• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    KKTC'den Erdoğan'a mektup

    KKTC'deki 47 sivil toplum kuruluşu Başbakan Erdoğan'a gönderdiği mektupta, "Rum-Yunan ikilisinin niyeti ortadadır. KKTC'nin tanınması çalışmalarını ertelemeyin" dedi.
    "KKTC'yi Tanıtma Derneği" öncülüğündeki 47 sivil toplum örgütü, Başbakan Recep tayyip Erdoğan'a, Kıbrıs sorunu konusundaki görüşlerini ve endişelerini içeren bir mektup gönderdi.

    "KKTC'nin tanınması çabalarını artık ertelemeyiniz, geciktirmeyiniz" ifadelerine yer verilen mektupta, "KKTC'nin tanınması Kıbrıs'ta iki devlet esasına dayalı gerçekçi bir anlaşma yapılmasının önünde bir engel değil, tam tersine buna olumlu yönde etki yapacak bir faktör olacaktır" görüşü dile getirildi.

    Örgütleri temsilen bir heyet, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Şakir Fakılı'yı ziyaret ederek, Başbakan Erdoğan'a iletilmek üzere hazırladıkları mektubu verdiler.

    Örgütlerin, Başbakan Erdoğan'a gönderdiği mektup basına da dağıtıldı.

    Ada'da iki devletli bir çözüm temennilerini ve çözüm sürecindeki endişelerini içeren mektupta, KKTC devletinin ileride tanınacağı yönünde inançlı olduklarını dile getiren örgütler, Kıbrıs Türk halkının haklılığının, buradaki en büyük gücü olduğunu kaydetti.

    Son dönemlerde Kıbrıs sorunu hakkında yapılan bazı açıklamaların rahatsız edici olduğu belirtilen mektupta çözüm süreciyle ilgili bazı noktalara işaret edildi.

    "Rum Ulusal Konseyi'nin oybirliğiyle, sözde Kıbrıs cumhuriyetinin devamını isteyen, Türk askerinin adadan çekilmesini talep eden, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisini ortadan kaldıran, bir kısım KKTC vatandaşının ülkesinden atılması sonucunu doğuracak, iki bölgeliliği sulandıracak, mülkiyet konusunu Kıbrıs Türk halkı aleyhinde halletmeyi" öngören kararlar ürettiğine işaret edilen mektupta, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın kurulacak federal devletin Devlet Başkanı ve Devlet Başkan Yardımcısı'nın tek listeden seçilmesi önerisinin "hata" olduğu görüşü dile getirildi.

    Kıbrıs Rum yönetiminin, Güzelyurt'un Kıbrıs Rum kesimine bırakılmasını ''kırmızı çizgi'' olarak gösterdiği ve Karpaz bölgesinin de kendilerine bırakılacağı umudu içerisinde olduğu kaydedilen mektupta, Rum basınında, Cumhurbaşkanı Talat'ın "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamını onayladığı" şeklinde haberler çıktığı belirtildi.

    Başbakan Erdoğan'dan "tüm bu gelişmeler karşısında Anavatan Türkiye'den ulusal davaya, Kıbrıs Türk halkının haklarına sahip çıkmasını" talep eden örgütler, talep ve görüşlerini şöyle sıraladı:

    Görüşme sürecini desteklerken asla bunun eşitliğimizi, egemenliğimizi, iki bölgeliliği, iki devletliliği, Kıbrıs'ta iki halk bulunduğu gerçeğini bozma sonucunu doğurmasına izin vermeyiniz.
    Bizi 1974 öncesine döndürecek, verilen mücadeleyi sıfırlayacak olan sözde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin revize edilmesi, ya da devamı niteliğindeki çabalara asla destek olmayınız.
    Anavatan Türkiye KKTC'nin devamının başlıca teminatıdır. Olası bir anlaşmada Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin bu anlayışın devamını içerecek bir şekilde yer almasını sağlayınız. Aksi takdirde önemli sorunlar yaşanacağı aşikardır.
    Halkımızın 19 Nisan seçimlerinde ortaya çıkan iradesi ile kamuoyu yoklamaları nettir. Halkımız yüzde 80'in üzerinde bir oranla Kıbrıs'ta iki ayrı devlet içerecek bir anlaşmaya onay verebileceğini ortaya koymaktadır. Anavatan Türkiye hükümeti olarak bu iradeye destek veriniz.
    Yeterince beklenmiş, yeterince Rum uzlaşmazlığına tahammül edilmiştir. Rum-Yunan ikilisinin niyeti ortadadır. Bunu hala anlamamak, hala Rum tarafının bizimle eşit-egemenlik temelinde bir anlaşmaya yanaşacağını düşünmek doğru bir yaklaşım değildir. KKTC'nin tanınması çabalarını artık ertelemeyiniz, geciktirmeyiniz. KKTC'nin tanınması Kıbrıs'ta iki devlet esasına dayalı gerçekçi bir anlaşma yapılmasının önünde bir engel değil, tam tersine buna olumlu yönde etki yapacak bir faktör olacaktır."
    kaynak

    Şimdiki açılımlardan sonra bu konudada açılım bekliyorum


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  2. #2
    jolly adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2005
    Mesajlar
    720
    Karizma Gücü
    8
    Hayal görmesin
    Hristofyas’ın “üniter devlet” önerisine sert tepki gösteren Kıbrıslı Türk siyasilerden uyarı

    ASLA KABUL EDİLEMEZ… Rum lideri Dimitris Hristofyas’ın, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlık günü töreninde “üniter devlet”i işaret etmesi Türk tarafında sert tepkilere yol açtı. KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün yanı sıra KIBRIS’a konuşan siyasi parti yetkilileri, üniter devlet modelinin kabul edilemez olduğunu belirterek, Hristofyas’ı hayalden vazgeçmeye çağırdılar
    Gizem ÖZGEÇ
    Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın, 1 Ekim günü sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlık günü münasebetiyle Güney Lefkoşa’da düzenlenen askeri tören sırasındaki konuşması, Kuzey Kıbrıs’ta sert tepkilere yol açtı. Hristofyas’ın “Kıbrıs’ı iki bölgeli, iki toplumlu üniter bir federasyon yapısına dönüştürme” hedefinde olduklarını söylemesi “gerçekleşmeyecek bir hayal” olarak nitelendirildi.
    KIBRIS’a değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün ve KKTC siyasi parti temsilcileri ortak bir noktada buluştular ve bunun kabul edilemez bir hayal olduğunu söylediler.
    İktidar Ulusal Birlik Partisi(UBP) ve meclisteki diğer sağ partiler, Hristofyas’ın “üniter devlet” önerisinin “Rumların gerçek yüzü ve değişmez arzusu olduğunu” belirtirken, Rum liderin açıklamalarının sorumlusu olarak Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı gösterdiler. Muhalefetteki sol parti temsilcileri ise Rum liderin açıklamalarını “Söylem değişikliği ve iç dengelere oynamak” şeklinde değerlendirirken, bunun Birleşmiş Milletler parametrelerinden uzak bir hayal olduğunu kaydettiler.

    Özgürgün: Politikalarında bir değişiklik yok
    Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Rumların gerçek amacının bu açıklamada yattığını ifade ederek, “dostlar alışverişte görsün” politikasına inananların hayal kırıklığına uğramasının normal olduğunu söyledi.
    Özgürgün, Rumların azınlıklara verilecek hakları Türklere layık gördüğüne vurgu yaparak, 1960’dan beridir politikalarında herhangi bir değişiklik olmadığını vurguladı. Rum yönetiminin Kıbrıs’ı, Yunanistan’a bağlama hedefinin yeni olmadığına işaret eden Özgürgün, halen ENOSİS’i yaşatan Rumların bu tip açıklamalarının sıcak çatışmalara neden olabileceğinin altını çizdi.
    Küçük: Bu zihniyeti iyi tanıyoruz
    UBP Genel Sekreteri İrsen Küçük, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın kendisinden önceki liderlerin yolunda yürüdüğünü söyledi ve “Hristofyas da kendisinden öncekiler gibi sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı suretiyle gün gele bizi bir kez daha 24 Aralık 1963’teki duruma düşürmeyi planlıyor” şeklinde konuştu.
    Hristofyas’ın amacının da Kıbrıs Türk halkının egemenliğini ve devletini ortadan kaldırmak olduğunu vurgulayan Küçük, şunları söyledi:
    “Rumların hedefleri, Türkiye ile Kıbrıs Türkü’nü birbirinden koparmak, Türkiye’nin elini ve fiili garantisini yok etmek, Türk askerinin Kıbrıs’tan tamamıyla gitmesini sağlamaktır. AKEL, “tek halk, tek vatan” sloganıyla seçim kazanmıştır. Bu nedenle sayın Talat’ın tek egemenliği onaylanmasından çok mutlu oldular. UBP olarak biz bu zihniyeti çok iyi tanıyoruz. Bu nedenle gerilememiz, taviz vermememiz ve masada dik durmamız gerektiğini vurguluyor. Niyetleri bellidir; eğer biz yanlış yaparsak Rumlar memnun olsun anlayışı ile hareket edersek sonuçta Kıbrıs Cumhuriyeti’ne azınlık olarak yama olacağız”
    Hristofyas şımardı
    “Ama hiç kimse merak etmesin. Kıbrıs Türk halkı dimdik ayaktadır ve kararlıdır. Kimse halkımızı aldatamayacak, oyuna getiremeyecektir. Üniter devlet safsatadır” diyerek sözlerine devam eden Küçük, Rum liderin istediğinin, üniter devletin devamı ve Kıbrıs Türk halkını azınlığa düşürme olduğunu ifade etti.
    Küçük, yapılan bazı yanlışlıkların Hristofyas’ı şımarttığını ve bu açıklamaları yapmasına neden olduğunu söyledi. Küçük, “İnşallah nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ile Kıbrıs Türk halkı kendi geleceğine, yani devletine, egemenliğine sahip çıkmaktaki kararlılığını başta Hristofyas olmak üzere merak eden ve yanlışta ısrar eden herkese gösterecektir” dedi.

