On gün durmadan sürekli yazacağım, yazıyorum dedi; nihayet mektubu gönderdi Deniz Baykal’a ve şimdi; hemen yanıtlamasını istiyor: “Fazla bekleyemezmiş!”
Durumu özetleyelim: CHP lideri Baykal göbek adı Kürt açılımı olan demokratik-milli birlik projesi üzerindeki görüşlerini hemen her gün açıkladı.
RTE ne yaptı? Açılım dedi, ama içeriği nedir ne değildir, ülkenin birlik ve bütünlüğünden ne getirir ne götürür, açıklamadı. Bu yol, ayrışmaya çanak tutar diyen sağlıklı yorumlara değerlendirmelere… hiç değinmedi, hatta umursamadı!
CHP liderini RTE ile görüşmeye zorlayanlar bu ülkede yaşamıyorlar sanki; Başbakan’ın zaman zaman konuşmalarındaki kaba üslubu kullanmayan mektuptaki nazik üslubu alkışlıyorlar.
Yakın günlerde Baykal ile RTE arasında medya aracılığıyla süregelen tartışmalı açıklamaların içeriğine değinen yok.
***
Ne diyor RTE mektubunda? Görüşme gerçekleşirse “ülkenin önemli sorunuyla ilgili Baykal’ın görüş ve önerilerini alacakmış.”
Kamuoyumuzun belleği zayıftır ama son 20-30 güne sığan olayları ve açılımla ilgili açıklamaları unutacak kadar değil.
Deniz Baykal, 20 Temmuz’da Kürt açılımını açıkladıktan hemen sonra, sorunun çözümlenmesi gerektiğini yadsımadı ve fakat:
Ana muhalefet olarak destek verebilmek için birinci koşul olarak açılımın içeriğinde neler olduğunu veya olacağını hükümetin açıklamasını istedi.
İktidar çevreleri günlerdir eveleme geveleme sürecinde.
Kurumlarla kuruluşlarla, hatta yandaş gazetecilerle toplantılar düzenleniyor. Şu söyleniyor bu söyleniyor.
Ama açılım ne menem bir şeydir; -DTP’nin söylediği gibi Kürt sorunu- şişeden çıkan dev midir? Çare şudur budur diyemedi.
İçeriği açıklanmayan bir konu üzerinde görüşmenin anlamsızlığını öne süren CHP ve MHP, Bakan Atalay’ın görüşme istemini geri çevirdi.
İçeriğin parça parça da olsa açıklanması beklenirken… hayır; ne idüğü belirsiz açılımdan söz etmeyi sürdürdü.
Görüşmeyi kabul ederse Baykal’dan açılımla ilgili görüşlerini öğrenmek istiyormuş?
Baykal’dan açılımla ilgili görüşlerini ve önerilerini öğrenecek! Eee, sonra:
CHP’nin görüşlerini Bağdat’taki sağırlar duydu, dağdaki çobanlar biliyor. Çözüm raporları, önerileri ise tazeliğini hâlâ koruyor. Ve şimdi RTE hükümet olarak: sorunun çözümüne dair ana muhalefete tek bir bilgi vereceğini söyleyemiyor!
Vurdumduymazlığın böylesine pes ya’vu!
***
Sanki “muhatabını” tanımıyormuş gibi Baykal; “Gerçekleşecek buluşma bizi sürecin parçası yapmaz” diyor. Acaba?
RTE, içinden çıkamadığı bir yola saptı; tek başına, ana muhalefetsiz atacağı her adımın, oy yitmesinden de öteye çok daha ağır sorumluluğu omuzlarına yükleyeceğini biliyor.
Görünen köy kılavuz istemez: Görüşme olursa; ardından günlerce TV’de konuşacak; ana muhalefetin aykırı görüşleri olmasına karşın açılımın uygulamaya girmesine yeşil ışık yaktığını ifade eden, en azından duyumsatan konuşmalarla kamuoyunun beynini yıkayacak!
Bugüne dek nalıncı keseri gibi aleyhindeki olayları kendine yonttuğunu görmedik mi?
***
RTE’nin konuşmalarının pek çoğu geçmişi aşağılayan, kaba üsluplu ve saldırgan.
Şu ara Baykal’a nazik bir üslupla mektup yazması, “istisnaların kaideyi bozmayacağı” gibi ana muhalefetsiz bir yere varamayacağını kanıtlıyor ve… aldatıcı!
İktidar kadroları, hemen her gün CHP’ye yüklenmeden, hükümeti överken geçmişi kötülemeden günü geçirmiyor.
Yakın-uzak çevre Ankara’dan çıkıyor. Manisa’da ya da Ağrı’da, Akdeniz’de veya Karadeniz’de herhangi bir yörede bilinç altındaki saldırgan, siyasal nezaketin, etiğin sınırlarını aşan konuşmalar yapıyorlar.
Geçmişten bir öykü günümüzün adeta aynası:
Şair Ahmet Haşim, bir yerde bir dostuna kızgınlığını şöyle açıklamış.
“Beyefendi, beyefendi; siz onun ipek boyunbağına, şık kostümüne, kibar tavrına, tatlı diline aldanmayınız… O, tıpkı yataklı vagonlardaki pırıl pırıl aynalı kapılara benzer, tokmağı çevirip açtınız mı, arkası abdesthanedir!”
Söz Meclis’ten dışarı; ya şu fıkra? “İkinci Dünya Savaşı’nın ilk günleri. Ankara’nın şimdi yerinde yeller esen Baba Karpiç Lokantası’nda çakıştırıyorlar. Dördüncü kadehten sonra coşan bir politikacımız; ‘Şu Hitler’in bizim siyaset adamlarından nesi fazla?’
Yazar Ercüment Ekrem Talu, rakısından bir yudum içip yanıtladı: ‘Sadece bir (H)si!’”
Her şeye karşın iyi pazarlar efendim!
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla