Taşınması zor bir ayıp oldu, “sahiplenmezler ve sırtlarından mutlaka atarlar” diye düşünmüştüm. Bir yerde fırsat doğar “mutlaka hesap sorarlar” beklentisini hep taze tutmuştum. Ne kadar çok parayı sevseler de ve ne kadar çok “bizdendir, beraber yürüdük bu yolları, birlikte ıslandığımız için aynı yağmurda” deseler de sonunda Deniz Feneri olayı gelip “taşınması zor bir lekeye” dayanıyordu.

Banka hortumlamak...

Hazine’yi dolandırmak...

Belediyeyi soymak...

Devlet malını ucuza kapatmak...

Damadın üst yönetici yapıldığı holdinge devlet bankasından uygun şartlarda kredi aktarılmasına göz yummak türü ayıplı defolardan öte bir lekeydi.

Yardım parası yenmişti.

Almanya’da “merhamet soygunculuğu yapıldığı” belgeleriyle ortaya çıkmıştı. Deniz Feneri adlı derneğe “kamu yararı statüsü kazandırılmış” ve izin almadan yardım toplama ve topladığı yardımı yoksula, kimsesize, muhtaca dağıtma yetkisi verilmişti.

İktidar onun arkasındaydı.

Desteği çok yamandı.

TBMM Üstün Hizmet Ödülüyle ödüllendirilmiş, İslam Konferansı Örgütü’nün himayesine alınmış dernekle Almanya’da yolsuzluğa bulaşan Deniz Feneri e. arasında doğrudan ve dolaylı ilişkilerin bulunduğuna dair ciddi bulgular ortaya çıkmıştı.

Lekenin taşınması zordu.

Mutlaka hesap soracaklar, hesap sorulması sürecini hızlandıracaklar, bu gücü kendilerinde bulacaklar diye bekledim.

Çok kötü yanıldım!

Dün bu köşede yazmıştım, Deniz Feneri Derneği Ankara’da Büyükşehir Belediyesi’nden Hacı Bayram Camii arkasındaki tarihi evlerden birini veya birkaçını almış, müteahhitliğe de başlamıştı! Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, dün beni aradı ve “bu tarihi evlerin onarılması büyük para gerektiriyor, bu yüzden yap-işlet-devret modeliyle, ihaleye açarak, evleri tarihi değerleriyle, yenilemeye karar verdik. Deniz Feneri de ihaleye girdi, 29 yıllığına ihaleyi aldı. Restore edecek, masrafı yüklenecek ve 29 yıl kullanacak” dedi.

Koruyorlar!

Gözetiyorlar!

Destek veriyorlar!

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, geçen gün TBMM’de Başbakan’a cevaplaması dileğiyle bir soru önergesi verdi ve bu soru önergesinde “Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin şeffaflık ilkesini ihlâl etmesi sebebiyle; kamu yararına çalışan dernek statüsünden çıkarılması gerektiğine dair rapor düzenlenmiş olmasına rağmen; Hükümet’in raporu sümen altı ederek işleme koymadığı anlaşılmıştır. Bu yönde resmi bulgular tarafımıza ulaşmıştır” diyen uyandırıcı bilgiler yer aldı.

Eğri bir kama düşünün!

Vicdanlara saplanıyor!

Devletin ilgili kurumu bir rapor yazarak; Deniz Feneri Derneği’nin “kamu yararı statüsünü kaybettiğini” bildiriyor.

Milletvekili soruyor.

Bu rapor yazıldı.

Gereği niçin yapılmıyor?

Bu rapor yazıldıktan sonra geçen süre içinde derneğin topladığı ayni ve nakdi yardım ne kadardır? Almanya’da Deniz Feneri e.V’nin, Türkiye’de en azından 4 derneğe yardım yaptığı sabit olduğuna göre, bu derneklere yapılan yardımın tutarı nedir? Yapılan yardımların tutarı neden gizlenmektedir?

Taşınması zor bir ayıptı.

Sahiplenmezler!

Mutlaka hesap sorarlar!

Diye bekledim, bekledik!

Çok fena yanıldım.

Kamu yararı statüsü verilmiş müteahhit de yaparak korumaya, kollamaya, desteklemeye aldılar.

http://haber.gazetevatan.com/haberde...ryid=4&wid=108