    Erk: Söylem değişikliği endişe verici
    Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler(CTP-BG) Genel Sekreteri Kutlay Erk, Rum lider Hristofyas’ın son zamanlarda BM çalışmalarında yaptığı konuşmaların “söylem değişikliği” olarak dikkate alınması gerektiğini söyledi. Hristofyas’ın, BM’deki konuşmasında da parametreleri kabul etmediğini açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Erk, “Onlarca yıl yapılan çalışmalarda üretilen parametrelere yeni parametreler eklenmeye çalışıldığını gözlemliyoruz” dedi.
    Rum tarafından yükselen söylem farklılıklarının birtakım endişelere neden olduğunun altını çizen Erk, “Biz CTP-BG olarak Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın görüşme sürecindeki pozisyonunu destekliyoruz. BM parametreleri üzerinde görüşme sürdürmesine de tam destek veriyoruz. AKEL ve Hristofyas’ın pozisyon değişikliğinden ve söylemlerinden rahatsız ve endişeliyiz. Ancak bu; bizim taleplerimizi ve Cumhurbaşkanının projelerini değiştirecek değildir. Biz yine BM parametrelerine uygun kendi taleplerimizi götürmeye devam edeceğiz” dedi.
    “Çözüm mücadelemizin önüne geçemez”
    Erk, çözümün ancak iki toplumlu, siyasi eşitliği öngören, Türk ve Rumların kurucu devletlerinin olduğu federal bir yapıda gerçekleşebileceğini belirtti. “Mücadelemiz bu doğrultuda sürecek” diyen Erk, Hristofyas’ın açıklamalarına yönelik ise şunları söyledi:
    “Son Ulusal Konsey Toplantısı’nda alınan kararlar, Rum liderin pozisyonunda değişiklik yarattı. Hristofyas, toplantıda çıkan sonuçlarla bakarak ve özellikle DİKO ile EDEK’in yaptığı çıkışlardan etkilenerek şimdiye kadar sürdürdüğü yapıyı değiştirmeye başlamıştır. Bu bizim açımızdan ciddi bir tedirginlik yaratmaktadır.”
    Erk, Hristofyas’ın Annan Planı referandumu öncesinde aynı manevrayı yaptığını da anımsatarak, “Bunu unutmuş değiliz. Geçmiş dönemleri aklımızda tutarak, aynı endişe içindeyiz. Hiçbir neden bizim iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı çözümü savunmamamızı değiştiremez” dedi.
    Hasipoğlu: Rum tarafının gerçek niyeti
    Demokrat Parti(DP) Milletvekili Ertuğrul Hasipoğlu, Rum liderin açıklamalarına, “Kafasındaki şekli söyledi. Burada bir cumhuriyet vardır, Maronitler ve Ermeniler gibi azınlık haklarından yararlanabilirsiniz. Devlet olamazsınız diyor. Bunu kabul etmemiz olası değildir” diyerek tepki gösterdi. Hasipoğlu, üniter devlet önerisinin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki eyalet sisteminden bile daha geriye götürecek bir yapıyı getireceğini belirtti. “Bunu kabul etmemiz asla mümkün değil” diye konuşan, Hasipoğlu, “Bu öneri karşısında değil referanduma gitmek, Meclis’ten referandum kararı bile alınamaz” iddiasında bulundu.
    Rum tarafının giderek gerçek niyetini ortaya çıkardığını vurgulayan Hasipoğlu, bunun nedenini Cumhurbaşkanı Talat’ın bir hata yaparak “tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunu” kabullenmesi olarak gösterdi. Hasipoğlu, bunu fırsat bilen Rum yönetiminin ise “Türk tarafı ne olsa kabul eder” mantığı ile yürüdüğünü kaydetti. Rum tarafının kabul edilmez bir sürü öneriyle geldiğine vurgu yapan Hasipoğlu, buna örnek olarak Cumhurbaşkanı’nın müşterek oyla seçilme talebini verdi. “O zaman bunun federalliği nerde? İki kurucu devlet, iki demokrasi nerde?”diye soran Hasipoğlu, Rum tarafının esas niyetinin Türkleri masadan kaçırıp “çözüm istemeyen taraf” olarak göstermek olduğunu belirtti. Hasipoğlu, ayrıca şunları kaydetti:
    “Görüşmeler başladığı zaman hayır deyen Rumların daha çok taviz koparmadan bir sonuca gideceklerine inanmak mümkün değildir. Uluslararası güçlerin de düşüncesi buydu. Bu nedenle Rumları tatmin edecek öneriler getirdi. Mevcut durumda olumlu bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Rumlar kendi bölgesinde, biz kendi bölgemizde hayatımızı devam ettireceğiz. Tanıyan tanır, tanımayan tanımaz… Önemli olan kendi içimizdeki birlik ve dayanışmamızdır.”
    Özçelik: İki kurucu devlet yoksa, kabul edilemez
    Özgürlükçü Reform Partisi(ÖRP) Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Özçelik, partilerinin bu konudaki görüşünün net olduğunu, Rum liderin bahsettiği üniter devlet yapısını kabul etmenin kesinlikle mümkün olmadığını söyledi. Özçelik, “Türklere, Maronitlere tanınan haklar kadar hak tanınmıyor. Türkler bu devletin kurucularındandır. Bizim için iki kurucu devlet ibaresi, siyasi eşitlik ve içişlerinde bağımsızlık olmadıkça, Türkiye’nin garantörlüğü devam etmedikçe ismi ne olursa olsun yapılacak bir çözümü kabul etmeyiz” şeklinde konuştu.
    Hristofyas’ın, BM tarafından tanınan sözde bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nin başkanı olmanın avantajlarını kullandığını ve anlaşmaya yanaşmak istemediğini kaydeden Özçelik,” Rumlar, görüşmelerin Türkler tarafından reddedildiğini göstermek ve anlaşma yapmamak için elinden geleni ardına koymuyorlar” dedi.
    Harmancı: Boş hayaller iç dengelere oynamaktır
    Toplumcu Demokrasi Partisi(TDP) Lefkoşa İlçe Başkanı Mehmet Harmancı da, federasyonlarda ana prensibin iki yerel yapının mevcudiyeti olduğunu belirterek, Rum lider Hristofyas’ın, daha önceki Rum liderlerin, Türk tarafında önce kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ve şimdi de Cumhurbaşkanı Talat’ın “iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon” için imza attıklarını anımsattı. Harmancı “Bu parametrelerin değişmesi mümkün değildir” dedi ve “Eğer hayal kurulan veya umut edilen üniter bir devlet yapısıysa, bu boş hayaller iç dengelere oynamaktır. Uluslararası siyasette hiçbir karşılığı yoktur ve görüşme sürecini de olumsuz etkileyecek unsurlar içermektedir”
    Harmancı, geleneksel olarak Rum tarafının merkezi yapısının güçlü bir federasyonu savunduğunu, ancak Türk tarafını ise kanatları güçlü merkezi zayıf bir yapıyı müdafaa ettiğini savunarak, şunları söyledi:
    “İma ettiği eğer buysa, zaten yıllardır bilinen bir Rum tezidir. TDP’ye göre önemli olan bu federasyonun fonksiyonları ve işleyebilirliğidir. Ve federasyonu oluşturan her iki kanada da eşit adil ve hakkaniyetli bir yönetim biçimi göstermesidir. O yüzden bir takım sözcük oyunları bu gerçeği değiştiremez.”
    Harmancı, Hristofyas’ın özellikle son günlerde farklı söylemlerde bulunmasını da “New-York’tan kalan gerginlik politikasının bir yansıması” olarak niteledi. Her iki liderin de bulundukları ortama göre kendi kimlikleri ve kişilikleri dışında mesajlar verdiklerini kaydeden Harmancı, sözlerini şöyle tamamladı:
    “Sayın Talat da katıldığı tatbikatlarda komutanlarla birlikte egemenlik çığırtkanlığı yapabilmektedir. Rum lider de bu tip geçit törenlerinde daha çok milliyetçi unsurları gözeterek bu mesajları vermiştir. Her iki tarafın da gerçek misyonlarına geri dönmesi gerekmektedir. Gerginliği artırıcı demeç ve söylemlerden uzak durulmalıdır.”



    K








    Ben artık sıkıldım bu numaralarından, Rum dayatmalarından, izolasyonlardan, ambargolardan, dışlanmışlıktan, herşeyinden bunaldım bu adanın! Türkiye bir adım atmayı düşünmüyor mu acaba ?
    M.K.Paşa : "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur..!"


    Laws are sand, customs are rock. Laws can be evaded and punishment escaped but an openly transgressed custom brings sure punishment.




    ... ::: TurkForum Kadınlar Klubü Üyesidir ::: ...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. BBC'den Erdoğan'a yanıt
    2005 Konuları bölümünde malibar tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 16.07.05, 18:01
  2. Erdoğan'a Yumurtalı Saldırı
    2005 Konuları bölümünde İzmirin_Kartalı tarafından açılmış
    Yanıt: 33
    Son Mesaj: 13.04.05, 22:48

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •