DP, BUNLARI YAPMAZSA BARAJI AŞAMAZ!
Bütün yaz boyunca Karadeniz’den Akdeniz’e ve Ege’ye kadar gittiğim yerlerde nabız tuttum. Açıklıkla söylemeliyim ki Demokrat Parti hâlâ AKP’ye alternatif değil. Hüsamettin Cindoruk beğenilip saygı görüyor ama yaşlı bulunuyor. Demokrat Parti mevcut haliyle eski DYP’lilerin Kulübü gibi bir görüntü veriyor. Tamam süreç yeni başladı, büyüme ANAP’la bütünleşme sonrasında yani sonbaharda ama eşikte ciddi sorunlar var.
80’lik İl Başkanı!
Birinci husus Demokrat Parti behemehal siyaset esnafı ya da profesyonel politikacılardan kendini kurtarmalıdır. Başlangıç bu anlamda iyi
olmamıştır. İstanbul ve Ankara örgütüne yapılan il başkanı atamaları heyecan uyandırmak şöyle dursun, tepki çekmiştir! Başkent örgütünün sırf eski DYP’li diye 80 yaşında olan bir isme teslim edilmesi heyecan ve ümitleri kırmıştır.
Denilecektir ki geçiş dönemi!
Hayır, nasıl doğarsanız öyle büyürsünüz!
İkinci boyut ANAP’la bütünleşme hadisesi! Sahi böyle bir birleşme olacak da DP’nin başı göğe mi erecek? Tam tersine ANAP’ın profesyonelleri de kendine yer arayacak ve çarşı karışacaktır! Endişem, bu birleşme sonrasında illerdeki teşkilatlanmaların partiler arasında taksime tabi tutulmasıdır. İstanbul ANAP’ın, İzmir DYP’nin benzeri yaklaşımlar sergilenirse göreceksiniz iş başından fiyaskoya dönüşecektir! Yakından biliyorum ki her iki tarafın bu tür arzuları var!
Mahatma Gandi ve Hitler
Yapılması gerekenlere gelince:
1) İstisnasız herkes şahsi ve nefsi davranmaktan vazgeçmelidir.
2) Parti batıranlar büyük siyaset ustası ve antrenörü havalarında ve taleplerinde olmamalıdır.
3) Aman şu genel başkan olursa ben aday olabilirim, aman bu olursa ben yer bulurum diye düşünen siyaset bezirganlarından uzak
durulmalıdır.
4) Partiye yeni, genç ve başarılı isimler alınmalı ve bunlar vitrine çıkarılmalıdır.
5) Misyonu çağrıştırma adına her bölgeye eskilerin sevilen şaibesizleri serpiştirilmelidir.
6) Çok iyi bir iletişim ve propaganda merkezi kurulmalıdır.
7) Halkın ve medyanın ilgisini çekecek muhalif şov ve etkinlikler ardarda sunulmalıdır.
8) Muhalefet metodu, konuya göre bazen Mahatma Gandi gibi esnek ve yumuşak, bazen de Hitler gibi keskin ve kararlı olmalıdır.
9) Herkesi memnun etmek gibi popülizme girilmemeli, hedef seçmen kitleleri belirlenmelidir.
Hedef seçmen kitlesi
10) Buradan hareketle bulunduğumuz süreçte var olan hava gereği DP’nin politize Kürt coğrafyasından oy alması güç olduğundan orayı da memnun edecek söylemlerden kaçınmalı, tam tersi seçmene yönelinmelidir. Öyle çünkü var olan iklim gereği Güneydoğudan oy almak için ya Kürtçü ya da dinci olmak gerekiyor. DP ikisi de olamayacağına göre bu dönem bu bölgeden beklentiler içinde olmamalı ama buna mukabil güneydoğu hadisesine tepki koyanların öncelikli adresi olmalıdır. DP liderliği Güneydoğu kökenli birkaç ismin gazına gelmemelidir.
11) DP’nin belirleyeceği hedef seçmen kitlelerinden biri de esnaf olmalı ve ona dönük söylem, program ve politikalar geliştirmelidir.
12) Aynı şekilde DP yine hedef seçmen bağlamında emeklilere somut olarak hitap etmelidir.
13) İşsizler yine hedef kitle olmalı ve onlara dönük elle tutulur yani inandırıcı proje ve vaatler ortaya
konmalıdır.
14) DP, lider düzeyinde olmasa da ABD ve AB karşıtlığına da oynamalı ve bu olguyu oya dönüştürmeyi bilmelidir.
15) DP, milliyetçi muhafazakar kesimlerden oy almak istiyorsa parti tavanı inanç imajı olarak CHP’ye değil, AKP’ye benzemelidir. DP mutlaka 28 Şubat’ın izlerini üstünden atmalıdır.
16) DP’nin kendini iyi izleyecek ve destek olacak bir gazetesi ve televizyonu olmalıdır. Bulunduğumuz istibdat ortamında merkez medyadan medet ummak saflıktan öte bir şey olur.
Muhafazakarlık imajı!
17) Halka, bu insanlara ülke teslim edilebilir güveni verilmelidir.
18) En önemlisi seçim sürecinde muhalefetle beraber alternatif bir iktidar modeli yaratılıp bu yapı halka sunulmalıdır. Ahali yani seçmen maceraya oy vermez.
19) Türkiye üzerinde etkisi olan dış çevrelerle gönül istemese de ilişki kurulmalı ve onların AKP’ye olan desteklerinin kırılmasına çaba
harcanmalıdır.
20) Kır’at, süvari, Menderes gibi karşılığı olmayan hamaset yerine canlı milliyetçilikler yapılmalı, Ermenistan açılımından Kıbrıs boyunduruğu ve K.Irak rezaletine kadar her konu ajite edilerek ortaya konmalı ve millete AKP ile bunlar baş eder imajı verilmelidir.
21) AKP’ye uzak olan Süleymancılar gibi dini guruplara yakınlık gösterilmeli ve onun üstünden muhafazakarlık imajı oluşturulmalıdır.
22) Prof. Haydar Baş Beyle ortak hareket edilmelidir.
23) Kurtuluş savaşı günlerindeki gibi milli olan bütün muhafazakar guruplarla kolkola girilmelidir.
24) Yaşar Büyükanıt, Tayyip Erdoğan arasındaki Dolmabahçe mutabakatı gündeme getirilmeli ve var olan AKP-Asker çekişmesinin aslında kayıkçı kavgası olduğu tezi işlenmelidir.
25) Üniversite ve iş dünyasından think thank gurupları oluşturulmalıdır.
26) Partinin tanıtımı, sunumu ve propagandası hayatında sağa oy vermemiş, Boğaziçili entel reklam bezirganlarına değil, halkı değerleriyle tanıyanlara verilmelidir.
Lider ve finansman!
27) Kürt ve Ermeni açılımının sebep olacağı tepkiyle AKP’den ayrılacak isimler partiye alınmalı ve çekim merkezi imajı oluşturulmalıdır.
28) Lider hem agresif hem de güvenilir olmalıdır.
29) Yurdun büyük merkezlerinde ardarda milli birlik ve işsizlik mitingleri yapılmalıdır.
30) AKP yolsuzlukları üzerinde çalışacak ekipler oluşturulmalı ve bunlar kamuoyuna ses getirecek metotlarla servis edilmelidir.
31) Laiklik ve türban gibi konularda ezberi bozan yeni sürpriz yaklaşımlar seslendirilip AKP’nin seçmen kovanına çomak sokulmalıdır.
32) Finansman için mutlaka bir yol bulunmalıdır. Para olmazsa başarı olmaz. Parayı bulmanın yolu da, İstanbul dükalığına; “AKP bir dönem daha kalırsa siz de kalmayacaksınız” hakikatini anlaşılır şekilde izah etmekten geçiyor.
33) Ali Müfit Gürtuna gibi isimler partiye alınmalıdır.
34) Abdüllatif Şener ve Osman Pamukoğlu ikna edilip partiye katılmalıdır.
35) Yaşar Nuri Öztürk ikna edilip partiye katılmalıdır.
NOT: Bu konuya önümüzdeki günlerde sık sık değineceğiz zira Türkiye’nin bekası adına DP başarılı olmaya mecbur değil, mahkumdur.
Sabahattin ÖNKİBAR
27 Eylül 2009
Yeniçağ Gazetesi
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_...p?hityaz=10215
---
Sabahattin Önkibar Türkiye gerçeklerini en iyi okuduğunu düşündüğüm kişilerden birisi. DP konusunu çok önemli görüyor. Bence de önemli. Ama bugün gelinen noktada artık DP çizgisinde bir toparlanmayı oldukça zor görüyorum.
Sabahattin Önkibar'ın tespitleri hakkında değerlendirmeler yapayım.
DP'nin Yaşar Nuri Öztürk'ten kesinlikle uzak durması lazım. Yaşar Nuri Hoca fazlasıyla egosantrik, ben-merkezli birisi. Zaten dengeleri oturmamış partiye zarar verir. Ayrıca, Türkiye'de hakim din anlayışına uzak düşen, "sosyete hocası" imajı var. Bu DP'nin temel hedef kitlesi olacak şu an AKP'ye oy verenlere antipatik gelir. Benzer bir durum Osman Pamukoğlu için geçerli. Osman Pamukoğlu hem yandaş medyada, hem de Doğan grubu medyasında ipi çekilmiş bir adamdır. Siyaset biraz gerçekler ve somut laflar, çokça imajlar üzerinden yürür. Osman Pamukoğlu'nun DP'ye katılımı hem gerçekçi değil, hem de partiye zarar verir.
Abdullatif Şener ve Ali Müfit Gürtuna gibi isimler ise DP'nin imajına çok uygun. Bu isimler partiye kazandırabilirse çok yararlı olur.
Önkibar'ın söylediği gibi AKP'ye, özellikle de Fethullahçılara uzak dini gruplarla temas halinde olunması yararlı olacaktır. Ama Haydar Baş ekibinden uzak durulmasında yarar var. Haydar Baş çizgisi hem önemli bir potansiyel kazandırmaz, hem de fazlasıyla ABD ve AB karşıtı söylemleriyle dış çevrelerde ve bu konulara angaje Türk medya unsurlarında imaj zedeleyici bir etkisi olur. DP imaj olarak uçları değil ortalamayı yansıtan bir görüntüde olmalıdır diye düşünüyorum. Yazarın da dediği gibi ortalama seçmen maceraya oy vermez. Ayrıca; AKP'den ayrılacak isimler olursa bunlar asli değil, vitrin unsurları olarak kullanılabilir.
"DP’nin politize Kürt coğrafyasından oy alması güç olduğundan orayı da memnun edecek söylemlerden kaçınmalı, tam tersi seçmene yönelinmelidir. Öyle çünkü var olan iklim gereği Güneydoğudan oy almak için ya Kürtçü ya da dinci olmak gerekiyor."
Sabahattin Önkibar'ın "Güneydoğudan oy almak için ya Kürtçü ya da dinci olmak gerekiyor" tespitine katılıyorum. Ama DP doğu ve güneydoğuda geleneksel aşiret bağlantıları ile potansiyeli olan bir parti. Tam detaylarına bakmadım ama sanırım son yerel seçimde o coğrafyada CHP ve MHP'den daha yüksek oy aldılar diye hatırlıyorum. Bence DP Kürt sorunu ile ilgili olarak ulus devlet yapısından ödün vermeden ılımlı bir imaj verme çabası içinde olmalıdır. CHP'nin Kürt sorunu alanında bulunduğu ama medyada yürütülen psikolojik savaş nedeniyle kendini anlatamadığı çizgiye DP talip olmalıdır. DP içinde Kürt sorunu hakkında her kafadan ses çıkmamalı, özenle seçilecek parti sözcüleri bu konuda taktiksel olarak hem AKP'yi hem CHP'yi eleştirmelidir. Bu şekilde CHP'nin zaten hangi çizgide olursa olsun ulaşamayacağı seçmene DP'nin ulaşma şansı olabilir. Elbette bunlar DP'ye o coğrafyada mucizevi bir oy patlaması yaşatmaz, ama AKP'nin bölgedeki oy tabanından biraz kazıyıp mevcut gücüne ekleyebilir.
Son seçimlerde Batı Anadolu, Ege, Akdeniz bölgelerinde klasik DP seçmeninden MHP ve CHP'ye oy kaymaları oldu. Özellikle sahil şeridinde bir bölümü AKP'ye karşı CHP'yi tercih etti. AKP'nin hem dış politika gündeminden, hem de iç politikadaki ülkeyi istila eder tutumundan rahatsız olan bu seçmenin bir bölümü ise CHP'ye oy vermeyi içine sindiremediğinden MHP'yi bir adres olarak gördü.
DP; Çağrı Erhan, Süheyl Batum gibi isimlerle belki bu seçmeni tekrar kendisine çekebilir. Oyunu %3-4 arttırabilir. Ama unutulmamalı ki eğer DP tekrar siyasi bir güç haline gelecekse AKP'ye giden seçmeni geri kazanmak yoluyla olabilir. Bu hem çok zor bir iş, hem de bahsettiğim isimler ise bu iş için uygun değil. Çok değerli akademisyenler, ama fazlasıyla CHP havası veriyorlar. Türkiye'de seçmenin %65-70 civarı bir bölümünde belirgin bir CHP alerjisi vardır. DP AKP'den oy koparmak istiyorsa buna oynamalıdır. Genel başkan ve öne çıkanların bir bölümü; pantolonun paçasına kurban kanı sıçradığında bu görüntünün sakil durmayacağı isimler olmalıdır. Türkiye'nin özellikle de günümüzdeki sosyolojik şartlarında ortalama seçmen ne söylendiğinden bağımsız şekilde, imaj olarak kendine benzettiği kişilere güven duyuyor. Bu kişilerin hayat standartları, ne yaptıkları falan da çok önemli değil; ama en azından görüntüde aristokrat değil, biraz taşra havası, "iş bitirici pratik adam" izlenimi vermeleri gerekiyor. Tayyip Erdoğan, Mustafa Sarıgül, Gürsel Tekin şu an aklıma gelen örnekler. (Mustafa Sarıgül'ün durumuyla ilgili kısa bir not düşeyim. Dinci kesimler CHP'nin oylarını böleceği beklentisiyle Sarıgül'e sıcak bakıyorlar ve yakın gelecekte partlatmaya devam edecekler diye tahmin ediyorum. Ama Sarıgül'ün CHP'nin kolay kolay ulaşamayacağı yerlerden, Erzincan'dan, Elazığ'dan, Malatya'dan, Erzurum'dan, Orta Anadolu'dan, Güneydoğu'dan AKP oylarını biraz biraz tırtıkladığını gördüklerinde ciyak ciyak bağıracaklar. Hep beraber göreceğiz.)
Çağrı Erhan, Süheyl Batum gibi isimlerin de partiye katkısı olur. Ama özellikle geniş kitlelere ulaşmak açısından bu isimler biraz daha geri planda, işin mutfağında tutulmalıdır.
Sonuç olarak; bence DP hem ön plana çıkarttığı isimlerle, hem söylemleriyle AKP kadar CHP üzerine de oynamalıdır. Benim hiç hoşlanmadığım ama çok rağbet gören "al birini vur ötekine" muhabbetlerini sıkça kullanmalıdır. CHP'ye uzak bir imaj çizmeye çalışılmalıdır. AKP'den oy kopartmak bu şekilde mümkün olabilir. Bu Sabahattin Bey'in de özellikle vurguladığı bir şey.
Siyasette en önemli şeylerden birisi de finansman. DP'nin önündeki en önemli sorunlardan birisi de finansman ve bununla ilişkili olarak kitlelere ulaşabileceği iletişim kanalları. Seçime kısa sayılabilecek bir süre kaldığını düşünürsek DP açısından kapsamlı bir taban çalışması mümkün görünmüyor. Bu durumda finansman ve medyada yer bulabilmek daha da fazla önem kazanıyor. Sabahattin Önkibar'ın dediği gibi DP kurmayları İstanbul sermayesine muhtemelen kendilerinin de farkında olduğu şu gerçeği çok net bir şekilde tekrar tekrar anlatmalıdır: AKP bir daha tek başına iktidar olursa İstanbul sermayesi dönüşü olmayacak şekilde tasfiye sürecine girer. İstanbul sermayesi geçmişte de desteklediği DP çizgisine her zamankinden fazla sahip çıkmalıdır. Talepkar olmadan, arka planda kalarak hem finansman, hem iletişim desteği sağlamalıdır.
Bu koşullar sağlanırsa, kişisel hırslar bir kenara bırakılabilirse, Cindoruk bütünleşmeyi sağlayıp genel başkanlık ve parti yönetiminde uygun isimleri ön plana çıkartabilirse belki DP mucize yaratamaz ama barajı aşıp seçim sonuçları açısından çok kritik bir siyasi güç olarak ortaya çıkabilir. Ama açıkçası mevcut koşullarda bunun başarılabilmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum.


LinkBack URL
About LinkBacks
)
Alıntı Yaparak Cevapla
