AKP-FG koalisyonunun yarı resmi televizyon kanallarından atv’de yeni bir yerli dizi başlamış. Dizide bir halı mağazasında geçen olaylar konu ediliyormuş. Mustafa Saraç daha ilk bölümde resmen “çocuk sömürüsü” ile karşılaşıldığını anlatıyor:
“İflasın eşiğindeki halıcı, kapkaççılık yaparken yakaladığı ve acıyıp polise teslim etmediği, 5-6 yaşlarındaki kız çocuğunun ‘incecik-tül gibi’ parmaklarını fark ederek, onun yeryüzündeki en ince halıyı dokuyabileceğine kanaat getiriyor. Küçük bir çocuğun parmaklarında yalnızca dolar pırıltıları algılayabilen, minik insan ellerine düşük maliyetli ve yüksek kazançlı bir yatırım aracı gibi yaklaşan, emek istismarını fazlasıyla çağrıştıran bu tiksindirici sahne, yandaş kanalın çalışan kesimle ilgili konularda hiç de titiz davranmadığının göstergesi oluyor. Küçük kızla ayaküstü bir ‘iş görüşmesi’ yapan halıcı, kızın ‘para verecek misiniz’ sorusunu ‘evet’ diye yanıtladıktan sonra, kendisiyle el sıkışıp açıkça bir ‘sözel iş akdi’ de gerçekleştiriyor.
Dizi, sevimli bir modern kent masalı gibi izlense de, yandaş kanal, çocuk istihdamının büyük bir insanlık suçu olduğunu herhalde unutmaktadır. 5-6 yaşında çocukların herhangi bir işyerinde ücretle çalıştırılması, hem yasalara hem de İnsan Hakları Beyannamesi’ne aykırıdır. Aslında, halıcılıkta çocuk istihdamının, ticari açıdan pek akıllıca olduğu da söylenemez; zira zengin ülkelerde hayli yaygın olan ‘çocuk emeği ürünlerini asla satın almayın’ kampanyaları, bilinçli tüketiciyi çocukların dokuduğu halılardan uzak tutmaktadır. Ne var ki, çocuk istihdamı gibi tüm dünyada nefret uyandıran bir suç, Türkiye’de hükümet yandaşı televizyon kanalında, açıkça sempatik gösterilebilmektedir.
Dizideki kimsesiz ve korunmasız kız çocuğunun bir özel mekâna sığınması, bir başka suçun daha sempatik gösterilmesi anlamındadır. Ülkemizde kimsesiz çocuklar tekil ‘hayırsever’ yurttaşların değil, kamu idaresinin sorumluluğu altındadır. Hiç bir yurttaş, sokakta bulduğu bir çocuğu salt iyilik amaçlı da olsa mekânında sürekli olarak barındıramaz. Kimsesiz sokak çocuklarının hiç vakit yitirmeden en yakın kamu idare birimine teslim edilmeleri suiistimal olasılığının önlenmesi açısından yasal zorunluluktur. Görünen o ki hükümet yandaşı kanal, hükümeti sokak çocuklarının sorumluluğundan da kurtarmaya çalışmaktadır!”
Türkiye’nin hazımsız politikacıları
HOLLANDA İçişleri Bakanı’nın bu yaz Türkiye’ye tatil için gelirken ucuz bir havayolunu yeğleyip uçakta sıradan bir yolcu gibi seyahat ettiğini okuyunca Ahmet Önen yıllar öncesini anımsamış:
“Yaklaşık 40 yıl önceydi. İlkokul mezunu amcam, sıradan, vasıfsız işçi olarak Hollanda’ya gitmişti. İlk izine geldiğinde etrafını sarmış, ondan oraları anlatmasını istemiştik. Birçok ilginç anısının içinde, en çok ilgimi çeken, hastalığında yaşadığı hastane anıları olmuştu.
Ciddi bir ameliyat sonrası amcam, Hollanda Kraliçesi ile aynı hastanede ve aynı serviste yatmıştı.
O gün amcamın anlattıklarını bir hayal ürünü olarak dinlemiş, fazla abartılı bulmuş, belki de inanmak bile istememiştim. Amcam ne kadar doğruları anlatıyor olsa da, bizim ülkemizdeki sosyal yapıya ters düşen bu olaya inanmamakta haklıydım.
Öyle ya, ulu önderimiz Atatürk ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ dese de bizim siyasilerimiz nasırını aldırmaya Amerika’ya, gazını çıkarttırmaya Avrupa’ya gidiyorlardı.
Bütün bunlardan sonra Avrupa Birliği’nin bizi arasına almak istememesinin ya da ayak sürümesinin asıl nedenlerini yeniden düşünüp, ciddi anlamda gözden geçirmemiz gerekmez mi?”
Azmettirici
Recep Nas: “Recep, açılımı hazmettire hazmettire sürdürürken bölünmenin azmettiricisi olmasın da!”
Başarı
Mustafa Pınar: “Recep’in ‘demokrasi devrimi’ ile Türkiye, dünya yolsuzluk ve çürüme batağında ilk üçe girdi!”
AKKM
Canan Çamkır: “Atatürk Kültür Merkezlerini (AKM) yıkımdan kurtarmak için adlarını Adalet ve Kalkınma Kültür Merkezleri (AKKM) yapalım!”
Yağmur Deniz
Cemaatlerin serveti 50 milyar dolar:
Paranın dini cemaatin imanı yoktur!
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla