• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Radikal Genç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-12-2008
    Mesajlar
    638
    Karizma Gücü
    4

    Işçiyi küstüren daima kaybeder

    İZMİR’DE BELEDİYE İŞÇİLERİ, 17 YIL SONRA YENİDEN HAK ARAMAK İÇİN ANKARA’YA DOĞRU YÜRÜYOR


    1989 seçimlerinde SHP adayı olarak yüzde 52 oyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Yüksel Çakmur, işçisi ile anlaşmazlığa düştü, ardından yüzde 26 oy alarak seçimleri yitirdi
    29 Mart 2009’da yüzde 64.3 oyla ikinci kez belediye başkanlığına seçilen Cevat Durak, “Geri adım atmam” diyor, diğer ilçe belediye başkanları da suskunluğu tercih ediyor

    Şeker Bayramı arefesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde işçi eylemi vardı. Belediye-İş Sendikası’na üye işçiler, toplusözleşme görüşmelerinde belediyenin teklifini kabul etmeyeceklerini ifade etti. İşçilerin zaman zaman sloganlar attıkları eylem sırasında konuşan Belediye-İş Sendikası 6 No’lu Şube Başkanı Adnan Güntay, sendika ile Büyükşehir Belediyesi’nin İZBETON şirketi arasında, 1137 işçiyi kapsayan iki yıllık Toplu İş Sözleşmesi görüşmesinde 19 Mart’tan bu yana anlaşma sağlanamadığını hatırlatarak şöyle dedi:
    “184 gündür barışçıl yollarla, masa başında yürütülen görüşmelerde ne yazık ki anlaşmaya varılamadı. Gelinen aşamada, yevmiyeler dahil tüm parasal maddelerimize, işveren tarafından yıllık yüzde 10 zam önerilmiştir. Ancak yerel seçimler öncesinde, krize rağmen Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı şirketlerde imzalanan toplusözleşmelerde verilen zammın oranı, birinci altı ayda yüzde 20 ile yüzde 25 arasıdır. İZBETON çalışanlarının ücretleri, diğer büyük iki belediye şirketinin çok altında kalmıştır. Şartlar istediğimiz şekilde gelişmez ise, taleplerimiz karşılık görmez ise, grev de kaçınılmaz olacaktır.”
    Eyleme destek veren KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Ali Kılıç, “Kriz bahane edilerek işçinin taleplerine kulaklarını tıkayanlara karşı mücadeleyi daha da yükseltmek gerekiyor” derken, ÖDP İzmir İl Başkanı Cemal Doğan, “Yaz başında ulaşıma ve suya fahiş zamlar yapan belediye, şimdi işçinin haklı taleplerini görmezden geliyor. Hizmetlerine zam yapan ama o hizmetin üreticisi işçilerini yoksulluğa iten belediye bundan sonra sosyal belediyecilik laflarıyla halkı aldatamaz” diye konuştu.
    • • •
    Bu eylemi izlerken yıllar öncesine gittim. 1990-1993 arası İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur’un basın danışmanlarından biriydim. Çakmur’un işimize topluca son verdiği 1993 yılına kadar belediyede yaşanan birçok olaya tanık olduk. Bunların çoğunu günlük olarak not etmiştim. Özellikle Çakmur’un belediye işçisi ile ters düştüğü günlere ait notları sık sık açar okurum. O dönemle ilgili notlarımdan birkaçını buraya alıyorum:
    5 Nisan 1991
    ESHOT zor günler yaşıyor. İşçi ücretleri, akaryakıt ödemeleri, yedek parça alımları, yıllardır Büyükşehir Belediyesi’ni besleyen bu kurumun belini büküyor. Ama Büyükşehir’in ESHOT’a destek vermeye hiç niyeti yok...”
    20 Haziran 1991
    Zafer Kara, ESHOT Genel Müdürlüğü’ne atandığı günden bu yana para için koşturuyor. İşçi huzursuz, belediye parasız. İşçi bazen üç saatlik bazen gün boyu devam eden eylemlerini sürdürüyor. Yönetim işçiye 27 milyar lira borçlu. Biletlere zam yapan ESHOT ‘un hasılatı da azaldı.
    25 Temmuz 1991
    İşçiler yine eyleme başladı. Çünkü ücretler yine ödenmiyor. Açıkça sürünüyorum. Üç aydır düzenli ücret alamıyorum ve bu durum sinirlerimi bozdu. Çalışanların hepsi mağdur.
    1 Eylül 1991
    Yücel’i aradım. İşçi eylemi sürüyormuş. Sarayın çevresine pankart astıracaktı başkanlık. Ücretlerin hazır olduğu açıklanacaktı. Ama sanırım hazır olan bir şey yok.
    2 Eylül 1991 Pazartesi
    Saat 08.00. Çakmur, Gümrük’ten Saray’a doğru yürüyor. Yanında Erdal İzgi var. Ne olur ne olmaz diye davet etmiş olmalı. Başı dik ama tedirgin olduğu belli. Yorgun görünüyor. Erken saatlerde Saray’ın önünde toplanan işçiler Çakmur’u sessizce izliyor. Çakmur’un anlaşmaya niyeti yok. İşçilerin işbaşı yaptıktan sonra disiplin kuruluna verileceğini duyuyorum.
    3 Eylül 1991
    Direnişin üçüncü günü. İçişleri Bakanlığı’ndan Çakmur’un görevden alınması için emir geldiğini öğreniyoruz. Vali Aktaş soruşturma başlatıldığı gerekçesiyle bu emri uygulamamış. Ama sanırım işçiler bunu bilmiyor. Bu arada çalışanların büyük bülümü Saray’ın önünde slogan atmaya devam ediyor. İZSU işler aksamasın diye emekli işçilere şirket kurduruyormuş. En son bu geldi kulağıma..
    4 Eylül 1991
    Herkes maaşını almaya gidiyor. ESHOT işçisi hariç. Onlar bütün alacaklarını istiyor. Bu ay işçinin eline 500 bin lira bile geçmeyecek.
    9 Eylül 1991
    Erol Şahin istifa etti. Başkan çıkışları imzalatmak istemiş, o da kabul etmemiş. Cumartesi günü 177 işçinin işine son verilmiş. Personelden öğrendik.
    Ardından 7 Ocak 1992’de 28 gün süren ve ülke genelinde ses getiren İzmir-Ankara yürüyüşü yapıldı. Yüksel Çakmur’un adını yeni kuşak hiç anımsamıyor ama o dönemde işyeri temsilcisi olarak görev yapan ve bütün bu mücadelenin içinde yer alan ve şimdi DİSK Genel İş Sendikası Genel Sekreteri olan Kani Beko o yürüyüşü şöyle anlatıyordu:
    “Büyükşehir Belediyesi işçileri olarak alacaklarımızın ödenmesi için 26 Ağustos 1991’de geniş katılımlı bir hak direnişi yaptık. Kişi başına 5.6 milyon lira alacağımız vardı. Çakmur, belediyeye ait işyerlerini sermayeye peşkeş çekmek için yoğun bir çabaya giriştiği bir dönemde yapıldı bu hak direnişi. Çakmur'un icraatları İzmir’de ESHOT'a alternatif olarak İZULAŞ adlı şirketin kurulmasıyla başladı. Fuarın özelleştirilmesiyle devam etti. Bu da kamu iktisadi teşekkülü olan İzmir Belediyesi’nin tümüyle özelleştirilmesini içeren bir planın uygulandığı anlamını taşıyordu. Bu özelleştirme planı bir çoğumuzun işsiz kalmasını, sendikasızlaştırılmamızı ve çok düşük ücretlerle çalışmamızı içeriyordu. Biz buna tepki gösterdik. Çakmur alacaklarımızın ödenmesi için verdiği sözlerin de hiçbirini yerine getirmedi, sürekli olarak ödeme tarihlerini erteliyordu.


    UZUN YÜRÜYÜŞ

    Böyle 3-4 ay geçti. 8 bin 300'e yakın işçi direnme kararı aldık. İzmir Konak alanında tam 10 gün direndik. İzmirliler’in daha çok mağdur olmaması için eylemi kendi irademizle bırakma kararı aldık. İşyerlerimize döndüğümüzde alacaklarımızı beklerken, bir sabah başta biz temsilciler, sendikacılar olmak üzere, bu direnişe ruh veren arkadaşlarımızın çoğunun İş Kanunu’nun 17/2 maddesi gereği çıkışlarının verildiğini öğrendik. Arkadaşlarımızın işyerlerine dönebilmesi için birçok eylem yaptık...”

    Eylemlerin sonuç vermemesinin umutsuzluğa yol açtığını belirten Beko, işçinin iş güvencesinin yasal teminat altına alınması ve isteyenlerin kıdem tazminatlarının ödenmesi için uzun yürüyüş kararı aldıklarını belirterek şunları ekledi:
    “Başta İzmir Valisi olmak üzere tüm yetkililer bu yürüyüşü engelleyeceklerini söyledi. Biz geri adım atmadık. 7 Ocak 1992’de 300' e yakın işçi Konak Meydanı’nı doldurduk. Yolda bize lazım olabilecek her türden ihtiyaçlarımız ve battaniyelerimizi sırtlayıp, sloganlar arasında yürüyüşe başladık. İlk barikat Belkahve’de kuruldu ve aşmak o kadar kolay değildi. Ama o kadar kararlıydık ki ne askerler ne de polis yürümemize engel olamadı. “Kar, soğuk, fırtına, geliyorum Ankara” diye bağırmaya başlayınca barikat geriledi, Manisa’da bir barikatı daha halaylar çekerek aştık. Polis, asker sürekli üstlerine bilgi veriyordu. Çok kararlılar durduramıyoruz diyorlardı.”

    Beko, yürüyüşle ilgili bir anısını da BirGün ile paylaştı:
    “Yürüyüş sürerken Başbakan Süleyman Demirel’e ulaştık. İzmir’de sorunu çözümedik, son umudumuz Ankara dedik. Ben perşembe günü saat 17.00’de Ankara’da olacağım dedi. Bir heyet halinde Ankara’ya görüşmeye gittik. Devlet Bakanı Erman Şahin, İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, Savunma Bakanı Nevzat Ayaz, Çalışma Bakanı Mehmet Moğultay, SHP kurmayları, Türk-İş Başkanı Şevket Yılmaz oradaydı. Bu yürüyüşün amacına ulaştığını, işçilerin hükümetin güvencesi altında olduğunu, İzmir’e hemen müfettiş göndereceklerini söylediler. Hükümetin bize verilen hiçbir sözü yerine getirmediği ortaya çıkınca 45 gün sonra açlık grevine başladık..”


    ÖNDERLİK EDİYOR


    DİSK Genel-İş Sendikası Genel Sekreteri Kani Beko, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Erol Ekici ile birlikte şimdi İzmir’den Ankara’ya yürüyen 276 KENT A.Ş. işçisine önderlik ediyor. İşçiler yürüyüşün onuncu gününde Uşak’a ulaşırken, yürüyüşçülere güzergâh boyunca civardaki fabrika işçileri ve halk alkışlar ve sloganlarla destek veriyor. Beko, işçilerin 16 Ekim Cuma günü Ankara’ya ulaşacaklarını belirterek şöyle konuştu:
    “İşsizliği, yoksulluğu, yolsuzluğu yeneceğiz!” sloganıyla işbaşına gelen yöneticiler, seçim zamanında oylarını aldıkları işçileri “işsizler ordusuna” kattı, çözüm konusunda da bir adım bile atamadı. ‘Emeğe, örgütlenmeye, sendikal haklara saygılı belediyecilik; sosyal demokrasinin en temel değerleri olan emeğe, alın terine, çalışma ve örgütlenme hakkına saygılı yerel yönetim anlayışının yaygınlaştırılmasıdır’ diyen sosyal demokrat belediyecilik anlayışının nereye gittiğini çok merak ediyoruz.”
    • • •

    Özetlersek, Yüksel Çakmur 26 Mart 1989 yerel seçimlerinde Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin adayı olarak yüzde 52 oyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmuştu. Hırçın, kavgacı, hırslı bir yönetici olarak nitelenen Çakmur, 1991-1992 yıllarında işçisiyle ters düştü. İzmir’de zaman zaman hayatı durduran eylemler düzenledi belediye işçileri... İşçi sınıfı tarihinin en önemli yürüyüşlerinden biri Ankara’ya doğru gerçekleştirildi ve 28 gün sürdü. İşçi, oylarıyla başkanlığa getirdiği Çakmur’un yaptıklarını hiç unutmadı. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Çakmur’un oyu yüzde 26’ya geriledi, seçimi kaybetti. Sonradan birkaç deneme daha yaptı ama hep hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Şimdi genç kuşak Çakmur’un kim olduğunu bilmiyor, kimse adını anımsamıyor.

    GENEL-İŞ GENEL SEKRETERİ KANİ BEKO: Vefasızlık örneği
    İZMİR’i İzmir yapanlar işçilerdir. Onlar sokakları süpürürler. Hastanelerin tuvaletlerini temizlerler. Belediye kreşinden mezarlığa kadar her yerde onların parmak izlerine rastlayabilirsiniz. İşte bu işçilerden 276’sı sorgusuz sualsiz ve tam bir vefasızlık örneği sergilenerek işlerinden çıkarıldılar. Her bir Kent AŞ işçisinin dakika dakika, saat saat yaşadığı sıkıntıları, biriken borçlarını, okulların açıldığı bir dönemde çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamayışlarının verdiği ezikliği, bırakın üç öğün yemeği, bir öğünü dahi çıkaramamanın burukluğunu, bir sağlık kuruluşuna gidemeyip hastalığı evde atlatmayı, işsizliğin en korkunç duygusal çöküntülerini geçiştiremeyiz.

    DİSK GENEL BAŞKANI SÜLEYMAN ÇELEBİ: Yeniden işe alın
    KİMİNLE konuşursak ‘Siz haklısınız' diyor. Ama sorun çözülmüyor. Bize mücadele etmekten başka seçenek kalmıyor. İşten atılan işçiler aileleri ve çocuklarıyla birlikte Ankara'ya yaklaşık 650 kilometre yürüyecekler. Önümüzde bayram var, okullar açılacak. İşçiler kendilerine işkence etmek için mi yapıyorlar bu yürüyüşü? Hayır. Onurlarını korumak için. Arkadaşlarımız gece gündüz demeden, yağmurda çamurda ter dökerek yürüyecek. Direnişlerini tüm Türkiye'ye yaymak istiyorlar. Herkes Kent AŞ işçilerine sahip çıksın. Eğer yetkililer Karşıyaka'yı, İzmir'i, Türkiye'yi düşünüyorlarsa, bu sürece olumlu katkı versinler. Tek çözüm, bu işçilerin yeniden işe alınmasıdır.

    Başkan CevatDurak: Geriye adım atmam
    KARŞIYAKA Belediye Başkanı Cevat Durak, belediye şirketi Kent AŞ'den çıkarılan işçilerin durumunu değerlendirirken, ''Bu yaşanılanlar bizim suçumuz değil'' dedi. Durak, “Ülkemizde 9 bin civarında belediye mevcut ama bu belediyeler içinde tek sıkıntı yaşayan biziz. İlçemiz arazisinin yüzde 65'ini aldılar. Bu bölünme, ekonomik olarak bizi çökertti. Hak arayışı, emek arayışı güzeldir. Ben göreve geldiğimden beri Genel-İş ve Belediye-İş ile 3, Tüm-Bel-Sen ile de 4 toplusözleşmeye imza attım. Ama şartlarımız artık çok değişti. Şunu herkes bilmelidir ki bundan sonra bin 350 kişi ile yolumuza devam edeceğiz” dedi.


    http://www.birgun.net/worker_index.p...onth=09&day=26

    İşçisine ihanet edenler lanetli bir şekilde tepetaklak olmuşlar.Bu yerel siyasette de genel siyasette de böyledir.Ne zaman ki halka karşı bir takım uygulamalar da diretilirse halk cevabını tokat gibi yapıştırır.
    "Yirminci Yüzyılı şekillendiren çok temel ve köklü düşünce akımları var. Bu akımları günümüz siyasetiyle bağlantılı olarak iki kampta toplarsak; birine Liberalizm, diğerine de Marksizm diyebiliriz. Çünkü dünya siyaseti esas iki kaynağını bu iki akımdan alıyor. Bugün liberal ve Marksist paradigma, Türk düşünce hayatını beslemiyor. O nedenle, ortalıkta zavallı bir seviyesizlik var. Cami, kendi inanç diktasını yıkacak olanlara "kâfir" diyor. Kışla, üç asırlık liberal düşünceye "liboş", Marksizme de "Rus uşağı" diyerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    Canımın istediği alıntıya cevap veriyorum.Bu yüzden zahmet edip,tekrar tekrar kontrol etmenize gerek yok

  2. #2
    3UygaR5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    7,167
    Karizma Gücü
    8
    Bu Olayın Temelinde Karşıyaka İlçesinin Bölünmesidir.Karşıyaka İlçesinin Belli Bir Kısmı Bayraklı Belediyesine Verildi.Doğal Olarak Eskiden Karşıyaka Bölgesinin Sorumluluğunda Olan Bölgeler Bayraklıya Geçti ve Karşıyaka Belediyeside O İşçileri İşten Çıkarmak Zorunda Kaldı.Burada Asıl Suçlu Oy Alabileceğini Sanan Küçük Beyinler ve Yeni Açılan Kontejanlara Karşıyaka Belediyesinden Gelen İşçileri Değil,Kendi Adamlarını İşe Alan Bayraklı Belediye Başkanıdır.Burada Hem Karşıyaka Belediyesi Zor Durumda Hemde İşçiler.

    Hırçın Denizde Bir Dalgayım Sadece

  3. #3
    dede 60 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2007
    Mesajlar
    10,095
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Kaybedip kazanma ABD e bağlıdır. Birbirimizi kandırmayalım.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Özkök:Halk, Daima Bütünlüğü Desteklemiştir
    2005 Konuları bölümünde CeySu tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 14.09.05, 09:44

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •