Cumhurbaşkanı kürsüdeydi..

Meclis Başkanı takdim etmişti.. Meclis’i açılış konuşmasını yapıyordu..

Başbakan dinliyordu..

İçişleri Bakanı da.. Hükümetin diğer üyeleri de..

Genelkurmay Başkanı locadaydı..

Dinliyordu..

Binlerce kişi televizyonların başındaydı..

Onlar da dinliyordu.. Cumhurbaşkanı Kürt açılımını anlatacaktı..

Gül; “Demokratik devlet, farklı olanı tek kalıp içerisinde eritmez ve ötekileştirmez. Her bir bireyi varolan değeriyle birlikte koruması altına alır” derken gözüm ajans haberine ilişti..

Başlık..

Polis, İsveç’ten gelen Kürtçe kitaplara el koydu..



*


Kulağım Gül’deydi ama gözüm ajansa takılmıştı bir kere..

Cumhurbaşkanı, “Farklılıkları ayrılık vesilesi görmenin de, birlik ve beraberlikten herkesin birbirinin aynı olduğu bir toplum yapısını anlamanın da bu çağda yeri yoktur” derken..

Kulağımda bu sözler çınlarken.. Ajansı okumaya başladım..


*


Mardin’deki Artuklu Üniversitesi’nin YÖK onayıyla Yaşayan Diller Enstitüsü için İsveç’ten getirttiği 300 Kürtçe kitaba polis el koydu.. Kürtçe bilen polis memuru bulunamadığı için kitaplar hakkında araştırma yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruldu..


*


Önce, Yaşayan Diller Enstitüsü sözüne takıldım.. Bal gibi Kürtçe Enstitüsü.. Kürt açılımına destek veren YÖK, Kürtçeye Kürtçe diyemediği için Yaşayan Diller demişti..

Çekinmişlerdi..

Korkmuşlardı..

Veya Kürt açılımı diye kolları sıvayan Başbakan çark edince onlar da durumdan vazife çıkarmıştı..

Her neyse.. Kürtçenin adı yaşayan diller olmuştu..

Polis, nereden bilsin ki ‘yaşayan dil’ tanımının ‘şifre’ olduğunu, Kürtçe demenin ‘zavazingosu’ olduğunu..

Bunları düşünürken YÖK Başkanı’nın görüntüsü geldi..

Meclis’te locasındaki yerini almış Cumhurbaşkanı’nı dinliyordu..

Cumhurbaşkanı o an, “Doğal bir durum olan etnik, dini ve kültürel farklılıkları, uç ayrılıkçı fikirlerin zemini haline getirenler çağın gerisinde duruyorlar demektir” diye birilerine mesaj gönderiyordu..


*


İster istemez habere döndüm..

İki akademisyen Avrupa’daki çeşitli kütüphanelerden topladıkları 300 kadar Kürtçe eserin kopyasını çıkartmışlar.. Kargo ile Mardin’e göndermişler.. Polis siyasi propaganda olup olmadığını anlamak için el koymuş..


*


İçim karardı.. Devletin bir kurumu diğer kurumuna inanmıyordu.. Güvenmiyordu..

İki akademisyenin seçtiği kitaplara ‘PKK propagandası var mı’ diye el konuluyorsa..

Yarın polis Kürtçe derslere de girer..

Dinler, not eder, rapor yazar!

Kimse gıkını çıkaramaz..


*


Yeniden Cumhurbaşkanı’nın Meclis’teki konuşmasına döndüm..

Şöyle diyordu..

“Birlik ve beraberlikten herkesin tek tip bir kalıp içinde erimesini anlayanlar da çağın ruhuna aykırı davranıyorlar demektir.”





Arkama yaslandım..

Açılımın neresindeyiz?
http://www.yazarx.com/FGuncel/mehmet-tezkan/02-10-2009/gul-konu-urken-polis-kurtce-kitaplara-el-koydu/151034.aspx"]kynk[/URL]

Çok ayıp etmiş polis