmaz hale getiriliyor. Bütün bu uygulamalar, insanların mutluluğu için değil sadece birkaç tekelin mutluluğu için yapılmaktadır. Tunceli’de yapılan barajlarını yapımında gösterilen ısrara bakıldığında, halkın bu barajlara olan tepkisi ortada olduğu halde bu ısrar nedendir? Barajlar o bölgedeki yaşamı ortadan kaldıracak ve biz buna sessiz kalmayacağız.
    MİTİNGE ÇAĞRI
    Alevi örgütleri, Tunceli dernekleri, yerel dernekler, siyasi partiler ve kitle örgütlerinin oluşturduğu Munzuruma Dokunma platformun bugün yapacağı yürüyüş ve mitinge, tüm Bursalılar davet edildi. Saat 16.00’da Setbaşı Mahvel’de başlayacak yürüyüş, Kent Müzesi önünde yapılacak konuşmalarla sonlanacak.

    DERSİM’İN SULAR ALTINDA BIRAKILMASINA KARŞI
    Sinem Şahin: Açlık grevine katılmamın nedeni Dersim’in sular altında bırakılmak istenmesini engellemek ve kültürümüze, tarihimize ve inancımıza sahip çıkmak içindir. Biz ne kadar Dersim’de yaşamasak da içimizde her zaman Dersim sevgisi ve özlemi ile büyüdük. Dersim’de barajlar yaparak insanlarımızı yozlaştırmaya, kişiliksizleştirmeye; insanlarımızı yalnızlaştırıp yeni göçlere sürüklemeye çalışmaktadırlar. Bu nedenle bu oyunlara karşı açlık grevindeyim.
    Erdal Geyik: Osmanlıdan bu yana kendinden farklı gördüğü ve baş eğmezliğini bir türlü hazmedemediği Dersim halkına kaşı sürekli saldırı halinde bulunan egemenler, her dönem farklı saldırılarla karşımıza çıkmaya devam etmekte. Şimdi ise saldırının yeni adı baraj. Bu saldırılara karşı taviz vermeyen, örgütlü hareket etmeyi kendine görev bilen Dersim halkını yok edemeyecekler.
    Hiçbir kanun ve kural tanımayan bu saldırılara karşı mücadelemizde en az onlar kadar cüretkar ve kararlı olmalıyız.
    Zevcan Özdemir: Özgür akan asi ve coşkulu akan Munzurumu beton duvara hapsetmek istiyorlar. Dersim’i kendi suları ile boğmak istiyorlar. Köylerimizi, ovalarımızı, mezarlarımızı sular altında bırakacaklar, bunun içindir ki ben de buradayım; değerli dostlarımla beraber açlık grevindeyim, Munzur için Dersim için. Tarihte adı var gelecekte de devam edecek, tıpkı onurla devam eden mücadelemiz gibi...
    Gemlikte yapılan açlık grevi ve eylemlere Gemlik Belediye Meclisi üyeleri olan Ayfer Ağırbaş ve Binali Derin de katılarak destek verdiler. Meclis üyeleri, Tunceli’de yapılmak istenen barajların önemli bir katkısı olmayacağı gibi yeni bir göç dalgası yaratacağını söylediler.


    http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=58453

    Birkaç para babasına göz kırpılacak diye çevre katliamı yapmak başka kaç tane ülkede vardır ? Dogal güzelliklerimi 40-50 yıllık menfaatlere tekredersek doğanın çok şiddetli tokadını yeriz.Bölge halkı istememesine karşın devletin ısrarcı davranması amacın baraj/santral olmadığını gösteriyor.
    PKK'ya Sınırda Baraj Engeli

    Kuzey Irak sınırında yapılması hizmete sokulması planlanan barajlar terör örgütü PKK'yı zor durumda bırakacak.

    Şırnak'ta, özellikle Silopi'nin Hezil çayından başlayıp Uludere İlçesi'ndeki sınır kesimini suyla kapatacak olan ve yörede 'güvenlik barajları' olarak adlandırılan baraj sularıyla birlikte örgüte Türkiye'deki yandaşlarının lojistik desteğinin de önüne geçilmiş olacak.

    DHA'nın ele geçirdiği Şırnak kesimindeki barajlarla ilgili DSİ haritasında, PKK'nın önemli geçiş noktaları, barındıkları yerler tamamen suyla doluyor. Haritaya göre baraj suları PKK'lıların sığınak olarak kullandığı yüzlerce mağarayı da dolduracak.

    Barajlara karşı çıkan DTP Şırnak milletvekili Sevahir Bayındır ise TBMM'ye araştırma önergesi verdi. Bayındır, "Bu barajlarla Irak ve Türkiye Kürtleri arasına, mevcut sınırın yanı sıra sudan yeni bir sınır çekiliyor. Barajlar yüzünden bölgede büyük bir tehcir sorunu yaşanacak" dedi.

    DSİ Genel Müdürlüğü tarafından, Irak ile İran sınır kesimlerinde enerji depolama amacıyla hazırlanan proje kapsamında geçen yıl yörede 'PKK'ya karşı güvenlik barajları' olarak adlandırılan 11 barajın ihalesi yapılarak yapımlarına başlandı. Şırnak sınırlarında 7, Hakkari'de ise 4 adet olarak planlanan barajlar devreye girdiğinde, PKK'lıların sınırdan sızmalarının da önüne geçilecek.

    Şırnak'ın Irak sınırındaki Uludere ilçesi Hezil ve Ortasu çaylarının üzerinde 'Silopi', 'Şırnak', 'Uludere', 'Ballı', 'Kavşaktepe', 'Musatepe' ve 'Çetintepe' adlarında 7, Hakkari'nin Çukurca İlçesi'nde Güzeldere Çayı üzerinde 'Gölgeliyamaç' ve 'Çocuktepe', İran sınır kesiminde bulunan Şemdinli ile Yüksekova ilçeleri arasında da Bembo Çayı üzerinde 'Beyyurdu' ve 'Aslandağ' barajları inşa ediliyor.

