Çoğu yazara göre, tarihe saygı. Geçmiş silinip tarih sıfırlanamıyor.
Cumhuriyet, tarihe yaraşır bir kimlik kazanmalı. Zira artık ne Cumhuriyet ne de temel kurumları tehlikede.
O halde? Dinci, yeni Osmanlı diyenlere, hatta sultan,
padişah diye seslenenlere karşı çıkmayan laik Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı; ABD’den döner dönmez ayağının tozu ile Osmanlı hanedanının 97 yaşında ölen son şehzadesinin ailesine başsağlığı dileklerini iletmek için…
…Abdülhamid’in, Yıldız Sarayı’nda ailenin kiraladığı çadıra neden gitmesin?
Gitsin gitmesine de; ama bu ziyaret insancıl, tarihe saygının eseri bir davranış mı? Yoksa bu ziyaret, Osmanlı’nın toplumsal yaşam uygulamalarına hayranlık duyan bir insanın ziyareti mi acaba?
Tuhaf bir toplum olduk; örneğin o kadar çoğaldılar, medyayı, bilim ocaklarını öylesine işgal ettiler ki; sağdan soldan döneklerin geçmişini anımsatarak bugün sergiledikleri yeni maskelerini indirmeye çalışmak artık neredeyse suç sayılıyor.
Bu nedenle RTE ile Çankaya’daki AKP’linin geçmişte laik çağdaş Türkiye’ye ters düşen, Cumhuriyet’i eski düzene dönüştürmeyi amaç edinen kalıcı söylemleri de -dönekler dünyasında- değer taşımıyor.
***
Yakın geçmişe göz atalım. RTE, bugün başbakanlığını yaptığı cumhuriyete karşı, ikinci cumhuriyetçilerin saffında.
“2. Cumhuriyet Tartışmaları” kitabında şu görüşleri düne, dinci bir devlete hayranlığını kanıtlıyor:
“…Türkiye Cumhuriyeti’nin 70 yıllık tarihine baktığımızda rejimin yüz akı ile çıktığını söyleyemeyiz… Türkiye Cumhuriyeti 1923’ten (Osmanlı’dan) bu yana sürekli ‘gerileyiş’ içindedir… Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur… Türkiye Cumhuriyeti katı bir üniter anlayışına sahip olmuştur… Türkiye’yi İslamın devlet planı içinde düşünüyorum…” Ve nihayet sık sık “Tutturmuşlar, laiklik elden gidiyor” diye, asıl amacını ortaya koyuyor, laik Cumhuriyet’i yadsıyor.
RTE’deki bu anlayışın, inanışın değiştiği sanılıyor.
Oysa yapmaya giriştiği “açılımın” perde gerisinde Osmanlı yönetimine koşut kimi arzular kıpırdanıyor.
Açılımın altyapısını hazırladı. Türkiye’nin kimi etnik gruplardan Kürtten Çerkeze, Arap’a ve sonuncu sırada da Türklerden oluştuğunu sürekli yineledi.
Arada bir Osmanlı’nın 36 etnik gruptan oluştuğunu değiniyor.
Herhalde şu sorunun zamanını gözlüyor: “Neden Osmanlı’nın 36 etnik grubu gül gibi idare eden devlet sistemi Türkiye için geçerli olmasın?”
İşte Osmanlı dönemindeki uygulamalara dönüş istemi içeren (4 Temmuz 2009’daki) sözü RTE’nin:
“…Osmanlı medeniyetine baktığımızda farklılıklar zenginlikti. Osmanlı’dan sonra (1923’te kurulan cumhuriyette) maalesef burada bir zaafa uğradık…”
***
Şehzadenin cenaze töreninde genel sekreteriyle temsil edilen, bugün laik TC Devleti’nin başında oturan Çankaya’daki AKP’linin geçmişi de RTE ile dün de bugün de aynı kafada olduklarını kanıtlıyor.
“…Bugün Türkiye’de bir sistem bunalımı var, kendi bünyesine uygun düşmeyen, kendi değerlerine zıt ve zoraki uygulanmaya çalışılan ve halka zorla diretilen bir sistem… Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eden, en ziyade tahribat vermiş olan sistemin ilkelerinden biri de laiklik ilkesidir… (19 Aralık 1992).”
“…Cumhuriyet döneminin sonu gelmiştir…” (27 Kasım 1995-The Guardian’a demecinden)
Kırk yıllık Yani’ler Kâni olabilir mi?..
***
Nasıl bir Türkiye istiyorlar? Şu satırları okuyalım:
“…Biz o devrin (1914) gençleri (bugün olduğu gibi) durmadan fikirler karşılaştırırdık. Mesela Türk müyüz değil miyiz? Alafrangaya göre Türk değil, Osmanlı idik. Alaturkaya göre Türk değil, Müslümandık… Felsefe hocamız dilimizi bile Arapçaya çevirmemiz gerektiğini iddia eden bir taassup lideri, edebiyat hocamız ‘kaba’ Türkçenin ne şiire, ne nesre, ne de bilgiye elverişli olmadığını ileri süren bir Osmanlı edibi idi… Soyumuz da dilimiz de (bu noktaya henüz gelmedik) mizah gazetelerinin belli başlı alay konuları arasında idi… Laiklik mi? En koyu Türkçümüz dahi şer’iye mahkemelerini, oldukları gibi, yani bütün usulleri ile (bugün de yandaş yargı yaratma çabaları ile) sadece Adliye Nezareti (şimdi AKP’li Adalet Bakanının) binasının çatısı altına almayı ileri bir inkilâp (şimdi yargı devrimi) tedbiri sanmakta idi… (Falih Rıfkı Atay-Çile adlı kitabından)”
Şimdi geçmişe, Osmanlı’ya hasret bir kadro; konuların başlıklarını değiştirdi; geriye doğru yürüyor.
Ve… dinci bir iktidarın soldan sağa çark eden Kültür Bakanı Ertuğrul Günay; açılımı “AKP, Atatürk gibi devrim yapmak istiyor” diye değerlendiriyor.
Atatürk’ü… devrimlerini… AKP ile eşitlemek? Bu kadarına da pes!
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla