• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
67 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Peygamberden Hadımlaşma müsadesi!

    Sayın forumdaşlarım;

    Bilindiği üzere Peygamber'in 11 asli,34 ilişkiye girdiği ve toplamda 60'ın üzerinde evlilik teşebbüsü vardır.Diğer müslümanların çok eşliliği ve cariyeleri göz önünde bulundurulduğunda Ebu Hureyre'nin hadımlaşma teşebbüsüne varan kadınsızlığını nasıl yorumlayacağız?Bir insanın en önemli haklarından olan üreme hakkı ''Karın yoksa öylece kal,kalamıyorsan hadım ol,ne halin varsa gör'' denilerek geçiştirilebilinir mi?Bakın altta ki hadis ve hadiseye,kendiniz karar verin.

    Ebu Hureyre'ye ne bir kadın,ne de o kadar ganimet varken,hatta Allah bile buna ortak olmuşken ne bir cariye nede paraya çevirebileceği hazine yardımı verilmiş.Direk adamın şeyi feda edilmiş.Adalet bu nudur?


    Fasıl


    Nikah Bölümü

    Konu


    Nikah Mevzuuna Giren Muhtelif Meseleler

    Râvi


    Ebu Hureyre

    Hadis


    "Ey Allah'ın Resulü" dedim, "ben genç bir insanım, günahtan korkuyorum, evlenecek maddi imkan da bulamıyorum, hadımlaşmayayım mı?" dedim. Aleyhissalatu vesselam bana cevap vermedi. Ben bir müddet sonra aynı şeyi tekrar söyledim. Yine cevap vermedi. Sonra: "Ey Ebu Hureyre! buyurdu. Senin karşılaşacağın şey hususunda artık kalem kurumuştur. Bu durumda ister hadımlaş ister bırak."

    Kaynak


    Buhari, Nikah 8; Nesai, Nikah 4, (6, 59)
    Bu mesaj en son " 06.10.09 " tarihinde saat 01:40 itibariyle alpi1907 tarafından düzenlenmiştir... Neden: başka site...

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    DÜZEN nerden buldun bunu

    O kadar hadis okudum,buna dikkat etmemişim

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    04-08-2008
    Mesajlar
    8,291
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı EL-TURUK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    DÜZEN nerden buldun bunu

    O kadar hadis okudum,buna dikkat etmemişim
    Yukarıda verdiğim link'i tıkla,inan bana daha ne hadisler,ne hadiseler göreceksin.Hele dün incelediğim bir yer vardı Peygamberin gelecekle ilgili tahminleri.İnanamazsın,bu kadar da ıskalanır mı?Tüm evrenin kendi yüzü suyu hürmetine yaratılmış son Peygamber bu kadar mı ıskalar?

    Bunları biz yazmıyoruz,orada öylece bulduk,buradan da paylaşıyoruz.Yani bir peygamberin kalemi kurur mu yahu?Adam resmen yedeği olmayan bir uzvunu kesecek.Başına bela olmuş çünkü.Ama Peygamber hüküm veremiyor,ne halin varsa gör diyor.Bu olacak işmidir?Bunu bugün söyleyen bir kanaat önderinin icazet mührünü o dakika kırarlar.(kırmazlar diyen söylesin).

    Yani koskoca Allah ganimetlerin 5'te birine ortak olacak,cariye fazlası pazarlarda satılacak ama abazalık çekmekten uzvunu iptal ettirmeyi göze almış bir genç için kalem kuruyacak,hazine tamtakır olacak.

    Ne diyeceğimi bilemiyorum artık.Yarın yine fırça yeriz dindar arkadaşlardan.Gör bak hatalı yine biz oluruz.
    Bu mesaj en son " 06.10.09 " tarihinde saat 01:47 itibariyle DÜZEN tarafından düzenlenmiştir...

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0


    alpi onu silmiş,başka forum adresi diye ama ,hadis kaynağı ile verilmiş.İsteyenler bakabilir

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    26-05-2009
    Mesajlar
    1,038
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı DÜZEN tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Sayın forumdaşlarım;

    Bilindiği üzere Peygamber'in 11 asli,34 ilişkiye girdiği ve toplamda 60'ın üzerinde evlilik teşebbüsü vardır.Diğer müslümanların çok eşliliği ve cariyeleri göz önünde bulundurulduğunda Ebu Hureyre'nin hadımlaşma teşebbüsüne varan kadınsızlığını nasıl yorumlayacağız?Bir insanın en önemli haklarından olan üreme hakkı ''Karın yoksa öylece kal,kalamıyorsan hadım ol,ne halin varsa gör'' denilerek geçiştirilebilinir mi?Bakın altta ki hadis ve hadiseye,kendiniz karar verin.

    Ebu Hureyre'ye ne bir kadın,ne de o kadar ganimet varken,hatta Allah bile buna ortak olmuşken ne bir cariye nede paraya çevirebileceği hazine yardımı verilmiş.Direk adamın şeyi feda edilmiş.Adalet bu nudur?


    Fasıl


    Nikah Bölümü

    Konu


    Nikah Mevzuuna Giren Muhtelif Meseleler

    Râvi


    Ebu Hureyre

    Hadis


    "Ey Allah'ın Resulü" dedim, "ben genç bir insanım, günahtan korkuyorum, evlenecek maddi imkan da bulamıyorum, hadımlaşmayayım mı?" dedim. Aleyhissalatu vesselam bana cevap vermedi. Ben bir müddet sonra aynı şeyi tekrar söyledim. Yine cevap vermedi. Sonra: "Ey Ebu Hureyre! buyurdu. Senin karşılaşacağın şey hususunda artık kalem kurumuştur. Bu durumda ister hadımlaş ister bırak."

    Kaynak


    Buhari, Nikah 8; Nesai, Nikah 4, (6, 59)
    Düzen bunun bir emevi düzeni olduğunu anlaman lazım.Üremeyi bu kadar teşvik eden hadis varken.Üreme ve evliliği teşvik üzerine okadar hadis döşerimki yöneticiler silmek zorunda kalır.Eminim sahte hadis olayından en çok parayı Ebu hureyre götürmüştür.Kolay yoldan zengin olma yolu,yezide en büyük desteği vermiş,iktidarının sağlama aldırmış.Zaten desteklediği adamda dinsiz olduğunu,islam düşmanı olduğunu açıklamıştı.

    Buradan uykuya dalmış diyanet görevlilerini uyarıyorum.Okul kitaplarından emevi döneminin islami dönem olduğu yazılarını çıkarsınlar.Yada sıkıyorsa Emevi kralı yezid MÜSLÜMAN idi desinler.
    Gökten hiçbirşey inmemiştir,haşimoğullarının iktidar kalkışması idi bitmiştir.
    EMEVİ KRALI MUAVİYEOĞLU YEZİD.

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Sayin 1959 ,

    Daha oncede bu konulari tartismistik ama siz hala israrla ,bu yezidin para karsiligi hadisleri degistirdigini soyluyorsunuz.Fakat Buhari islam camiasi tarafindan kabul ve onay gormus, en saglam hadiscidir diye gecer.

    Hatta Yezidi ile ilgili yaptigim arastirmada su bilgilere ulastim.

    Çeşitli İslam Tarihi uzmanlarınca dile getirilen ve Muaviye’nin suçlanmasına yol açan davranışlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

    1. Muaviye, Şam dışındaki bütün İslam eyaletlerinin meşru halifesi olan Hz. Ali’ye savaş açmış ve esasta iktidarı elde etme amacını Osman’ın kanını talep iddiasıyla hasıraltı etmeyi amaçlamış, dolayısıyla o zamana kadarki İslami teamüllere karşı çıkarak hilafeti gaspetmiştir.

    2. Muaviye, siyasi amaçları uğruna, vali ve hakimlere ferman göndermek suretiyle Hz. Ali’ye, Ebu Turap lakabıyla birlikte küfür ettirir, lanet okutturur, sövdürürdü. Ebu Turap, toprağın babası anlamında olup, Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali’ye verilmiş bir ad idi ve Hz. Ali de bu lakabı çok severdi. Muaviye ile başlayan bu adet diğer Emevi hükümdarları zamanında da sürdü. Mescidi Nebevi’de, Peygamberin manevi huzurunda, onun minberinde en çok sevdiği zata karşı yakışık almayan küfürleri savurmak adet bile oldu. Hatta Muaviye, Medine’de Hz. Peygamber’in mescidinde de ashabın itirazlarına, Hz. Peygamber’in eşlerinden Ümmü Seleme’nin bizzat mescide gelip Resulullah’ın “Ali’ye söven bana, bana söven Allah’a sövmüş olur.” hadisiyle kendisine ihtarda bulunmasına rağmen bundan vazgeçmemişti.

    3. Muaviye, diyet uygulamasında sünnete aykırı davrandığı gibi, ganimet mallarının dağıtılmasında da Allah’ın Kitabı ve Resulü’nün sünnetinin açık hükümlerine aykırı davranmıştır. Emevi soyunun idarecileri, Ömer b. Abdülaziz istisna edilecek olursa, Kur’an ve Sünnet’i dünyevi hırs ve menfaatler uğruna feda edebilmiş ve tarihte “İslam” değil “Arap” devleti adıyla şöhret kazanmışlardır.

    4. Muaviye, valilerini o zamanki yasalardan üstün sayıyordu. Valilerinden Ziyad b. Ebih ve Büsr İbni Ertat’ın yaptıkları katliamlar ve zulümler tarihçilerce oldukça yer verilen konulardandır. Muaviye ise bu zulümlere sessiz kalıyordu. Muaviye’nin Basra valiliğine getirdiği Ziyad b. Ebih, Irak’ta haksız yere binlerce insanı öldürttü. Muaviye’nin komutanlarından Büsr İbni Ertat, Mekke, Medine ve Yemen’de zalimce icraatleriyle ortalığa dehşet saçtı.

