Paşakapısı Cezaevi Müdür vekili Dursun Ali Görüm’ün dava dosyasına giren yazışmasında, Metris’te işkenceyle öldürülen Engin Çeber, ailesi ve avukatları “örgüt üyesi” olarak değerlendirildi...


ÇAYAN ETHEM

Haftalık Yürüyüş dergisi dağıttıkları için gözaltına alınıp tutuklanan Engin Çeber götürüldüğü Metris Hapishanesi’nde gördüğü işkenceler sonucu kaldırıldığı hastanede ölmüştü. Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Çeber'in ailesinden özür dilemişti ancak yeni Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le birlikte işler değişti. Çeber Davası’nın görüldüğü mahkemedeki dosyaya giren ve Adalet Bakanlığı’na bağlı kurumlar tarafından hazırlanan belgelere göre işkenceyle öldürülen Engin Çeber, ailesi ve avukatları “terör örgütü üyesi.”
Çeber Ailesi’nin avukatlarından Taylan Tanay, belgeyi şöyle yorumladı: “İşkence bir devlet politikasıdır. Bunu baştan beri söyledik. Önceki bakan özür dilediğinde de bunun bir aldatmaca olduğunu belirtmiştik. Bugün dava dosyasına giren belgeyle Adalet Bakanlığı ve bağlı bulunduğu kurum yetkilileri hapishanelerdeki görevlilerine ‘Bakın işkence ile yargılansanız bile biz sizi böyle koruruz’ diyor.”


MÜDÜR VEKİLİ: HEPSİ ÖRGÜT ÜYESİ
Engin Çeber’in İstinye Şehit Muhsin Polis Karakolu ve Metris Cezaevi’nde gördüğü işkenceler sonucu ölümüyle ilgili davaya, yarın Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek. Davayla ilgili neredeyse her duruşma öncesinden ortaya çıkan skandallara bir yenisi daha eklendi.
Metris Cezaevi’nde görevliyken Çeber’e “işkence yaparak öldürmek” suçundan yargılanan gardiyanlar şu an Adalet Bakanlığı’na bağlı Üsküdar/Paşakapısı Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuluyor. Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı ile Paşakapısı Cezaevi Müdür vekili Dursun Ali Görüm’ün 21 Temmuz 2009 tarihli yazışmaları dava dosyasına girdi. Belgeye göre müdür vekili Görüm, savcılık aracılığıyla cezaevinde tutuklu bulunan gardiyanları için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yardım edilmesini istiyor. Ayrıca, Müdür vekili Dursun Ali Görüm imzalı belgede dergi sattığı için tutuklanan ve Metris Cezaevi’nde işkenceyle öldürülen Engin Çeber, ailesi ve avukatları “terör örgütü üyesi” olarak değerlendiriliyor.
Görüm’ün Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazdığı belgede şu ifadelere yer veriliyor:
“Metris Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu iken ölen Engin Ceber’in terör örgütü mensubu ve olayın yazılı ve görsel medyaya yansımış olması, gündem teşkil ettiğinden ve olayın müşteki taraflarının terör örgütü mensubu olduklarından, adı geçen tutukluların (Metris ikinci müdürü Fuat Karaosmanoğlu, gardiyanlardan Yavuz Uzun, Murat Çise, Sami Ergazi, Nihat Kızılkaya, Selahattin Apaydın) duruşmaya götürülüp ve duruşma esnasında istenmeyen müessif olayların önlenmesi bakımından gerekli güvenlik önlemlerinin sağlanması için yazımızın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilmesi husus arz olunur.”

‘GARDİYANLAR DIŞARI DA ÇIKIYOR’
Paşakapısı Cezaevi Müdür vekili Dursun Ali Görüm’ün ilk etapta normal gibi görünen ve belge içerisindeki “duruşma öncesi, duruşma sırasında yaşanabilecek olaylardan dolayı emniyetten yardım talebini” değerlendiren Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay “Müdür vekili görev ve yetkilerinin dışında işlerle uğraşıyor. Zaten bu yüzden de belgede kendi yorumunu yaparak müvekkilim Engin Çeber’i, ailesini ve avukatları olarak bizleri örgüt üyeliğiyle suçluyor” dedi.
Gardiyanların uzun süredir yasaya aykırı bir şekilde Paşakapısı Cezaevi’nde tutulmalarına itiraz ettiklerini söyleyen Tanay “Çünkü bu kimselerin açık yasa maddesine göre yüksek güvenlikli cezaevinde tutulmaları gerekiyordu. Bu tutukluların koğuşlarda değil idari bölümde kaldıkları, sürekli burada göründüklerini hatta bazen dışarı çıktıklarını, yardım amaçlı olarak bu kimseler için para toplandığına ilişkin çeşitli duyumlar alıyorduk” diye konuştu.

İŞKENCEYİ KORUMA MEKANİZMASI
Paşakapısı Cezaevi müdür vekili imzasıyla mahkemeye gönderilen ve BirGün’ün ele geçirdiği belgeyle ilgili de konuşan Avukat Taylan Tanay “Belge görünce bu duyumları ciddiye almamız gerektiği anlamını taşımaktadır. Hiçbir hukuksal dayanağı olmadan, bir kamu görevlisinin yetki ve görevinin dışında aynı zamanda ahlaksız bir şekilde işkence ile öldürülen Engin Çeber için ve tamamen tesadüf ile kurtulmuş olan diğer işkence mağdurları ile Engin’in ailesi için ‘terör örgütü mensubu’ ifadesini kullanması akıl durduracak niteliktedir. Esasen işkencenin bireysel bir araz olmadığı bu koruma mekanizmasıyla anlaşılmaktadır” değerlendirmesini yaptı.
Tanay, son olarak şunları söyledi:
“İşkence bir devlet politikasıdır. Bunu baştan beri söyledik. Önceki bakan özür dilediğinde de bunun bir aldatmaca olduğunu belirtmiştik. Bugün dava dosyasına giren belgeyle Adalet Bakanlığı ve bağlı bulunduğu kurum yetkilileri hapishanelerdeki görevlilerine ‘Bakın işkence ile yargılansanız bile biz sizi böyle koruruz’ diyor.”

YÜRÜYÜŞ DERGİSİ SATIYORDU
ENGİN Çeber, 28 Eylül’de Sarıyer’de bir basın açıklaması ve dergi satışı sonrası gözaltına alınmış, götürüldüğü İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Karakolu ve iki arkadaşıyla konulduğu Metris Cezaevi’nde günlerce işkence görmüştü. Çeber, 7 Ekim’de baygın halde Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Beyin ölümü gerçekleşen Çeber, 10 Ekim’de ölmüştü. Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Çeber'in ailesinden özür dilemişti


http://www.birgun.net/actuel_index.p...onth=10&day=04

İşkencecileri aklamanın savunması mekanizması bir insan örgüt üyesi olsa dahi işkence yapılamaz.İşkence insanlık suçudur.