    Karayolu iç kesime çekilecek

    DSİ Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Doğan Haber Ajansı'nın ele geçirdiği, Şırnak'taki baraj projeleriyle ilgili yapılacak çalışmaları gösteren ayrıntılı haritaya göre, Uludere kesimindeki bölgede baraj gölü suları altında kalacak yolların yerine ise iç kesimde karayolları tarafından yeni yollar yapılacak.

    Uludere'nin İnceler bölgesinden başlayan ve barajların tam karşısından biraz daha iç kesime çekilerek yapılacak yaklaşık 45 kilometrelik yol Işıkveren, Taşdelen köylerini geçip Uludere bölgesindeki son barajın yapıldığı Ortasu Köyü'nde son bulacak.

    Uludere'nin Irak sınırına yakın olan Işıkveren ve Taşdelen bölgelerinin hemen altındaki Kavşaktepe Barajı'nda 1.9 kilometre, Ortabağ Köyü yakınındaki Musatepe Barajı'nda 1.5, Gülyazı ve Ortasu bölgesinde bulunan Çetintepe Barajı'nda 2 kilometre güvenlik yolu, Şırnak barajında ise 3 kilometrelik bend yolu Şırnak İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından yapılıyor.

    Derin vadi ve mağaralar suyla dolacak

    Şırnak'ın sınırda bulunan Uludere İlçesi'nden Hakkari'nin Çukurca İlçesi'ne kadar olan ve sınırı oluşturan Aynatepe, Gürbül Dağı, Bezenik Dağı ile Düğün Dağı'nın derin vadileri ve stratejik noktaları ile PKK'lının bölgede barınma yeri olarak kullandığı yüzlerce mağara baraj gölü sularıyla dolacak. Sınıra yakın yerleşim birimlerinden PKK'ya lojistik desteği de büyük oranda kesecek.

    Sınırı oluşturan dağların Kuzey Irak tarafında ise, PKK'nın genelde lojistik destek, askeri ve siyasi eğitim, eylem ve görev değişimlerinde kullandığı irili ufaklı bir çok kampı bulunuyor. Kuzey Irak'ta Zaho İlçesi'nin üst tarafındaki sınır kesiminde bulunan ve en çok kullanılan kamplardan olan Haftanin'in yanı sıra, devamında Türkiye sınırına 7 kilometre mesafede bulunan Kejan, Nazdur, Hakkari'nin Çukurca İlçesi'nin karşısında Metine ve Zap, Şemdinli'nin karşısında ise Avaşin- Basyan ile Hakurk ve Kelareş kampları bulunuyor. PKK'lılar özellikle Şırnak tarafından Türkiye'ye sızma girişimleri, dağları çevreleyen baraj sularıyla kaplı olması nedeniyle engellenecek.

    DTP: "Kürtler arasında yeni bir sınır..."

    Konuyla ilgili DHA'nın sorularını yanıtlayan DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Kuzey Irak sınır kesiminde yapılan barajlarla ilgili TBMM'ye araştırma önergesi verdiklerini açıkladı.

    Bir barajın yapılması için prosedürün 2- 3 yıl sürdüğüne dikkati çeken Bayındır, şunları söyledi:

    "Ancak bu barajlar için o süreç işletilmedi ve yapımlarına hemen başlandı. Bu barajlar bölgenin hem ekonomik, hem ekolojik dengesini bozacak, hem de orada vadiler boyunca bulunan yerleşim yerleri sular altında kalacak. Bu adeta bir yeni tehcir planı gibidir. Buna bölgenin insansızlaştırılması planı da denebilir. Diğer taraftan ise oradaki köylüler ile Irak Kürtleri birbirleriyle akrabadır, doğal ilişkileri vardır. Bu barajlarla Kürtler arası siyasal, ekonomik sınırların tekrar çizilmesi istenmektedir. Irak ve Türkiye'deki Kürtler adeta birbirinden koparılmak istenmektedir. Bu çok tahlikeli bir zihniyettir. Eğer oraya bir takım hizmetler yapılmak isteniyorsa, GAP Projesi kapsamında toplumun refahını, kalkınmasını ön gören projeler uygulanabilir."

    "Zorunlu göçe neden olacak" iddiası

    DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır tarafından TBMM'ye 15 gün önce verilen araştırma önergesinde, 'Sınır güvenliği' adı altında yapılan ve yapılması planlanan barajların ne kadar enerji sağlayacağı, baraj yapımıyla kaç yerleşim yerinin sular altında kalacağı, kaç köyün boşaltılacağı, ne kadar insanın göç etmek zorunda kalacağının araştırılması ve tespiti, tarihi, kültürel ve doğal varlıkların bu barajlardan nasıl etkileneceğinin belirlenmesi istendi.

    Önergede, "Bir bölgede yapılan barajların doğuracağı önemli sorunlardan biri de, insanların zorunlu göçle karşı karşıya kalmasıdır. Köyden kentlere göç etmek zorunda kalacak insanlar gittikleri yerlerde başta işssizlik, yoksulluk olmak üzere bir çok sorun yaşayacaklardır." denildi


    bunların yuvaları suyla dolucak tarih marih hikaye
    +hadi sec sufer kahramanini.
    -tamam, benimki HERKÜL olsun. sen de sec.
    +himmm... dur bi dusuneyim. buldum! benimki de ATATÜRK...
    -hayir lan, olmaz! o cok guclu.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Bırakın şu zıkkımı !!!
    2006 Konuları bölümünde Ali tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 09.02.06, 13:19

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •