Mükemmel insana mektup...
Başlıkta okumayın demem sizin ilginizi çekmek değil. Yayınlamamam gereken bir şeyi, kahpe insan duygularım engelleyince koymam gerekti. Böyle yapınca günah çıkartmış saydım kendimi aklımca. Halbuki -her zamanki gibi- kendimi kandırdım.
Buraya kadar geldiyseniz okuyun;
Bu bir mektuptur. Asla sahibi almayacak. En azından alması gerektiği şekilde almayacak. Sahibi bir insan değildir bu mektubun, bir ruhtur. Vücuttan vücuda atlar, hayatımı daha da zehir edebilmek için. İşin komiği öyle çok derin bir şey olmamıştır aramızda. Şimdi bu ruh karşıma mükemmel yazar olarak çıktı. Kendimden nefret etmemi sağlamakta gecikmedi sağolsun. Bu ona yazdığım mektup...
--------------------------------------------------------------------------
Bu kadar mükemmel olman gerekmezdi her konuda. Kendimi tekrar işe yaramaz hissetmemi sağladın. En kötü yanı da ne biliyor musun? Bunda hiçbir suçun yok. Kendini eminim benim seni gördüğüm kadar görmüyorsundur. Böyle düşünmen bile yetiyor sana olan hayranlığımı arttırmaya. Neden böyle olmak zorunda bilmiyorum. Seni çok kıskanıyorum ama sen,benim sana verdiğim değerin farkında bile değilsin. İyi ki kendimi senden uzak tutuyorum. Bu, en azından benim için iyi birşey. Karşına geçip nedensizce ağlayıp sana ne kadar kusursuz bir insan olduğunu anlatmak isterdim. Bense senin gibi asla olamam, çünkü bunları söylerken bile senden onay beklerim. Tarafından kabullenme isteği, eziklik...
Senin gibi olamam dedim. Ama unutma sen de benim gibi asla olmayacaksın. Ben senin gibi olmak isterken, sense hep bana özeneceksin bunu biliyorum. Neden mi? Çünkü ben boş bir insanım. Gamsızım. Sahte ya da gerçek hep bir şeylere gülerim. Onursuz bir hayat belki bu, ama sen onurlu bir eşkilde acı çekerken, ben başka bir yerde bu açıdan haketmediğim yalan mutlulukları yaşarım. Sen benim gibi olmak istersin bir yazar romantizmiyle. Hep çocuk kalmak, artık üzülmemek, bir şeye saatlerce gülebilmek istersin. Bense bunları özleyeceğimi bile bile senin mutsuzluğunu kıskanırım.
Ne sen beni tanırsın, ne ben seni. Sen bilirsin ama beni tanımadığını. Ben sana saflıkla tanıttığımı zannederim kendimi, ama bilirsin ki benim gibi biri bile, bu kadar kolay tanınmaz. Bense seni hep daha iyi anladığımı zannederim. Ancak sen okunabilecek en anlamlı romandan bile daha dersinsindir, kendimi kandırırım.
Hemen de aşık olurum sana, hayatımın neresinde çıkarsan çık karşıma, hemen tutulurum. Önce hayranlık sonra da bu hayranlığa aşk. Zaman olur söylerim bu aşkımı, sadece söylemek pahasına karşılık beklemeden. Söylerim çünkü ebn boş bir insanımdır, bu sırrı tek başıma aşıma onurunu gösteremem. Belki sen ağlarsın, çünkü beni sevmesen de benim sana verdiğimden daha fazla değer verirsin. Hep böyle olur.
Bu kadar mükemmel olmasan kimsenin üzülmesine gerek kalmazdı. Kelimeleri bu kadar düzgün kullanmasan. Sen bir ruhsun, beni takip eden. Gittiğim her yerde yeni bir beden olarak karşıma çıkıyorsun. Terkettiğin bedenden nefret ediyorum sonradan. Sen olmayınca iğrençleşiyor. Olmayan ruhu ile yaşamaya çalışan, benden boş insanlar olarak kalıyorlar. Yeni bedeninse eskilerini unutturuyor.
Senden uzak tutuyorum kendimi lanetli ruh. O kadar güzelsin ki. Şimdi bunları yazdığıma utanıyorum sayende. Nefes almaya, yemek yemeye, sevişmeye, içmeye, yürümeye, okumaya utanıyorum. Biliyorum ki ne yaparsam yapayım sen benden daha iyisini yapıyorsun, farkına bile varmadan.
Biz senle nasıl olabiliriz biliyor musun? Ya birbirimizin oluruz ki bence bu dengeyi bozan birşey (ama dedim ya ben boş bir insanım dengelerin bozulması umrumda değil) ; ya da birbirimizi uzaktan tanır, öyle yok ederiz. Ne ben sana aşık olurum, ne de sen benim mutluluğuma özenirsin. Bu vücudu terkettiğinde de kimibilir belki herşey yeniden başlar. Belki de artık yorulmuşsundur. Uğrayacağın tek yer anılarım olur.
OcuL


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