    5. Muaviye, amaçlarına engel olarak gördüğü kişilerden kurtulmak için hiçbir hareketten çekinmezdi ve kanlı emelleri uğruna pek çok değerli şahsın ölmesi onun idaresi dönemine rastlar. Mesela Ammar b. Yasir, Eşter b. Malik, Muhammed İbn-i Ebu Bekir ve Hucr b. Adî bunlardandır. Bu şahıslarının tümünün de ortak yanı, Hz. Ali’nin tarafında yer almış oluşlarıydı.

    6. Muaviye, Hz. Hasan’la yaptığı anlaşmayı hiçe sayarak, ölmeden önce oğlu Yezid’e biat edilmesini istedi. Böyle bir durum, o zamana kadar Arapların ve Müslümanların anlayışına uymadığı gibi, Yezid de serbest hareketlerinden dolayı fasık sayılıyordu ve böyle bir kimsenin halifeliğe adaylığını kabul etmek mümkün değildi. Böylece, Muaviye, Yezid El-Humur diye adlandırılmış, kaynaklarda içki içen ilk halife olarak geçen oğlu Yezid’i, kendisine halef tayin etmiş oluyorduki bu durum hilafetin saltanata dönüştüğünün açık bir göstergesiydi.
    Gorulecegi uzere bir cok kotulukler yapmasina karsin,sizin dediginiz gibi ,para karsiligi hadis degistirtmek gibi bir suclamayi goremiyoruz.Yani ,tahmin ediyorum,sizin toplantilarinizda bu bir tahmin olarak yurutuluyordur.Sizede bu hadisler cok sacma ve insanlik disi geldigi icin,bunu yapsa yapsa bizim YEZIDI yapmistira getirip,icinizi ferahlatiyorsunuz.
    Belki rahatlama acisindan size mutluluk verebilir ama isterseniz bu konulari,yani Buhari,Muslumi gibi hadiscilerin ne kadar saglam oldugu konusunu HAMZA,STUDENT VE NURILIKA ile gorusun..Buharinin para karsiligi boyle bir sey yapacagini bakalim onlar kabul edecek mi?

    saygilar

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Ayrıca dini konuları azbuçuk bilenlerin, bilmediği ,birde Hz Ebubekir grubu var.Başlangıçta Ebusüfyan grubu kadar kuvvetliler.Zaten Hz Aliyi esas desteklemeyen bunlar.Yoksa zaten mazisi pek iyi olmayan Ebusüfyan grubunun hemen konulara hakim olması, mümkün olmazdı.

  8. #8
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Muaviye neden İslam'ı kötülemek için hadis yazdırsın ki? Adam, iktidarı ele geçirmiş, İslam zaten onun emelleri için gerekli desteği sağlıyor, ganimet, din yaymak için cihad gibi. Tek yapması gereken zaten müsait olan dini kullanıp, hükümranlığının sınırlarını genişletmek. Eğer hadis uydurttu ise, bunu da sadece İslamı yüceltmek için yaptırtmıştır, alçaltmak için değil. Kim bindiği dalı keser?

    Bir de toplanan bütün hadisler, tarafsız veya karşı düşünceye sahip kişiler tarafından değil, bizzat İslam taraftarı kişiler tarafından toplanmıştır. Birçok olumsuz olayın da, İslam'ın imajı zedelenir düşüncesiyle hasıraltı edildiğini düşünmek daha akla yatkındır. Bugün bize ters gelen hadisler, o zamanlar gayet normal karşılanıyor, hatta övünç vesilesi sayılıyordu. Adamlar nereden bilsinler bugünleri?
    Bu mesaj en son " 06.10.09 " tarihinde saat 21:55 itibariyle Searcher1 tarafından düzenlenmiştir...

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    23-11-2008
    Mesajlar
    5,663
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    "Ey Allah'ın Resulü" dedim, "ben genç bir insanım, günahtan korkuyorum, evlenecek maddi imkan da bulamıyorum, hadımlaşmayayım mı?" dedim. Aleyhissalatu vesselam bana cevap vermedi. Ben bir müddet sonra aynı şeyi tekrar söyledim. Yine cevap vermedi. Sonra: "Ey Ebu Hureyre! buyurdu. Senin karşılaşacağın şey hususunda artık kalem kurumuştur. Bu durumda ister hadımlaş ister bırak."
    Bazen hak veriyorum bu insana..Bu yukaridaki konu olsun,memeden sut emme ile ilgili hadis olsun,bunlar normal zekali insanlarin yardim talebi olamaz.
    Ama zaten etrafinda bu tur zekada insanlari toplamazsan,insanlari kandirma olayinda cok dusuk olur.Aslinda hersey mantik cercevesinde yuruyor olsaydi,Muhammedin bu adamlara "defolun lan basimdan,manyakmisiniz siz" demesi lazimdi.Fakat oy toplamak icin hitabettigi kesimin zekasi bu duzeyde olunca,isler cok kolay ilerliyor.
    Zekasal olarak aslinda gunumuzle pek bir farkida yok.Kes cuku,topla oylari,ver memeyi gelsin iktidar.Ver komuru topla oylari ,ver camasir makinasini gelsin iktidar.Arizalilar ayni arizali,kurnazlar ayni kurnaz.Degismeyen tek sey dinler ve kitap..Onun icin zaten bunlarin degistirilemedigi soylenir...

    .

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    26-05-2009
    Mesajlar
    1,038
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı barristor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bazen hak veriyorum bu insana..Bu yukaridaki konu olsun,memeden sut emme ile ilgili hadis olsun,bunlar normal zekali insanlarin yardim talebi olamaz.
    Ama zaten etrafinda bu tur zekada insanlari toplamazsan,insanlari kandirma olayinda cok dusuk olur.Aslinda hersey mantik cercevesinde yuruyor olsaydi,Muhammedin bu adamlara "defolun lan basimdan,manyakmisiniz siz" demesi lazimdi.Fakat oy toplamak icin hitabettigi kesimin zekasi bu duzeyde olunca,isler cok kolay ilerliyor.
    Zekasal olarak aslinda gunumuzle pek bir farkida yok.Kes cuku,topla oylari,ver memeyi gelsin iktidar.Ver komuru topla oylari ,ver camasir makinasini gelsin iktidar.Arizalilar ayni arizali,kurnazlar ayni kurnaz.Degismeyen tek sey dinler ve kitap..Onun icin zaten bunlarin degistirilemedigi soylenir...

    .
    Sayın Barrıstor sen ve senin gibi dinden çıkan arkadaşların yüzeysel ,kabuk,içi boş dediğimiz,emevi,Abbasi ve Halifelik yolu ile yavuzla osmanlıya gelen ve şimdi diyanetin öğrettiği islam yüzünden dinden çıktığınızı çok iyi biliyorum ve anlıyorum.Zaten diyanet kendi imamına dini öğretemiyor,bilmiyorki,öğretsin bunun ispatıda emekli olan kendi hemşehrim imam artık emekli olduktan sonra her akşam bir büyük rakı içiyor.Tasavvufa karşı olan bir diyanette zaten adını değiştirip YEZİDİNet koyması lazım.Copy post hiç sevmem ama siz istediniz buyrun Ebu Hureyre kimmiş.Muaviyenin paralı hadiscisi diye nam salmıştır.
    EBU HÜREYRA VE YALAN HADİSLERİ

    Ebu hüreyre'nin Ehl-i Sünnet içindeki saygınlığını bilmeyen yoktur. Acaba ebu hüreyre bu saygıyı hak ediyor mu? Acaba bu saygı peygamberden binlerce hadis nakletmesi yüzünden mi? Önce Ehli sünnet hadisçileri hangi sahabeden ne kadar hadis naklettiklerine yada O sahabenin ne kadar hadis naklettiğine bakalım
    Ebu Bekir: ibni teymiyeye göre ebu Bekir resülüllah'ın yanından, İslam'ın yayılmaya başlamasından dinin ikmaline kadar hiç ayrılmadı. Ebu Bekir den elimize geçen hadislerin sayısı ibni teymiye'nin dediği gibi: Elimize 142 hadisten başkası geçmedi.(1) Ebu Bekir'in hadis rivayet etmemesine şaşırmamalı çünkü halifeliği döneminde resulullah'ın hadislerini yakmıştı.(2) Ebu Bekir 23 yıllık süre içerisinde her gün resülullahtan bir hadis duysa hadislerin sayısı 8395 hadise ulaşması gerekiyordu.

    Ömer Bin Hattab: Ömer resülullahla beraber yaklaşık olarak yirmi yıl yaşadı. Resülullahın ardından da yirmi üç yıl sahabelerle birlikte yaşadı.Yaşadığı süre içerisin de ondan nakledilen hadis sayısı 538(3) bunların elli hadisi sahih.(4) Ömer'in de sadece bu kadar hadis nakletmesine şaşırmamalı. Çünkü sahabelerin peygamberden hadisler rivayet etmelerini yasaklamıştı.(5)
    Osman Bin Affan: Osman İslam'ın başlarında Ebu Bekir'in eliyle İslam'a girdi. Buhari ondan dokuz hadis rivayet etti, Müslim ise beş hadis, ondan elimize toplam 146 hadis geçti. yirmi yıldan fazla resülullah'a sahabelik yapmış biri sadece bu kadar mı hadis nakleder.
    Ehli sünnet hadisçilerin kitaplarında ki kaynaklara göre ilk üç halife sadece bu kadar hadis nakletmiştir. Bakalım hz. Ali ve onun etrafında bulunan sahabelerden hz. Muhammed (s)'den naklettikleri hadislerden ne kadarını ehli sünnet hadisçileri zikretmişler.

    Ali Bin Ebi Talib: hz. Muhammed'e en yakın ve ümmetin en alim olan hz. Ali ehli sünnet muhadisçileri ondan sadece 536 hadis(7) bunların elli hadisi sahih(8)
    buhari bunlardan sadece yirmisini rivayet etmiş. İnanılır gibi değil öyle değil mi? Hz. Ali'nin ilmi konusunda herkesin bilgisi vardır hz. Muahmmed bir hadisinde "ben ilmin şehriyim Ali de onun kapısıdır. Kim ilim isterse kapıya gelsin"(9) buna benzer hz. Ali'nin ilim konusunda bir sürü hadis var. Ama bu hadis yeterlidir.
    Hasan ve Hüseyin: Cennet gençlerinin efendileri ve hz. Muhammed (s)'in torunları olan Hasan ve Hüseyin resülullahla ve resülullahtan sonra sahabelerle yaşadıkları uzun süreye rağmen hz. Hasan'dan 13 hadis(10) hz. Hüseyin'den sekiz hadis(11) nakledilmiş

    Selman El Farisi: Selman el Farisi hz. Aliye yakınlığıyla bilenen ve resulullah'ın has sahabelerinden. Ondan nakledilen hadis sayısı 60'a yakın(12) Selman gibi resülullah'a ve ehli beyte bu kadar yakın bir sahabeden, ehli sünnet hadisçileri sadece atmış hadis nakletmeleri, hz. Muhammed (s)'in sünnetine ne kadar çok değer verdikleri gerçeğini ortaya koyuyor.
    Ubey Eben Ke'b: sahabenin alimlerinden olan ubey ibin ke'b'ten sadece164 hadis(13) rivayet edilmiş.

    Ebu Zer El-Gaffari: ilk İslam olanlardan olan ebu zer resülullahla beraber 23 yıl yaşadı. Ondan rivayet edilen hadis sayısı 281.(14)
    Ehli sünnet hadisçileri Hz. Muhammed (s) zamanında yaşamış olan sahabelerden, resülullah'ın sünneti olan hadislerden rivayet ettikleri hadis sayıları inanılmayacak derecede az. Biz sadece birkaç sahabeyi zikrettik. Uzun yıllar sahabelik yapmış bu sahabelerden sadece bu kadar rivayet alınması durumun vehametini açıklıyor. Oysaki Muaviye'ye yakın olan bazı sahabe olarak nitelendirilen Ebu Hureyra Müslüman olduktan sonra hz. Peygamberle üç yıl aynı devirde yaşadı ve ona sözde sahabelik yaptı.(15) bu üç yıllık süreç içinde peygamber ile karşı karşıya gelmedi ama üç yıllık süreç içerisinde resülullah'tan 5374 hadis nakletmiş .(16) Ebu Hureyra'nın rivayet ettiği hadisler gerçekten inanılmaz bir rakama ulaşmış. Yılarca peygamberle yan yana yaşamış onunla beraber savaşlara katılmış kahramanlıklar göstermiş peygamberin hakkında "Bir şey öğrendiysem mutlaka Ali'ye de öğrettim. O benim ilim şehrimin kapısıdır."(17) hz. Peygamberin bildiği her şeyi öğrettiği hz. Ali den sadece elli hadis nakledilmiş. Ama Ebu Hureyre üç yılda 5374 hadis naklediyor. Ebu Hureyre'nin bu kadar hadis nakletmesinin nedeni Muaviye'nin hadisçiliğini üstlenmesi idi. Biraz ilerde Hureyra'nın Muaviye'ye ne tür hizmetlerde bulunduğunu göreceksiniz.
    Ebu Hüreyra'nın rivayet ettiği hadislerin hiç birine güven olmaz çünkü Ebu Hüreyra Muaviye'nin paralı hadisçisiydi. İbn-i Ebi'l- Hadid-i Mütezili "Şerh-i Nehc'ul- Belağa"nın 1. cildinin 358. sayfasında ve 4. ciltte, üstat ve şeyh-i imam Ebu Cafer İskafi'den şöyle naklediyor:
    "Muaviye bin Ebi Süfyan, sahabe ve tabiinden bir grubu toplayıp onlardan Hz. Ali (a.s)'ı yeren hadisler uydurmalarını ve bunları halkın arasında yaymalarını istedi. Onlar da bu işle meşgul olmaya başladılar. Ebu Hureyre, Amr bin As ve Muğeyre bin Şube, Hz. Ali ( a.s)'ı yeren hadisleri uyduran kimselerdendiler."
    Olayı sayfa 359'a kadar genişçe anlattıktan sonra, aynı sayfada A'maş'tan şöyle rivayet ediyor: "Ebu Hureyre, Muaviye ile beraber Kufe camisine geldi. Halkın kendisine büyük bir ilgi gösterdiğini görünce ayağa kalktı ve (Halkın dikkatini çekmek için) iki eliyle başına vurmaya başladı. Sonra şöyle dedi: "Ey Irak halkı! Benim Allah ve Peygamberinin adına yalan söyleyip cehennem ateşini satın alacağımı zannediyor musunuz? Peygamber'den duyduğum o şeyi benden duyun (yani duyduğumu size naklediyorum) Peygamber'in şöyle buyurduğunu duydum. "Her peygamberin bir haremi vardır; benim haremim de Medine'dir. Kim orada bir olay çıkarırsa, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah'ı şahit tutuyorum ki, Ali Medine'de olay çıkardı." (O, bu sözüyle, halkı Hz. Ali'ye lanet etmeye davet etti.)
    Muaviye bunu (yani Ebu Hureyre'nin hem de Hz. Ali (a.s)'ın hilafet merkezinde kendisine böyle bir hizmette bulunduğunu) duyunca, onu çağırtıp hediyeler verdi ve Medine'nin valisi yaptı onu. Daha öncede bahsettiğimiz gibi Ebu Hureyre Muaviye'nin hadisçisi idi ve onun görevi Muaviye'nin sünnetine uygun hadisler uydurmaktı. Ebu Hureyre gerçekte Muaviye gibi asla Müslüman olmadı ona merdut diyebiliriz.


    Muaviye'nin hoşuna gitmesi için, hz.Ali gibi insanların en faziletlisi, en kâmili ve en şereflisi olan biri hakkında böyle konuşan bir adam, birkaç gün Resulullah (s.a.a)'in sahabesi oldu diye ehli sünnet kardeşlerimiz Ebu Hureyre'ye bu kadar çok bağlanmalarını gerektirmemesi lazım.
    Ebu Hureyre'nin merdutluğuna başka delillerde vardır. Bu delillerden birisi şudur: Kim Hz. Peygamber (s.a.a)'e sebbederse (kötü söz söylerse), o her iki fırkaya (alevi ve Sünni) göre, kesinlikle melun, merdut ve ateş ehlidir.
    Hakim-i Nişaburi "Müstedrek"in 3. cildinin 124. sayfasında, imam Ahmed bin Hanbel "Müsned"de, Taberani "Evset"te, Şafii Fakihi İbn-i Meğazili "Menakıb"ta, Muttaki Hindi "Kenz'ul- Ummal"ın 6. cildinin 153. sayfasında, Şeyh'ul- İslam Himvini "Feraid"de, İbn-i Hacer-i Mekki "Savaik"in 74. ve 75. sayfalarında, Süleyman Belhi el-Hanefi "Yenabi'ul- Meveddet"te, Celalettin Süyuti "Tarih'ul- Hulefa"nın 116. sayfasında, imam Ebu Abdurrahman Nesai "Hasais'ul- Aleviyye"de ve daha başka Ebu Hureyre'nin kendisi bile Resulullah ( s.a.a)'in şöyle buyurduğunu naklediyorlar:
    "Ali Kuran'ladır ve Kuran da Ali iledir. Bunlar havuzun başında bana gelinceye kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar. Ali bendendir, ben de Ali'denim. Kim ona sebbederse (kötü söz söylerse), şüphesiz bana sebbetmiştir ve kim bana sebbederse, şüphesiz Allah'a sebbetmiştir."
    Ebu Hureyre, mevlamız Emir'ul- Müminin Hz. Ali (a.s)'a sebb ve lanet edenlerden birisidir. O, sahte hadisler uydurarak halkı da, Hz. Ali (a.s)'a sebbetmeye zorluyordu!!
    Bir başka delil şudur: Taberi, İbn-i Esir, İbn-i Ebi'l- Hadid, Allame Semhudi, İbn-i Haldun, İbn-i Hallakan, vs..ehli sunnet tarihçileri şöyle yazarlar: Muaviye bin Ebi Süfyan, hunhar ve zalim Busr bin Ertat'ı Yemenlileri ve Mevlamız Emir'ul- Mümininin taraftarlarını katletmesi için 4. bin Şamlı savaşçıyla beraber Medine yolundan harekete geçirdi. Onlar, Medine, Mekke, Tâif, Tebale (Tehame bölgesinde bir şehir), Necran, Erhab kabilesi (Hemdan kabilelerinden biri), Sen'a ve Hazar Mevt'ta akıl almaz katliamlar yaptılar. Ben-i Haşim ve Emir'ul- Mümininin taraftarlarını yaşlı-genç demeden kılıçtan geçirdiler. Hatta Peygamber-i Ekrem ( s.a.a)'in amcası Abbas'ın oğlu ve Yemen valisi Ubeydullah'ın çocuklarına bile rahmet etmeyip başlarını kestiler. O melunun emriyle öldürülenlerin sayısını 30 binin üzerinde yazmışlardır!!
    Emevi ve onların takipçilerinin bu amelleri insanı pek şaşırtmıyor. Çünkü onlar böyle şeyleri devamlı yapıyorlardı. İnsanı şaşırtan şey, ehli sünnetin başının üzerinde tuttuğu Ebu Hureyre'nin de, Busr bin Ertat'la birlikte bu sefere çıkıp onun feci katliamlarını görmesi ve orada bulunmasıdır.
    Özellikle, Cabir bin Abdullah Ensari, Ebu Eyyub Ensari ve diğer birçok sahabelerin olduğu Medine-i Münevvere'nin savunmasız ve günahsız halkına yapılan zulümleri kendi gözleriyle görüyordu. Sahabeler korkularından ya Medine'den kaçmış ya da evlere saklanmışlardı. Ebu Eyyub Ensari gibi Resulullah ( s.a.a)'in has sahabelerinin evlerini yakıyorlardı. Ebu Hureyre, bütün bunlara ses çıkarmadığı gibi, yeri geldiğinde bu zulümlere yardımcı da oluyordu.
    Medine'deki katliamlardan sonra, bu zulüm ordusu Mekke'ye doğru hareket ederken, Ebu Hureyre orada onların vekili olarak kaldı. Daha sonra Muaviye, onun bu hizmetleri ve Ebu Busr'a yaptığı yardımları karşılığında onu Medine'ye vali tayin etti.
    Allame Semhudi "Tarih'ul- Medine"de, Ahmed bin Hanbel'in "Müsned"de, Sibt bin Cevzi'nin "Tezkire"nin 163. sayfasında ve daha başka alimlerin Resul-u Ekrem (s.a.a)'den naklettikleri şu meşhur hadis:
    "Kim Medine halkını zulümle korkutursa, Allah da onu korkutacaktır; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun; kıyamet günü, Allah Teala, ondan hiçbir şeyi kabul etmeyecektir. -Benim Medine'mi korkutana Allah'ın laneti olsun- Kim Medine halkına kötü kasıtta bulunursa, Allah Teala onu, kurşunun ateşte eridiği gibi eritecektir."
    Durum bu iken, Medinelileri korkutup onca zulüm yapan bir orduya nasıl katılabiliyor? Ayrıca, sahte hadisler uydurarak Resulullah (s.a.a)'in vasisi, hak halifesi ve pak Ehli Beyt'ine karşı geliyor ve insanları öyle birine sebb ettiriyor ki, ona sebb (küfür) etmeyi Peygamber ( s.a.a) kendisine sebb edilmiş sayıyor. Resulullah (s.a.a) adına yalan hadis uyduran böyle birini Allah ve Resulü reddetmez mi?

    Ebu Hureyre'nin merdutluğuna başka delil ve Ömer'in onu kırbaçlaması.. İbn-i Esir gibi tarihçiler H.K 23. Yılın olaylarında, İbn-i Ebi'l- Hadid "Şerh-i Nehc'ul Belağa"nın (Mısır baskısı) 3. cilt 104. sayfasında ve daha başkaları şöyle naklediyorlar:
    H.K 21 yılında halife Ömer Ebu Hureyre'yi Bahreyn'e vali olarak gönderdi. Ona, Ebu Hureyre kendisine mal toplayıp bir sürü at aldığı haberini verdiler. Bunun üzerine Ömer onu hicri 23 yılında görevinden aldı. Halifenin yanına gelir gelmez, halife ona: "Ey Allah'ın ve Allah'ın kitabının düşmanı, Allah'ın malını mı çalıyorsun?" diye kızdı. O da; "Asla hırsızlık yapmadım, onlar halkın bana verdiği hediyelerdi" diye cevap verdi.
    İbn-i Mes'ud "Tabakat"ın 4. cildinin 90. Sayfasında, İbn-i Hacer Askalani "İsabe"de ve İbn-i Abdurabbih "Ikd'ul- Ferid"in 1. cildinde şöyle yazıyorlar:
    Halife Ebu Hureyre'ye; "Ey Allah'ın düşmanı! Seni Bahreyn'e vali olarak gönderdiğimde ayağında ayakkabın bile yoktu; şimdi asil atların ve 600 bin dinarlık malın olduğunu duydum. Bunları nereden aldın?" diye sordu.
    O da cevaben; "Bunlar halkın hediyeleriydi. Onları çalıştırdım, elimdekiler onlardan elde ettiğim kârlardır." dedi. (sanırım rüşveti ebu hüreyre icat etti)
    Ömer yerinden kalkıp onu o kadar kırbaçladı ki sırtından kan akmaya başladı. Sonra, Bahreyn'de biriktirdiklerinden 10 bin dinar alıp Beyt'ul- Mal'a vermelerini emretti. Ömer, sadece kendi halifeliği zamanında değil, Resulullah'ın zamanında da Ebu Hureyre'yi yere düşene kadar dövdü.
    Bu olayı Müslim "Sahih"in 1. cildinin, 34. sayfasında nakletmiştir. İbn-i Ebi'l- Hadid "Şerh-i Nehc'ul Belağa"nın 1. cilt, 360. sayfasının ilk başında şöyle yazıyor:
    "Ebu Cafer İskafi (Mutezli şeyhi) diyor ki; Şeyhlerimiz Ebu Hureyre'yi (akli yönden) sakıncalı bulup onun hadislerini kabul etmiyorlar. Ömer onu kamçılayarak dedi ki; "Hadis nakletmekte çok ileri gittin. Zaten sana Peygamber'in adına yalan uydurmak yakışır!"
    İbn-i Asakir "Tarih-i Kebir"de, Muttaki "Kenz'ul- Ummal"ın 239. sayfasında şöyle naklediyorlar: Halife Ömer onu kırbaçlayıp dövdü. Resulullah (s.a.a.)'dan hadis nakletmesine engel olarak dedi ki: "Peygamber'den çok hadis naklediyorsun. Ondan taraf yalan söylemeye layıksın (yani senin gibi şahsiyetsiz biri Peygamber'in adına yalan söyler ancak.) Peygamber'den hadis nakletmeği terk etmelisin. Yoksa seni ya Devs'a(18) gönderirim ya da Buzinelerin (19) yanına.
    Yine İbn-i Ebi'l- Hadid "Şerh-i Nehc'ul- Belağa"nın 1. cildinin 360. sayfasında (Mısır baskısı) Üstadı imam Ebu Cafer İskafi'den şöyle naklediyor: "Emir'ul- Mü'minin Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor: "Bilin ki! İnsanların (veya Yaşayanların) en yalancısı, Resulullah ( s.a.a.)'in adına en çok yalan söyleyen Devslu Ebu Hureyre'dir."
    İbn-i Kutaybe "Te'vil'ul- Muhtelif'il- Hadis"te, Hakim "Müstedrek"in 3. cildinde, Zehebi "Telhis'ul- Müstedrek"te, Müslim "Sahih-i Müslim" diye meşhur olan kıtabının ikinci cildinin "Fezail-u Ebu Hureyre" bölümünde diyorlar ki; Aişe onu defalarca reddederek şöyle diyordu: "Ebu Hureyre çok yalan söylüyor; o, Resulullah'ın adına bir sürü yalan hadis uydurmuştur."


