BUGÜNKÜ yazımda Başbakan Erdoğan’ın ‘mozaik’ listesi ile buna karşılık olarak CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı listeyi yazacaktım.
TAHA AKYOL
t.akyol@milliyet.com.tr

CNN TÜRK Eğrisi Doğrusu Programı Yapımcısı

Diğer Yazıları Al Capone olayı!
Cevaba cevap ve cevabı
Cumhurbaşkanı ile üç konu
Nasıl denk gelirse öyle olur
Hülya Avşar ve yargı
tüm yazıları Özellikle listelerdeki iki Kürt şahsiyet üzerinde duracaktım; Başbakan'ın listesindeki Said Nursi ile Kılıçdaroğlu'nun listesindeki İdris Bitlisi...
Ama bugün vicdanen ‘Al Capone' olayını yazmam gerektiğini düşündüm.
Başbakan Erdoğan, Wall Street‘e verdiği demeçte Doğan Grubu'na kesilen astronomik vergi cezasını savunmuş, Amerikalı gangster Al Capone'un da vergi suçundan hapislerde öldüğünü hatırlatmış!
Ben bu cezanın siyasi bir operasyon olduğuna inanıyorum. Ama elbette Başbakan ve Maliye Bakanı gibi resmi yetkililer bu cezanın "rutin vergi incelemesi" sonucu olarak kesildiğini söyleyeceklerdir.
Görevleri gereği bunu savunmaları tabiidir!
Yanlış olan, Başbakan'ın kendi ülkesinin vatandaşı bir vergi mükellefini, hiçbir mahkeme kararı da olmadan, Amerikalı gangster Al Capone'a benzetmesidir!
Putin nere, Al Capone nere?
Rusya lideri Putin bazı ‘muhalif' petrol şirketlerini vergi cezalarıyla çökerttiği için, Wall Street muhabiri tutmuş Başbakan'a ‘bu olayda bir benzerlik yok mu?' diye sormuş.
Başbakan'ın buna tepki göstermesi normaldir; mesela böyle bir benzerlik kurulamayacağını, Doğan'a kesilen cezanın "rutin denetim" ürünü olduğunu falan söylemesi de son derece tabiidir.
Fakat bununla yetinmeyip, Aydın Doğan'la gangster Al Capone'a kesilen ceza arasında benzerlik kurmasını anlamak mümkün değildir.
Otoriter uygulamalarından dolayı Batı basınında da eleştirilen devlet adamı olan Putin'e benzetilmenin karşılığı, haydut Al Capone'a benzetmek midir?!
Şeref, onur, masumiyet karinesi gibi kavramlar herkesin hakkı değil midir?
Nerede adalet, hakkaniyet, insaf ve nispet (ölçülülük) gibi değerler ve normlar?!
Çok değil, on yıl önce, 28 Şubat'ın operasyonlarına karşı Erdoğan'ı savunan demokratlar; yargının Erdoğan'a verdiği "rutin" cezanın adalet, hakkaniyet, insaf ve nispet değerlerine aykırı olduğunu yazmamış mıydık?
Bugün bu kavramlar için boş ver denilebilir mi?
Meselenin hukuk yönüne gelince...

Liberal hukuk devleti?
28 Şubat döneminde bir kesimin eğitim kurumlarını, şirket ve medya kuruluşlarını ezmek için müfettişlerin, denetçilerin, mahkemelerin kullanılmasına karşı çıkmıştık...
Sayın Erdoğan'ın kendisi de Büyükşehir Belediyesi'ne gönderilen "rutin denetim" müfettişlerinin amaçlı hareket ettiklerini söylemişti o zaman; öyleydi de...
Bugün, bütün bürokrasinin başında bulunan, dilediği kamu görevlisini yükseltme veya geriletme gücüne sahip olan Başbakan, bir vergi mükellefini gangster Al Capone'a benzetirse bunun bürokrasiyi etkilemeyeceğini kim söyleyebilir?
Taraf gazetesinin ‘radikal liberal' çizgisi bellidir; Başbakan'ın liberal açılımlarını nasıl desteklediği de bellidir. Taraf gazetesi de Başbakan'ın bu sözlerini "Kavgada bile söylenmeyecek sözler" diye verdi.
Bu sözleri sıradan bir politikacı, herhangi bir köşe yazarı falan söylese neyse!
Bütün yürütme erkine hükmeden Başbakan'ın böyle konuşması, adalet ve hakkaniyet gibi ölçülere de, hukuk devleti, kamu hizmetlerinin tarafsızlığı gibi liberal demokrasinin temel ilkelerine de aykırıdır!
Burada 15 bin kişi ekmek yiyor...
Evrensel vicdani kuraldır: "Bir topluluğa olan husumetiniz sizi adaletten ayırmasın!" (Maide suresi, 8)

kaynak

Kara kedi girdi arasına Doğanla başbakanın