    Ebu Hureyre'yi yalnızca biz aleviler reddetmedik ve onun hadislerini kabul etmememizin nedenleri bir yalancı ve melun biri olmasıdır. Halife Ömer, Mevlamız Emir'ul- Müminin, Aişe, sahabe ve tabiin de onu reddetmişlerdir.
    Mutezile'nin şeyh ve alimleri ve Hanefi'lerin geneli, Ebu Hureyre'nin hadislerini kabul etmiyorlar. Senedi Ebu Hureyre'ye dayanan hadisleri batıl biliyorlar. Nevevi, Sahih-i Müslim'in şerhinde, özellikle 4. ciltte bu konuyu genişçe ele alıyor. Hanefi mezhebinin imamı olan imam A'zam Ebu Hanife şöyle diyor:
    "Resulullah'ın sahabeleri genelde güvenilir ve adil idiler. Ben onların hepsinden senedi kime dayanırsa dayansın hadis kabul ediyorum. Ama senetleri Ebu Hureyre'ye, Enes bin Malik'e ve Semuret bin Cundeb'e dayanan hadisleri kabul etmiyorum."
    .Ebu Hureyre'nin reddedilmişliğine dair güneşten daha aydın birçok deliller vardır. Bunu ehli sünnetin büyük alimleri de tasdik etmişlerdir. Onun reddedilmiş (mer dut) olduğuna dair delillerden birisi, Resulullah ( s.a.a )'in diliyle lanetlenmiş Muaviye bin Ebi Süfyan'ın, münafıkların ve ikiyüzlülerin yanında yer almasıdır. Çünkü Sıffin'de namazları Emir'ul- Müminin Hz. Ali (a.s)'ın peşinde kıldığı halde, Muaviye'nin yağlı sofrasının başından da eksik olmuyordu. Zemahşeri "Rebi'ul- Ebrar"da, İbn-i Ebi'l- Hadid "Şerh-u Nehc'ul- Belağa"da ve daha başkaları şöyle naklediyorlar:
    Ondan bu iki farklı hareketinin sebebi sorulduğu zaman şöyle diyordu: "Muaviye'nin muzeyresi (20) ve yemeği daha yağlıdır, Ali'nin arkasında namaz kılmak ise efdaldır" Bu yüzden Ebu Hureyre "Şeyh'ul- Muzeyre" diye meşhur olmuştur.
    İbn-i Hacer "İsabe"de, İbn-i Abdulbirr "İstiab"da Ebu Hureyre'nin kendisinden Resulullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğunu naklediyorlar:
    "Benim adıma yalan söyleyenler çoğaldılar. Kim bilerek benim adıma yalan söylerse onun yeri cehennem ateşidir. Ne zaman benden size bir hadis gelirse, onu Kuran'la karşılaştırın." (Yani Kuran'a uyarsa kabul edin, uymazsa reddedin.)
    Ebu Hureyre böyle bir kişiliğe sahipti hz. Peygamberden yalan hadisler rivayet ediyor. Hz. Ali'ye seb ediyor ve ettiryor. Ve ehli sünnet cemaati camilerinde verdikleri hutbelerde Ebu Hureyre'nin hadislerini eksik etmiyorlar.
    Allah'ın ipine tutunanlara selam olsun.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Peygamberden ne istiyor bu emekli paşa?
    2005 Konuları bölümünde Ushan tarafından açılmış
    Yanıt: 33
    Son Mesaj: 22.12.05, 18:35

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •